Bu makale, Başkurt Türklerinin toplumsal yapısının temelini oluşturan aile ilişkilerini zengin halk edebiyatı ürünleri üzerinden derinlemesine incelemektedir. Yazıda, özellikle atasözleri ve deyimlerin bir milletin karakterini, yaşam tecrübesini ve coğrafi etkilerle şekillenen dünya görüşünü nasıl yansıttığı üzerinde durulmaktadır. Başkurt kültüründe kadın ve annelik kavramlarına geniş yer verilmiş; kadının evdeki becerisinin ailenin refahı ve erkeğin itibarı üzerindeki belirleyici rolü çeşitli örneklerle anlatılmıştır. Ayrıca, çocuk eğitiminde ailenin önemi ve üvey anne figürü gibi toplumsal gerçekler, tarihsel bir perspektifle ele alınmaktadır. Kaynak, az tanınan Başkurt Türklerinin geleneksel değerlerini ve ahlaki normlarını özlü deyişler aracılığıyla günümüze taşımayı amaçlamaktadır. Toplamda bu çalışma, Başkurt toplumunun manevi mirasını ve aile bağlarına verdiği kutsal değeri gözler önüne sermektedir.
Aile, evlilik ve kan bağlarına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik, aynı zamanda bir toplumun temel taşıdır. Aileler ne kadar sağlam olursa toplum, yanı sıra millet de o kadar sağlam olur. Aile içi ilişkiler ve ailenin önemi halk edebiyatında geniş yer bulmuştur. Atasözleri ve deyimler, bir toplumun yaşam felsefesini, dünya görüşünü, toplumda uyulması gereken kuralları, milletin karakterini, milli niteliklerini yansıtır. Tek cümle ile ifade etmek gerekirse, atasözleri ve deyimler hayat tecrübesinin kelimelerle anlatımıdır. Yazıda, Başkurt Türklerinin deyim ve atasözlerindeki “aile ilişkilerini”, aile yapısını inceleyeceğiz. “Aile ilişkileri” başlığı altında, karı-koca, anne-baba, kadın-erkek, çocuk-evlat, eğitim, iyilik-kötülük, soy gibi alt başlıklar da irdelenecektir.
Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan Ural Dağları ve Yayık (Ural) Nehri, Başkurt Türklerinin ana yurdudur. Köklü bir tarihi geçmişi olan Başkurtların sayısı diğer Türk boylarına oranla daha azdır. Dünyada toplam 2 milyon civarında Başkurt Türk’ü olduğu bilinmektedir. Başkurtlar Türkiye’de fazla tanınmamakla birlikte, Başkurt Türklerinin önemli temsilcisi ünlü tarihçi, Türkolog ve devlet adamı Zeki Velidi Togan (1890–1970) Başkurtlarla ilgili kapsamlı çalışmalar yapmış, Başkurt Türklerini sadece Türkiye’de değil dünyada da tanıtmak için de büyük çaba harcamıştır.
Bilindiği üzere Başkurt Türklerinin zengin bir halk edebiyatı vardır. Söz konusu olan atasözü ve deyimler, Başkurtların asırlardan beri geçirdiği denemelerden, bu denemeler sonucu oluşan düşüncelerinden doğmuştur. Milletin gelenek, göreneklerini yansıtan, ahlakı aşılayan, ahlaklı olmayı öğreten, yol gösterici nitelikte olan atasözleri günümüzde de güncelliğini korumaktadır. Atasözleri ve deyimlerde, Başkurtların zekâsını, duygu ve düşüncelerini, hayallerini bulmak mümkündür.
Arap tarihçi ve filozof İbni Haldun’un (1332–1406) “Coğrafya kaderdir” sözünün yansımasını Başkurt Türkleri örneğinde incelemek mümkündür. Kaderleri olduğu coğrafya, Başkurtların niteliklerini de şekillendirmiştir. Her ailenin, her milletin kendi düzeni, kendi gelenekleri vardır. Bu düzeni ve gelenekleri belirlemekte, milletin vasıflarının yanı sıra doğa koşulları da etkilidir. Kalın ormanlarla kaplı yüksek Ural Dağları, gürül gürül akan Yayık Nehri bölge insanlarının karakterinin oluşumunda da etkisini göstermiştir. Doğa ile iç içe yaşayan tabiat çocukları Başkurtlar, çalışkan, girişken, azimli, yılmaz ve cesur insanlardır. Aynı zamanda samimi ve içtendirler.
Tüm Türk boylarında olduğu gibi Başkurt Türkleri de aileye önem verir ve aile geleneklerini yaşatma çabasını gösterirler. Aile toplumun temelini oluşturur. Yavru kuş yuvada gördüğünü yapar, atasözü ailenin ve aile eğitiminin önemini vurgulamaktadır. Aile ilişkileri bağlamında Başkurt Türklerinde sayısız deyim ve atasözü mevcuttur.

