DOLAR 12,48580.31%
EURO 14,0793-0.1%
STERLIN 16,64480.11%
ALTIN 713,130,03
BIST 1.776,41-2,35%
BITCOIN 7120745,91%
Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

12 56

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Görünmeyen Gündem

Görünmeyen Gündem
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli arkadaşlar sizlerle birkaç yıllık tarih yolculuğuna çıkmak istiyorum. Hedefimiz büyük resmi şöyle bir seyretmek.

Değerli arkadaşlar yakın geçmişimizde dost kardeş bir Suriye ülkesi vardı nerdeyse bize katılacaklardı o derece içli dışlı idik. O kadar içli dışlı olduk ki dış ülke finansmanı ile 911 km lik sınır hattında 1 tane mayın bırakmadık. Şu talihe bakın Allah işte biz mayınları kaldırdık. Hemen arkasından iç savaş çıktı. Bizim can kardeş Esat nasıl olduysa bir anda katil ve hain Esat oldu nasıl oldu diye sormadık. Ya bu adam katil dide niye canım kardeşim diyorduk da demedik hiçbirimiz. Emevi Camisinde Cuma’ya niyet ettik. 9milyon cemaat bize namaza değil nargile içmeye geldi.

Şimdi değerli arkadaşlar Ayyıldız Hareketi Lideri Ümit Özdağ Hocamız bas bas bağırıyor; “hedef Ülkemizin demografik yapısını bozup bölmek” diye. Devam edelim tarihe.

Tabi bu arada biz Suriye’de terör örgütleri ile savaşıp şehitler verdik. Yetmedi Rejim ile de çatışmalar yaşadık şehitler verdik. Bu operasyonlara Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatları isimlerini verdik. Adlarına zafer dedik ki Doğrudur Dualarla kurbanlarla Salavatlarla uğurladık. Destan yazdılar bunda sıkıntı yok. Sonuç ne oldu. ABD ve RUSYA ile iki anlaşma imzalandı. Bu anlaşmalar ülkemizde zafer havasında karşılandı. Vay be masada zafer aldık diye fener alayı düzenleyecektik ki… uyandık.

Meğer anlaşmanın en önemli konusu ABD ve Rus tampon bölgeleri imiş. Yani Kuzey Suriye de PYD/YPK PKK terör örgütü ile aramıza Amerika’yı sokmuşuz. İşte o günden beri bu tamponu geçip Suriye’de operasyon yapamıyoruz. Yarın devlet kuruyoruz deseler ABD İzin vermez ise operasyon yapamıyoruz. “ABD kimmiş de bize engel olacakmış” diyecektim ki papazı hatırlayıp vazgeçtim. Kısaca teröristleri kendi ellerimizle Garantili koruma altına alan ülke olarak tarihe geçtik.

Bu bilgiler ışığında resmi büyütüyoruz arkadaşlar.

Güney sınırımızın demografik yapısı değişmiş, nüfus Arap çoğunluğa Kilis ve Hatay başta birçok noktada ulaşmış, mayınlar temizlenmiş, sınır güvenliğinden eser kalmamış. Sınırımızın 15 km., yani 20 dakika altında ABD tam teçhizat arkasında da her gün palazlanan PKK’nın tüm kadroları ile akın akın aktığı PYD var. Bu aralar Türkiye’de silahlı eylem yerine yangın çıkarmak onlar için daha kolay çünkü Suriye’den yolladıkları milyonlarca Suriyelinin evlerinde şehirlerinde devletleşiyorlar.

Ve biz hiçbir şey yapamıyoruz. Zira mayın yerine sınıra (15km)den ABD çektik. Kime patlayacak nasip diyeceğiz.

Son tahlilde, bunların hepsinin hala birbiri ile bağlantısı olmadığını düşünen zevata bir şey demek haddimiz olmasa da evet bu bir oyun diyenler için Ayyıldız hareketi olarak haykırıyoruz.

