DOLAR 12,71962.51%
EURO 14,35802.16%
STERLIN 16,97362.38%
ALTIN 731,732,64
BIST 1.776,41-2,35%
BITCOIN 7293038,12%
Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

12 56

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

VÜSAL ALLAHVERDİYEV anısına

VÜSAL ALLAHVERDİYEV anısına
0

BEĞENDİM

ABONE OL

VÜSAL ALLAHVERDİYEV anısına

1988’de Kubadlı’da doğan yiğit şehidimiz VÜSAL ALLAHVERDİYEV, 1993 yılında ailesiyle birlikte Sumgayıt’a göç etmek zorunda kaldı.

Okul yıllarında başarılı, özverili ve yardımsever bir gençti.

Kalbi sadece Vatan Vatan diye çarpıyordu.

Müthiş bir Türk Milliyetçisiydi, “Azerbaycan/ Türkiye” fikrinden başka bir düşüncesi yoktu.

Vatan sevgisini annesinden öğrenmiş, Bayrak sevdası “Birinci Karabağ Savaşına” katılan babası Tahir Allahverdiyev’den miras kalmıştı kendisine.

Yüreğinde AZADLIK kelimesini baş köşeye koymuştu.

İşgal edilmiş topraklarımızda, tekrar Azerbaycan bayrağımızın dalgalanması onun en büyük arzusuydu.

Azerbaycan Milli Marşının yazarı rahmetli Ahmed Cevad’ın 1914’de yazdığı müthiş eser “Çırpınırdı Karadeniz”i çok seviyordu.

Özellikle;

Türk’ün şanlı bayrağını,

Turan ele asacağız,

Azerbaycan bayrağını,

Karabağ’da asacağız, mısralarını çok beğeniyor ve sürekli dinliyordu.

Türklük sevdası o kadar büyüktü ki, 2018’de Türkiye’nin teröristlere karşı başlattığı “ZEYTİN DALI” harekatı için şiir yazdı.

OĞUZ KAĞAN’IN TÜRKLÜK DUASI’nda yer alan;

“Ulu Tanrı! Güzel Tanrı! Gök Tanrı! TÜRKÇE konuşulan, TÜRK’e yurtluk etmiş olan yerleri kıyamete kadar TÜRK’ün hükmü altında bırak!” sözlerini hiç aklından çıkaramadı.

Şehidimizin: “VATAN UĞRUNDA ŞEHİT OLMAK KADAR TATLI VE ŞEREFLİ ÖLÜM VARMI?!” düşüncesi ve sözlerine eşit olarak, işgal edilmiş topraklarımızın azadlığı için 2020’de başlayan İkinci Karabağ Savaşı’na gönüllü olarak katıldı.

Anlamıştı sanki şehit olacağını, 30 Ekim’de şehadet şerbetini içip gülerek şehitlik mertebesine yükseldi.

Türk Dünyasının Milli Ruhu var oldukça, bizi bölmeye ve yıkmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.

Azadlık, Vatan, Bayrak ve Türklük uğruna şehit düşmüş olan bütün kahramanlarımıza Allah’tan rahmet, yiğit gazilerimize şifalar dilerim.

EY ŞEHİT OĞLU ŞEHİT İSTEME BENDEN MAKBER, SANA AĞUŞUNU AÇMIŞ DURUYOR PEYGAMBER.

 

Devamını Oku

Agos, kimlerin çukurudur?

Agos, kimlerin çukurudur?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Agos, kendi internet sitesinde isminin anlamını şöyle ifade etmektedir: Agos, Ermenice “tohum atmak veya fidan dikmek için açılan oyuk, evlek” anlamına gelmektedir.

Oyuk, Türk Dil Kurumuna göre

Içi boş ve çukur olan demektir. Agos’un çukuruna hangi tohumların atıldığını, hangi fidanların dikildiğini görmek için sayfalarını okumanız yeterlidir…

Dünyanın dört bir tarafından Türk zulmüme uğrayan mazlum Ermenilerin(!) yürek yakan “hikayelerini görürsünüz o sayfalarda ama kendi evinin bahçesinde iki ay önce top ateşiyle Ermenilerce şehit edilen 76 yaşındaki Tovuz sakini Aziz Azizov’dan bahsedilen tek satıra rastlayamazsınız.