Aile ilişkileri dediğimizde, ilk olarak anne-baba-çocuklardan oluşan çekirdek aile akla gelir. Çekirdek ailede kadın bir taraftan eş, diğer taraftan annedir. Erkek ise hem koca, hem de babadır. Ailede çocuklar, kız hem erkek çocuklar olarak değerlendirilir. Her ailenin geleneklere dayalı kendi düzeni vardır. Yuvayı yapan dişi kuştur, derler. Onun için ailede kadınların yeri ve görevi farklıdır.
Yuvanın devamında kadınların etkisi daha çoktur. Kadınların da “iyisi” ve “kötüsü”, “hamarat” ve “beceriksizi” vardır. Konuyla ilgili Başkurt deyim ve atasözlerinde neden –sonuç ilişkilerine bağlı olarak tüm bunların izahı vardır.
İyi kadın – dünya sapı;
İyi kadın – can azığı, kötü kadın – baş kazığı;
İyi kadın – yaşatır, kötü kadın – yaşlandırır;
İyi kadın – evin güzelliği;
İyi kadın – evin devleti, iyi giyim – düğün devletidir;
İyi kadın yoktan bulup doyurur, kötü kadın tek atını kestirir;
İyi kadın kötü eri er yapar, kötü erkek iyi kadını yerle bir eder;
İyi kadının kocası kıyafetinden belli olur;
Kadını iyi gösteren – kucağındaki çocuğu, ineği iyi gösteren – arkasındaki danasıdır;
Kadın bilinçli olursa –hazine, bilinçsiz olursa kazadır;
Akıllı kadın – hazinedir;
Eğitimli kadın başına bakar, eğitimsiz kadın yaşına bakar;
Kadın gayretli olursa, erkek ibretli olur;
Kadının cimrisi, erkeğin cömerdi iyidir;
Kadının iyi olursa cennete gerek yok;
Kadının ölümü – baltanın sapının kırılmasıdır;
Kadının kötü olursa – Azrail’in odur;
Her başa bir ölüm, kötü kadın alana iki ölüm;
İyi at, iyi kadın erkeğin namını salar;
Kadın iyi olursa – kadın, kötü olursa zıkkım;
Hamarat hatun – ak baht, beceriksiz hatun – kak baht;
Beceriksiz hatun – kak baht;
Hamarat kadın – erkeğin güzelliği, güzel kadın – ilin güzelliği;
Hamarat kadın kar üzerinde kazan kaynatır;
Kadın hamurla yaşlanır, çocukla sararır;
Kadınların işini tavuk gagalarsa bitiremez;
Beceriksiz at oku kırar, beceriksiz kadın kocasını (yuvasını) yıpratır;
Beceriksiz kadın dedikodu yapmaya hamarattır;
Beceriksiz kadının çocuğu laf dinlemez olur;
Beceriksiz kadının ateşi yanmaz; (Nederşina 2006: 141, 164, 193, 194, 206, 207, 210).
Yukarıda gördüğümüz üzere “iyi” veya “hamarat” kadın yoktan var eder, evini cennete çevirir, “kötü” veya “beceriksiz” kadınlar ise bunların tam tersini yapar erkeği yıpratır, yaşlanmasına neden olur, nihayetinde kocasının Azrail’i olur.
Kadın ailede eş olmanın yanı sıra bir annedir. Annelerin ailenin mutlu, huzurlu, çocukların eğitimli ve başarılı olmasında önemli bir görevi, büyük sorumlulukları vardır. Zira çocuklar zamanlarının büyük bir kısmını evde anneleri ile geçiriyorlar. Annelerin, yalnız ailenin annesi değil aynı zamanda “millet anası” olduğunu da unutmamak ve ona göre değerlendirmek gerek.
Bir de hayatta “üvey anne” gerçeği vardır. Anne-babası ayrılan ya da annesi vefat eden çocuklar ister istemez üvey anne tarafından büyütülür. “Üvey” ön adı “üvey anne” sözcük öbeğinin nasıl bir sonuç getireceğini düşünmek zor değildir.
Başkurt atasözlerinde “anne” ve “üvey anne” kelimelerini inceleyelim:
Anne hakkı – Tanrı hakkı;
Anne yanında çocuk yetim olmaz;
Kadınsız ev – yetimdir;
Güneş yanında – sıcaklık, anne yanında – iyilik;
Ananın gönlü çocukta, çocuğun gönlü bozkırda;
Anne – doğuran, baba – doyuran;
Annen üvey olursa, öz baban da yad olur;
Annesi göreneksiz – oğlu adapsız;
Annesi olmayana “gelin” deme, babası olmayana “damat” deme;
Babasına bak – oğlunu kucakla, annesine bak – kızını kucakla;
Üvey anne güler yüzlü – ölürsen su vermez;
Üvey annenin iyisi – Cehennem ateşinin bekçisidir;
Üvey anne – yokuşa doğru zıplatır;
Üvey anne oruç tutturur, yedirip de kusturur;
Üvey annenin iyisi – öz annenin yarısı;
Kendi çocuğun – merkezde, başkasının çocuğu – koltuk altında; (Nederşina 2006: 140, 164, 196, 207, 211).