Rıza Tahir Yel
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ceza mı, Rehabilitasyon mu? Dünya Örnekleri ve Türkiye’deki Tartışmalar

Ceza mı, Rehabilitasyon mu? Dünya Örnekleri ve Türkiye’deki Tartışmalar

featured
0
Paylaş

Dünyada genç tutuklu sayısı hızla düşerken, Türkiye’de siyasetin ana gündemi “cezaların sertleştirilmesi” oldu. ABD’nin vicdan muhasebesi, Avrupa’nın restoratif (Suçlu, mağdur ve toplumun bir araya gelerek zararın nasıl giderileceğine odaklandığı çözüm sürecidir.) adaleti ve Japonya’nın disiplinli eğitim modeli arasında Türkiye kendine nasıl bir yol çizmeli? Organize suç örgütlerinin kıskacındaki gençler için çözüm kelepçe mi, yoksa toplum temelli bir devrim mi?

 

Bir toplumun geleceğini anlamanın en somut yollarından biri, o toplumun genç suçlularına nasıl yaklaştığına bakmaktır. Çünkü 18 yaş altı bir gencin işlediği suça verilen cevap, aslında o toplumun değerlerini, umutlarını ve korkularını yansıtır. Dünya genelinde bu soruya iki temel yaklaşım var: Rehabilitasyon odaklı insani sistem mi, yoksa caydırıcılık ve ceza merkezli sert yaklaşım mı?

Son yıllarda ABD, Avrupa Birliği ülkeleri ve Japonya’nın gençlik adalet sistemlerini incelediğimizde, çarpıcı bir tablo ile karşılaşıyoruz. Türkiye’de ise bu konuda yükselen siyasi tartışmalar, toplumun adalet anlayışı ile güvenlik endişeleri arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor.

Amerika’nın Vicdani Muhasebesi

Amerika Birleşik Devletleri, uzun yıllar ‘dünya hapishane başkenti’ unvanını taşıdı. Ancak bugün bambaşka bir hikaye yazıyor. 2023 verilerine göre, gençlik tesislerindeki toplam genç sayısı 29.300’e düşmüş durumda – bunun %68’i 16 yaş ve üstü. Ama asıl dikkat çekici olan, son 20 yılda bu sayının %83 azalması. Peki nasıl oldu bu?

ABD’de 1899 Chicago’da kurulan ilk gençlik mahkemesinden bu yana sistem, gençlerin ‘suçlu’ değil ‘suçlu davranışta bulunan’ bireyler olduğu varsayımına dayanıyor. Ancak 1990’ların sert ‘suçla savaş’ politikaları, binlerce çocuğu yetişkin hapishanelerine gönderdi. Bugün ise rüzgar ters yönden esiyor: Şartlı salıverme, toplum temelli tedavi programları, ailelerle çalışma… Hafif suçlarda %80 oranında şartlı salıverme kullanılıyor. Çünkü araştırmalar göstermiş ki, yetişkin mahkemesine transfer edilen gençlerde yeniden suç işleme riski %34 daha yüksek.

Ama sistemin sıkıntıları da var. Tutuklu gençlerin %80’inde zihinsel sağlık sorunları mevcut, yarısında madde bağımlılığı var. Ve en trajik gerçek: 400’den fazla genç, 12 yaş ve altında tutuklu. Mississippi ve Arkansas gibi eyaletler artık 12 yaş altı için hapis yasağı getirmiş olsa da, bu rakam hala vicdanları sızlatıyor.

Avrupa’nın İnsancıl Yüzü

Avrupa Birliği ülkelerine baktığımızda ise bambaşka bir felsefe görüyoruz. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve AB’nin 2016 tarihli Özel Koruma Direktifi, sistemin temel taşlarını oluşturuyor: Minimum müdahale, restoratif adalet, hapsin son çare olması.

Ancak AB içinde bile çarpıcı farklılıklar var. Ceza sorumluluk yaşı İngiltere’de 10, Portekiz’de ise 16. Bu derin uçurum, toplumların çocukluğa ve suçluluğa bakış açılarındaki farkı çıplak bir şekilde ortaya koyuyor. İsveç, Finlandiya gibi Nordik ülkeler ‘refah modeli’ni benimserken – yani eğitim, terapi, aile desteği öncelikli – İngiltere gibi ülkeler daha ‘adalet odaklı’, yani ceza ağırlıklı yaklaşıyor.

