Köşe yazısında son üç yılda uygulanan ekonomi politikalarını değerlendiren Murat Muratoğlu, Haziran 2023’te ekonomi yönetiminde başlayan yeni dönemin önemli sonuçlar doğurduğunu belirtti.
Geçmiş dönemde uygulanan düşük faiz politikalarını eleştiren Muratoğlu, ekonomik dengelerin bozulmasının ardından yönetimin sert bir politika değişikliğine gittiğini ifade etti.
YÜKSEK FAİZ DÖNEMİNİN KAZANANLARI
Muratoğlu’nun değerlendirmesine göre sıkı para politikası, özellikle finansal varlıklara sahip yatırımcılar açısından önemli fırsatlar yarattı.
Yazar, Para Piyasası Fonları’nın bu süreçte en yüksek kazanç sağlayan yatırım araçlarından biri haline geldiğini belirterek, Eylül 2023’te 100 TL yatırım yapan bir kişinin parasının Mayıs 2026 itibarıyla 320 TL seviyesine ulaştığını ifade etti.
Bu dönemde resmi enflasyonun yüzde 149,5 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatan Muratoğlu, fon yatırımcılarının enflasyondan arındırılmış olarak da pozitif getiri elde ettiğini savundu.
“DOLAR BAZINDA DA YÜKSEK GETİRİ SAĞLANDI”
Muratoğlu, uygulanan kur politikalarının yatırımcılar açısından ikinci bir avantaj oluşturduğunu öne sürdü.
Merkez Bankası’nın Türk Lirası’nın değerini korumaya yönelik politikalarının döviz kurundaki yükselişi sınırladığını belirten yazar, bu sayede TL cinsinden elde edilen faiz gelirlerinin dolar bazında da önemli kazançlara dönüştüğünü ifade etti.
Yazısında, Eylül 2023’te 26,82 TL olan dolar kurunun Mayıs 2026’da 45,74 TL seviyesine yükseldiğini hatırlatan Muratoğlu, bu durumun yatırımcıların döviz bazında da yüksek getiri elde etmesine imkan tanıdığını ileri sürdü.
CARRY TRADE TARTIŞMASI
Muratoğlu’nun yazısında dikkat çektiği bir diğer konu ise ekonomi literatüründe “carry trade” olarak bilinen yatırım modeli oldu.
Yazar, düşük faizli ülkelerden borçlanılan dövizin Türkiye’ye getirilerek yüksek faizli TL enstrümanlarında değerlendirilmesiyle yatırımcıların önemli kazançlar elde ettiğini savundu.
Bu sistemin özellikle yabancı fonlar açısından cazip hale geldiğini ifade eden Muratoğlu, yüksek faiz ve görece istikrarlı kur politikasının sıcak para girişini artırdığını öne sürdü.
FAİZ YÜKÜNÜN FATURASI KİME ÇIKIYOR?
Muratoğlu, yüksek faiz politikasının kamu maliyesine de önemli yük getirdiğini belirtti.
Yazarın aktardığı verilere göre devletin ilk dört aylık dönemde yaptığı faiz ödemeleri 1 trilyon 200 milyar TL’ye ulaşırken, toplam iç borç faiz yükümlülüğünün ise 9,1 trilyon TL seviyesine çıktığı ifade edildi.
Muratoğlu, bu maliyetlerin dolaylı olarak vatandaşların ödediği vergiler aracılığıyla karşılandığını savundu.
ASGARİ ÜCRETLİ VE EMEKLİYE DİKKAT ÇEKTİ
Yazıda ücretli çalışanların ve emeklilerin gelir durumuna da yer verildi.
Muratoğlu, asgari ücretin nominal olarak artmasına rağmen yüksek enflasyon nedeniyle satın alma gücünün aynı oranda yükselmediğini ileri sürdü.
Eylül 2023’te 11 bin 402 TL olan asgari ücretin Mayıs 2026’da 28 bin 75 TL’ye yükseldiğini hatırlatan yazar, resmi enflasyon verileri dikkate alındığında reel gelirde kayıp yaşandığını iddia etti.
“KAZANANLAR VE KAYBEDENLER NETLEŞTİ”
Muratoğlu, ekonomi politikalarının sonuçlarını değerlendirirken sermaye sahipleri ile ücretli kesimler arasındaki gelir farkının büyüdüğünü savundu.
Yazısını, uygulanan modelin finansal varlıklara sahip kesimlere avantaj sağladığını, buna karşılık maaşla geçinen vatandaşların yaşam maliyetlerindeki artış nedeniyle zorlandığını belirterek tamamladı.
Ekonomi politikalarının toplumun farklı kesimleri üzerindeki etkilerine ilişkin tartışmalar sürerken, Muratoğlu’nun değerlendirmeleri de kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı.
Parası olan kazandı maaşlı kesim kaybetti! Ünlü gazeteciden çarpıcı analiz
Nefes Gazetesi yazarı Murat Muratoğlu, Haziran 2023'te başlayan ekonomi politikalarının sonuçlarını mercek altına aldı. Muratoğlu, yüksek faiz ve kontrollü kur politikasıyla sermaye sahiplerinin önemli kazançlar elde ettiğini savunurken, ücretli çalışanlar ve emeklilerin enflasyon karşısında gelir kaybına uğradığını öne sürdü.