Bu makale, bir milletin varlığını sürdürebilmesi için milli kültürün temel taş olduğunu ve bu yapının ancak milliyetçi bir yaklaşımla korunabileceğini savunmaktadır. Kültürün en hayati ögesi olan Türkçenin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarılması ve eğitimden sanata her alanda öncelikli kılınması gerektiği vurgulanmaktadır. Yazar, ortak bir alfabe kullanımı ve milli değerlere dayalı bir eğitim sistemi aracılığıyla dünya Türklüğü arasında bir gönül birliği kurulmasını hedeflemektedir. Devletin, sanatçıları destekleyerek ve kültürel yozlaşmaya karşı önlemler alarak milli kimliği güçlendirmesi gerektiği üzerinde durulmaktadır. Sonuç olarak eser, kültür ve sanat alanındaki politikaların tamamen milli bir şuurla yapılandırılmasını Türk milletinin geleceği için bir zorunluluk olarak sunmaktadır.
İnsan topluluklarını millet haline getiren maddi-manevi özelliklerin tümüne kültür denir. Kültür, kısa zamanda oluşmaz.
Yüzyıllar, hatta bin yıllar içinde oluşur. Kültür, bir milletin kimliğini oluşturur, onu diğer milletlerden farklı kılar.
Bu nedenle kültür, bir milletin yaşama ve düşünme tarzıdır. Kültürü oluşturan temel unsurlar dil, din, gelenek, sanat, ahlak, hukuk, eğitim, ekonomi, değer yargıları ve toplumsal kurumlardır.
Bir milletin oluşmasını sağlayan milli kültür ne kadar güçlüyse o millet de o kadar güçlüdür. Medeniyet kültürden daha geniş kapsamlıdır.
Medeniyet kapsamına birden fazla millet girebilir. Medeniyete katkıda bulunabilmek için güçlü bir milli kültüre sahip olmak zorunludur.
Güçlü bir milli kültürü olmayan bir milletin medeniyete katkıda bulunmasına imkan yoktur. Medeni olmanın önceliği kültürde milli olmaktır.
Bir başka deyişle milli olunmadan medeni olunamaz.
Güçlü bir milli kültüre sahip olabilmek için kültür politikalarının milliyetçi anlayışla planlanması ve yürütülmesi gerekmektedir.
Sanat da kültürün önemli unsurlarından olduğundan güçlü bir milli kültür için kültür ve sanatta milliyetçi olmak gerektiği gayet açık ve nettir.
Kültür ve sanatta milliyetçilikle ilgili düşüncelerimi aşağıda sunuyorum:
1- Kültürü oluşturan temel unsurlar arasında en önemlisi dildir. Dil, insanlar arasında anlaşma ve iletişim aracıdır.
Kültür faaliyetleri gerek sözlü gerek yazılı olsun dil ile ifade edilir.
İnsanlar arasında kültürün yayılması, gelecek nesillere aktarılması hep dil ile yapılır.
Bu nedenlerle, dilimize, yani Türkçe’ye çok büyük önem verilmelidir. Dilimizin gelişmesi ve zenginleşmesi için başta devlet kurumları olmak üzere aydınlar, sanatçılar ve yazarlar en yüksek çabayı göstermelidirler.
Türkçe’nin gelişmesi ve zenginleşmesi için yabancı dillerin etkisinden kurtarılması gerekir. Bunun için Türkçe karşılığı olan yabancı kelimeleri kullanmamak, onun yerine Türkçe karşılıklarını kullanmak şarttır.
Bu konuda en önemli görev; yazılı ve görsel medya çalışanlarına, aydınlara, sanatçılara, yazarlara ve tabii ki eğitimcilere düşmektedir.
Devleti yöneten kadrolar bu işin bilincinde olarak öncülük yapmalıdırlar.
Türkçe’nin gelişmesi ve zenginleşmesi için yapılabilecek bir başka önemli iş, yeni kavramlara ve terimlere Türkçe karşılıklar türetmektir.
Kelime türetme açısından Türkçe’nin imkanları çok geniştir. Türk Dil Kurumu, bu konuda öncülük etmeli; yayın kuruluşları, üniversiteler, aydınlar, sanatçılar, yazarlar ve eğitimciler yeni türetilen Türkçe karşılıkların yayılması ve benimsenmesi için Türk Dil Kurumu’na yardımcı ve destek olmalıdırlar.
2- Atatürk, Cumhuriyet’le birlikte temeli milli kültür olan bir milli devlet oluşturmak için çalışmalara başlamıştır.
Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk Milleti denir” ve “Türk demek Türkçe demektir. Ne mutlu Türk’üm diyene!”
sözleri milli devlet düşüncesinin özetidir. Son yıllarda PKK ve yandaşlarından Anayasa’dan Türk kavramının çıkarılması, Kürtçe’nin resmi dil olarak kabul edilmesi, ana dilde eğitim hakkının verilmesi vb. pek çok talep yoğun bir şekilde gelmektedir.
Burada asıl tehlikeli olan, bir kısım siyasi partilerin bu taleplere zımnen de olsa sempati ile bakmalarıdır.
Bu talepler eğer kabul edilecek olursa, milli kültürümüz ve milli devletimiz paramparça olacak, Türkiye bölünme sürecine girecektir.
Bu kesinlikle kabul edilemez. Bu nedenle, Meclis’te temsil edilen siyasi partilerden Anayasanın ilk 4 maddesi konusunda samimi ve ciddi olanlar ortak bir açıklama yaparak bu taleplerin asla kabul edilmeyeceğini, Anayasanın ilk 4 maddesinin kesinlikle değiştirilmeyeceğini tüm dünyaya ilan etmelidirler.