Restoratif adalet uygulamaları AB’nin parlayan yıldızı. Fransa’da mağdur-suçlu arabuluculuğu %9,5 oranında kullanılıyor, İngiltere’de bu programlarda mağdur memnuniyeti %85’e ulaşıyor ve yeniden suç işleme %14 azalıyor. Portekiz’de ev hapsi, İspanya’da hafta sonu gözaltısı gibi alternatif cezalar yaygınlaşıyor. Hollanda’da 2010-2017 arasında gençlik tesisleri %60 azalmış. İtalya’da 1980’lerden bu yana genç tutuklularda %97 düşüş var.

Ama tabii ki Avrupa da mükemmel değil. Düşük ceza sorumluluk yaşları, bölgesel eşitsizlikler, etnik azınlıklara yönelik ayrımcılık hala ciddi sorunlar. Yalnız hücre cezası sadece 4 AB ülkesinde yasaklı. Ve zihinsel sağlık desteği, tutuklu gençlerin %70-80’inde sorun olmasına rağmen hala yetersiz.

Japonya’nın Disiplinli Yaklaşımı

Dünyanın en düşük suç oranlarına sahip ülkelerinden biri olan Japonya, gençlik adaletinde kendine özgü bir yol izliyor. 1948 tarihli Gençlik Yasası’na dayanan sistem, ‘koruyucu eğitim’ modelini benimsiyor. Ceza sorumluluk yaşı 14, ancak sistem 20 yaşa kadar uygulanabiliyor.

Japonya’nın yaklaşımı üç kategoriye ayrılıyor: 14-20 yaş arası genç suçlular, 14 yaş altı yasa ihlali yapan çocuklar ve 18 yaş altı ‘ön-suça eğilimli’ gençler. Okul kaçan, alkol kullanan çocuklar bile sisteme dahil ediliyor – suç işlemeden önce.

Tüm vakalar Aile Mahkemesi’ne sevk ediliyor. Soruşturma, sosyal çevre incelemesi, psikolojik değerlendirme yapılıyor. Hafif suçlarda %70-80 oranında şartlı salıverme uygulanıyor. Ciddi vakalarda ise 51 Gençlik Eğitim Okulu var – bunların 9’u kızlara özel. Buralarda akademik eğitim, mesleki eğitim, davranış terapisi, madde bağımlılığı tedavisi veriliyor.

Japonya’nın başarı öyküsü etkileyici: 2003’ten beri gençlik suçları %30 azalmış. Ancak sorun yeniden suç işleme oranında: %47 gibi yüksek bir rakam. Bunun nedeni sosyo-ekonomik faktörler, işsizlik, aile sorunları. 2022’de yetişkinlik yaşı 18’e indirilmiş ve 18-19 yaş arası için cezalar sertleştirilmiş – bu karar, rehabilitasyonun zayıflayabileceği endişesiyle eleştiriliyor.

Türkiye’deki Siyasi Fay Hattı

Türkiye’de ise bu tartışma, siyasi kutuplaşmanın keskin hatlarıyla şekilleniyor. Zafer Partisi ve Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın söylemleri, güvenlik odaklı milliyetçi bir çizgiyi temsil ediyor. Özdağ, gençleri ‘suça sürüklenen’ ve ‘suç için yetiştirilen’ olarak ayırıyor ve ikinci kategorinin yetişkin gibi yargılanması gerektiğini savunuyor.

Parti programında, 18 yaş altı suçlarda ceza indiriminin kaldırılması, suça teşvik edenlerin suçluyla aynı cezayı alması, uyuşturucu satıcılarının çalışma kamplarına gönderilmesi gibi sert önlemler öne çıkıyor. Özdağ, sosyal medyada organize suç örgütlerinin gençleri kontrol ettiğini, polis müdahalesinin cezalandırıldığını belirterek mevcut sistemi eleştiriyor.

Bu söylem, toplumun bir kesiminde karşılık buluyor. Özellikle şiddet içeren genç suçlarının artması, ailelerin güvenlik endişesi yaratıyor. Ancak uzmanlar uyarıyor: Cezaların sertleştirilmesi, yeniden suç işlemeyi azaltmıyor, aksine artırıyor. ABD ve Avrupa’daki onlarca yıllık deneyim bunu gösteriyor.

Çıkış Yolu Ne?

Dünya deneyimleri bize şunu öğretiyor: Gençlik suçluluğuyla mücadelede ‘tek bir formül’ yok. Ancak başarılı sistemlerin ortak özellikleri var:

Birincisi, erken müdahale. Japonya’nın ‘ön-suça eğilimli’ gençler kategorisi gibi, suç işlenmeden önce sosyal hizmetler devreye girmeli. İkincisi, bireysel değerlendirme. Her genç farklı; bir çocuğun suç işlemesinin ardında madde bağımlılığı mı, aile şiddeti mi, zihinsel sağlık sorunu mu var, bunun anlaşılması gerekiyor. Üçüncüsü, toplum temelli alternatifler. Hapishane, çoğu zaman ‘suç okulu’ işlevi görüyor; ev hapsi, toplum hizmeti, mentorluk programları daha etkili.

