Yalnızca Sitem

Yalnızca Sitem
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir şarkı var, içinde sitem geçen..hayır, Sezen Aksu’nun ne inkarı, ne itirafı olan sitemi değil. Edip Akbayram’ın seslendirdiği ama Türk gencinin her gün içinden geçenler.

“Dertlerin kalkınca şaha

Bir sitem yolla Allah’a

Görecek günler var daha

Aldırma gönül aldırma..”

Türk gençleri yaşamak istiyor, yaşayamıyor. Nasıl yaşayamıyor? Yaşamak, yalnızca nefes almak, barıınmak, karnının doyması değil. Yaşamak diye bir şey var, gerçekten yaşamak. Kültürel ve sanatsal olarak doymak, teknoloji çağında teknolojiye doymak, eğitim ve öğretime doymak, spora, bilime, seyahate doymak. Sabahları bir korkuyla, endişeyle, stresle uyanmak değil yaşamak. Türk genci “görülecek günlerden, yarınlardan” ümidini kesmiş durumda.

Gençlere geleceğe dair planları sorulduğunda; yurtdışına yerleşerek garson, kasiyer olmak ya da geleceğe dair bir planının olmadığı, ülkeye dair umutlarını tamamen yitirdiklerini söylüyor. Haklılar. Kültürel ve sanatsal faaliyetlere erişmekte güçlük çekiyorlar, teknoloji çağında, en basit sokak röportajında “telefonunu çıkar” sözü ile karşılaşıyor, seyahat ve tatil ise bir hayalden ibaret. Eğitim ve öğretim konusu ise başlı başına bir facia.

Askıda Sınav

Ne acıdır ki; askıda ekmek, kıyafet dönemini yaşadık, yaşıyoruz ama; asıl acı olan askıda sınav. Askıda sınav nedir? ÖSYM ticarethane midir? Sosyal devlet ilkesi de mi anayasadan çıkarıldı?

ÖSYM, bir devlet kurumudur ve görevi sınavlar hazırlayıp, adayların bilgisini ölçmek, değerlendirmek ve uygun kurumlara yerleştirmektir, buraya kadar sorun yok.

Bu kurum en popüler olarak YKS ile milyonlarca gence üniversiteye giriş için sınav yapmakta. Kurum YKS başta olmak üzere, KPSS, DGS, ALES, YDS, E-YDS, YÖKDİL, TUS, DUS gibi onlarca sınav yapmakta.

Sosyal devlet ilkesinin benimsendiği, eğitimde eşitlik ve ücretsiz olması gerekliliği de sürekli vurgulanmakta. Ne var ki; ÖSYM son zamanlarda bir ticarethane gibi çalışmakta, öğrencilerden sınava giriş için yüksek bedeller talep etmekte. Elbette sınavların ücretsiz olması beklenemez ama sanki kan emer gibi böylesine yüksek sınav ücretlerinin talebi de hoş görülemez, kabul edilemez.

Geleceklerini şekillendiren gençlerin üniversite sınavı için YKS sınav ücretleri (TYT,AYT,YDT her biri için) 115 TL. Şaka değil, 115 TL. TYT, AYT ve YDT’ye girecek bir öğrenci 345 TL ödemek mecburiyetinde, yoksa..sınav da yok. Seneye, parası olursa.

Akademik hayat için YÖKDİL 185, YDS 185 ve ALES 185 TL..

Bir aile düşünelim, iki çocuğu da sınav öğrencisi. Birisi YKS, bir diğeri de ALES ya da KPSS’ye hazırlanıyor, yaklaşık 1000 lira sınav ücreti masrafı oluyor ailenin, aman geç başvuru vs. olmasın %50 zam uygulanıyor sınav ücretine.

