DOLAR 12,49380.73%
EURO 14,09970.38%
STERLIN 16,67350.61%
ALTIN 716,890,56
BIST 1.776,41-2,35%
BITCOIN 7155235,93%
Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

12 56

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Tek Adam Karşıtı Tek Adam!

Tek Adam Karşıtı Tek Adam!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kasım’ın son virajından çıkıp, Aralık’ın meçhûlüne ilerlerken sizlerle gene mümkün olduğu kadar gündelikten uzak, genele yakın konularla birlikte olmak istiyorum. Tabii ki önce hepinize merhabalar…

İsterseniz evvela “Bu ara bizi kim eşek yerine koydu” bölümünü aradan çıkaralım. Uzun zamandır savunma arkasına saklanarak kendini unutturan Cahİt sahneye çıktı, golünü attı ve de bileğinin hakkıyla listenin başına oturdu. Bu cevherimizi dinledikçe ne kadar cahil ve dünyadan bihaber olduğumuzu anlıyoruz. Doğru bildiklerimiz yanlış olarak karşımıza çıkıyor. Akıl fukaramıza, bu konularda bizi bilgilendirdiği için teşekkür ederim…

Detaya girip, bir ihtimal bana da sövmenize altyapı oluşturmayacağım.

Halkına 490 milyar dolar daha dağıtma kararı alan Japonya’nın bilinmeyen felaket durumuna o kadar acıdım ki, IBAN verilirse ilk yardımı yapanlar arasına girebilirim… Dünyanın 3. büyük ekonomisine sahip olan ülkenin düştüğü bu durum ibretlik bir olay… Sevgili Cahİt, sana ne kadar teşekkür etsek az. Bu yüzden bir iki kıyak yapayım… Hemen ilgili bir kuruluşa giderek IQ’nu ölçtür… Sonra da üzülme, bu memlekette çok değerli psikologlar var, eee arkanda bizim de hayır dualarımız (!!!) var, kısa sürede atlatırsın…

Gelelim kafamdaki ana konuya… “Kemal nereye koşuyor”? Daha önceki yazılarımda detaya indiğim için bu kısmı özet geçeceğim… Yirmi senemizi heba eden bu iktidarı başımıza musallat eden kripto Deniz, laf söz dinlememeye başlayınca alelacele Uğur Dündar ve İ. Melih’in de dahil olduğu bir kurguyla ve de ilave kaset kumpasıyla servis edilen, ilk başta “Gandi”, tutmayınca “Dersimli” lakaplarının arkasına sığınan, “tek adam karşıtı tek adam” Kılıçdar’ı artık hepiniz iyice tanıyorsunuz…

Ciddi ve ciddi olmayan anketlerin tümünde Mansur ve Ekrem başkan ile Meral Hanım dahil herkesin gerisine düşen K.Kılıç, Boris Yeltsin’in seçim kazanma taktiklerine benzer olaylarla tek başına kaldı ve de istemediğimiz gına gelen “Tek adam” sisteminden bizi yoksun bırakmadı…

Diğerleri çantadaki keklik olduğundan, ilk başta ince taktiklerle sürekli sıkıştırılarak, Meral Hanım devre dışı bırakıldı… Geçen seçimde partisinin altında oy almanın ezikliğini üstünden atamayan hanımefendi, fazla dayanamayarak pes etti ve olmayan başbakanlığa talip oldu…

Bu kısmı başarıyla atlatan tek adam, hemen kurgu olaylarla ekranları işgal ederek Mansur ve Ekrem başkanın, bir dönem daha başarılı hizmetlerinin devam etmesi gerektiğini söyledi. Hala ümidini muhafaza etmeye çalışanları da, belediye meclislerindeki aleyhte durumla pasifize etti. Bana kalırsa İstanbul çok önemli. Orası tam bir arpalık olarak kullanılmış. Ankara daha uygun… Mansur başkanın hepimizin başkanı olması için Ankara’nın bir iki yılı riske atılabilir. Yeter ki bütünü, Türkiye’yi kurtaralım…

Ayrıyeten, belediye başkanlarının nasıl istifa ettirileceği deneyimlerimiz de mevcût. Rahmetli, muhallebiciyle İ. Melih’in kulakları çınlasın. Bütün bunlar çerçevesinde, kendisini tek başına bırakan tek adam; yaşanan ekonomik rezaletlere rağmen RTE ile başa baş görünüyor…