Uyan Türkiye’m Nitelikli işgal başladı. Kurtarılacak bir Vatan var. Ve bu işgalin resmine isim veren “nitelikli bir işgal le karşı karşıyayız” diyen Ümit Özdağ bu yola baş koydu. Kurtuluş tehlikeyi kavramak ve sorunu doğru analiz eden Lidere destekle mümkün. Hiç merak etmeyin ÜMİT var. Mutlaka başaracağız, mutlaka hep birlikte sığınmacısız tam bağımsız Türkiye olacağız. Hepinizi saygı ile selamlıyorum.

Devamını Oku

Bir ülke nasıl batırılır…

Bir ülke nasıl batırılır…
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu asla bir kişiyle, bir anda, bir yılda, ya da tekbir şekilde mümkün değildir. İyi planlama gerektirir. Çok yönlü çalışmakla işi gizlemek için sürekli hedef saptırmak; gündem karalamakla olur.  Beyler batmak ciddi bir iştir…

Evvela umut olmak gerekir. Karamsarlığın zirve yaptığı bir dönem de baskıların arttığı insanların huzursuz hissetmelerinin sağlandığı şartlarda ortaya çıkılır büyük bir umut olarak. Her alanda gelişme kalkınma özgürleşme vaat edilir. Halkın hassas noktalarına temas ederek dini, örfi, milli duygularını sömürerek aidiyet yaratılır. Örneğin göreve gelinirse inanç baskısı kaynaklı zulme son verileceği söylenir ve umudun adı olunur. Bu öyle bir umuttur ki tarım ekonomi dış politika sağlık Milli duruş vb. hiçbir politikanın anlatılmasına ya da seçmene geçirilmesine gerek kalmaz ülkenin küçücük bir tarım köyünde sabah namazını kılıp koştura koştura sandığa giderek oy verilmesini sağlar.

 Ve iktidar olunur…

İlk iş liyakat ehli kadroları biat ehli kadrolarla değiştirmek olur. Ki yapılacaklara “ya dur, bu olmaz” diyerek engelleyecek görev adamları çıkmasın. İkinci iş yenecek herzeleri örmek ve istendiği gibi göstermek için denetleme ve analiz mekanizmalarını ele geçirmek ve lav etmek gerekir.

Evet artık at koşturma vakti gelmiştir…

Oluşturulan medya da ard arda zarar eden kamu varlıkları haberleri yaptırıp Devlet adına ne varsa eder değeri konmadan ihaleli ihalesiz ederine fiyatına bakılmaksızın satma vakti gelmiştir. Ve 100 yılık ülke birikimini satıp üstüne bi sigara yakılıp ohh denir bölüm bir tamam.

İkinci bölümde geçici ferahlık yaratmak lazım. Çünkü sinmeyen bi kısım cılız sararmış muhalefet bu işleri eleştirecek. Onları susturmak için görünecek bağzı işler yapılmalı.  Mesela yurtdışından bir müteahhit getirtilip ona köprü yaptırılır. Köprü için müteahhitte devlet bankasından devletin parasını kredi olarak kullandırıp 20 sene gün gün geçme garantisi ve geçmeyen olursa da devlet olarak ödeme garantisi verilir. Bide müteahhidin sırtını sıvazlandı mı ohhhh müteahhit yapmasın da ne yapsın. İş hükümetten kredi devletten krediyi geri ödemeye dair gelir garantisi devletten birkaç yılda amorti yirmi sene gelir garantisi devletten. Ayıp derler ayıp daha ne yapsın bu hükümet. Bu gelir garantili Devlet kredili yatırımlara Şehir hastanelerini ve havalimanlarını da ekleyerek iyice cila atılır.

