Bu köşe yazısı, Türkiye’deki hukuk sistemindeki adaletsizlikleri ve mahkûmların fiziksel durumları arasındaki çarpıcı farkları eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, Gezi davasından hüküm giyenlerin ve bir belediye başkanının cezaevi sürecinde yaşadığı sağlık kayıplarını ve fiziksel çöküşlerini detaylandırmaktadır. Buna karşılık, İmralı’da bulunan bölücü terör örgütü elebaşının oldukça bakımlı ve sağlıklı görünmesi, sistemin uyguladığı çifte standart olarak nitelendirilmektedir. Siyasi figürlerin geçmişteki sert tutumları ile bugünkü yaklaşımları arasındaki çelişkiler sorgulanarak, tutuklu yargılanma sürecinin vicdani boyutu tartışmaya açılmaktadır. Metin, görseller üzerinden somutlaşan bu durumun adaletin mevcut halini yansıtan acı bir gösterge olduğunu savunmaktadır.
Dün televizyonda Menajer Ayşe Barım ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ı gördüm.
Gezi olaylarında cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme suçundan; beyin ve kalp rahatsızlığı varken bir yıldan fazla tutuklu olarak yargılanıyor.
Bir başına böyle bir gücü varsa vay T.C.’nin haline… Önce müebbet hapse mahkûm ediliyor, sonra cezası 12 yıl 6 aya indirildi. Dünkü resmini görenler benim gibi annesinin resmi sanmışlardır. O kadar çökmüş… Biraz daha içeride kalsa, hastalıkla pençeleşen siyasi tutuklular gibi içeriden sağ çıkma ihtimali pek yok.

Zeydan Karalar da 200 günden fazla tutuklu kaldığı cezaevinden çıktı. 12 kilo veren Başkanın giysilerinden ve yüzünden hangi koşullarda cezalandırıldığı belli. Televizyon konuşmasında bol ceket ve geniş gömlek yakası, zayıflayan bir yüz…
Üçüncü mahkûm yurt dışından paketlenip getirildiğinde idamla yargılanıyordu. Sonra cezası müebbet cezasına çevrildi. Yıllardır İmralı Adası’nda yaşıyor. Normal şartlarda bir deri bir kemik olması gereken, 45.000 kişinin katili gayet sağlıklı gözüküyor. İmralı Adası’nda bir mahkûmdan çok tatil yapan birisi olarak besili vaziyette, el bebek gül bebek bakılıyor…
İlk iki tutukluya suçlu işlemi yapanlar; cani başına af çıkarmak için TBMM’de bangır bangır bağıran Bahçeli, “asalım” diye kürsüden ip atmıştı.
Tutuksuz yargılanmak yasal bir hak iken, hücrelerde suçu sabit gibi tutuklu kalmaları ne kadar vicdani ve adli bir durum?
Resimlerdeki üç kişinin son görüntüleri aslında bu yazının somut bir göstergesi değil mi?