Ümit Özdağ Konya’dan Seslendi: “Parçalanmış Bir Dünya Savaşı Yaşıyoruz, Türkiye Sıradaki Hedef!”
Ümit Özdağ: Birileri Türkiye’yi bu sürecin içine sürüklemek istiyorlar ama Türkiye bu sınırlarını değiştirmemek için çaba sarf etmeli. Aslında bugün İran kendi sınırlarıyla birlikte Türkiye’nin sınırlarını da savunuyor. İran’ın sınırları değişmedikçe sıra Türkiye’ye gelmez. Önce Irak’ı parçaladılar, sonra Suriye’de bir parçalanma gerçekleştirdiler. Şimdi sıra İran’dan sonra Türkiye’ye; bunu gizlemiyorlar zaten. İsrail’de önde gelen politikacılar “Türkiye yeni İran” diyorlar.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Konya Olay TV’de katıldığı canlı yayında Türkiye ve dünya gündemine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ortadoğu’daki sınır değişimlerinden ekonomik krize, sığınmacı meselesinden yeni siyasi stratejilere kadar birçok konuda konuşan Özdağ, “İran’ın sınırları değişirse sıra Türkiye’ye gelir” uyarısında bulundu.
Dr. Rıdvan Peker’in moderatörlük yaptığu programda, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ 2 gülük Konya programının ilk gününü şu şekilde değerlendirdi:
“Bugün doğrusu çok yoğun geçti. Hem değişik kurumları, basın organlarını ziyaret ettim hem Konya ekonomisinin önde gelen isimleriyle bir araya gelme ve uzun uzun değerlendirmeler yapma, Türkiye ve bölge değerlendirmeleri yapma fırsatım oldu. Buradan sonra da teşkilatlarla toplantım var.
Yarın biliyorsunuz Tarım Fuarı var, tarım fuarı için geldim. Ben yani Zafer Partisi kurulduğundan bu yana muhakkak her sene tarım fuarını ziyaret ediyorum. Geçen sene Silivri’de misafir edildiğim için gelememiştim. Bu sene bir gün önceden geldim hem yarın sabah erkenden fuara gidebileyim istiyorum hem de yarın da Konyalı gençlerle bir araya geleceğim ortamlar olacak. Yarın akşam Ankara’ya döneceğim inşallah.”
“KONYA’NIN İLÇELERİNİ DE ZİYARET EDECEĞİM”
“Son dönemde istediğim kadar yapamadım maalesef ama bundan sonra daha sık Konya’da beni Konyalılar görecek. Gelip birkaç gün kalmayı düşünüyorum, ilçeleri de ziyaret etmeyi düşünüyorum. Çünkü Konya çok büyük bir il ve Konya’nın içinde il büyüklüğünde ilçeler var. O ilçelerde ziyaret edilmeyi ve hem siyasi hem ekonomik ağırlıklarıyla il protokolüne girmeyi hak ediyorlar. Mesela İstanbul’da 19 ilçeyi Ocak ayı içerisinde ziyaret ettim. Her bir günü bir ilçeye ayırdım. Bunu Konya’nın da belirli ilçelerinde sanki Konya il merkeziymiş gibi yapmayı hedefliyorum ve yapacağım inşallah.”

“PARÇALANMIŞ BİR DÜNYA SAVAŞI”
Prof. Dr. Ümit Özdağ sunucunun “Dünya yeni bir düzen arayışında mı? Bu gerçekten yeni bir düzen mi yoksa eski güçlerin yeniden sahneye koyduğu bir düzen söylemi mi?” sorunu şöyle cevaplandırdı:
“Şimdi parçalanmış bir Dünya Savaşı yaşıyoruz. Değişik zamanlarda ve değişik coğrafyalarda Dünya Savaşı’nın parça parça seyrettiği bir süreçten geçiyor dünya. Rusya-Ukrayna savaşı sadece yerel bir savaş kabul edilemez, bu küresel bir savaştır. Suriye İç Savaşı üzerinden yine bir küresel çatışma gerçekleşti. Bir tarafta Rusya ve İran’ın desteklediği Esad rejimi, öbür tarafta ABD, İsrail, İngiltere ve Ukrayna’nın desteklediği HTŞ ve YPG vardı. Burada HTŞ ve YPG kazandılar ve şimdi Suriye devletini birlikte tasarlıyorlar. İran ve Rusya yenildi.”
İSRAİL-İRAN ÇATIŞMASI VE STRATEJİK SONUÇLAR
“İsrail ilk kez Arap olmayan bir Ortadoğu ülkesiyle savaşıyor ve fena dayak yiyor. İsrail’in tek başına İran’a karşı çıkabilecek güçte olmadığı ortaya çıktı. Eğer bu savaş tek bir savaş olsaydı, nükleer silah kullanılmaması halinde bu savaş çoktan bitmişti; İran İsrail’i yenerdi. İsrail’in İran’ı nükleer silahla yok etmesi için en az 20 tane nükleer silah kullanması lazım. İran’ın elinde bir tane varsa İsrail biter.
Amerika’nın en önemli askeri aracı uçak gemisi savaş gruplarıydı. Ancak ilk kez İranlılar süpersonik füzeleri uçak gemilerine karşı kullandılar ve Amerika’nın Doğu Akdeniz’deki uçak gemisi Ford vuruldu. Trump çıktı; “17 değişik noktadan saldırdılar, vurulduk, kaçtık” diye açık açık anlattı. Bir tabu yıkıldı. Öbür uçak gemisi ise İran’dan 1000 km açığa demirlemiş durumda. Bu durum Çin’i Tayvan’ı işgal etme konusunda çok cesaretlendirdi. Amerikalılar Tayvan’ı koruyamazlar. Tayvan’ı Çin’in işgal etmesi artık sadece bir zaman meselesidir.”

İRAN’IN SAVUNMASI VE TÜRKİYE’NİN SINIRLARI
“Birileri Türkiye’yi bu sürecin içine sürüklemek istiyorlar ama Türkiye bu sınırlarını değiştirmemek için çaba sarf etmeli. Aslında bugün İran kendi sınırlarıyla birlikte Türkiye’nin sınırlarını da savunuyor. İran’ın sınırları değişmedikçe sıra Türkiye’ye gelmez. Önce Irak’ı parçaladılar, sonra Suriye’de bir parçalanma gerçekleştirdiler. Şimdi sıra İran’dan sonra Türkiye’ye; bunu gizlemiyorlar zaten. İsrail’de önde gelen politikacılar “Türkiye yeni İran” diyorlar.
Türkiye ile tek başına karşı karşıya gelmesi mümkün değil, Türkiye bir NATO ülkesi. Ancak dolaylı tutumla; PKK’yı kullanarak, Kürtçü ve bölücü hareketleri destekleyerek, IŞİD’i destekleyerek bunu yapmaya çalışıyorlar. IŞİD’in şu ana kadar hiçbir İsrail hedefine saldırmadığını biliyorum çünkü IŞİD’liler İsrail’de tedavi oldular.”
SIĞINMACI MESELESİ VE KÜRESEL GÖÇ TEHDİDİ
Özdağ Sunucunun “Avrupa’nın güvenlik kaygıları artıyor. Bu durum sizin göç politikanızı haklı çıkarıyor mu?” sorusunu şöyle cevaplandırdı:
“Kesinlikle. Göç bitmedi, devam ediyor. Türkiye’ye 13 milyon sığınmacı ve kaçak gelmişti. Küresel ısınmadan kaynaklanan göç daha tam başlamadı bile. Hint üst kıtasından 300 milyona yakın insanın kuzeye ve batıya göç edeceği öngörülüyor. Biz mevcut yükü kaldıramıyoruz.
İktidar ise geri çevirmek yerine yeni gelenlere vatandaşlık vermekle meşgul. Türk halkından bu gizleniyor. Eskiden Resmi Gazete’de yayınlanırdı, şimdi gizli gizli yapıyorlar. Adam Türkçe bilmiyor ama sizle birlikte oy kullanıyor. Sınır güvenliği olmadan vatan güvenliği olmayacağı net olarak görülüyor.
Bugün Konya’da İnşaat Mühendisleri Odası’ndaydım. Konya’da Suriyelilerin alt yüklenici olmadığı inşaat yapmanın çok zor olduğunu ifade ettiler. Türk inşaatçılar tasfiye oldu. Yarın Türk müteahhit bulmakta da zorlanacaksınız. Beşar Esad yıkılınca gidecek diyordunuz, savaş bitti niye gitmiyorlar?”
TÜRKİYE’NİN DÖRT TEMEL SORUNU
Sunucu Peker’in “Türkiye’deki en büyük sorun nedir?” sorusuna Özdağ’ın açıklaması şu şekilde oldu:
“Türkiye’de çözmemiz gereken dört tane sorun var:
- Sığınmacı ve kaçaklar meselesi: Ayaklarınıza 50 kilo demir bağlayıp yüzemezsiniz. Bu 13 milyon insan buradayken, yılda 11 milyar dolar harcarken bu krizi aşamazsınız.
- Eğitim ve Adalet: Bunları düzeltmeden ekonomik kalkınma gerçekleştiremezsiniz.
- Uyuşturucu ve Sanal Kumar: Yılda 200 milyar dolar harcanıyor. En az 3 milyon bağımlı var.
- Ekonomik Kalkınma: Karma ekonomiye geçip Devlet Planlama Teşkilatı çerçevesinde hızlı kalkınmayı hedefliyoruz.”