1915’de yaşandığı iddia edilen olayların bu gün olmuş gibi anlatıldığı binlerce makaleyi görür okursunuz Agos’ta ama 1992’de Ermeni askeri birlikleri tarafından esir alınarak işkenceye maruz kalan bin iki yüz yetmiş beş Azerbaycanlı hakkında tek kelime bulamazsınız.

2008-2018 yılları arasında Ermenistan Başbakanı olan Serj Sarkisyan’ın araştırmacı Thomas De Waal‘a verdiği röportajda “Azeriler hep şunu düşündüler, Ermeniler masum insanlara el kaldırmazlar… Bunu kırmak lazımdı, öyle de oldu. ..Hocalı’da sivil nüfus vardı. Ama füze siville askeri ayıramıyor ki, gözü yok bunun. Bir etnik temizlik vardı burada, başka türlü de olamazdı…” itirafını kesinlikle hatırlamazlar ama 105 sene öncesine dair Türklerin aleyhinde söylenmiş her türlü anlatımlara çarşaf çarşaf manşet atarlar ve tüm şunları yaparken de kendilerine demokrat derler…

Agos, Ermenistan’ın PKK ile işbirliğini ve Türk Ordusu tarafından zararsızlaştırılan nice nice terör örgütü üyelerinin Ermenistan bayrağına sarılı tabutlarla gönderildiğini gayet iyi biliyor ama bunlardan kesinlikle bahsetmediği gibi, yavuz hırsız, ev sahibini bastırır misali Ermenistan diş işler bakanının Mısır ziyaretindeki “Türkiye Azerbaycan’a yabancı terörist savaşçı gönderiyor” zırvalamasını manşet yapmakta bir sakınca görmüyor!

Agos, Doğu Akdeniz’de ülkemiz aleyhinde ittifaklarda işgüzarlıkla boy gösteren ve Mısır, Yunanistan, Güney Kıbrıs arasında mekik dokuyarak Türkiye’ye karşı hadsiz açıklamalarda bulunan cırttan Ermenistan’ın sözcülüğünü rahatlıkla yapıyor.

Agos gazetesi Türkiye devletinin siyasetine ve Türk hükümet yetkililerinin Karabağ’ın Ermenistan tarafından işgaline gösterdiği tepkili münasebetin ve son Tovuz olayları sonrasındaki net olarak Azerbaycan’la birliktelik açıklamasının aksine, tam gaz işgal kuvvetleri lehinde faaliyet göstermeye devam etmektedir.

Bakınız, İstanbul’da yayın hayatını sürdüren Türkiye’deki Ermeni cemaatinin Agos gazetesi kendisini ve varlık sebebini nasıl tanımlamakta?

Demokratikleşme, azınlık hakları, geçmişle yüzleşme, Türkiye’deki çoğulculuğun korunması ve geliştirilmesi konularını merkeze alan politik haftalık gazete“…

Oysa demokratikleşmeye hizmet ettiğini iddia eden  Agos gazetesi mütemadiyen Ermeni diasporasının sözcülüğünü yaparak Türkiye’yi suçlamak Türk düşmanlığı yapmakla yetinmiyor, Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgaline de hukuksal açıdan haklılık kazandırma çabasının çok daha  ötesinde “icraatlara” imza atıyor..

Yüzsüz bir tavırla ve pişkince Azerbaycan’ın bir parçası olan Dağlık Karabağ’ı bağımsız bir Ermeni devleti olarak taktım eden gazetenin “Şuşi’deki Gohar Ağa Camii restore ediliyor” başlıklı yazısında kullandığı ifadelere dikkat ediniz: “Şuşi, Artsakh’daki eşsiz bölgelerinden biridir“…

Şuşa’yı Şuşi yapan Agos zihniyeti tıpkı Sarkisyan gibi Dağlık Karabağ’ı da Artsakh yapmakla yetinmemiş, turistik tarihi Ermeni toprağı olarak taktim etmiş.

