Yazar Mehmet Özkendirci, uluslararası siyasette dinî bağların yerini tamamen ekonomik ve stratejik menfaatlerin aldığını savunmaktadır. Metin, İslam ülkelerinin birbirlerine destek olmak yerine ABD ve İsrail gibi güçlerle iş birliği yaparak kendi dindaşlarına zarar verdikleri örnekler üzerinden bir eleştiri sunmaktadır. Özellikle Suudi Arabistan’ın silah anlaşmaları ve İran’ın bölgesel yalnızlığı, ideolojik söylemlerin gerçek politikadaki tutarsızlığını gözler önüne sermektedir. Yazar ayrıca, Türkiye’deki iç siyaseti ve meclisteki lüks iftar sofralarını, halkın yaşadığı ekonomik zorluklar ve gerçek İslam ahlakı üzerinden sert bir dille sorgulamaktadır. Sonuç olarak kaynak, siyasi çıkarlar uğruna feda edilen manevi değerleri ve devlet yönetimindeki samimiyet eksikliğini temel alan toplumsal bir serzeniştir.
Uluslararası ilişkilerde din kardeşliği, kan kardeşliğinin pek yeri yok. Yani bizdeki gibi ensar-muhacir kardeşliği hiç yok; menfaatler dünyası hâkim… Öyle olmasaydı İran’ın, ABD ve İsrail’den sonra en büyük düşmanları yakınlarında bulunan din kardeşi Araplar olmazdı. ABD Arabistan Yarımadası’ndaki en sadık müttefikleri Müslüman Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Suudi Arabistan, Yemen ve Kuveyt; İran’ı vurmak için ABD üsleriyle dolu… ABD resmen bu petrol zengini ülkeleri haraca bağlamış. 1 trilyon dolarlık ABD-Suudi Arabistan ticaret anlaşması rekor düzeyde… 600 milyar dolarlık bu anlaşmayı Suudi Kralı Selman az görmüş olacak ki “yuvarlak hesap olsun” deyip trilyon dolar yapıvermiş; yanı başındaki Müslüman Yemenliler açlıktan kum yerken… Akit gazetesi yazarı zat, “Hilafet olsaydı İsrail, Gazze ve İran’a saldıramazdı” dedi. Osmanlı Devleti yükseliş devrinde Türk komutan ve yöneticilerle tarihinin en görkemli günlerini yaşarken, Yavuz Sultan Selim’in hilafet sevdasıyla getirtilen Arap mollalarla önce duraklama sonra yıkılış süreci başlamıştı. Hem Osmanlı’nın hilafetli zamanında, yenilgilerden harap olmuşken neredeydi bu Müslüman din kardeşleri? Casus Lawrence’ın altınları için din kardeşlerini arkadan vuran, midelerinde altın var diye delik deşik edenler hangi dindendi?
Müslüman İran, Azerbaycan-Ermenistan savaşında din kardeşlerini değil, halkının yarısına yakını Azeri olduğu halde Hristiyan Ermenileri desteklemişti… Bizim Menderes iktidarında, Cezayir’i işgal eden Fransa’nın yanında olduğumuz gibi.
İspanya, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarında ülkesindeki ABD üslerinin kullanımına izin vermemişti vicdanının sesini dinleyerek; bizde dindar Müslüman Konya’dan kalkan ABD uçakları, İran semalarında vurulacak hedefleri arıyordu. Aynı günlerde İngiliz emperyalizmine karşı çıkan Gandhi’nin ülkesi Hindistan’ın Başbakanı, Netanyahu ile sarmaş dolaş pozlar veriyordu ağzı kulaklarında.

ABD’nin bile %71’i Trump’ın cinayetlerine “hayır” derken, Hindistan’ın İsrail ve ABD sevdası Çin ile rekabeti için değil mi? Ülkelerin kendi çıkarları için yapmayacakları ittifaklar yoktur. Bizdeki Apo-iktidar dostluğunu da bu perspektiften izlemekte yarar var. Cani başından takviye almak isteyenlerin ülke aleyhine vermeyecekleri ödün yok.
Türk yurdunda Türk’ü, “PKK ile anlaşmazsanız silah bırakmayız” diye tehdit eden DEM’in PKK sözcüsüne karşı iktidar derin bir sessizlik içinde. Yapılan anlaşma maddelerini açıklamayı çıkmaz ayın çarşambasına, soğumaya bıraktılar… İran-ABD/İsrail savaşları sıkışan iktidara derin nefes aldırdı. %40 vergi aldıkları akaryakıt satışları, artı bir kâr demek.
ABD’nin 30 sene öncesi Irak’a asker göndermek için TBMM’de yapılan 1 Mart Tezkeresi’nde kimlerin işgalci ABD’nin yanında ve karşısında oldukları, bugün 10 yıl sonra açılması gereken TBMM tutanakları üzerinden otuz yıldan fazla geçtiği halde hâlâ sır gibi.
Sizce bunun nedeni, ABD dostlarıyla aralarının bozulmasını istemeyen Müslümanlığı kimselere bırakmayanlar olabilir mi? Tezkere TBMM’den geçseydi iktidar, Müslüman Türk topraklarına ABD askerlerini yığıp Müslüman Irak’ın işgaline izin verecekti. Allah’tan muhalefet ve bir grup AK Partili vekilin ret oylarıyla tasarı kabul edilmedi.
Dış dünyada, daha doğrusu yanımızda bir savaş varken binlerce Müslüman mübarek Ramazan günlerinde katledilirken; TBMM’de kuş sütünün eksik olduğu muhteşem bir iftar yemeği verdi Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş. Menüdeki yemeklerin çoğunu bu millet bilmiyor ama fatura ceplerinden çıkıyor her zamanki gibi. Hani nerede her Ramazan gününde dillerinden düşürmedikleri Hz. Muhammed sofrası, nerede Numan Bey’in sofrası? Ramazan pidesiz olmaz; kim sevmez ki bol susamlı, yumurtalı, sıcacık Ramazan pidesini? Ben de her gün pide aldığım fırının yanında bulunan belediyenin ucuz ekmek kuyruğunda bekleyenlerden utandığım için askıda pide uygulamasını başlattım. Keşke Numan Bey ve mecliste bedava ziyafete katılan hali vakti yerinde vekiller de bu huzuru bir nebze duyabilseler. Ya da fakir öğrencilere yardım topladığı için hapse attıkları Tanju Özcan’dan bin değil milyarlarca özür dileseler. Sahi, AKP’nin ve cemaatlerin topladıkları paralar gökten zembille mi geliyordu?
NOT: Tanju Özcan ile birlikte bazı AK Partililerin de bulunduğu grup, zorla kimseden para almış değil. “Üç harfli” marketlerden Şok, bir açıklama yaparak zorla para toplandığını reddetti. Sıra diğer üç harfli marketlerde… Sizlerden sadece iftira atanlar alışveriş yapmıyor, değil mi?