Yazar, toplumun farklı kesimlerinde meydana gelen şiddet olaylarını ve asayişsizliği örnek göstererek ülkenin içinde bulunduğu karamsar tabloyu eleştirmektedir. Eğitim, adalet ve güvenlik gibi temel kurumların işlevini yitirdiğini savunan metin, toplumsal huzursuzluğun temelinde yönetimsel bir irade eksikliği olduğunu öne sürer. Cinayetlerden aile içi kavgalara kadar uzanan bu suç dalgasının tesadüf olmadığı, aksine milleti ümitsizliğe sevk eden kasıtlı bir ihmal sonucu doğduğu iddia edilir. Mevcut gidişatın durdurulması için liyakat sahibi kadroların göreve gelmesinin zorunlu bir ihtiyaç olduğu vurgulanmaktadır. Sonuç olarak yazar, vatandaşların güvenliğini sağlayamayan sorumluları utanmaya davet ederek toplumu bu gidişata karşı duyarlı olmaya çağırmaktadır.
“Adana’da yol kesip bıçakla saldırdılar, 17 yaşındaki çocuk öldü, ağabeyleri yaralı…”
“Antalya’da market sahibi 19 yaşındaki müşterisini öldürdü…”
“İstanbul’da genç futbolcu çakarlı araçtan açılan ateşle öldürüldü…”
“Hatay’da aileler kavga etti; 3 ölü, 22 yaralı…”
“Aksaray’da boşanma aşamasındaki eş dehşet saçtı; annelerinin mezarı başında dua ederken silahla saldırıp eşini öldürdü…”
“Aydın’da Aydınspor eski kulüp başkanı ve kardeşi silahlı saldırı sonucu fırında öldürüldü…”
“Erzurum’da bir kişinin boğazından bıçaklanarak hayatını kaybettiği belirlendi…”
“Isparta’da polis memuru kardeşlerin arasında çıkan tartışmada 1 ölü, 1 yaralı var…”
“Kayseri’de bir kişi tartıştığı karısını silahla öldürdü…”
Bunlar birkaç günlük olay değil; bayramın ikinci günü “Nefes Gazetesi”nin internet sayfasında okuduğum günlük haberler!
Bence daha niceleri var…

Her gün sabahları ulusal ve yerel basını tarar, özellikle asayiş haberlerine dikkatle bakarım.
Ülkemiz ne yazık ki bu halde!
Utanması gerekenler ise büyük bir pişkinlik içinde…
Binlerce okulun var eğitimi halen çözememişsin, onca camilerin var insan hayatının önemini anlatamamışsın, yüz binlerce polisin ve jandarman var asayişi temin edememişsin, binlerce hâkim ve savcın var adalet tesis olmamış, cezaevleri insanları ıslah etmemiş, onlarca cemaat ve tarikat kafi gelmemiş, 21. yüzyılda feodaliteyi ve aşiret düzenini yok edememişsin, Kur’an kursları ve İmam Hatip okulları meseleyi çözememiş…
Bu uzayıp gider!
Bence memleket doğru yönetilmek istenmemiş!
Şimdi bu tabloyu görmezden geliyor, vatandaşı huzur ve güvenlik içinde yaşatmıyorlar!
Ama bayramdan sonra bir de binlerce PKK’lı teröristi ve bebek katilini toplumun içine salmak için yasal hazırlıklar yapıyorlar.
Türk milleti içinde bulunduğu ve kangren haline gelmiş bu durumu iyi görmelidir.
Tedbirlerini buna göre almalıdır.
Bu asayişsizlik kader değildir.
Tesadüf de değildir.
Kanaatimce bu ülkeden ümit kesmemiz için kasten ve bilerek yol verilmesinden kaynaklıdır.
Öyle ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve Türk milletini sevk ve idare etmek için doğru insanları siyasetin ve devletin kadrolarına getirmek gibi bir zorunluluğumuz vardır.
Aksi halde en az bölücü terör kadar önem kazanmış olan bu asayişsizlik bizi kasıp kavuracaktır.
Bu ülkeyi onca sıkıntıların yanında daha da yaşanmaz hale getirecektir.
Birileri utanmıyor diye sizler de düşünmeyecek ve düşüncelerinizi hayata geçirmeyecek değilsiniz ya!
Ben bu ülkeyi A’dan Z’ye yöneten ve halk için huzur dolu, güven içinde yaşanacak bir ülke yaratmayan herkesten utanç duyuyorum…