Bu da olayı kurgulayan “üst akıl” açısından fark etmeyecek bir olay hangisi olursa olsun değişen bir şey olmaz… Önce, Devri Sabık yaratmayacağım deyip, sonra tepkiler üzerine çark eden Kılıç, halefi Kripto Domates Deniz’in yaptığı taktikleri devreye soktu… O, çarşaflı kadınlara CHP rozeti takmıştı, bu da aynı şeyi “Helâllik” adı altın da yapıyor… Hükümet için en kritik dönemde, halkın bittiği perişan olduğu zamanlar, iktidara can simidi olarak dikkatleri üzerine çekip, partisini sanık sandalyesine oturtuyor… Bunalan, AKP yönetiminin tekrar başörtüsü olayına sarılmasına ve gündeme taşımasına adeta çanak tutuyor…

Abdullah kardeşimin bana yolladığı bir Yılmaz Özdil yazısında da bahsedildiği gibi, yurdun her yerinde demokratik tepkilerin sergilenmesi yerine, helallik olayının gündeme taşınması çok manidar…

Bir başka Kripto Ca-Ce’nin, kendini gizleyecek durumu kalmadığından ortaya çıkarak direkt destek vermek noktasından sonra, gizli yandaş K. Kılıç da mı acaba aynı rotaya yöneliyor?… Kısır kayıkçı kavgalarından öte geçmeyen, mahdut süreli gaz alma faydasından gayrı, tamamen zarar odaklı davranışlar zincirine dur demek sadece CHP içindeki Atatürkçülerin çabalarına bağlıdır… Mustafa Kemal’in askeriyim diyemeyenler ve de öncesi açık, şimdinin gizli Dersimlileri olduğu müddetçe, fazla bir ümide kapılmamız doğru olmaz…

Kulağıma gelenler enteresan. Alevi açılımı yapılırken, ablaların kapı kapı muhabbetlerinde “Bu Alevi, oy veren cehennemlik olur” konusu ön plana çıkacakmış. Bu arada Diyanet’in de adının karıştığı “Alevi’ye kız verilmez” türü laflar da şimdiden başlatılan altyapılar olarak değerlendiriliyor. Cumhur ittifakı içinde yüzler gülüyor, eller ovuşturuluyor. Ufak da olsa halâ bir ümidim var… İnşallah bütün bunlar taktiktir, Mansur Başkan gibi pırıl pırıl insanları koruma amaçlıdır…

Yerel seçimler esnasında sayın Yavaş’a yapılanları hatırlayın. Ne sahtekârlığı kaldı ne dolandırıcılığı. Seçim bitince ve de seçilince hepsi toz olup gitti. Bu millet onu bağrına bastı, ya Hasssseki n’oldu? O da adında saklı…

Ben hakikaten bu açıdan çok şanslı bir kimseyim. Birbirinden kıymetli değerli dostlara sahibim. İşte bunların en başında gelenlerden birisi ki kendisi devletin çok kritik ve özel birimlerinde kilit görevlerde bulundu. Bu yüzden herkese yaptığım gibi adını telaffuz etmeyeceğim… Sevgili T… geçtiğimiz günlerde bu “Nas” işiyle alakalı bir şeyler yazacağımı umarak benimle yazıştı. Sağ olsun aşağı yukarı fikirlerimiz çakışıyor dedikten sonra, sizler için de bir iki kelâm edelim… Burası, birazcık “demiştik” kısmını da alakadar ediyor…

Seçim yaklaştıkça, din tabanlı söylemler tavan yapacak dediğimizi de hatırlatarak söyleyeceğimizi söyleyip yakanızdan düşelim…

Bu “Nas” yirmi senedir bilinmiyordu da şimdi mi öğrenildi? Kuran-ı Kebir’i okumasını bilenler, hatta ezbere bilenler, mealini bilmeden mi bu yıllara gelmişler?.. Eğer “olur mu öyle şey” deniyorsa niye yirmi yıldır gereği yapılmıyordu? Bu “Nas” faizler yükseltilip bu hallere gelene kadar, niye gündeme gelmedi de düşürülürken ortaya atıldı? Acaba “Suyu görünce kurbağa, kırı görünce tosbağa” olma gibi bir taktik mi uygulanıyor? Bu Nas artık bilindiğine göre, derhâl faizlerin sıfırlanması, vergi ve faturalara yansıtılan bütün ilave meblağların iptal edilmesi gerekmiyor mu? Yoksa Kayseri hesabı, iki kere ikinin dört etmesinin alırken veya satarken değişmesi tezgahı mı var? Yani nereden bakarsanız bakın, bir çarpıklık, samimiyetsizlik, takiyye kandırma, yanıltma, dini siyasi menfaatlere alet etme, ne ararsanız bu sistemin mayasında zaten mevcût. Biz bunların hepsini biliyoruz. Ne zaman ki halkımız da bilmeye başlarsa, işte o zaman belâyı üzerimizden atacağız… Şimdi anlaşıldı mı Konya Stadı’ndan yükselen İzmir Marşı niye çok önemli ve büyük müjdeler saklı?..