Üçüncü bölümde hem birşeyler yapıyor görünmek hem de ülkeyi büyüten üretimi bitirmek lazım. Çünkü seçimler gelip geçiyor. Bozulan sektörleri toparlama umudu pompalamak lazım E muhalefet zaten sarı dur diyen de yok. Önce tarıma el atılır mesela Trakya daki ayçiçeği tarlaları kanola tarlalarına dönüştürülüp ayçiçeği yağı ithalata endekslenir. Satılan şeker fabrikaları yüzünden hayvancılıkta yem fiyatlarındaki artışla nasibini alır. Ama yetmez dört bir yandan ithal hayvanları gümrük vergisi 0 olarak getirtip altın vuruş yapmak ihmal edilemez. Sırada özel sektör var. Onu tümden bitirmek mümkün olmadığı için büyük ya da büyüyen firmaları egale etmek gerekir. Bi AVM çılgınlığı yaratıp esnaf dediğimiz şeyi tarihe karışma safhasına getirmek kolay olmuştur.  Ama üretim işletmeleri kafa karıştırır. Ee bundan kolay ne var Yüksek bedelli bütün Kamu ihalelerini 5 kişilik bir masaya pay edip 200 milyar dolarlık işi 5 firmaya yaptırıp diğer firmalara hava aldırmak bu sorunu da çözer. Ama artık sesler yükselmeye başlamıştır. Önce mağdur edebiyatını sahneleyip sonra bu yükselen sesler devletin tüm kademelerine itina ile yerleştirilen ya da yerleşmesine göz yumulan satılık hain kadrolara fason terör örgütleri  ismi ile iftira kaset kumpaslarıyla kestirilir.  Yetmez tabi işler istendiği gibi gitmeyince kazanılmış zaferlere ihtiyaç olur. Adına çözüm diyerek illere ilçelere terör yığınağı yapılmasına göz yumulur yumulur ki yarın tankları sokup temizlik yapacak ve zafer kazandık deyip halkın gözünden kalkmaya başlamış perde daha sağlam indirilsin. Ama gene yetmez çünkü ekonomi iyice bozulmuş ama bitmemiştir. Zaman gerekmektedir. Çünkü Sistem hala çalışıyor. Bu da Sistem değişikliği ile çözülür; ama destek lazım. Bu desteği de vaktiyle okyanus ötesinden selam yollanan hainlerin alçak girişimlerini bastırarak darbe bastırmış hükümet unvanı ile çözüme kavuşturulabilir. Oldu işte şimdi bi yorgunluk kahvesi zamanı. Artık her türlü imkana sahip olarak sabah akşam her şey ve tüm sıkıntılar sarı muhalefetin üstüne atılabilir. Çünkü artık ülkeye sokulan milyonlarca sığınmacının masrafı da boşaltılmış hazinenin hesabı da sorulmaz.  Eyy hükümet işte icraatların. Sen mi çok iyi niyetlisin de bunların hepsi tesadüf biz mi çok kütü niyetliyiz de hep mi bu dış mihraklar…

Gelelim sonuca. Çok az bir bölümünü ifade ettiğim tüm bu olayların çeyreği bile normal bir ülkeyi bitirmek için çok çok fazla ama her şeye rağmen bizim ülkemiz sendelese de dimdik ayakta çünkü hesaba katılmayan şey bu ülke Türkün ülkesidir. Türk Vatanıdır.  Şehitlerin mekânı, ecdat yadigârı, Sarı Gazi’nin emanetidir. Tabiî ki bitmeyecek, bitirilemeyecek ve bu düzen devamda etmeyecek. Çünkü umut yeniden filizlendi. Artık bir ümit var. Kurtuluşa dair Türk istikbalinin Ve Türk Milliyetçiliğinin Bir ÜMİDİ var.

VE BU ÜMİT ÜLKEME BU TABLOYU REVA GÖRENLERİN KÂBUSU TÜRK MİLLETİNİN İSE AYDINLIK RÜYASI OLACAK.

Devamını Oku

Mavi Vatan Nedir Ne Değildir?

Mavi Vatan Nedir Ne Değildir?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son zamanlarda sık sık dile getirilen bir kavram olan “Mavi Vatan” toplumun diline iyice yerleşmişken meseleye ilişkin bizde cümleler kurmak istedik.

