DOLAR 12,59311.44%
EURO 14,22161.09%
STERLIN 16,81121.29%
ALTIN 720,271,03
BIST 1.776,41-2,35%
BITCOIN 7181796,48%
Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

12 56

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Tebrikler Ordumuzun Kurmay Aklına

Tebrikler Ordumuzun Kurmay Aklına
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Önce kitabı ortasından okuyacağım;
Bu yazı bir AKP güzellemesi değildir. Ben ömrümde onların partisine oy vermedim bundan sonra da oy vermeyeceğim.
Peki neden;
Neden olacak partizan düşüncelerini ve kendi seçmenlerinden başkasını adam yerine koymayan “hatta kendi dışlarındakilere vatan haini” damgasını reva gören siyasetlerinden nefret ediyorum.
Ama milletimi de vatanımı da devletimi ve ordumu da çok seviyorum.
Bu yazı ordumuzun kurmaylarına bir güzellemedir.
Onlar siyasetçiler gibi ortalıklarda görünmezler ve “küçük dağları ben yarattım” havalarına da asla girmezler.
Ama görevlerini de sonuna kadar yaparlar.
İşte onun için övgülere layıktırlar.
Şimdi gelelim esas konumuza;
Ben harp tarihini hakkında çok kitap okudum ve epeyce de bilgili sayılırım.
En iyi bildiğim konu da 2. dünya savaşı ve o savaşın muharebeleridir.
Mesela Amiral Doenitz ve Alman denizaltıları “U-Botlar”
Ve tabii onların “Kurt sürüsü” harekatları.
Alman donanmasının denizaltıları “Kurt sürüsü” harekatıyla 2. dünya savaşının neredeyse seyrini değiştiriyorlardı.
Ve o taktik harp tarihinde de çok önemli bir yere sahipti.
Peki o Kurt sürüsü harekatı ile bugünkü savaşlar arasında bağlantı nerededir;
Bağlantı şuradadır ki 21. yüzyılda o deniz harekatı taktiği hava savaşlarına adapte edilmiştir.
Bu adaptasyonu yapan da Türk kurmay aklıdır.
Şöyle ki;
Türk ordusu bu taktiği “siha’lar ile uygulamış ve Suriye İdlip de başarılı olmuştur.
Sadece Sihalar değil tabii Aselsan yapımı ve düşman radarların kör ederek hareketsiz bırakan Koral sistemleri de bu harekatta önemli görevler yapmışlardır.
Bunun sonucunda Suriyenin hava savunma sistemleri ve yüzlerce tankı tahrip edilmiştir.
Aynı taktiği Azerbaycan Türk Ordusu da şu anda uygulamaktadır.
Bu harekatın sonucu da kuş gibi avlanan tankların eski önemlerini yitirmesidir.
Yani savaşların seyri değişmektedir.
Bu Türk ordusunun kurmay aklının zaferidir.
Onlar siyasetçiler gibi ortalıklarda görünmeyen gerçek kahramanlardır.
Tabii aynı zamanda başta TAİ. Aselsan Roketsan Havelsan ve Bayraktar firmaları olmak üzere 50 yıllık Türkiye savunma sanayii tarihinde emekleri olan “ve burada adlarını da sayamadığımız”çok sayıda firma da bu harekatlarda pay sahipleridir.
Tabii 50 yıllık süreçte ülkemizi yöneten ve savunma sanayiine destek olan bütün yönetimler de teveccühe mazhardırlar.
Ama aslan payı bu taktikleri geliştiren TSK’nın kurmaylarınındır.
Hepsine teşekkür ve tebriklerimizi sunuyoruz.
İyi ki varlar.
Elleri beyinleri dert görmesin.
Devamını Oku

Eskiden Ne Kadar Güzeldi!

Eskiden Ne Kadar Güzeldi!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eskiden derken soğuk savaş zamanını kastediyorum.

Herkes dostunu düşmanını bilirdi!

Bir tarafta NATO diğer tarafta da Varşova paktı vardı.

Yani saflar belliydi.

Ne kadar güzel değil mi!

Peki şimdi öyle mi?

Değil tabii;

Örnek vermek gerekirse;

Suriye’nin batısında Ruslara müttefikiz!

