DOLAR 12,59311.44%
EURO 14,22161.09%
STERLIN 16,81121.29%
ALTIN 720,271,03
BIST 1.776,41-2,35%
BITCOIN 7181796,48%
Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

12 56

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Oligarşi, Demokrasi, Hukuk Devleti

0

BEĞENDİM

ABONE OL

arlamenter sistem, anayasal sistem, demokratik kurum ve kurallar, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ilke kavram ve kurumları artık ortadan kaldırılmış durumdadır. İlkel sapkın çağdışı bir çete ve sistemi şimdilik var.  Halk ise sanal ve topal bir demokrasiden, gerçek çağdaş demokrasiye kavuşmak için çırpınmakta, arayış içinde.    
İddialar hep şu noktada sürdürülmektedir: Millet iradesinin ipotek altına alındığı, vesayetin bürokratik oligarşiye dönüştüğü artık anlaşılmış ve bunu değiştirecek bir istikâmete doğru yönelmiştir. Seçimler “başları boyunlarından burgulu heykeller gibi” sadece iktidarın başını değiştirmiş ama beden hep aynı kalmış ve bürokratik oligarşi fiili egemenliğini hep sürdürmüştür. Gecekondu ve çarpık yapılaşmayı onlar yapmış, düzeltilmesi seçilen iktidarlara kalmıştır. Ekonomiyi onlar “har vurup harman savurmuş”, derlenip toparlanması seçilmişlere bırakılmıştır.
 
Bu kesimin dediği şu; hiçbir alanda yeteneğini gösterememiş, üretken olmayan kişi ve kişiler seçimi kazanınca ülkeyi istediği gibi yönetmeli, hiç ama hiç kimse müdahale etmemeli, hiçbir kural kurum müdahale etmemelidir.
 
Böyle bir devlet var mı dünyada acaba! Devletler organizmalardır. Kalıcı kurumları, her zaman herkesin uyacağı temel kurallar yani yasalarla işler. Demokrasi yani seçimlerle yönetenlerin değişimi ayrı devlet ayrıdır. Demokrasi halkın; devleti yani kurumları kurallarla yöneteceklerin belli dönemlerde seçimi ile değiştirilmesi demektir.
 
Tutturmuşlar vesayet rejimi diye! Peki ama neden?
Çünkü her kesim kendi vasi olmak ister, kendi mutlak iktidarını kurmak ister. Destek istedikleri ise paryalar yani halk yığınlarıdır. Eğitimi düşük geliri düşük, sloganlara kavramlara biat edebilen yığınlar. İnsanlık tarihinde tüm diktatörler, oligarşik güçlerin kullandığı, istismar ettiği kesim halk yığınlarıdır.
 
Demokrasi ile vesayet rejimi arasındaki en önemli fark, üstünlerin hukukunun mu? yoksa hukukun üstünlüğünün mü? egemen olması kavramında düğümlenmektedir. Bu kavram, kurumların hukuka tâbî olmasını ve evrensel hak ve özgürlüklerin herkes için dikkate alınmasını, hukukun önünde “herkesin bir tarağın dişleri gibi eşit olmasını´´ gerektiriyor.
 
Şimdiye kadar dokunulmazlıkların arkasına saklanarak millet iradesini hiçe sayanlar, şimdilerde mutlak otoriterlik sistemi kurdular. Muhalif olanları sürekli gündemde tutarak arap sapkın dincilik çığlığı atmakta halk uyutmaya uyuşturmaya devam etmekteler. Oysa ne yargı siyasallaşmalı, ne de siyaset hukuksuzlaşmalıdır.
 
Türkiye`de yargı başta olmak üzere bazı kurumlar, oligarşik güç anayasalarının verdiği imtiyazlı konumdan yararlanarak kendilerini hukukun tanımlayıcısı ve tamamlayıcısı olarak görmektedir. Anayasa Mahkemesi bir senato gibi kendisini Meclisin; Danıştay da Hükümetin üzerinde görerek karar vermekte, siyaseten hemen her şeyden sorumlu tutulan hükümet ise kişiye odaklı bir yapını emrinde. Halk ise “eli kelepçeli, ayağı prangalı” bir halde sanki engelli yarış pistinde koşar gibi yol almaya yaşamaya çalışmaktadır.
 