Öncelikle Mavi Vatan konseptinin ne olduğunu oluşumunu gelişimini bunu doğuran sebepleri uzun uzadıya konuşmak mümkün. Ancak biraz basitleştirerek tanımlamak gerekirse Türk Devletinin ve bu Yüce Milletin denizlerdeki bağımsızlığı, buna bağlı hak ve istikbalinin karşılığı olan deniz sınırlarını bu denizlerin üstünde içinde ve altında olan her türlü kıymetin egemenlik hakkının genel adı olarak tanımlanabilir.

Biraz daha açmak gerekirse Mavi Vatan bir bütündür bölünemez demek bu sözün ne derece kıymetler içerdiğine dair daha somut fikirler verecektir.

Mavi Vatan konseptinin kendi içinde çeşitli konu başlıkları vardır ki her başlık kendi içinde bir bağımsızlık savaşı bir varoluş mücadelesidir.

Bu konular genellikle Kıta sahanlığı, Münhasır Ekonomik bölge ve Deniz Yetki Alanı başlıklarında toparlanmaktadır. Ne yazık ki bu başlıkları açınca hiçte hoşumuza gitmeyecek gelişmelerin olduğunu görmekteyiz ki o bölümü başka yazılara bırakıyorum. İşin temelinde yatan en büyük sorun ise Yunanistan’la savaşmamak için yapılanlara hep SESLİ SESSİZ kalmakla yetinilmiş olmasıdır. Her ne kadar Mavi Vatan konseptinde Ülkemizin KKTC, Ürdün, İsrail, Suriye, Mısır, Libya ve Yunanistan’la muhataplığı söz konusu olsa da sıkıntıların temel odağının Yunanistan olduğunu ifade etmek yerinde olacaktır.

Yunanistan konusunda sorunları çok genel ifade etmek gerekirse

12 mil meselesi, Ege kıta sahanlığı, ege hava yetki alanı, Lozan Barış anlaşmasının açık ihlalleri, uluslararası hukuka aykırı olarak işgal edilen adalar ve kayalıklar ve de işgal edilen adaların halklandırılması silahlandırılması askeri üslere dönüştürülmesi meseleleri var. Tabi bir de buna Mısır’la imza edilen bizce hükümsüz MEB anlaşmasını da eklemek şart.  Kabaca Yunanistan ege tamamen benimdir anlayışına sahip olarak atacağı hemen hemen her adımı atmış bulunmaktadır. Bunun karşılığında biz ne yaptık sorusu ise ne yazık ki bolca it dalaşı yanında sadece 12 mil savaş sebebidir resti ile sınırlı kalmıştır. Oysa ki bu sorunların her birisi Egemenlik meselesi olduğundan hepsi savaş sebebi sayılmalı idi hiçbirine savaş pahasına göz yumulmamalı idi kiiiii.

 

Atı alan Üsküdar’ı geçti.

Bu saatten sonra Tüm bunlar yaşanmışken Mavi Vatan konseptinin savaşsız olarak gerçekleştirilebilmesi için gerekenler Yunanistan’ın sırası ile Mısır ile imzaladığı bizce hükümsüz MEB anlaşmasını iptal etmesi 12 mil meselesinden tamamen vazgeçmesi, başta tartışmalı 18 ada işgaline son vermesi, Lozan anlaşması çerçevesine geri dönmesi yerleştirdiği halkları kurduğu üsleri ve askerleri geri çekmesi ile mümkün olacaktır.

Soracağımız uzman sorusu ise Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunanistan bu kadar kazanımdan konuşarak diplomasi ile vazgeçer mi? ben rengi ne olursa olsun vatanların kan dökmeden uğruna can alıp can vermeden elde edilemeyeceğini savunanlardan olsam da cevabı sizlere bırakıyorum. Saygılarımla…

Devamını Oku