Av. Mehmet Bacaksız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Tarım ve Hayvancılıkta Milliyetçilik

Tarım ve Hayvancılıkta Milliyetçilik

featured
0
Paylaş

Bu makale, Türkiye’nin tarım ve hayvancılık politikalarının milli menfaatler doğrultusunda yeniden yapılandırılmasına yönelik stratejik bir yol haritası sunmaktadır. Yazar, dışa bağımlılığı azaltmak için yerli tohum, yem ve modern sulama sistemlerinin kullanımının hayati önem taşıdığını vurgulamaktadır. Üreticilerin korunması adına kooperatifleşme, arazi toplulaştırması ve meraların ıslahı gibi yapısal reformların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiği savunulmaktadır. Ayrıca, kontrolsüz ithalatın ve yabancılara toprak satışının milli güvenlik üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekilerek, planlı bir üretim modeline geçilmesi önerilmektedir. Küçükbaş hayvancılığın teşvik edilmesi ve orman alanlarının sürdürülebilir kullanımı gibi çözüm önerileriyle, sektörün ekonomik açıdan yeniden canlandırılması hedeflenmektedir. Sonuç olarak kaynak, gıda egemenliğini sağlamak amacıyla devlet destekli ve milliyetçi bir kalkınma modelini detaylandırmaktadır.

 

Tarım ve hayvancılık, bir ülke ve bir millet için olmazsa olmaz, hayati derecede önemli, oldukça stratejik iki sektördür.

Tarım ve hayvancılık sektörleri hem ülke halkının sağlıklı beslenmesi, varlığını devam ettirmesi ve özellikle gıda sanayisi, deri ve giyim sanayisi, tekstil sanayisi, ilaç sanayisinin ihtiyaç duyduğu hammaddeyi sağlaması açılarından son derece önemlidir. Bu sebeplerle, bu iki sektör, asla ihmal edilemez, görmezden gelinemez.

Tarım ve hayvancılık sektörleri stratejik önemlerinden dolayı milliyetçi bakışla yönetilmeli, başka bir deyişle tarım ve hayvancılık politikaları mutlaka milliyetçi olmalıdır.

Milliyetçi tarım ve hayvancılık politikası konusundaki görüşlerimi aşağıda açıklıyorum. Şöyle ki;

  1. Ülkemizin tarım ve hayvancılık politikaları mutlaka, halkımızın, sanayimizin imkanları ve ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanmalıdır.
  2. Tarım için en önemli girdiler tohum, gübre, mazot ve zirai ilaçtır. Bu girdiler mazot dışında mutlaka yurt içinden, ucuz ve bol miktarda sağlanmalıdır. İthalat yaparak tarımda başarılı olmak imkanı yoktur.
  3. Hayvancılık konusunda en önemli girdi Yem iki türlüdür: Kaba yem ve kesif yem. Her ikisi de yurt içinden, ucuz ve bol miktarda sağlanmalıdır. İthalat yaparak hayvancılıkta başarılı olmak imkanı yoktur.

