Mehmet Özkendirci’nin Şiiristan 3 isimli eseri, toplumsal sıkıntılardan bunalan okuyucuya bir nebze huzur ve teselli sunmayı amaçlayan kısa, vurucu şiirlerden oluşmaktadır. Şair, yaşamın geçiciliği karşısında sevgi, merhamet ve özlem gibi evrensel duyguları yalın bir dille işleyerek insan ruhuna dokunmaktadır. Metinlerde yalnızlık, hüzün ve imkansız aşklar temaları, doğa tasvirleri ve çocukluk hatıralarıyla harmanlanarak derin bir duygusallıkla yansıtılır. Yazar, hayatın yoruculuğundan kaçışı kelimelerin gücünde ararken, kalıcı olanın yalnızca içtenlikle yazılmış mısralar olduğunu vurgular. Bu derleme, modern insanın içsel yolculuğunu ve duygusal derinliğini yansıtan kısa bir edebiyat seçkisidir.
Ülkemizde son yıllarda bilhassa son yıllarda yaşanan olayları hayret ve ibretle izleyen sayın halkımızın sinir katsayılarını biraz olsun düşürmek için “Şiiristan 3” sizlerle.
SON
Bu ne hırs bu ne tamah
Sanma bu alemin sonu yok
Bir bak mezarlıklara
Hiçbirisinin donu yok.
HAYÂL
Yemek içmek
Dünyayı gezmek
Kâinat güzeliyle sevişmek
Bir hayâle hepsi bedava.
HÂL
Dünyanın bin türlü hali varken
Benim bir türlü halim var
O da sen.
MECHUL ŞAİR
Birgün alıp gideceğim başımı
Ne ismim ne cismim kalacak
Belki kalplerine dokunduğum
Şairi meçhul şiirlerim kalacak.
SENSİZ
Sensiz bir gece kaç sabah yapar
Çok saydım sabahlara kadar
Gözlerimi kırpmadan
Cehennemi ahrete bırakmadan.

YAĞMUR
Bu kuraklık bu yangınlar benim
Yağmurlar yağdırır
Bir konuşsa gözlerim.
SENİ SEVİYORUM
Bakma yalnızlığıma sitemlerime
Ben böyle de mutluyum
Az şey mi
Seni seviyorum.
GÖZYAŞLARI
Sizin hiç böyle gözyaşlarınız oldu mu
Yağmurlarla yarışan
Güneşte kurumayan
Tüm acılarınızı her damlasında topladığınız
Gözpınarlarınızdan düşmesine kıyamadığınız
Sahi sizin hiç böyle gözyaşlarınız oldu mu?
YAĞMURDA AŞK
*İlk defa gözleri parladı kadının
İlk defa elleri ısındı adamın
İlk defa mutluluğunu yaşadılar
Yağmurda ıslanmanın.
KÜÇÜK ÇİÇEK
Ulu ağaçların en uç dallarında
Bir küçük çiçeksin
Öpülmeden koklanmadan
Kuruyup gideceksin.
AÇLIK
Sana öyle açım ki
Nefesim sen kokuyor.
BOŞLUK
Bir derya iken boşluğun
Doldurmaz bilirim
Kadeh kadeh sarhoşluğum.
KABUK
Kabuk bağlamaz ki kalbim
Seni unutayım.
KALP
Sanma kalp dediğin bir avuç ettir
Onu kalp yapan
Sevgidir merhamettir.
OYUNCAK
Bakar giderim her gidenin ardından
Oyuncağı alınmış çocuk gibi.
TOPRAK
Sanma bıraktığın yerde kalacağım
Gittiğin gün toprak olacağım.
YOLLAR
Yollar yollar
Kimine gidilen
Kiminden gidilen
Yollar yollar.
GEÇEN GÜNLER
Sahi geçen günler nereye gider
Mesela çoçukluğum
Hacı Fettah mahallesinin
Sokak ressamı kara bilyası
Düş zengini Mehmet’i
GÖKYÜZÜ
Aynı gökyüzü altında yaşıyoruz
Sen güneşle
Ben senle ısınıyoruz.
ZEMBEREK
Çözüldü pas tutmuş zembereğim
Şimdi ben
Saatleri peşinden koşturan
Zır deliyim.
YÜREK MAHKÛMU
Çok yorgunum be usta
Bu derya bitmez ben bitmeden
Beni ıssız bir çöle bırak
Bıktım geçikmiş saatlerden
Keşkelerden sevgisizlik lerden
Çok yorgunum be usta çok
Bir anlayanım olmadı
Bir soranım olsa ne yazar
Sana vasiyetim olsun
Her yağmurda bir şiirimi oku
Bitsin bu yürek mahkûmluğum
Çok yorgunum ve usta çok
Bedenim ayaklarıma yük
Nefes almaya gücüm yok
Çok yorgunum çok be usta.