Cumhuriyet’ten Elif Özge Yalçın’ın haberine göre; sınav sonuçlarını bekleyen yaklaşık 2,5 milyon üniversite adayının ve ailelerinin tatlı telaşını, şehir dışındaki yüksek masrafların kaygısı gölgeliyor. Özellikle öğrencilerin en çok tercih ettiği İstanbul, Ankara ve Eskişehir gibi şehirlerdeki özel yurtlarda, 2026-2027 akademik yılı için geçen yıla oranla yüzde 27 ile yüzde 40 aralığında fiyat artışı konuşuluyor. KDV ve depozito hariç olmak üzere İstanbul’da üç kişilik odalar için yıllık ücretler 180 bin lira ile 390 bin lira, Ankara’da 150 bin lira ile 350 bin lira arasında değişirken, Eskişehir’de ise 110 bin liradan başlıyor.
Görece daha uygun fiyatlı yurtlarda sadece kahvaltı öğünü fiyata dahil edilirken, ödemelerin vade imkanı ise genellikle en fazla 10 aya kadar oluyor.
KİRALAR VE DOĞAL YAŞAM GİDERLERİ ATEŞ PAHASI
Devlet yurduna yerleşemeyen ya da ev tutmaya karar veren öğrenciler için kiralık evlerde de durum hiç iç açıcı değil. Gayrimenkul alanında veri analizleri le bilinen platform Endeksa’nın tahminlerine göre, eylül ayı itibarıyla Türkiye genelinde ortalama kira bedellerinin 1+1 daireler için 22 bin lira, 2+1 daireler için ise 26 bin 397 lira seviyesine ulaşması bekleniyor. Aynı segmentteki öğrenci evlerinin kira bedelinin Ankara’da 30 ile 32 bin, İstanbul’da 38 ila 40 bin, Eskişehir’de ise 17 ila 20 bin lira bandında seyretmesi bekleniyor. Barınma sonrası masraflara beslenme ve faturalar gibi temel harcamalar da ekleniyor. Bir yetişkinin sağlıklı beslenebilmesi için bile gereken aylık gıda harcaması 10 bin lirayı aşarken, paylaşımlı bir evde yaşayan 2 kişiye, kişi başı düşen fatura yükü en az 1300 lirayı buluyor. Ocak ayına kadar ulaşım masrafları ise şehirine göre 450 ile 600 lira arasında bir yük oluyor omuzlarda.
Üniversite eğitiminin kendisi de ders materyalleri ile bütçeleri ciddi şekilde sarsabiliyor. 13 bin liraya kadar yükselen hukuk, mühendislik, işletme ve iktisat gibi temel fakültelerin ana ders kitaplarının ikinci el sitelerindeki dönemlik kitap setleri bile 4 bin ila 8 bin liradan alıcı buluyor. Çalışan nüfusun neredeyse yarısı asgari ücret seviyesinde gelir elde eden ülkemizde, bu ağır tablo yükseköğrenim görmeyi adeta bir ayrılık haline getiriyor. Tablo bu kadar ağırken, 2026 yılında 4 bin liraya yükseltilen devlet burs ve kredilerinde ise yeni yılda da anlamlı bir artış beklentisi bulunmuyor.