3- Milli kültür, sadece Türkiye Türkleri için değil, hangi ülkede yaşarsa yaşasın tüm Türkler için söz konusudur.
Dünya Türklüğünü kapsayan ortak bir milli kültür oluşturabilmek için ortak alfabe mutlak bir zorunluluktur.
Ortak alfabe kabul edilip uygulamaya konulduğu zaman dünyanın herhangi bir ülkesinde yayınlanmış bir kitabın, gazetenin veya derginin tüm dünya Türkleri tarafından okunup anlaşılması mümkün olacaktır.
Bu, dünya Türklüğünü birbirine yaklaştıracak, Türk Birliği kültürel yönden kurulabilecektir. Yıllardır ortak alfabe konusunda toplantılar yapıldığını medyadan okur, işitiriz.
Ancak bu konu henüz uygulamaya konulamamıştır. Türkiye, bu çalışmalara öncülük yaparak ortak alfabenin bir an önce uygulamaya konulmasını sağlamalıdır.
4- Kültür işleri Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlıdır. Döviz getirdiğinden turizm öncelikli olmakta, bu nedenle kültür işleri turizmin gölgesinde kalmaktadır.
1960’lı yıllarda Turizm Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı iki ayrı bakanlıktı.
Şimdi, gene Kültür ve Turizm Bakanlığı ikiye ayrılarak Kültür Bakanlığı müstakil bir bakanlık haline getirilmelidir.
5- Ülkemizde maalesef çok abartılı bir İngilizce hayranlığı vardır. Bu hayranlık nedeniyle bilinçsiz bir şekilde İngilizce dersleri anaokulu seviyesinde gündemimize girmekle birlikte, bazı ilk ve ortaöğretim kurumları ile bazı üniversitelerde eğitim dili İngilizcedir.
Bu, devletin egemenlik hakkının ihlal edilmesi, devletin egemenlik hakkından kısmen de olsa vazgeçmesidir.
Bir devletin resmi dilinden başka bir dilde eğitim yapılması ancak sömürge ülkelerinde görülebilecek bir durumdur.
Türkiye sömürge olmadığına göre Türkçe’den başka dillerde eğitim yapılmasına son verilmeli, her seviyedeki okullarda eğitim sadece Türkçe ile yapılmalıdır.
Bundan başka, İngilizce hayranlığından vazgeçilerek Türkçe’nin doğru öğretilmesine ve güzel konuşulmasına önem verilmelidir.
Bu konudaki asıl görev Milli Eğitim Bakanlığına düşmektedir.
6- Milli kültür açısından milli destanlarımız son derece önemlidir. Kuşaktan kuşağa aktarılabilmesi için milli destanlarımız mutlaka eğitim-öğretim programlarına alınmalıdır.
Milli destanlarımızdan ilham alan hikâye ve roman yazımı; film, dizi ve tiyatro çalışmaları teşvik edilmeli, var olanlar desteklenmelidir.
7- Halk oyunları ve halk dansları milli kültür içinde çok önemli bir yere sahiptir.
Bu nedenle, belli başlı halk oyunları ve halk dansları seçmeli ders olarak eğitim programlarına dahil edilmelidir.
8- Milli kültürün oluşmasında ve yayılmasında radyo ve televizyonun önemi tartışılamaz.
Kültür Bakanlığı eliyle milli kültürümüzün gelişmesine ve güçlenmesine katkı yapacak film, dizi ve müzik programlarının yapılması teşvik edilmeli, var olanlar desteklenmelidir.
Aynı teşvik ve destekler sinema sektörüne de sağlanmalıdır. Milli kültürü baltalayan, zarar veren programlar ise sansür olmadan çeşitli yöntemlerle engellenmelidir.
9- Milli kültüre yararlı çalışmalar yapan yazar, fikir insanı, düşünür ve sanatçılar her yönden korunup desteklenmelidir.
10- Aydınların, yazarların, fikir insanlarının ve sanatçıların eserlerini haksız bir şekilde kullanarak korsancılık yapanlara en ağır cezalar verilmelidir.
Bu konu ile ilgili kanunlar gözden geçirilerek korsancılığın önüne mutlaka geçilmeli; aydınların, yazarların, fikir insanlarının ve sanatçıların ürettikleri eserlerin karşılığını almaları sağlanmalıdır.
11- Halen derlemesi yapılmamış halk türkülerinin ve halk oyunlarının derlemesi yapılarak repertuvara alınması sağlanmalıdır.
12- Milli kültürün oluşmasında ve yayılmasında tiyatroların özel bir önemi vardır.
Bu nedenle devlet tiyatroları yaygınlaştırılmalı; devlet tiyatroları ile özel tiyatrolarda milli kültürü işleyen oyunların sergilenmesi desteklenmelidir.
13- Milli kültürün oluşmasında folklor araştırmalarının da önemi büyüktür. Bu nedenle folklor araştırmaları her yönden desteklenmelidir.
14- Türkçe’nin başka dillerde olmayan iki özelliği vardır. Bunlar: Dilimizde çok zengin bir atasözleri ve deyim hazinemiz vardır.
Düşüncelerimizin anlatılmasında atasözlerimiz ve deyimlerimiz bize çok büyük kolaylık sağlamaktadır.
Bunun için Türkçe derslerinde atasözleri ve deyimlerin öğretilmesine özel önem verilmelidir.
Gerekli saha araştırmaları yapılarak derlenmemiş atasözleri ve deyimler derlenmeli, milli kültürümüze kazandırılmalıdır.