Beni fikirleriyle besleyen bazen de ikaz eden bütün değerli dostlarım başta olmak üzere, hepinizi teşekkür ediyorum.

Özür… Sonun sonu. Bu ara Nebati diye biri çıktı. “Ne demek” diyenler için söyleyeyim… Bitkisel anlama geliyor. Yani ot, salatalık, menekşe, kabak, gül, kereviz gibi her şeyin toplamı anlamında. Muhtemelen, doğrudan destek vermediği, işin gereğini savunduğu için tu kaka olan bakanı Lütfi Elvan’ın yerine gelecek. Şimdiden ağasının papağanlığına soyunan bu bitkisel, pardon Nebati, İnşallah bitkisel hayata girmemize vesile olmaz…

Tamamınızı Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum. Hoşça kalınız…

Devamını Oku

İNGEV Başkanı Çakır’ın Suriyelilerle ilgili sözlerine Ümit Özdağ’dan Tepki: “Suriyeliler ile yaşamak istiyorsan Suriye’ye git”

İNGEV Başkanı Çakır’ın Suriyelilerle ilgili sözlerine Ümit Özdağ’dan Tepki: “Suriyeliler ile yaşamak istiyorsan Suriye’ye git”
1

BEĞENDİM

ABONE OL

İnsani Gelişme Vakfı Başkanı Vural Çakır’ın Suriyelilerle ilgili olarak “Bu ülkede kalıcılar ve biz onlarla bu ülkede beraber yaşayacağız.” sözlerine Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ sert tepki gösterdi.

Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı (TÜSES) ile İnsani Gelişme Vakfı’nın (İNGEV) katkılarıyla, ‘Göçün Ekonomi Politiği’ başlığı altında İstanbul’da düzenlenen bir etkinlikte konuşan İnsani Gelişme Vakfı (İNGEV) Başkanı Vural Çakır, Suriyelilerle ilgili olarak, “Büyük çoğunluğuyla Türkiye’de kalacak bir toplulukla karşı karşıyayız ve onlardan söz ediyoruz. Onlardan söz ettiğimizi unutmamamız lazım. Bu ülkede kalıcılar ve biz onlarla bu ülkede beraber yaşayacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Çakır’ın Suriyelilerle ilgili açıklamalarına, “Suriyelilerle yaşamak istiyorsan Suriye’ye git!” şeklinde tepki gösterdi.

Özdağ, Suriyelilerin vatanlarına gönderilmeleri amacıyla Zafer partisi tarafından başlatılan imza kampanysını da hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

“Suriyeliler ile yaşamak istiyorsan Suriye’ye git. 9 milyon Suriyeliye beslemek için 90.8 milyar dolar harcadık. Suriyeliler kaldıkça ekonomik kriz devam edecek. Zafer Partisi’nin Suriyelilerin Suriye’ye dönmesi için düzenlediği kampanyaya imza ver, ülkemizin işgalini engelle.”

Devamını Oku

Erdoğan: “Afganistan ekonomisini ayağa kaldırmamız gerekiyor.”

Erdoğan: “Afganistan ekonomisini ayağa kaldırmamız gerekiyor.”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkmenistan’daki Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 15. Liderler Zirvesi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mülteci krizinin önlenmesi için Afganistan ekonomisinin ayağa kaldırılması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta, Karakum Otel’de düzenlenen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) 15. Zirvesi’nde konuştu.

Erdoğan, “Afganistan’da sağlık, eğitim gibi kritik sektörler dahil temel devlet yapılarının işler halde tutulması yönündeki çabaları destekliyoruz. Tüm bölgemizi etkileyecek bir mülteci krizinin önlenmesi için Afgan ekonomisinin ayağa kaldırılması gerekiyor” dedi.

Türkiye’deki ekonomik krizle ilgili sessizliğini koruyan Erdoğan’ın, Afganistan ekonomisinin ayağa kaldırılması gerektiği yönündeki açıklamaları sosyal medyada büyük tepkilere neden oldu.

Kullanıcılar, “Önce ülkemizin ekonomisini iflastan kurtarın ve ayağa kaldırın Afganistan da eksik kalsın!” şeklinde tepki gösterdiler.

Devamını Oku

Metrodaki bıçaklı saldırgan Emrah Yılmaz, annesini bile rehin almış!

Metrodaki bıçaklı saldırgan Emrah Yılmaz, annesini bile rehin almış!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul’da Kadıköy metrosunda elinde bıçakla bir kadına hakaret ve tehditler savuran Emrah Yılmaz’ın daha önce annesini rehin aldığı ortaya çıktı. 2018’de kavga ederek evde annesini rehin alan saldırgan, bu nedenle 2 yıl 12 ay hapis cezasına çarptırılmış.

