Bu makale, Başkurt Türkleri’nin zengin ve çeşitli halk edebiyatı geleneklerini, özellikle de destan kültürünü kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Başkurt anlatıları, mitolojik kahramanlıkları konu alan eserler ve toplumsal değerleri işleyen sosyal içerikli destanlar olmak üzere iki temel kategoride incelenmektedir. Bu köklü sözlü mirası nesilden nesle aktaran ve toplumda bilge birer figür olarak kabul edilen desenlerin önemi vurgulanırken, Habrav ve Bayık gibi tarihe geçmiş isimlerin rolleri üzerinde durulmaktadır. Özellikle Ural Batır destanı aracılığıyla, iyilik ile kötülüğün mücadelesi ve bu efsanelerin bölgedeki coğrafi isimler üzerindeki kalıcı etkisi açıklanmaktadır. Anlatım boyunca, Başkurt kültürel kimliğinin oluşumunda doğaüstü unsurların ve yüksek ahlaki değerlerin belirleyici payı vurgulanmaktadır.
Başkurt halk edebiyatı oldukça çeşitli ve zengindir. Başkurt Türklerinin folkloru değişik türlerde kendini kanıtlamıştır. Bunlar arasında destanlar, masallar, türküler, deyimler ve atasözleri bulunmaktadır. Başkurt halk edebiyatında destanların ayrı bir yeri vardır. Ural Batır, Akbuzat, Alpamşa, Küsek Bey, Kara Yurğa, Buzyiğit, Omorzak Batır ilk akla gelenlerdendir.
Başkurt destanlarını, kahramanlık destanları ve sosyal hayatla ilgili destanlar olarak iki ana gruba ayırmak mümkündür. Kahramanlık destanlarının büyük çoğunluğu mitolojik içerikli olup, destan kahramanları tarih sınırlarının dışına çıkmıştır. Destan kahramanlarının düşmanları da efsanevi yaratıklardır. Bu destanlarda insanların doğa kuvvetleriyle mücadelesi ve onları yenmesi anlatılmıştır. Ejderha, yuxa, peri, şeytanlar düşman yaratıklar olarak karşımıza çıkarlar. Fakat bunlara karşı at, kartal gibi kahramanların sadık dostları bulunmaktadır. Kahramanın dostları doğaüstü niteliklere sahiptir; örneğin at uçma, kartal insan gibi konuşma özelliğini taşımaktadır. Ayrıca destan kahramanlarının sihirli nesneleri bulunmaktadır. Savaşırken görünmez kılan sihirli şapka, kendi hareket eden kılıç, abıhayat, belaya uğradığında ucundan kan, başarı kazandığında süt akan kuray bunlardan bazılarıdır.
İkinci grupta yer alan destanlar ise sosyal içerikli mesajlar vermektedir. Destan kahramanları; adaletsizliğe, cebir ve zulme karşı savaşırlar. Ayrıca kahramanlar; vatana canı gönülden bağlılık, yiğitlik, mertlik, dürüstlük gibi yüksek ahlaki değerlere sahiptir. Toplumun mutluluğu için savaşım veren bu kahramanlar yalanları ortaya çıkarmaktadır. Akhak Kola, Kara Yurğa, Kunır Buğa, Zoyetülek Menen Hıvhılıv sosyal hayat ile ilgili destan grubuna giren destanlardan bazılarıdır.
Başkurt Türklerinin destanlarını kuşaktan kuşağa aktaran kişiler sesenlerdir. Ozanlar gibi sesenler de halkın içtimaî, siyasî hayatında önemli rol oynamıştır. Çok eskiden beri Başkurt Türklerinin hayatında olan sesenlerin nüfuzu şu şekilde dile getirilmiştir: “Halkı düşmana karşı örgütleyip, savaşa çağırırlar. Uruklar arasındaki her türlü problemi çözen, aradaki dostluğu ve kardeşliği pekiştiren sesendir. Halkın bilicisidir; her müşkülü çözer, ona danışılmadan hiçbir şey yapılmaz; onun sözünden çıkılmaz; o gelmeden meclis, düğün, eğlence kurulmaz, başlamaz; halkı iyiliğe, dostluğa çağırır; alkışladığını yüceltir, beddua ettiğini batırır.” (Başkurt Halk Destanı 1996: 7) .