Doğusunda da ABD ile papaz olduk.

Libya’da da Rusya karşı tarafta.

Azerbaycan Ermenistan çatışmasında da Rusya bölgede AB ile papaz oldu onun için bölgede el altından bizi destekliyor;

Tabii ki Azerbaycan Karabağ’ı alana kadar;

Aslında Ermenistan’a bir ders vermek istiyor.

Tıpkı Ukrayna örneğinde olduğu gibi.

Bu arada Ukrayna da çatışmalarda Azerbaycan’ın yanında.

Olan aynen bu;

Eski dost(!) ABD’nin derdi de bütün bölgeye demokrasi getirmenin derdinde.

Tıpkı Irak’a getirdiği gibi!

ABD nin kafasının arka planında da bölgedeki çatışmaları arttırmak ve İsrail’in güvenliğini sağlamak var.

İran ve İsrail zaten epey zamandır düşmanlar.

Müslüman İran Hristiyan Ermenileri destekliyor İran ile papaz olan İsrail de Azerbaycan’ın yanında onların (ABD ve İsrail) derdi de İran’da Türkleri kullanarak parçalayıp zayıflatmak.

Sizi bilmem ama benim beynim şişti ve kafam karıştı;

Bilmem sizin de kafanız karıştı mı;

Gerçekten eskiden daha güzel !!! değil miydi?

Devamını Oku

Kurt Kışı Geçirir Ama Yediği Ayazı Unutmaz

Kurt Kışı Geçirir Ama Yediği Ayazı Unutmaz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ben Türkiye’nin son 50 yılını yaşadım ve yaşadıklarımı da asla unutmadım.

İyilikleri de kötülükleri de…

Burada yazacaklarım yaşadıklarımın ve hafızamın ürünleridir.

İlk yazacağım konu o zamanın ABD başkanı olan Johnson’un İnönü’ye yazdığı mektuptur.

Bu mektup şimdiki ABD başkanı Trump’un Erdoğan’a verdiği mesaja benzer.

O mektupta Türkiye’ye tam tabiriyle “aba altından sopa” gösterilmişti.

Merhum İsmet İnönü’nün bu mektuba cevabı da “Yeni bir dünya kurulur Türkiye’de bu dünyada yerini alır” oldu.

Ayrıca yine 60’lı yıllarda Türkiye Kıbrıs’ta Türklere yapılan saldırılara “garantör olmasına rağmen” müdahale edemedi.

Sebebi de çok basitti;

Çıkarma gemilerimiz yoktu.

Ayrıca “elimizdeki silahlar NATO silahları olduğu gerekçesiyle” NATO patronu ABD onları kullanmamamızı talep etmişti.

İşte o yıllarda “Millet yapar” kampanyaları yapıldı.

1967’den 1974’e kadar Türkiye çok sayıda çıkarma gemisi yaptı ve “dünyadaki en zor harekatlardan biri olan” amfibi harekatı Kıbrıs’ta bu gemilerle icra edildi.

1974’ten sonra da ambargolar geldi.

İşte bu ambargolar sayesinde şerden hayır doğdu;

Önce Aselsan kuruldu;

Roketsan, Havelsan ve Tusaş gibi çok sayıda kuruluş da arkasından geldi.

Bugün Türkiye kendi silahlarını kendi yapabildiği bir noktaya geldi.

Bu konuda araya bir de hatıramı koyacağım;

Rahmetli çocukluk ve gençlik arkadaşım Yahya Erdoğan o zaman donanmamızın gemilerinden birinde makine subayıydı ve donanmanın çok sayıda gemisi de parça yokluğundan tersanelerde yatıyordu.

Parçaları Yahya’ya vermişlerdi ve ona da “fabrika fabrika dolaş bunları nerede yaptırabileceğimizi bul” emrini de vermişlerdi.

Yahya o parçaların Eskişehir’de lokomotif fabrikalarında yapılabileceğini buldu ve yaptırılmalarına vesile oldu.

Ruhu şad olsun.

O ambargolar bugünkü savunma sanayiimizin kurulma sebebidir.

Bugün dünyanın en son sistem insansız hava araçlarını yapabiliyorsak sebebi 70’li yıllarda maruz kaldığımız silah ambargolarıdır.

