Bu köşe yazısı, Pakistan’daki köklü Türk mirasını ve bu coğrafyada yaşayan Türk kökenli toplulukların güncel durumunu mercek altına almaktadır. Tarihsel süreçte Gazneliler ve Babür İmparatorluğu gibi devletlerle şekillenen bu mirasın, bugün özellikle Hazara Türkleri ve Mugallar üzerinden yeniden canlandığı vurgulanmaktadır. Uzun süren asimilasyon politikalarına ve güvenlik sorunlarına rağmen, bölgedeki Türk topluluklarının sosyal medya ve kültürel organizasyonlar aracılığıyla kimlik bilincini güçlendirdiği ifade edilmektedir. Yazar, Pakistan’da soyadlarına “Türk” ibaresini ekleyen ve Türklük şuurunu sahiplenen kitlenin giderek arttığına dikkat çekmektedir. Nihayetinde kaynak, bu uyanışın Türk dünyası arasındaki bağları daha sağlam bir zemine oturtacağını savunmaktadır.
Tarihsel Miras, Hazara Türkleri ve Güncel Kimlik Uyanışı
Pakistan coğrafyası, Türk tarihinin en uzun süreli ve en derin izler bıraktığı bölgelerden biridir. Gaznelilerle başlayan, Delhi Sultanlığı ve Babür Devleti ile yaklaşık 900 yıl boyunca devam eden Türk hâkimiyeti; bu coğrafyada yalnızca siyasi bir egemenlik değil, aynı zamanda askerî gelenek, devlet aklı ve saray kültürünün kurumsallaşmasını sağlamıştır. Buna rağmen, günümüzde Pakistan’da yaşayan Türk kökenli topluluklar uzun süre siyasal ve kültürel birliklerini koruyamamış, kimlikleri farklı adlar altında silikleşmiştir.
Bu paylaşımıda, Pakistan’daki Hazara Türkleri başta olmak üzere; tarihsel Türk devletlerinden miras kalan ve günümüzde çoğunlukla “Mugallar (Babürlüler)” olarak anılan Türk kökenli toplulukların durumu ve son yıllarda gelişen Türk kimliği bilinci ele alacağım.
Hazara Türkleri: Kimlik, Tarih ve Günümüz
Hazara Türkleri, Pakistan’daki Türk varlığının en belirgin ve en canlı unsurlarından biridir. Kökenleri Orta Asya’ya uzanan Hazaralar, tarihsel süreçte Afganistan üzerinden Pakistan’a yerleşmiş ve özellikle Belucistan eyaletinin Quetta şehrinde yoğunlaşmışlardır. Dilleri Hazaragi lehçesi olup Türk-Moğol unsurlarını ve Farsça etkileri birlikte taşımaktadır.
Bugün Pakistan’da yaşayan Hazara Türklerinin sayısı hakkında farklı tahminler bulunmakla birlikte, ortalama 800 bin – 1 milyon civarında bir nüfustan söz edilmektedir. Uzun yıllar boyunca güvenlik sorunları, mezhepsel baskılar ve dışlanmışlık nedeniyle içe kapanan Hazara toplumu, buna rağmen dayanışma kültürünü güçlü biçimde korumuştur. Eğitim dernekleri, gençlik organizasyonları, kültürel anma günleri ve toplumsal protestolar yoluyla hem varlıklarını sürdürmüş hem de kimliklerini muhafaza etmeye çalışmışlardır.
Son yıllarda Hazara Türkleri arasında Türk kimliğine dönüş bilinci daha açık ve cesur biçimde ifade edilmeye başlanmıştır. Sosyal medya çalışmaları, tarih bilinci oluşturmaya yönelik faaliyetler ve Türk dünyasıyla bağ kurma çabaları bu sürecin en dikkat çekici göstergeleridir.

Mugallar (Babürlüler): Unutturulan Türk Soyu
Hazara Türkleri dışında, Pakistan’daki Türk varlığının ikinci büyük unsuru; tarihsel olarak Gazneliler, Delhi Sultanlığı ve Babür Devleti’nden kalan Türk topluluklarının torunlarıdır. Bu insanlar günümüzde genellikle “Mugallar” veya “Babürlüler” olarak anılmaktadır. Oysa Babür Devleti’nin kurucusu ve yönetici sınıfı, açık biçimde Türk kökenlidir ve Türk devlet geleneğinin devamıdır.
İngiliz sömürge döneminde uygulanan din temelli nüfus sayımları, etnik kimliğin özellikle görmezden gelinmesi ve Türk dünyasının bu coğrafyayla yeterince ilgilenememesi sonucunda; Mugallar zamanla Türk kimliğinden uzaklaştırılmıştır. Aradan geçen yaklaşık 900 yıl boyunca asimilasyon süreci derinleşmiş, Türk adı yerini tarihsel olarak belirsiz tanımlamalara bırakmıştır.
Bugün Pakistan’daki Mugalların kesin sayısını belirlemek mümkün değildir. Ancak tarihçiler ve sosyologlar, milyonlarla ifade edilen bir Babürlü-Türk kökenli nüfusun varlığından söz etmektedir. Bu topluluklar uzun süre siyasal ve kültürel birliklerini koruyamamış olsalar da, son yıllarda dikkat çekici bir kimlik arayışı içine girmişlerdir.
Pakistan’da Hazara Türkleri ve Babürlü (Mugallar) olarak anılan Türk kökenli topluluklar arasında; soyadlarına “Türk” eklenmesi, işletmelerin Türk isimleriyle açılması ve sosyal medyada Türklük bilinci etrafında on binleri aşan dayanışmaların oluşması, Türklüğün hızla sahiplenildiğini açıkça göstermektedir. Bu yükseliş, Türk milletinin en uzak kollarıyla birlikte hâlâ diri olduğunu ortaya koymakta; Türklük şuuru güçlendikçe Türk dünyasının daha sağlam bir birlik zemininde buluşacağını Pakistan Türkleri ilan etmektedir.