  1. Tarımda topraktan en iyi verim alabilmek için sulama son derece önemlidir. Halen ülkemizde sulama işi çoğunlukla geleneksel salma sulama biçiminde yapılmaktadır. Bu tür sulama sakıncalıdır, zararlıdır. Salma sulama, toprağın tuzlanmasına yol açtığı gibi aşırı su tüketimine, yani israfa sebep olmaktadır. Bunun yerine sulama işi, modern yöntemlerle damlama sulama biçiminde yapılmalıdır. Böyle yapıldığı takdirde birim alandan daha fazla ürün alınabilecek, önemli miktarda su tasarrufu sağlanabilecektir. Damlama sulama konusunda çiftçilerimiz eğitilmeli, devlet tarafından çiftçilerimize damlama sulama konusunda uzun vadeli, düşük faizli krediler sağlanmalıdır.
  2. Bugüne kadar tarım ve hayvancılık konusunda yeterli planlama yapılmadığı için halkımızın sağlıklı beslenmesi için zaruri olan gıda maddeleri yeterince temin edilememiş, ithalat yapılmak zorunda kalınmıştır. Gene, plansızlık nedeniyle sanayinin ihtiyaç duyduğu bir kısım hammadde yurt içinden temin edilemediği için yüksek fiyatlarla ithalat yapılmak zorunda kalınmıştır. Plansızlık nedeniyle çiftçilerimiz ve hayvan besicilerimiz yeterli para kazanamadıkları için tarım yapmayı ve hayvancılığı terk ederek büyük şehirlere göç etmek zorunda kalmışlardır. Bu nedenlerle, tarım ve hayvancılık konusunda ülkemizin imkan ve ihtiyaçları gözetilerek kısa, orta, uzun vadeli planlar hazırlanmalı, bu planların uygulanması titizlikle takip edilmelidir.
  3. Verimli bir hayvancılık için bakımlı meralar çok önemlidir. Mera olmadan hayvancılıktan para kazanma imkanı yoktur. Yılın on iki ayı hayvanları ahırda beslemek çok pahalıdır. Hayvanlar meraya çıkabildiği takdirde yılın en az 6-7 ayını en az masrafla hayvanları beslemek mümkün olabilecektir ki; bu sayede hayvancılık karlı bir iş olacaktır. Ülkemizde Erzurum-Kars yöreleri ve Doğu Anadolu’nun bazı bölgeleri dışında hayvancılığa elverişli mera mevcut değildir. 1940’lı-1950’li yıllarda topraksız çiftçileri toprak sahibi yapmak gerekçesi ile mera olarak değerlendirilebilecek yüz binlerce dönüm hazine arazisi, toprağı olmayan çiftçilere dağıtılmak suretiyle özel mülkiyet haline getirilmiştir. Bu araziler halen sulanamadığı için pek fazla rağbet edilmemekte, zaman zaman ekim dışı bırakılmaktadır. Bu araziler yeniden kamulaştırılarak mera haline getirilebilirse hayvancılık açısından çok yararlı bir iş yapılmış olacaktır.
  4. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın en önemli sıkıntılarından birisi, ürettikleri ürünleri iyi fiyatlarla satamadıkları, aracıların bu ürünleri ucuz fiyata alarak tüketicilere yüksek fiyatlardan satmalarıdır. Bunun önüne geçmenin en kestirme yolu, tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın kooperatifler şeklinde örgütlenerek ürettikleri ürünleri ortağı oldukları kooperatifler vasıtasıyla doğrudan tüketicilere ulaştırmalarıdır. Kooperatifleşmeyi sadece tarım ve hayvancılık üreticilerine bırakmak doğru değildir. Gerekirse bu konu ile ilgili bir bakanlık kurularak devlet, bu işe el atmalı; kooperatiflerin kurulması, yönetilmesi vb. konularda vatandaşlara yol göstermeli ve denetlemelidir.
  5. Tarımda hastalıklara dayanıklı, yüksek verimli tohum son derece önemlidir. İthal tohumla verimli, karlı tarım yapmak mümkün değildir. Bu nedenle, tohum üretme istasyonları çoğaltılarak hastalıklara dayanıklı, yüksek verimli yerli tohumlar üretilerek çiftçilerimize uygun fiyatlarla dağıtılmalıdır.
  6. Ülkemizin iklimi, coğrafyası, toprak özellikleri daha çok küçükbaş hayvancılığa uygundur. Bu nedenle, küçükbaş hayvancılığa ağırlık verilmeli, hastalıklara dayanıklı, yüksek verimli yerli koyun ve keçi ırkları geliştirilerek uygun fiyatlarla hayvancılık yapan vatandaşlarımıza dağıtılmalıdır.
  7. Uzun yıllardır ormanlara zarar verdiği gerekçesiyle kıl keçileri ormanlara sokulmamış, bu nedenle keçi yetiştiriciliği yok olma noktasına getirilmiştir. Keçilerin ormanlara zarar verdiği iddiası büyük oranda yanlıştır. Sadece, yeni dikilmiş orman alanlarında fidanların boyları kısa olduğu için keçilerin bu fidanlara zarar vermesi ihtimali vardır. Bunun dışında yetişmiş orman alanlarına keçilerin zarar vermesi söz konusu değildir. Yetişmiş orman alanlarına keçilerin zarar vermesi bir yana faydası da vardır. Keçiler orman içinde beslenirlerken toprağın havalanmasını sağlamakta, böylece yangın ihtimalini azaltmaktadırlar. Kıl keçileri ormana girebilmeleri halinde sadece karlı günler dışında ek yemleme yapmadan beslenmeleri mümkün olmaktadır. Bu, keçi yetiştiriciliğini oldukça karlı duruma getirmektedir. Bu nedenlerle, kıl keçilerinin yeni dikilmiş orman alanları dışında ormanlık bölgelere girmelerine izin verilmelidir.
  8. Miras yoluyla tarım arazileri son derece küçülmüştür. Tarım yapılan bölgelerde büyük tarla ve bahçelere rastlamak imkanı neredeyse yok gibidir. Tarım arazileri çoğunlukla 5-10 dönüm arasındadır. 2-3 dönüm civarında tarla ve bahçe sayısı da az değildir. Bunun yanında toprak sahiplerinin tamamı tarımla uğraşıyor değildir. Önemli oranda toprak sahibi memur olduğu, şehirde veya yurt dışında yaşadığı için tarımla uğraşamamaktadır. Bu toprak sahipleri ya tarlasını, bahçesini kiraya vermekte ya da boş bırakmaktadır. Yukarıda açıkladığımız iki sebep tarımda verimi oldukça düşürmektedir. Bunun önüne geçmek için arazi toplulaştırması mutlaka yaygınlaştırılmalıdır. Toprak sahibi olup da tarımla uğraşamamayanların arazileri devlet eliyle rayiç değer üzerinden kamulaştırılarak tarımla uğraşan, ancak yeterli toprağı olmayan çiftçilere uzun vadeli taksitlerle satılmalıdır.
  9. Turgut Özal iktidara gelinceye kadar ülkemizde yabancılara tarım arazilerinin satılması yasaktı. Turgut Özal, kanun değişikliği yaparak yabancılara tarım arazisi satışının önünü açtı. Halen yabancılara tarım arazisi satışı serbest. İsrail vatandaşlarının özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde geniş araziler aldıklarını işitiyoruz. Yabancılara tarım arazisi satılması milli güvenliğimiz açısından son derece sakıncalıdır. İsrail, böyle kurulmuştur. Yahudiler, Filistin’de geniş arazileri çok yüksek fiyatlarla satın alarak yerleşmişler, belli bir nüfus yoğunluğuna ulaşınca manda yöneticisi İngiltere’ye danışıklı dövüş şeklinde isyan etmişler, daha sonra Arapları savaşta yenerek 1948 yılında bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Bu nedenlerle, yabancılara tarım arazisi satışı derhal durdurulmalıdır. Şimdiye kadar satılmış olan araziler kamulaştırılarak Türk vatandaşı olan kişilere satılmalıdır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!