Ambargo TV’de yayınlanan Bire Bir programına konuk olan Zafer Partisi Dış İlişkiler Komisyonu Üyesi ve Dış Politikalar Koordinatörü Av. Tahsin Ulus, son günlerde kamuoyunda tartışılan ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín’e atfedilen Kıbrıs çözüm taslağını değerlendirdi.
Söz konusu metnin henüz taraflara resmi olarak sunulmadığını hatırlatan Ulus, buna rağmen basına yansıyan iddiaların son derece ciddi olduğunu belirterek Türkiye’nin sessiz kalmaması gerektiğini söyledi.
“AMAÇ TÜRKİYE’Yİ ADADAN ÇIKARMAK”
Taslakta yer aldığı iddia edilen maddelerin Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığını doğrudan hedef aldığını savunan Ulus, en büyük tehlikenin Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün sona erdirilmesi olduğunu söyledi.
Ulus, planın Türk askerinin adadan çekilmesini ve güvenliğin NATO çatısı altında sağlanmasını öngördüğünü belirterek bunun yalnızca askeri değil, siyasi sonuçlar da doğuracağını ifade etti.
“Bu taslak geçmişte verilen tavizleri kabul edilmiş gibi önümüze koyup Türkiye’den yeni tavizler koparmaya çalışan, adadaki Türk varlığını bitirmeye yönelik bir anlayış taşıyor.” ifadelerini kullanan Ulus, bunun Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunu da zayıflatacağını savundu.
“YAPICI BELİRSİZLİKLE TÜRK TARAFI İKNA EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”
Ulus’un en dikkat çektiği başlıklardan biri de taslakta yer aldığı öne sürülen “yapıcı belirsizlik” yaklaşımı oldu.
Bu yöntemle Rum tarafına federasyon, Türk tarafına ise konfederasyon görüntüsü verilmeye çalışıldığını iddia eden Ulus, uluslararası anlaşmalarda belirsizliklerin ilerleyen süreçte büyük krizlere yol açabileceğini söyledi.
“Hangi başlığı attığınız değil, altına ne yazdığınız önemlidir. Bu metin tarafları farklı beklentilerle aynı masaya oturtmayı amaçlıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
GÜZELYURT VE KAPALI MARAŞ İDDİASI
Ulus, basına yansıyan taslakta yalnızca güvenlik başlığının değil, toprak düzenlemelerinin de yer aldığını belirtti.
İddialara göre Güzelyurt’un Rum tarafına bırakılması, Kapalı Maraş’ın tamamen devredilmesi ve bazı köylerin yeniden düzenlenmesinin gündeme getirildiğini söyleyen Ulus, geçmiş müzakerelerde verilen tavizlerin bugün yeni pazarlıkların başlangıç noktası haline getirildiğini ifade etti.
“Uluslararası müzakerelerde verdiğiniz her taviz bir sonraki görüşmenin başlangıç noktası olur.” diyen Ulus, Türkiye’nin bu süreçte son derece dikkatli hareket etmesi gerektiğini dile getirdi.
“RUM TARAFI DEVLETİ PAYLAŞMAK İSTEMİYOR”
Krans Montana görüşmelerini örnek gösteren Ulus, Rum tarafının federasyon konusunda samimi olmadığını savundu.
Ulus, müzakere sürecinde Rum liderliğinin “Gerekirse iki devleti bile kabul ederiz ama federasyonu kabul etmeyiz. Çünkü devleti paylaşmak istemiyoruz.” anlayışıyla hareket ettiğini öne sürdü.
Rum yönetiminin bugün de tek egemenlik, tek devlet, tek uluslararası temsil ve adada Türk askerinin bulunmaması yönündeki dört temel kırmızı çizgisini koruduğunu belirten Ulus, bu şartlarda federasyon temelinde bir uzlaşının mümkün görünmediğini söyledi.
“AVRUPA BİRLİĞİ SÜRECE DAHİL EDİLEREK RUM TEZLERİ GÜÇLENDİRİLİYOR”
Ulus, çözüm sürecinde Avrupa Birliği’nin daha etkin rol üstlenmesinin de Türkiye açısından risk oluşturduğunu savundu.
AB’nin geçmişte Annan Planı sürecinde verdiği sözleri tutmadığını belirten Ulus, Rum yönetiminin Avrupa Birliği üyeliği sayesinde önemli avantaj elde ettiğini, yeni süreçte de benzer bir tablo oluşmasının hedeflendiğini ifade etti.
Türkiye’nin bugüne kadar Birleşmiş Milletler zemininde yürüttüğü Kıbrıs politikasının değiştirilmeye çalışıldığını söyleyen Ulus, bunun Rum tarafının tezlerini güçlendireceğini ileri sürdü.
“TÜRKİYE SESSİZ KALMAMALI”
Resmi bir planın henüz açıklanmadığını ancak kamuoyuna sızdırılan metinlerin nabız yoklama amacı taşıyabileceğini belirten Ulus, Ankara’nın bu süreçte sessiz kalmaması gerektiğini söyledi.
Ulus, “Uluslararası ilişkilerde önce bir metin sızdırılır, ardından devletlerin ve kamuoyunun tepkisi ölçülür. Eğer güçlü bir itiraz gelmezse o taslak zamanla resmi öneriye dönüşebilir.” diyerek Türkiye’nin erken aşamada net tavır ortaya koymasının önemine dikkat çekti.
“İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM EN GERÇEKÇİ MODEL”
Ulus, mevcut şartlarda federasyon modelinin uygulanabilir olmadığını belirterek iki devletli çözüm politikasının sürdürülmesi gerektiğini savundu.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin siyasi eşitliğinin ve Türkiye’nin garantörlük hakkının vazgeçilmez olduğunu söyleyen Ulus, “Türkiye’nin kabul etmeyeceği hiçbir çözümün Kıbrıs’ta kalıcı barış getirmesi mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.