Bugün düşman radarlarını körelten elektronik savaş aletlerini ve denizaltıları ile modern füzeleri de yapabiliyoruz.

Bilgisayarınıza “Koral sistemleri” yazın ne demek istediğimi orada göreceksiniz.

Onların sebebi de 70’li yılların silah ambargolarıdır.

Yani tam tabiriyle “kötü komşu bizi ev sahibi yaptı

Olan aynen budur.

Siyasetçilerin hepsini biz yaptık sözlerine de aldanmayınız.

Bu en az 45 yıllık bir süreçtir ve 45 yıllık bilgi birikimi söz konusudur.

O sürecin içerisinde bütün siyasi iktidarların da emeği ve gayreti vardır.

Hiçbirini görmezden gelemeyiz.

Hepsinin ellerine sağlık.

Şimdi Kanada da Türkiye’ye silah ambargosu koymuş;

Vız gelir tırıs gidersiniz.

Bulunmaz Hint kumaşı değilsiniz sizin vermediklerinizi biz başka yerden de buluruz kendimiz de yaparız.

Bu teknoloji de bilgi birikimi de Türkiye’de mevcuttur.

Savunma sanayiimiz Türkiye’mizin yüz akıdır.

Biz Türkiye’ye silah ambargosu koyanları da Azerbaycan-Karabağ‘da işgal ve katliam varken susarak zulme dolaylı destek veren emperyal güçleri de onların küresel uzantılarını da unutmadık.

Unutmayacak ve unutturmayacağız.

Tıpkı kışı geçirdiğimizde yediğimiz ayazı unutmadığımız gibi.

Devamını Oku

Ben Adalı Mehmet’im

Ben Adalı Mehmet’im
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Daha doğrusu İstanbul’da ülkücü camia arasında “Adalı” lakabıyla tanınırım;

Bunun sebebi de 1960 yılından 1986 yılına kadar İstanbul Heybeliada’da yaşamam ve adada büyümemdir.

Heybeliada da ise “Bursalı Mehmet” olarak tanınırım.

Adalı olmaktan da Bursalı olmaktan da her zaman gurur duydum.

Adada yaşamam dolayısıyla çok sayıda gayrimüslim vatandaşlarımız ile tanıştım onlarla şahsi dostluklar da kurdum.

Onların bazılarıyla derin dostluklarım da vardır.

Onları her zaman TAŞNAK veya EOKA çetecilerinden ayrı tuttum.

Bunu da “hiç saklamadan” her zaman ifade ettim.

1982 yılında adada set yokuşunda düşğüm ve suratımın şeklinin değiştiği ve ön dişlerimin de yolda kaldığı zaman yardımıma ilk defa eczacı Andon Bey koştu.

Toprağı bol mekânı cennet olsun.

Ada Rumlarını da hiçbir zaman Kıbrıslı EOKA çetecileri ile bir tutmadım.

Ben de Ermenistan’ı “Haydut devlet” olarak görenlerdenim.

Aynı haydutluğu 1. dünya harbinde Rus çarlığı kışkırtmasıyla Devlet-i Aliye’nin cephe gerisini vuran TAŞNAK’çı vekalet savaşçıları da yaptılar.

Şimdi yazacaklarımı babamın amcası Hüseyin Sayın’dan duydum;

Hüseyin dedem savaş sırasında TAŞNAK Ermeni isyanının bastırmaya giden orduda askermiş.

Onun anlattığına göre Sivas Erzurum arasında Türk köylerinde bir tane canlı insana da hayvana da rastlamamışlar insanlar camilerde hayvanlar ahırlarda yakılmışlar bunların hepsini de Hüseyin dedem görmüş anlatırken ağlamaklı olurdu.

Savaşta cephe gerinizi vuranlar da “dünyanın her yerinde” tehcir edilirler.

Aynı şey batı Anadolu’da da oldu Egeyi ve Marmara’yı işgal eden vekalet savaşçısı Yunan ordusunun faturasını da Anadolu’dan sürülen yerli Rumlar çektiler.

Ve tabii onlara karşılık Yunanistan’dan Türkiye’ye getirilen mübadil Türkler de aynı cezayı çektiler.