İstanbul Kadıköy-Tavşantepe metrosunda tartıştığı kadın yolculara bıçak çekerek saldıran, ‘silahla tehdit’, ‘yaralamaya teşebbüs’ ve ‘halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit’ suçlarından tutuklanan saldırgan Emrah Yılmaz’ın, 2018 yılında da annesini ölümle tehdit ederek rehin aldığı ortaya çıktı.

Sabah gazetesinde yer alan habere göre, Yılmaz’ın İstanbul Anadolu 38. Asliye Ceza Mahkemesi’nce ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan 2018 yılında tutuklanıp 2 yıl 12 ay hapis cezası aldığı ve bu yıl aralık ayında tahliye olması gerekirken cezasını iyi halli geçirdiği için 1,5 yıl erkenden tahliyeye edildiği öğrenildi.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianameye göre, babası Ziya ve annesi İpek Yılmaz’ı tehdit ettiği için babası ve annesiyle davalık olan Emrah Yılmaz, şikâyetlerini geri çekmesi için ailesine baskı yapmaya başladı. 30 Mart 2018 annesini darp etti, 2 saat sonra annesini bırakan Emrah Yılmaz hakkında “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı.

“ÖLDÜRÜRÜM DEDİ, REHİN ALDI”

Yargılamada oğulları hakkında uzaklaştırma kararı da aldırdıklarını söyleyen anne İpek Yılmaz, “Daha önce de zorla karakola götürüp şikayetimizi geri aldırmaya çalıştı. Olay günü ise bana ‘davanızı geri çekmezseniz kocanı öldürürüm’ dedi. Kapıları kilitleyip beni rehin aldı. Eşim polisi aramış. Polisler 2 saat kadar kapıda kendisini ikna etmeye çalıştı” diyerek oğlundan şikayetçi oldu. Tanık olarak dinlenen baba Ziya Yılmaz da, evden işe gitmek için çıktığında hakkında uzaklaştırma kararı olmasına rağmen oğlunu evin içinde gördüğünü söyleyerek, “Muhatap olmadan evden çıktım. Oğlum ise binanın koridoruna çıktı ve bana sen o davalarını geri çek yoksa seni öldürürüm diyerek tehdit etti, ben apartmandan ayrıldıktan sonra eşim kullandığı telefondan beni aradı ve oğlumun kendisini rehin aldığını söyledi” dedi ve o da eşi gibi oğlundan şikâyetçi oldu.

Devamını Oku

Ahmet Davutoğlu, Fatih Erbakan’dan 3. ittifak teklifine verdiği yanıtı açıkladı

Ahmet Davutoğlu, Fatih Erbakan’dan 3. ittifak teklifine verdiği yanıtı açıkladı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, geçtiğimiz günlerde görüştüğü Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ile gerçekleştirdikleri görüşmenin detaylarını paylaştı. Davutoğlu, Erbakan’ın “Üçüncü İttifak” teklifi yaptığını söyledi.

Cumhur ve Millet haricinde üçüncü bir ittifakın kurulması yüksek sesle konuşulmaya başlandı. Ancak üçüncü ittifakın sol partiler tarafından mı yoksa muhafazakar partiler tarafından mı kurulacağı merak ediliyor. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, HaberTürk TV’de katıldığı canlı yayında “Üçüncü ittifak” sorularını yanıtladı.

ERBAKAN’DAN İTTİFAK TEKLİFİ

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın üçüncü ittifak talebi olduğunu aktaran Davutoğlu, “Seçim ufukta görünene kadar ilkeler bazında herkesin herkesle görüşmesi lazım. Sayın Fatih Erbakan’la görüştüğümüzde üçüncü ittifakı konuştuk, bu benim talebim değildi. Farklı görüşler ortaya atıldı. Şu anda bizim yapmamız gereken bir vizyon ortaya koymak, milletin önüne güçlü bir alternatif vizyonu ortaya koymak lazım” dedi.

“İTTİFAK KONUŞMAK İÇİN ERKEN”

İttifakların konuşulması için erken olduğunu anlatan Davutoğlu, “İkinci, üçüncü ittifakları konuşmak için erken. Siyasal mühendislik yerine, vizyon koymak lazım. Şu anda bizim partimizde gurur duyduğum, ümit beslediğim çok önemli süreç yaşıyoruz. Türkiye’de yeni bir çift kutup oluşturulmaya çalışıyor. 21. yüzyılın konseptlerini, kavramlarını zihinlerimizden çıkarmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku