Bu makale, Türkiye’de uyuşturucu kullanımının artışını ve bu soruna karşı yürütülen mücadelenin yetersizliğini kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Emniyet verilerine dayanan istatistikler, madde bağımlılığının sosyal ve ekonomik maliyetinin her geçen yıl ciddi oranda yükseldiğini çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Yazar, uyuşturucuyla etkin bir mücadele için Millî Eğitim Bakanlığı’nın daha bilimsel ve organize yöntemler geliştirmesi gerektiğini savunmaktadır. Özellikle okullardaki rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve öğretmenlerin bu konuda aktif sorumluluk alması çözümün temel bir parçası olarak görülmektedir. Ayrıca sorunun çözümü için sadece emniyet tedbirlerinin yeterli olmadığı, bakanlıklar arası iş birliği ve sivil toplumun desteğinin şart olduğu vurgulanmaktadır. Metin genel hatlarıyla, bağımlılıkla mücadelede eğitim, sağlık ve güvenlik birimlerinin koordineli bir seferberlik başlatması çağrısında bulunmaktadır.
Televizyon ve gazete haberleri, emniyet görevlilerinin operasyonları uyuşturucu kullanımının her geçen gün arttığını, buna bağlı olarak ailevi ve sosyal sıkıntıların çoğaldığını, terör örgütlerinin uyuşturucu ticaretiyle yaşadığını, uyuşturucu trafiğinin uluslararası bir soruna dönüştüğünü gösteriyor.
Bu konuda sağlıklı bilgiler edindikten sonra bir yazı yazayım diyerek emniyet müdürlüğünün narkotik bürosuna gittim.
Devlet sırrı olmayan, kişi ve ailelerin özeline girmeyen bilgiler istedim (15.01.2026).
“Size verebileceğimiz bilgi ve yayınımız yok. İnternette Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı’nın 2025 yılı raporu var, oradan yararlan,” dendi.
İlgili rapor ve internetten şu bilgileri edindim:
Uyuşturucu ile mücadele için 2021’de 1.840.513,29 TL, 2024’te 10.324.804.539 TL harcamışız. 2023’te 251.851, 2024’te 309.028 uyuşturucu olayına müdahale edilmiş.
Bu süreçte 374.948 şüpheli yakalanmış.
12 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 21,4’ünün son bir yılda (2024) en az bir defa yasa dışı madde kullandığı görülüyor.
Uyuşturucu kullanma oranı; yüzde 2,6 eğitimsiz, yüzde 2,4 ilkokul, yüzde 3,2 ortaokul, yüzde 2,6 lise, yüzde 3,1 üniversite mezunudur.
Tahminlere göre Türkiye’de uyuşturucu bağımlısı 1.700.000 civarında kişi var.
Türkiye’de 2001’de 8.602, 2002’de 28.622, 2003’te 36.223, 2004’te 37.635 kişi uyuşturucu kullanmış. Bunların yüzde 10-18 arası genç.
1990’da 381.200 kişi uyuşturucu madde kullanırken, bu rakam 2016’da 664.906’ya ulaşıyor. Demek uyuşturucu ile mücadelede başarılı değiliz.
***

Sonra bir ilkokul, bir ortaokul ve bir liseye gittim. Öğrencilerimizin uyuşturucu karşısındaki durumlarını, okullarda alınan önlemleri sordum.
Yöneticiler anne babaların ilgisizliğine, dağılmış aile çocuklarının ruhsal yapılarına, öğretmenlerin öğrenciler karşısında sigara içtiklerine işaret ettiler.
Bir okul yöneticisi Emniyet’in her okula bir polisin telefonunu verdiğini, aradıkları zaman o polisin okula geldiğini, görüştüklerini söyledi.
Güzel bir uygulama ama yetersiz; kapsamlı çalışmalar olursa daha iyi olur.
***
Millî Eğitim Bakanlığı’nın uyuşturucu ve zararlı alışkanlıklarla mücadelede başarılı, örgütlü ve bilimsel çalışmadığı açık. Okullarda rehber öğretmenler var.
Bu öğretmenlerin uyuşturucu konusunda donanımlı ve özverili olmadıkları, sadece klasik rehber öğretmenliği yaptıkları, çokça disiplin olaylarıyla ilgilendikleri anlaşılıyor.
MEB bu öğretmenlerimizi daha donanımlı kılmanın yollarını aramalıdır.
Esasen uyuşturucu sorunu sırf rehber öğretmenlerin değil, tüm öğretmenlerin sorunudur.
Bu yüzden okul yöneticileri uyuşturucu konusunu öğretmenler kurullarında gündeme alıp tartıştırmalı, bu konuyu her öğretmen branşı açısından işlemelidir.
İcabında MEB her yaş ve sınıftaki öğrenciler için ders koymalıdır.
MEB uyuşturucu ve kötü alışkanlıklarla ilgili görseller, basılı kitap, dergi, broşürler hazırlar; okul, öğrenci ve ailelere ulaştırırsa yararlı olur.
Millî Eğitim, Aile ve Sosyal Güvenlik, Kültür ve Turizm, İçişleri Bakanlığı gibi bakanlıklar bu konuda ortak çalışmalar yaparlarsa daha isabetli olur.
Öğrenci ve insanlarımızın uyuşturucu ve kötü alışkanlıklara yakalanmamaları için eğitimci, psikolog, sosyolog, sağlıkçılardan oluşan heyetlere materyaller hazırlatılmalı; bu hazırlıklar tüm okul, Kur’an kursu ve camilerde anlatılmalıdır.
Değerler eğitimi, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri ile camilerdeki vaaz ve hutbelerin yetmediği görülmelidir.
Okul, Kur’an kursu ve camilere sağlıkçılar, ruh ve sosyal bilimciler getirtilir; sınıf, kürsü ve minberlerde görsellerle konuşturulurlarsa ilgi çekici ve inandırıcı olur.
Bu konuda valilik, kaymakamlık ve belediyeler, sivil toplum örgütleri bu çalışmaya katılmalı, sorumluluk üstlenmelidirler.
Uyuşturucu ve zararlı alışkanlıklarla mücadelede emniyet ve adalet teşkilatları ellerindeki bilgileri kamuyla paylaşmalı, bundan herkes yararlanmalıdır.