Çok eski dönemlerde yaşamış olan sesenler ile ilgili pek fazla bilgi olmamakla birlikte, adı bilinen ilk sesen Habrav’dır. Kazaklarda Sıpıra, Karakalpaklarda Sıpra, Kırım Tatar Türklerinde Supura, Nogay Türklerinde Yıprav adıyla bilinen Habrav, tüm Türk boylarının ortak ozanıdır. Habrav’dan sonra diğer Türk boylarında Cirenşe adıyla bilinen sesen Yerinse’dir. Bu iki sesenin de hayatları ile ilgili efsaneler dışında bilgi bulunmamaktadır ki nerede ve ne zaman yaşadıkları bilinmemektedir.
Efsanevi bilgilerden XVI. yüzyılın ortalarında yaşamış ve Ming uruğu seseni olduğu bilinen Kobağos’tur. Kobağos sesenden sonra, “Karas Menen Akşa”, “Karas Menen Karahakal” adlı hikâyelere hayatı konu olan ve XVIII. yüzyılda yaşayan Karas sesendir. XIII. yüzyılda yaşayan sesenlerden birisi de Mahmut sesendir. Efsanelere göre Mahmut sesen, Uçalı ilçesinin Avişkül ve Yavgül yaylalarında yaşamıştır. Mahmut sesenin aynı zamanda çok iyi bir çalgıcı olduğu bilinmektedir. Bundan sonra gelecek olan sesenlerin büyük çoğunluğu Başkurt milli çalgısı olan “kuray”ı çalmışlar ve sesen olmanın yanı sıra kuraysı olarak da anılmışlardır.

XVIII. yüzyılın en ünlü seseni Bayık’tır. Bayık sesenin ünü İdil-Ural bölgesi sınırlarını aşarak Türkistan’a kadar ulaşmıştır. Bayık sesen Türk boyları sesenleri ile yaptığı atışmalarla, bilhassa Kazak Türklerinin tanınmış seseni Cıravı Bukar’la yaptığı atışma ile belleklerde iz bırakmıştır. XVIII. yüzyıl sonlarında Tilev vilayetinin Yangı Balapan köyünde yaşayan İşmöhemmet Mırzakayev (1781–1878) döneminin ünlü sesenlerindendir. XX. yüzyıl başlarında Baymak ilçesinde yaşayan ve İşmöhemmet Mırzakayev’in çıragı olan Ğabit sesen, aynı zamanda Türkiye’de de bilinen “Ural Batır” destanının derleyicisidir. XX. yüzyıl başlarında yaşayan sesenler arasında Başkurdistan’ın Baymak ilçesinden Gabit ve Hamit, Böryen ilçesinden Sabiryen Möhemmetkolov, Tahir ve Hayrulla İşmurzin gibi sesenlerin adları öne çıkan isimlerdendir. Destanlar başta olmak üzere halk edebiyatının büyük kısmı sesenlerin sayesinde dilden dile dolaşarak bugünlere ulaşmıştır.
Başkurt Türklerinin en önemli ve Türk dünyasında tanınan destanlarından birisi “Ural Batır” destanıdır. “Ural Batır”, Başkurtların inançlarından ileri gelen mitolojik olaylardan oluşan ve iyilikle kötülük, yaşamla ölüm arasındaki mücadeleyi konu edinen bir destandır. Destan üç kuşağın hayat hikâyesidir. Yenbirzi (Can Verdi) atayla Yenbike (Can Ana) ananın oğulları Şülgen ve Ural’dır. Şülgen’le Ayhılıv’ın oğlu Hakmar; Ural’la Katil Padişah’ın kızının oğlu Yayık; Ural’la Gölöstan’ın oğlu Nöğöş ve Ural’ın Humay’dan doğan oğlu İzil (İdil). Yaşamla ölüm arasındaki bu savaşımı babalarından oğulları devralmış ve devam ettirmiştir.
Günümüzde Başkurdistan topraklarındaki dağ, nehir, mağara adları destan kahramanlarının adını taşımaktadır. “Ural Batır” destanına göre destan kahramanı Ural dağlara gömülmüş ve bu dağ günümüzde Ural sıradağıdır.
Ural yolu – yüksek dağ, Ural kabri – şanlı dağ- “Ural” olup kalmış, de. (Başkurt Halk Destanı 1996: 337)
Şülgen ise Şülgen Gölü ve Şülgen-Taş Mağarası’na adını yazdırmıştır. Ural ve Şülgen’in oğulları Yayık, Nöğöş, Hakmar ve İzil ırmağa dönüşmüş ve bugün de bu nehirler onların adını taşımaktadır.
Dört ırmağı boylatıp, Yuva kurup çoğalıp, Ayrı dünya kurmuşlar. Dört bahadırın ismi, Dört ırmağa ad olmuş, Unutulmaz şahsiyet olup, Nesilden nesle kalmışlar. (Başkurt Halk Destanı 1996: 351)