Sınav var da hazırlık süreci yok mu? Var tabi.. hazırlık kitapları ateş pahası, elini uzatanı yakıyor. Kursların, dershanelerin önünden geçen velinin cebi boşalıyor. Gençler geleceklerini inşa ederken, böylesine zorluklarla karşılaşırken yalnızca ellerinden sitem etmek geliyor. Siyasiler duymuyor, konuşmuyor ama gençler kara kaplı deftere bu notu da düştü.

Seçim günü birileri de gençlere; “Perişanım şimdi…” diye bir şarkı mırıldanabilir.

Devamını Oku

Bir Parmak Bal

Bir Parmak Bal
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Çok değil iki ya da üç gün önce AKPli Cumhurbaşkanı Erdoğan bir müjde verdi(!).  O müjde neydi? Değiştirmeden aynen yazıyorum müjdeyi verirken kullandığı sözleri , “KDV sistemini sadeleştirme programı kapsamında temel gıda ürününde yüzde 8 olan KDV’yi yüzde 1’e indiriyoruz. Et, balık, çay, kahve, peynir, şeker, süt, su, meyve, kuruyemiş gibi temel ürünlerindeki KDV’yi yüzde 1’e indiren resmi kararı, yarın Resmi Gazete’de yayımlıyoruz. Milletimizi enflasyona ezdirmemek için elimizden ne gerekiyorsa yapıyoruz. Yapmaya devam edeceğiz. Bu indirim gıda ürünlerinde yüzde 7 indirim demektedir. Bu bizim hükümet olarak attığımız adımdır… İçinden geçtiğimiz şu kritik dönemde devletin yaptığı ve üstlendiği yükü paylaşmak milli bir görevdir. Hepimiz aynı gemideyiz. Bu geminin aldığı her zarar, ortak zararımızdır. Umutlu olmalıyız” dedi.

Düşünebiliyor musunuz?! Heyecan verici, yazarken elim ayağım titriyor..KDV yüzde 8 iken yüzde 1 oldu ! Oooo bakın, halk için atılan adıma bakın!  Bu ne demek oluyor biliyor musunuz? 18 lira olan bir ürünün, 13- 15 lira falan olması demek, ama değil. Yastık altı altınları çıkarın gibi bir ekonomi modeli üreten, mükemmel ekonomi yönetimimiz yüzünden. Enflasyon altında ezdirmemek için yapılan bu adım sadece halkın sinirlerini yatıştırmak için atıldı, günü kurtarmak amaç. Ağza bir parmak bal çalmak diyeceğim,diyemiyorum. Parmağa bal denilip, ağza çalmak denilir bu duruma. Temelsiz ve mantıksız ekonomi yönetimi ve modelleri enflasyonun sebebiyken halen Gezi olayları, 15 Temmuz, 2018 yılındaki kur saldırıları, dış güçler bahane ediliyor.

Hatırlar mısınız, damat istifa ettikten sonra koltuk boş kalmıştı, boş koltuk doları düşürmüştü. Boş koltuğun yaptığını yapamayan bir yönetimle karşı karşıyayız. Üretmeyen, tüketim toplumu haline gelmiş bir Türkiye gerçeği var. Üreten çiftçinin ürünü tarlada kalıyorken, borcunu ödeyemediği için aynı çiftçinin tutuklandığı gerçeği var. Türk halkı ucuz ekmek alabilmek için saatlerce soğukta kuyrukta beklerken, Suriye’ye gönderilen tonlarca un yardımı gerçeği var. Bir yanda 1000 odalı saraylarda, tek yüzüklü kimselerin halka tasarruf için “mangoyu kurutup saklayın” önerisi var. Pek tabii bu öneri kabul edilebilir, beşli çetenin eşleri tarafından, ama çöpten ekmek toplayan, çarşı-pazarın atılan meyve, sebzesini toplayan insanlarla, Türk halkıyla dalga geçmektir de bu öneri.