İktidar ve oligarşik güçler arası iktidar kavgaları ile çıkarılan suni engeller olmasaydı belki de Türkiye bu gün on kat daha büyük olurdu. Bazen askeri müdahaleler, bazen de yargı yoluyla hükümetin “ayağına karpuz kabuğu konularak´´ başarısız olması ve toplumsal desteği kesilerek zayıflatılması hedeflenmiş, ürkütülen ekonomi ve azdırılan terörle bozulan istikrardan “parsa´´ toplanmaya çalışılmıştır. “Bulanık suda balık avlama´´ hesabı yapanlar, ikbal ve istikballeri uğruna milletin sıkıntısını hiçe saymakta, hatta bunu bile kendi lehlerine istismâr etmeye çalışmaktadır.
 
Çağdaş dünya`da soğuk savaşın en etkili silahı terör ve terör örgütleridir. Günümüz savaşları teknoloji ağırlıklı olduğu için galibin de mağlubun da yıkımına ve iki tarafta da iktidar değişikliğine sebep olmaktadır. Özellikle demokrasi ile yönetilen ülkelerde iş başındaki idareciler “maşa varken elle ateş tutmanın´´ zararına inandıkları için, terör örgütlerine eylem sipâriş etmeyi daha kolay, ucuz ve risksiz bularak tercîh etmektedir.
 
Bugün yüzümüze gülen dost kılıklı bazı ülkelerin, sırtımızı dönünce nasıl terör örgütünün sırtını sıvazlayarak eylem yaptırdıklarını bilgi ve belgeleriyle biliyoruz. Tırmandırılmaya çalışılan terörün arkasında, “kendi çalıp kendi oynayan´´ din maskeli hırsız sahtekar siyasi kadrolar oluşturdular.
İpleri ellerinde olan çete yönetiminde bir Türkiye gerçekleştirdiler. Karşılarında “kabına sığmayan” bir Türkiye buldular. Ama ne olursa olsun Türkiye geri dönülmez bir yola girmiş ve artık “cin şişeden çıkmıştır.”
 
Terörden siyasi ve maddi rant sağlayanların engelleme ve sulandırma çabalarına rağmen Millî Birlik ve Kardeşlik Türk Milletinin vazgeçilmez gerçeğidir. Anadolu’daki gönül bağımıza kezzap dökerek bizi bölmeye çalışanların ayrılıkçı gayretleri, kültürel köklerimizden aldığımız güçle yapıştırılıp geçmişte olduğu gibi şimdi de yok edilecektir.
 
Günün Sözü: Doğmalara göre düşünen insan, insan değil robotlaşan mekanik bir varlıktır.
 

Devamını Oku

MASKELİ FIRILDAKLAR

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Onlar kim mi?

Kimisi İslamcı, kimisi Milliyetçi-Ülkücü, kimisi Halkçı, kimisi Sosyalist, kimisi Kürtçü, kimisi Atatürkçü, kimisi Kemalist, kimisi Devrimci, kimisi Demokrat, kimisi Cumhuriyetçi, kimisi Muhafazakar görünür.

Hepsi de mangalda kül bırakmazlar.

Hepsi de o kimlikten geçinir. Kullanım alanı halktır. İstismar edilmeye sömürülmeye uygun kitleler.

Maskelerinin altındaki gerçek yüzleri bilelim.

İnsanlık tarihi; hak, adalet, eşitlik, özgürlük, baskı, kölelik, üstünlük çatışmalarıyla dolu.

Bütün dinler; insanların eşit olduğunu söyler

Bütün dinler; adaletle yönetimi telkin eder

Bütün dinler; kötülerle mücadeleyi esas alır

Bütün dinler; haklıyı savunur

Bütün dinler; paylaşımı önerir

Bütün dinler; ayrımcılığı reddeder

Ancak uygulama öyle mi?

Bütün ideolojiler; insanı esas alır

Bütün ideolojiler, eşitliği savunur

Bütün ideolojiler; özürlüğü savunur

Bütün ideolojiler; paylaşımı savunur

Ancak uygulama öyle mi?

Ama gelin görün ki:

Demokrasi denilen yeni din-ideoloji inanç ve sisteminde; seçilmişler, seçenler karşısında dokunulmazlık kazanır, üstün insan olur. 

Yani, Türkiye tipi demokrasilerde; seçilmişlere suç işlemek serbesttir

Normal vatandaş; Sen neymişsin be adam, der. Der ama elinden bir şey gelmez.

Demokratı, muhafazakarı, dinlisi dinsizi, milliyetçisi, milliyetsizi, çağdaşı, laikçisi, İslamcısı, liberali, sosyalisti, bölücüsü, tarikatçısı cemaatçisi, hizmetçisi için fark etmiyor. Yeter ki, seçil bir kere. Ondan sonra ölünceye kadar kendisi ve yakınları asalak böcekler gibi toplumda yaşar. Halk ta; yaşa varol sesleri altında kaderini yaşar. 

Siyasetçi iseniz, seçilmiş iseniz;

Hertürlü yalan söyleyebilirsiniz

Hertürlü hırsızlığı yapabilirsiniz

Hertürlü rüşvet verip alabilirsiniz

Hertürlü kalpazanlık yapabilirsiniz

Hertürlü katliam yapabilirsiniz

Hertürlü haksızlığı yapabilirsiniz

Hertürlü işbirliği yapabilirsiniz

Hertürlü ajanlık yapabilirsiniz

Hertürlü ispiyonculuk yapabilirsiniz

Hertürlü trafik suçu işleyebilirsiniz

Hertürlü görevi kötüye kullanabilirsiniz

Hertürlü görevi ihmal edebilirsiniz

Hertürlü dine girip çıkabilirsiniz

Hertürlü dolandırıcılık yapabilirsiniz

Hertürlü terörist eylemde bulunabilirsiniz

Hertürlü teröristle işbirliği yapabilirsiniz

Hertürlü teröristi övebilirsiniz

Hertürlü teröristle görüşebilirsiniz

Hertürlü inananları aldatabilirsiniz

Hertürlü insanı kandırabilirsiniz

Hertürlü kimliğe bürünebilirsiniz

Hertürlü yalaka olabilirsiniz 

Hertürlü duygu sömürüsü yapabilirsiniz

Hertürlü adaletsizliği yapabilirsiniz

Hertürlü hak yiyebilirsiniz

Hertürlü cinsi sapıkla görüşebilirsiniz

Hertürlü vatan hainliği yapabilirsiniz

Hertürlü makam ve unvan sahibi olabilirsiniz.

Her kanunda muhakkak ayrıcalıklı kişileri korumaya kollamaya yönelik madde sıkıştırılır.

Geniş halk kitleleri anlamaz, bilmez, okumaz. Okusa da anlamaz. Ama anlayanlar yetkili ve etkili kişililer yani toplumun emeği ile geçinen parazitler güruhudur. 

Yabancı ajan hukukçular uzman adı altında kamu güvenliği kanunu gereği görevdedir. 

Seçilmiş olmakla; Türkiye'de seçilmişlerin suç işlemesi serbesttir deniyor.

Türkiye'nin; Ortak milli ve manevi değerlerinde, Devletin varlığı ve bekası ile Milletin birlik ve bütünlüğünün surlarında gedik açılmıştır.

Açılan gedikleri kapatılacak, neden olanlar ise bedel ödeyecektir.

Günün Sözü: Erdemli olmayan insanın, dindar ya da çağdaş olmasının bir anlamı yoktur. 

Devamını Oku

Halk Uyutulurken Ajanlar Savaşı

0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Palyaçolar, sirk cambazları rollerini iyi oynuyor ve halk gerçekleri okuyamıyor, göremiyor anlayamıyor.

Türkiye’de artık açığa çıkan gerçek, karşıtları arasında örgütlü istihbarat savaşı yaşandığıdır.

Devletin istihbarat örgütleri ise parçalanmış durumda! MİT, Emniyet İstihbarat, genelkurmay istihbarat yanında bir de yeni kamu güvenliği müsteşarlığı gibi anlamsız mantıksız neye hizmet edeceği açığa çıkmış kurumlar var.

Hepsi birbirinden kuşkulu, hepsi birbirini takip eden dosya tutan dinleme yapan kuruluşlar. Ne ilginç ki devlet kavramı yerine cemaatçi, askerci, ulusalcı, mezhepçi kimliklere dayalı yapılanmalar, devlet kurumlarını bir ağ gibi sarmaya devam ediyor. 

 

Çete; Türk devletinin her yerine mikropları yerleştirdi, zevkle ülkeyi yönetme rahatlığı içinde. Çetecilere bakın, zevklenme katsayılarını anlamanız olanaklı.

Çete yandaşları nemalanarak yemişler yedikçe semirmişler semirdikçe sömürmüşler her ortamda Müslüman olduklarını yansıtmaya çalışıyorlar. Halk ise bunlar Müslüman diye peşinde. Oysa İslam’a göre bunlar münafıklar güruhu.

Yığınlar ise seyirci. Karşıt grupta olanlar ise dağınık ve birlik içinde değil. Hala, sen ben çekişmesi. Kişisellikten gruplaşmaya dönüşemeyen bocalama içinde olana şaşkınlar.

İddialar, ithamlar, belgeler; emniyet, cemaat, siyaset, medya çevrelerinde konuşuluyor. Konuşuluyor da ne oluyor, hiç. Bilinenlerin yani malumların ilanı yazılanlar. Peki iddia edilenler yaşanırken, kim hangi yetkiye sahip ve hangi yetkiyle iddia edilenler üzerinde gidecek?

Devletin kurum yetkileri her gün halkın karşısında birbirini suçlarken, güçler çatışması yaşanırken iddialar, deliller anlam ifade eder mi? Etmez etmiyor da!

Herkesim kendi istihbarat örgütünü oluşturmuş durumda. Yani ajanlar savaşı yaşanıyor.

Oysa bakın ajanlar savaşı dünyada devletler arasında olur. Türkiye’de ise iktidar ve muhalefet arasında ne ilginç değil mi?

Ajanlar; komplo ve kara para aklamada birer role sahiptir. Siyasetçiler, profesörler, gazeteciler, bürokratlar, STK üyeleri potansiyel birer ajandır.

 

Peki ya Türkiye’de ajanlar ne yapıyor dersiniz?

Bakın bu arada size ajanların gizli operasyonlarını anlama kılavuzunu da verelim. Belki çevrenizde siz izleyen gözetleyen takip eden bazıları vardır. Dikkatinizi çeker.

İllegaller: gizli servisler,  farklı ülekelerde yaşayan ajanlarına İllegaller adını vermişti.

Efsaneler: İllegallere ülkelerinden ayrılmadan önce kendilerini görevlendirildikleri ülke içinde barındıracak ve bir hayat kurmalarını sağlayan sahte kimlikler ve kişilikler.

Derin nüfuz: Yıllarca hatta onyıllarca hazırlanarak görevlendirildikleri ülkedeki toplumun bir ferdi gibi davranabilmeleri.

Stenografi: Yazılı mesajları gizleme teknikleri. Bunun modern versiyonu kamuya açık internet sitelerindeki dijital imaj kodlarını çözmeyi de içeriyor.

Geçici ağ: Laptop komputerleri geçici kablosuz ağ bağlantısı ile birbirine bağlama ve dosya alışverişleri.

Flaş geçiş: İki kişinin kalabalık bir ortamda birbirlerinin yanından geçerken kimseye farkettirmeden gizlice döküman ve malzeme değiştirmeleri.

Radyogram: Ajanın bağlı olduğu birime şifreli radyo bilgileri aktarımı.

Teslimat noktası: Bir ajan tarafından diğer ajanın daha sonra alması için üzerine küçük paketler bıraktığı yer.

(Ajan sözlüğünü de paraf yayınlarından çıkan “İşte İstihbarat”, “istihbarat ve İstihbaratçı”,  “Ajan, Casus, Muhbir, Haber elemanı” kitaplarımızdan ayrıntılı okuyabilirsiniz.)

 

Günün Sözü: Önem vermediğin insanlar ve dikkat etmediğin sözler seni sıkıntıya sokabilir.

Devamını Oku

Dikkat! Dinleniyor, Takip Ediliyorsunuz

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bilim ve teknoloji çağındayız. Yeni teknolojilerle; düşünceden ilişkilere yaşam tarzına kadar herşey değişime dönüşüme uğruyor.

ABD’nin Acholen sistemi ile Türkiye ve beş ülke de kurduğu dinleme ve takip üsleri dünya kamuoyunun gündeminde. Sadece resmi makamlar değil, isteyen herkes dinleyebiliyor. 

Yazılımlar ve cihazlarla bilgisayarınızdaki bilgi akışı takip edilerek bilgileriniz okunabilir, cep telefonunuz dinlenebilir, mesajlarınız okunabilir.

Yüklenilen yazılımla, cep telefonu kapalı olsa bile cihazın bulunduğu ortamın dinlenmesini sağlanabilir. Bir başka programla ise cep telefonlarındaki mesaj trafiği ele geçirilebilir.

GSM baz istasyonunun yakınına kurulan bir cihaz ise hiç iz bırakmadan o bölgedeki tüm cep telefonlarının iletişimi takip ederek, aynı anda yüzlerce konuşmayı kayıt altına alıyor.

 

Dinleme ve bilgisayar takip sistemleri

Saat görünümlü GSM dinleme cihazı: Duvar saati görünümlü GSM dinleme cihazı, şüphe uyandırmadan yerleştirilen ev veya ofislerin dinlenmesinde kullanılıyor. Üzerindeki GSM vericisi sayesinde mesafe sınırı olmayan cihaz, Amerika’dan bile aranarak aktif hale getirilebiliyor. 3 adet kalem pille çalışan saat, 2 hafta boyunca kesintisiz dinleme yapabiliyor.

 

Resim çerçevesinde GSM dinleme cihazı: İçerisine gizlenmiş GSM vericisi sayesinde, bulunduğu ortamı mesafe sınırı olmaksızın dinleme imkânına sahip resim çerçevesi, şık görünümüyle dikkat çekiyor. Cep telefonu ile aranarak, çok yüksek ses kalitesi ile net bir dinleme imkânına sahip cihazı kullanmak için gizli bölüme bir cep telefonu kartı yerleştirmek ve duvara asmak yeterli oluyor.

 

Casus SMS yönlendirme ve takip yazılımı: İnternet üzerinden satışı yapılan casus SMS yönlendirme ve takip yazılımı, yüklendiği cep telefonlarının mesajlaşma trafiğini ele geçiriyor. Yüklenilen cep telefonunun tüm mesajlarının kopyasını gizlice istenilen bir cep telefonuna yönlendiren yazılım, iz bırakmıyor.

 

Kapalı cep telefonlarından dinleme yapma yazılımı: Phone dead yani telefon kapalı iken dinleme sistemi ise dikkat çeken diğer programlardan biri. Hiçbir şekilde telefonda görünmeyen ve tamamen gizli çalışan yazılım, uzaktan bir başka cep telefonu ile kontrol ediliyor. Ancak yazılımın yüklendiği telefon, belirli bir numaradan aranıp dinleme yapabiliyor. Farklı özellikteki bazı programlarda ise gönderilen bir kısa mesaj (SMS) komutu ile o telefonunun istenilen bir numarayı sahibine hiçbir belirti vermeden araması sağlanarak, bulunduğu ortam dinleniyor. Programın 2 saatlik demo sürümleri internetten indirilebiliyor.

Başka program ise: Yüklenen telefondaki tüm aktiviteleri izleyerek, SMS yoluyla istenilen cep telefonuna gizlice gönderiyor. Bu arada cep telefonundan yapılan görüşmeleri anında bir mesaj ile raporlayan sistem, gizlice araya girerek, görüşmenin dinlenmesini sağlıyor. Program sayesinde önceden tanımlanan numara ile yapılan her aramada, herhangi bir zil sesi, titreşim, ışık ve ekranda hiçbir belirti olmadan telefon açılıyor. Böylece telefonun bulunduğu ortamdaki konuşmalar ve sesler dinlenebiliyor.

Program uzman kişiler tarafından da saptanamayabilir. Trojan veya virüs olmadığı için de antivirüs veya antispyware güvenlik yazılımları tarafından da tespit edilemiyor.

Casus kameralar: Kalem düğme ve vida görünümünde kameralardır. Kravat ve çantalara gizlenmiş mini kameralar istenilen yere kolayca kamufle edilebilir. 

Casus bilgisayar programları; hedef alınan bilgisayar ve internet bağlantılarını takip ediyor.

Bilgisayardaki tüm işlemleri gizlice kaydeden ve arşivleyen program, tamamen gizli ve görünmez özelliğiyle dikkat çekiyor. Programı antivirüs programları bile tespit edemiyor.

Programı; sadece kuran kişi önceden kendi belirlediği şifre tuşlarla görüntüleyip kaydedilmiş tüm sohbetleri, yazışmaları ve elektronik postalar ile ziyaret edilen tüm siteleri izliyor. Belirlenen aralıklarla bilgisayar ekranındaki görüntülerin resimlerini çekerek kaydeden program, bu bilgileri önceden tanımlanan bir elektronik posta adresine de gönderiyor. Ayrıca program sayesinde bilgisayarda kullanılan tüm şifreler ele geçirilebiliyor.

Bilgisayara uzaktan kurulabilen casus program ise: Bir elektronik posta ile hedefteki bilgisayara gönderiliyor. Bilgisayar başındaki kişi kendisine ulaşan elektronik postayı açtığı anda program gizlice kuruluyor. Kurulduğu andan itibaren kayıt yapmaya başlayan program, internetin aktif olduğu her an, elde edilen verileri istenilen kişiye elektronik postayla iletiyor.

 

Günün Sözü: Bilgiye hakim olan, dünyaya da hakim olur.

Devamını Oku

Sapkın İslamcı Arapçıların Çığırtkanlığı

0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

MÜSLÜMAN GÖRÜNEN,

MÜSLÜMANLIKTAN GEÇİNEN,

MÜSLÜMANLIĞI İSTİSMAR EDEN,

GENETİK GELİŞMESİNİ TAMAMLAYAMAMIŞ,

KİMLİK, KÖKEN, KİŞİLİK BUNALIMI YAŞAYAN,

Türkiye’de Arap kökenlilerin ve nemalanan hırsız, yalancı, İslamcı Arapçıların çığırtkanlıkları sürüyor….

 

Protesto eden tiplere, TV’de papağan gibi aynı şekilde konuşan siyasetçi, akademisyen tiplere dikkat edin..

Gazetelerde aynı şeyleri yazanların tiplerine konuşmalarına dikkat edin…

Protesto edenler genetiği bozulmuş tipler…

İlginç hiç bir Arap ülkesinde protesto yok…

Arap siyasetçiler, akademisyenler konuşmuyor yazmıyor..

Zihinsel ve genetik özürlü siyasetçilerin, akademisyenlerin örgütlediği Arapçı-İslamcılar İslam diye ne kadar hurafe varsa onları konuşuyor tartışıyorlar,, insanların kafasını karıştırıyorlar.. Hala neyin günah neyin günah olmadığına karar veremediler.. Her İslamcı kendine göre bir İslam’ı anlatıyor, yaşıyor, savunuyor..

 

NEDEN diğer Müslüman katliamlarına aynı protesto gösteri yapmıyorlar acaba.

Unutulmamalıdır ki; İslam diye Arapçılık yapılıyor..

 Arap sahtekarlar, Araplaştırma faaliyetleri için milyarlarca dolar akıtıyor.

İslam dini görüntüsü altında Araplaştırmak için gönüllüler çok..

İslam dini ile Araplar; Arap olmayan Kuzey Afrika’yı, Mısır’ı, Suriye’yi, Irak’ı Araplaştırdılar..

Zira din dili; düşünceyi, yaşamı iletişimi şekillendirir.

Bunlar İslam dünyasında NİFAK ektiler.

Her İslam ülkesinde ayrı bir İslam anlayışı, düşüncesi yaşamı var.

 

İslam Ümmeti diye bir şey var mı ki?

Afganistan, Doğu Türkistan da Müslümanlar katledilirken, Libya’da, Mısır’da, Suriye’de, Irak’da Müslümanlar birbirini katlederken kim kime destek verdi?

Türkiye’de 10 yıldır yalanın talanın hırsızlığın kumpasın ihanetini birlikte sergileyenler şimdi birbirinin can düşmanı değil mi?.

İslamcı örgütler arasında ayrım yapan, yandaş örgüt katliamına cevaz veren ses çıkarmayan destek olanlarla, karşı çıkanlar Müslüman kardeşliğinde olabilir mi?

Daha orucu neyin bozup bozamadığına neyin günah olup olmadığına karar veremeyen her tarikatin her cemaatin kendine göre İslam anlayışı olduğu yerde ümmetten bahsedilebilir mi?

 

Türkiyeli İslamcı Arapçılar; duyarsız, ruhsuz, kimliksiz ve kişiliksizdirler.

Köksüz, kimliksiz hainler; dillerinden milletimiz sözünü düşürmezler.

Köksüz, kimliksiz hainler; İslamcı görüntü altında milleti aldatmaya, milletin milli ve manevi değerlerini istismar etmeye devam ederler.

Türk Milleti, lanetli Arapları, Arapçıları anladıkça, tanıdıkça; Türk kültür, tarih ve medeniyetini, çağdaş dünyanın onurlu, saygın bir üyesi olduğunu daha iyi anlayacak ve öze dönecektir.

 

Günün Sözü: Sığ derede yüzmekte zorlananlar, engin denizlere açılmaya cesaret edemez.

Devamını Oku