Anadolu’daki TAŞNAK Ermeni isyanında 519.000 Türkün katledildiği raporlarla sabit olup devlet arşivlerinde mevcuttur.

Bunların bir kısmını da bu araştırmalara katılan gazeteci Ali Eşref Uzundere arkadaşımdan öğrendim ondaki fotoğrafları da gördüm o araştırmalarda Eşref köy köy gezmişti.

Ayrıca Heybeliada’da alt kat komşum Hava Plt. Albay Atilla Altıkat Kanada Ottawa da ASALA katilleri tarafından katledildi.

Onlar da o haydut devletin çeteleriydi.

O ASALA çetesi çok sayıda Türk diplomatını da katletti.

Türk istihbaratı tarafından etkisiz hale getirilmeselerdi daha da devam edeceklerdi haydutluklarına.

Katliam Karabağ’da Hocalıda da devam etti ve öylesine vahşet vardı ki çocukların ve kadınların derileri dahi yüzüldü.

Maalesef ki o katliamları yapanların bazıları da doktordular.

Allah onların belasını versin.

Şimdi bugüne sıra geldi.

1992 de Hocalı katliamını kınamadıysanız ve hatta görmediyseniz zulme karşı susan dilsiz şeytansınızdır.

Ve bugün barış havarisi görünme şansınız da konuşma hakkınız da yoktur.

23 Nisan’dan sonra hangi günün geldiğini ben de biliyorum ama Anadolu’da “hayvanlarıyla birlikte katledilen” 519.000 Müslüman Türkün hesabını kim verecek?

Bir zahmet onu da söyleseler de biz de bilsek.

Son olarak işgal edilen topraklarını kurtarmak bir devletin en meşru hakkıdır.

İşte bu gerekçeyle bütün ruhumla ve vicdanımla Azerbaycan’ın yanındayım.

Ayrıca milletler ve devletler arasındaki ilişkilerde dostluk veya düşmanlığın değil milli menfaatlerin geçerli olduğunu da çok iyi biliyorum.

İlk sözüm de son sözüm de “NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE”dir.

Devamını Oku

Her Şart Altında Barış mı?

Her Şart Altında Barış mı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Veya her şart altında “Yurtta sulh cihanda sulh mu?

Öyle değil tabii bazen zaman gelir her şart altında barış diyemezsiniz.

Vatanınızın işgal altında bulunması o istisnalardan biridir.

şünceme göre vatanı için canını feda etmesini bilen milletler büyük milletlerdir. Bu açıdan Türk milleti bu büyük milletlerden biridir.

Bence de en büyüğüdür.

Başka hangi millet büyüktür diye sorarsanız “aslında hiç sevmediğim” Rusları sayabilirim.

Bir de Japonları tabii.

Bunlar ilk aklıma gelenlerdir

Nazi işgaline karşı Stalingrat da efsanevi bir savunma savaşı veren Ruslar da bana göre büyük milletlerden biridir. Benim onları sevip sevmemem de bu gerçeği değiştiremez.

Gün gelir ülkeniz işgal altına girer ve düşman çizmesini defetmek için savaşmaktan başka çareniz kalmaz.

İşte o gün “her şart altında barıştan yanayım” diyemezsiniz.

Örnek vermem gerekirse;

Yunan ordusunun Polatlı’ya kadar geldiği ve top seslerinin Ankara’dan dahi duyulduğu anda Gazi Meclisin tek çaresi son kurşununa kadar savaşmaktı .

O savaşı Türk askeri kazanmasaydı bugün erkeklerimizin adları Yorgo veya Hristo kadınlarımızın adları da Eleni veya Anna olacaktı.

Bunu bile bile “Millî mücadeleyi Yunan kazansaydı daha iyi olurdu” diyenleri de Allaha havale ediyorum.

Bugün Azerbaycan Türkleri de Karabağ’da işgal altındaki topraklarını kurtarmak için savaşıyor.

Azerbaycan’ın kendi topraklarını işgalden kurtarmak için savaşması onların en meşru haklarıdır.

Olan aynen budur.

İşte bunun için Türk milleti de onların arkasında duruyor.

Allah vatanını savunanların hepsinin yardımcısı olsun.

Devamını Oku