Dördüncüsü, restoratif adalet. Suçlu genç ile mağdurun bir araya getirilmesi, zararın onarılması, empati geliştirilmesi – bunlar sadece iyileştirme değil, yeniden suç işlemeyi azaltma stratejileri. Beşincisi, eğitim ve istihdam. Japonya’da gençlere verilen mesleki eğitim, ABD’de şartlı salıverme sırasında sağlanan iş desteği, uzun vadeli çözümün anahtarı.

Ve en önemlisi: Zihinsel sağlık ve madde bağımlılığı tedavisi. ABD’de tutuklu gençlerin %80’inde, AB’de %70-80’inde zihinsel sağlık sorunu var. Bu sorunlar tedavi edilmeden, sadece hapsetmek ya da sert cezalar vermek sorunu çözmüyor, erteliyor.

Türkiye Ne Yapmalı?

Türkiye’nin bu konuda atacağı adımlar, ideolojik kutuplaşmayı aşmalı. Evet, toplumun güvenlik endişeleri ciddiye alınmalı. Örgütlü suçların, uyuşturucu çetelerinin gençleri kullanması kabul edilemez ve bunlarla sert mücadele edilmeli. Ancak bu, her 18 yaş altı suçluya aynı şekilde yaklaşmak anlamına gelmemeli.

Özdağ’ın ‘suça sürüklenen’ ile ‘suç için yetiştirilen’ ayrımı aslında mantıklı bir noktaya parmak basıyor. Ama çözüm, ikincisini de ceza ile dövmek değil. Çözüm, organize suç örgütleriyle mücadelede kolluk güçlerini güçlendirmek, sokak çocuklarını koruma altına almak, uyuşturucu bağımlılığı tedavi programlarını yaygınlaştırmak.

Ceza indirimleri konusunda ise nüanslı yaklaşmak gerekiyor. Cinayet, tecavüz, ağır şiddet suçlarında indirim tartışması haklı eleştiri alabilir. Ancak mülkiyet suçlarında, hafif şiddet içeren eylemlerde, gencin yaşı, sosyo-ekonomik durumu, ailevi şartları mutlaka değerlendirilmeli.

Türkiye, gençlik adalet sisteminde köklü bir reforma ihtiyaç duyuyor. Bu reform, ne Avrupa’nın ‘aşırı yumuşak’ olduğu düşünülen sisteminin körü körüne taklit edilmesi, ne de Zafer Partisi’nin önerdiği şekilde sadece cezaların sertleştirilmesi olmalı. Dengeli, bilimsel verilere dayanan, insan haklarını gözeten ama toplumun güvenlik ihtiyacını da karşılayan bir sistem gerekiyor.

Sonuç: Toplumsal Ayna

Bir toplumun en zayıf halkalarına – suç işlemiş çocuklarına – nasıl davrandığı, o toplumun ahlaki seviyesini gösterir. ABD’nin %83 oranında genç tutukluluğu azaltması, AB’nin restoratif adalet programlarına yatırım yapması, Japonya’nın ‘koruyucu eğitim’ modeline bağlı kalması tesadüf değil. Bunlar, onlarca yıllık deneyimin, bilimsel araştırmaların ve vicdani muhasebenin sonucu.

Türkiye’de bu tartışma, maalesef siyasi bir silah olarak kullanılıyor. Oysa sorun çok ciddi ve toplumsal. 2 milyon uyuşturucu bağımlısı, sokakta yaşayan çocuklar, organize suç örgütlerinin kontrolündeki gençler… Bunlar sadece güvenlik sorunu değil, toplumsal bir travma.

Çözüm, ne sadece hapiste ne de sadece sokakta. Çözüm, gençlere gelecek sunmakta. Okullarda, iş yerlerinde, ailelerde, toplum merkezlerinde. Çözüm, bir gencin elinde silah yerine kalem, bıçak yerine kitap tutmasını sağlayacak politikalarda.

Ve eğer bir gün bir genç suç işlerse, ona verdiğimiz cevap şu olmalı: Sen bu toplumun bir parçasısın, yaptığın yanlıştı, ama seni kaybetmeyeceğiz. Sana yaptığının sorumluluğunu öğreteceğiz, zararı onarmanı sağlayacağız ve topluma geri dönmen için elimizden geleni yapacağız.

Çünkü asıl soru şu: Biz nasıl bir toplum olmak istiyoruz? İntikam mı alan, yoksa gelecek mi inşa eden? Cevabımız, sadece siyasi programlarda değil, sokaktaki her bir çocuğa yaklaşımımızda gizli.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!