Nefes Gazetesi yazarı Nuray Babacan, askeri hastanelerin ve askeri hekimlik sisteminin yeniden hayata geçirilmesine yönelik yürütülen kritik çalışmanın ayrıntılarını köşesine taşıdı.
Sonbaharda Meclis’e sunulması beklenen yasa taslağına göre en az 15 askeri hastane yeniden hizmete açılacak; hastanelerin yönetimi askerlerde olacak ancak idari bağlılık Sağlık Bakanlığı’nda kalacak. Terörle mücadelede imza yetkisi bulunan vali ve rektör gibi sivil bürokratların da kapsama alınmasıyla sistemden yararlanacak kişi sayısının 2,5 milyona ulaşması öngörülüyor.
Babacan’a göre mesele yalnızca yeni hastaneler açmaktan ibaret değil; asıl eksiklik, özel altyapı ve ihtisas gerektiren “askeri hekimlik” hizmetlerinin ortadan kalkmış olması. NATO üyesi ülkelerin neredeyse tamamında yürürlükte olan bu sistemin, geçmişteki hesaplaşmalar nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) esirgendiğine dikkat çeken yazar, konuya ilişkin yasa metninin önümüzdeki sonbaharda Meclis gündemine taşınmasının beklendiğini ifade etti.
Geliştirilen modelin ne 1980 darbesi öncesindeki yapıya ne de 15 Temmuz sonrasında oluşturulan mevcut düzene benzediğini vurgulayan Babacan, üzerinde çalışılan taslağın öne çıkan unsurlarını şöyle aktardı:
Kapsam genişletiliyor: Sivil bürokratlar da sisteme dahil ediliyor
Düzenlemenin ilk aşamada yalnızca TSK, MİT, Jandarma ve Emniyet mensuplarını kapsaması planlanıyordu; ancak çerçeve genişletildi. FETÖ ve PKK gibi terör örgütleriyle mücadelede fiilen karar alan ve imza atan vali, rektör ve müsteşar düzeyindeki sivil bürokratların da bu özel sağlık hizmetinden yararlandırılması hedefleniyor. Bu genişlemeyle birlikte sistemden hizmet alacak kişi sayısının yaklaşık 2,5 milyonu bulacağı belirtiliyor.
En az 15 askeri hastane yeniden faaliyete geçecek
Eski dönemde hizmet veren 25 askeri hastanenin tamamı olmasa da en az 15’inin yeniden açılması gündemde. Söz konusu hastanelerin yönetiminin sivil hekimlere değil, yine askeri kadrolara verileceği ifade ediliyor. Uzmanlar ise bu kurumların sağlık personeli açısından eski kapasitesine ve yetkinliğine kavuşmasının en az 10 yıllık bir süreç gerektireceği görüşünde.
Sağlık Bakanlığı’na bağlı, asker yönetiminde bir “ara formül”
Yeni taslakta hastanelerin idari olarak Milli Savunma Bakanlığı’na (MSB) değil, Sağlık Bakanlığı’na bağlı kalması öngörülüyor. Eğitim modelinde ise 12 Eylül öncesi dönemi anımsatan bir yöntem benimsenecek: Askeri doktorlar ve sağlık personeli, MSB’nin belirleyeceği kontenjanlar doğrultusunda Sağlık Bilimleri Üniversitesi bünyesinde sivil statüde yetiştirilecek; hastanelerin yönetimi ise askeri kadrolarda kalacak.
Hizmetler üç ana eksende toplanıyor
Yürütülen çalışma kapsamında askeri sağlık sisteminin üç temel sütun üzerine inşa edilmesi planlanıyor: askeri hastane hizmetleri, askeri sağlık personelinin eğitimi ve kışlalardaki sağlık hizmetleriyle birlikte askeri personelin yakınlarına ve emeklilerine sunulan sağlık hizmetleri.
Askeri hastaneler nasıl kapatılmıştı?
Askeri hastanelerin kapatılarak Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi, FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) hayata geçirilmişti.
Darbe girişiminden kısa süre sonra, 31 Temmuz 2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 669 sayılı KHK ile kapsamlı bir askeri reform paketi devreye sokuldu. Bu kararname uyarınca, başta köklü bir geçmişe sahip Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) olmak üzere TSK’ya bağlı tüm askeri hastaneler, dispanserler ve sağlık kurumları Sağlık Bakanlığı’na aktarıldı.
İsimler değiştirildi, kurumlar sivilleştirildi
Devir süreci büyük bir hızla tamamlandı. Ağustos 2016 itibarıyla Türkiye genelindeki 26 askeri hastane sivil devlet hastanesine dönüştürüldü. GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi, “Sağlık Bakanlığı Haydarpaşa Sultan Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi” adını alırken Ankara’daki GATA, “Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi”ne dönüştürüldü. Taşradaki askeri hastaneler ise bulundukları illerdeki devlet hastanelerinin ek binası ya da kampüsü haline getirildi.
Akademik yapı lağvedildi, askeri kadrolar dağıtıldı
Hastanelerin devriyle birlikte askeri hekim yetiştiren akademi yapısına da son verildi. GATA’ya bağlı yüksekokullar ve tıp fakültesi, yeni kurulan Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne (SBÜ) devredildi; askeri tıp öğrencileri yatay geçişle sivil tıp fakültelerine aktarıldı. Hastanelerde görev yapan rütbeli askeri doktorların, hemşirelerin ve sağlık astsubaylarının askeri statüleri sonlandırılarak bu personel Sağlık Bakanlığı bünyesinde sivil memur kadrosuna geçirildi. Kendi isteğiyle TSK bünyesinde kalmayı tercih eden az sayıdaki personel ise bu uygulamanın dışında tutuldu.
SADAT’ın kurucusu Tanrıverdi itiraf etmişti
SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi, daha önceki açıklamalarında 15 Temmuz sonrasında atılan adımların kendi önerileriyle birebir örtüştüğünü dile getirmişti. Tanrıverdi, Silahlı Kuvvetler’in yeniden yapılandırılmasına ilişkin anayasa teklifi kapsamında sundukları tespitlerin neredeyse tamamının 15 Temmuz’un ardından uygulamaya konulduğunu anlatmış; harp okulları ile tüm askeri okulların MSB’ye bağlanması, Jandarma Genel Komutanlığı’nın İçişleri Bakanlığı’na devredilmesi, Yüksek Askeri Şura’nın yapısının değiştirilmesi, askeri yüksek yargının kaldırılması ve başkanlık sistemine geçilmesi yönündeki önerilerinin tek tek hayata geçirildiğini söylemişti.
GATA’nın kaldırılarak eğitim ve araştırma hastanesine dönüştürülmesi ise ilk kez 2013 yılındaki Yüksek Askeri Şura toplantısında gündeme gelmişti. Tanrıverdi, bu toplantının ardından yaptığı değerlendirmede, bünyesinde tıp fakültesi barındıran ve Genelkurmay İkinci Başkanlığı’na bağlı olarak YÖK’te üniversite statüsünde temsil edilen GATA’nın üniversiteye dönüştürülmesini olumlu bir gelişme olarak nitelendirmiş; askeri hekimlerle sivil hekimler arasında branş düzeyinde bazı farklılıklar bulunabileceğini ancak sonuçta hekimliğin hekimlik olduğunu belirterek ordunun ihtiyaçlarının diğer tıp fakültelerinden de karşılanabileceğini savunmuştu.