EKONOMİK KRİZ VE TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ
“Umutsuzluk yayılıyor çünkü 10 seneden beri fakirleşen bir Türkiye var. Küçük bir grup (%10) zenginleşirken toplumun %90’ı fakirleşiyor. Orta sınıf ortadan kalkıyor. 28.000 TL asgari ücret, 32.000 TL açlık sınırı, 106.000 TL sefalet sınırı… İnsanların çoğu sefalet sınırında.
Pazarda 10 lira için alacağı turptan vazgeçen insanlarımız var. Hollandalı emekli Antalya’da kapuçino içerken, Türk emeklisi sürünüyor. 2008’de yapılan düzenlemeyle aylık bağlama oranının %70’ten %30’a düşürülmesi bu felaketi hazırladı. Bir bakan çıkmış “insanlar uzun yaşıyorlar” diyor. Ne yapalım, senin için öldürelim mi emeklileri? AKP vekili “Gabar’dan petrol çıkınca emekli pay alacak” diyor ama kendisi 500.000 TL maaş alıyor. Hadi petrol gelene kadar vazgeç maaşından? Vazgeçmiyorlar.”
“ÇÖZÜM: KARMA EKONOMİ VE TARIM DEVRİMİ”
“Buradan çıkışın tek yolu ekonomik paradigmayı değiştirmektir. Neoliberalizmden karma ekonomiye geçeceğiz. Devlet yatırım yapacak, istihdam yaratacak. Üretimin bütün kaynaklarını fabrikalara ve teknoparklara yönlendireceğiz. Yeni rezidanslara veya saraylara ihtiyacımız yok.
Tarımda Büyükşehir Belediye Yasası’nı iptal edeceğiz ve köylere eski statülerini vereceğiz. Köye dönüşü teşvik edeceğiz. Köyde internet, ilkokul, ziraat mühendisi ve veteriner olacak. Kendi gübremizi üretmek için devlet eliyle petrokimya tesisleri kuracağız. Bu tesisler için 22 milyar dolarlık yatırım lazım, bunu devlet yapar. Gıda güvenliği sağlanmadan hiçbir şeyin güvenliği sağlanmaz. Zeytin ağaçlarını kesenlerin cezalandırıldığı bir Türkiye kalkınan bir Türkiye’dir.”
SİYASET, ANKETLER VE “ATATÜRK’TE BİRLEŞME”
Özdağ, sunucunun “Muhalefetin eksikliği nedir? Anketlerde hükümet neden düşmüyor?” sorusunu ise şu şekilde cevaplandırdı:
“Birincisi; demokratik bir ülkede yaşamıyoruz. Hukuk devletinin olmadığı bir Türkiye var. Tek parti otoriter rejiminde hukuk askıya alındığı için herkes hapse giriyor. İkincisi; biz sadece AK Parti ile değil, devletin bütün imkanlarıyla seçime giriyoruz. Valiler, kaymakamlar AK Parti adayı gibi çalışıyor.
Anket en kolay yalan söyleme yoludur. Korku iklimi var; herkes “telefonum dinleniyor mu?” paranoyası içerisinde. Haksız da değiller. Ama bu ikiktidar gidecek. Abdullah Öcalan’ı ve PKK’lıları serbest bırakan, Türk vatandaşlığıyla oynayan bir iktidar kalamaz.
Geçen hafta CHP’ye bir teklifte bulundum: Atatürkçü, vatansever ve Türk milliyetçisi liderlerle Atatürk’te birleşme çağrısı. CHP masadan kalkmalı. CHP’den gelecek cevaba göre tekrar konuşuruz.”

MUHALEFET TARZI VE ALGI YÖNETİMİ
Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ’ın, Dr. Rıdvan Peker’in “Silivri sonrasında muhalefet tarzınızda bir yumuşama olduğu söyleniyor?” sorusuna verdiği cevap ise şöyleydi:
“Bu bir algı. Onlara şunu sorsaydınız: “Daha önce ne yapıyordu şimdi yapmadı?” Eğer küfrederlerse yine İçişleri Bakanlığı’na yürürüm. Ama değişik konularda değişik iletişim stratejileri kurmanız lazım. Sığınmacı meselesindeki sert dilimiz başarılıydı. Ancak eğitim, ekonomi veya “Dört Bölge Dört Deniz” projesini anlatırken aynı dili kullanamazsınız. Ama uyuşturucu baronlarına karşı dilimiz hala aynıdır. Türk halkının en önemli sorunu ekonomi ve adalettir; biz de bunları anlatıyoruz.
Zafer Partisi çıkan asansörde hızla yukarı doğru gidiyor. Konya’daki dinamizm de bunu gösteriyor. Konyalılara selam ve saygılarımı iletiyorum.”