Ekonomiden anlamayan ekonomistlerle, halkın durumundan bir haber saraylı yöneticilerle bindik bir alamete gidiyoruz..KDV’de sözde indiriminin sadece gazını al, taşmasın metodu olduğu apaçık ortada. Yapılan indirimin kat be katı yaşanacak önümüzdeki günlerde. İndirim dedim, ama bindirim olacaktı o. Zam değil, zamcık. Enflasyon demeyelim, dış minnakların oyunu. Yalnız bırakmayın bizi, biz bize yeteriz, IBAN vereyim, altınları da çıkarın. Aynı gemideyiz ama siz kürekleri sağlam çekin, ilk 10 ekonomiye dümen bendeyken gireriz, dümenden. Artık tasarruf yapıyoruz, parmağa bal demekte yok, parmak var. Parmaktan sonra belki düzelir ekonomi.

Devamını Oku

Duyuyor Musunuz? (Sağlık Sisteminin Çığlığı)

Duyuyor Musunuz? (Sağlık Sisteminin Çığlığı)
0

BEĞENDİM

ABONE OL

AKP iktidarı ve yandaşlarının sürekli olarak övgüyle bahsettiği sağlık sistemi. AKP iktidarının ilk dönemlerinde gerçekten başarılı olduğunu kabul etmek gerek. Sürekli olarak, hastane koridorlarında saatlerce doktor kuyruğunda beklediklerini söyleyen çoktur, zaten bizim meselemiz geçmişte beklenilen kuyruklar. O kuyrukların sonucunda bir şey elde ediliyordu, peki, ya şimdi?

Şimdi şehir hastaneleri efsanesi var, yurtdışına giden ve gitmek için Almanca öğrenen sağlık personelleri var, kaskosu yapılmayan ambulanslar, döner sermaye ödeneği olmadığı için dezenfekte ve sterilizasyon işlemi yapılmadan diş tedavisi yapıldığı iddiası var, atanamayan sağlık meslek mensupları var, mobbing nedeniyle intihar eden asistan doktorlar var.. varda var.

Bir şehir efsanesi; şehir hastaneleri. Şehir hastaneleri neden bilinmez şehrin dışında ya da ulaşımın zor olduğu bölgelere inşa edildi. Şehir merkezinde yer alan üniversite ve araştırma hastanelerinin yükünü azaltmak için planlanan hastaneler deyim yerindeyse sinek avladı.

Yurtdışına giden ve gitmek için Almanca öğrenen sağlık personeli sayısı azımsanmayacak ölçüde. Gönül ister ki bu toprakların değerleri gitmesin, değer katsınlar. Peki ama neden gitmesinler? Türkiye sağlık personelleri için cennet mi? Öğrencilik döneminde yeteri kadar zorluk çeken gençler, atamayı bekliyor, atanınca insan onuruna yaraşır bir yaşam umuyor, olmuyor. Sağlık personelleri hasta ve hasta yakınlarından gördüğü şiddetin yanı sıra uzmanları ya da sorumluları tarafından mobbinge maruz kalıyor. Mobbing nedeniyle kaç asistan intihar etti? 2021 yılı Şubat ayında Dr. Mustafa Yalçın uygulanan mobbing nedeniyle intihar etmişti, o günden bugüne çalışma koşullarında bir iyileşme oldu mu? Olmadı. Kaskosu yapılmayan ambulanslarda hayat kurtarmak için çırpınan acil sağlık hizmetleri mensuplarının hayatı iktidarın umrunda mı? Değil.

Pandemi döneminde bir alkış tufanı kopmuştu.. sağlık personelleri alkışlanmak istemiyordu, anlamadılar. Sağlık personelleri şiddet görmek istemiyor, insan onuruna yaraşır bir yaşam istiyor, gelişmek ve geliştirmek için fırsat istiyor, emeklerinin karşılığı olarak atanmayı bekliyor, 5 dakikalık muayene süresinin kaldırılmasını istiyor, doğru teşhis için, bizim için. Sırtlarına yüklenen yükün altında ezilen sağlık meslek mensupları, aksayan sağlık sistemi can çekişiyor. Duyuyor musunuz?

Devamını Oku