Türkiye devletinin yetkilileri ve bizzat Cumhurbaşkanı tarafından Karabağ’ın işgalinin kabul edilmez olduğu defalarca uluslararası arenada dile getirilmesine, bölgede barışın tesisi için Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından derhal çekilmesi  karşılığında Ermenistan ile diplomatik münasebetlerin gerçekleşmesinin mümkün olduğunun ifade edilmesine yani Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konudaki tutumuna ve yürüttüğü siyasete rağmen Agos gazetesi yayınladığı bu tür provakatif yazılar  ile bir millet iki devlet arasına nifak sokmayı amaçlasa da başaramayacak.

İstanbul’un göbeğinde yerleşen ve bir tek Ermenistan’a değil, dünyadaki Ermeni lobisine aktif şekilde hizmet eden bu gazeteyi yakinen takip edenler, orada gündeme sunulan konuların büyük devletlerin istihbarat servislerinde Türkiye için uygulanması planlanan senaryoların parçacıklarından müteşekkil olduğunu göre bilirler

Agos’ta köşe yazarlığı yapanların, genel yayın yönetmenlerinin yolunun bir dönem FETÖ yayın organlarından geçmesi de manidardır.

Zaman gazetesi köşe yazarlığı yapanı mı desem, Taraf gazetesi genel yayın yönetmenliği yapanı mı?

Google’da  basit bir arama size Agos’un şimdiki tanıdık simalarının yakın tarihlere kadar FETÖ’nün gazetelerinde esas oğlan rolünde olduğunu gösterecektir.

İlginç olan Hrant Dink’in ölümünden sonra oluşan üzüntülü havayı mağdur edebiyatına başarıyla dönüştüren Agos gazetesinin adeta dokunulmazlık zırhına bürünmüş bir edayla kendisinde Türkiye ve Türklere karşı eleştiri adı altında her türlü aşağılama yetkisini görmesidir.

Agos gazetesini okuyunca “masum HDP’yi mağdur eden, azınlıkları etnik kimlikleri nedeni ile dışlamış, sosyal adaleti katletmiş zorba” bir Türkiye prototipi görüyoruz karşımızda. Hep eleştirilecek çok şeyi olan sözde Ermeni Soykırımını gerçekleştiren bir Türkiye portresi çizmekte Agos…

HDP milletvekili Garo Paylan’ın Ermeni diasporasının toplantılarında Türkiye aleyhinde söylediği tüm ifadelere satırı satırına sütunlarında yer vermekte Agos gazetesi..

Tüm bu faaliyetini Türkiye’de İstanbul’da gerçekleştiren Ermeni cemaatinin gazetesi PKK terör örgütünün ihanetine göz yummakta, şehit haberlerine cimrilikle yer vermekte, Hocalı Soykırımı’ndan hiç bahsetmemekte ve kendisini demokrasi fedaisi addederek Türkiye’nin demokrasisini bol keseden eleştirmekte

Onyedi aylık Zehra bebeğin Ermenistan tarafından katledilmesini de Agos demokrasisi âmâ (kör) olması nedeni ile göremedi.

Ülkemizde diğer gazetelerde yazılanları ince eleyip sık dokuyan, yazılmış her yazıya onlarca cevap yazan iktidar yanlısı basın mensupları gibi muhalif yanlısı basın da Agos’un şımarık tavrı karşısında susmayı tercih etmekte ne hikmetse…

Hatta Agos gazetesinin   Etyen Mahcupyan, Markar Esayan gibi köşe yazarları Türkiye siyasetinin de baş köşesinde ağırlanmakta, TV programlarının vazgeçilmezleri olarak ekranlarda boy göstermekteler… Bu insanlar hepimiz gibi bu ülkenin vatandaşları ve devletin vatandaşlarını sevmesi çok normal ve olması gereken bir husustur fakat Devlet ve vatandaşlık ilişkileri vatandaşın devlete karşı sorumluluklarını gerçekleştirdiği taktirde sağlam zemine oturmaktadır.

Zemin kayarsa çatı çöker, çatını çökertmek için değil zemini sağlamlaştırmak namına faaliyet göstermek her kesin vatandaş sorumluluğudur. Etnik kimliği yahut arkasında güçlü diaspora olması hiçbir kesime ayrıcalıklı davranma hakkı veremez, vermemelidir.

Agos gazetesi çalışanları da buna dahil…Aksi taktirde Agos, kendi çukurunda boğulmaya mahkûm olacaktır.

Devamını Oku