Bu analiz, fındık tarımını tehdit eden kahverengi kokarca zararlısıyla mücadeledeki eksiklikleri ve üreticilerin yaşadığı ekonomik dar boğazı eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, devletin sunduğu Samuray arısı gibi biyolojik çözüm stratejilerinin geç kaldığını ve kimyasal ilaçlama yöntemleriyle çeliştiğini vurgulamaktadır. Düşük fındık fiyatları nedeniyle çiftçilerin bahçe bakımından vazgeçtiği belirtilirken, TARSİM sigortasının zararlı böcek hasarlarını kapsamaması önemli bir sorun olarak sunulmaktadır. Makale, üreticinin emeğinin korunması için fiyat politikalarının güncellenmesi ve daha tutarlı bir eylem planı hazırlanması gerektiğini savunmaktadır. Sonuç olarak, fındık sektöründeki yapısal sorunlar çözülmediği takdirde rekolte kayıplarının artarak devam edeceği uyarısı yapılmaktadır.
Sayın fındık üreticisi, merhaba.
Önce 2026 rakamlarına bakalım, “güncel” diye tutturanlara inat.
Giresun Ziraat Odası Başkanı diyor ki, 2025 sezonunda kokarca yüzünden 100 bin ton fındık kaybı yaşandı.
Yüz bin ton!
Rekolte 500 bin ton beklenirken, 400 bin tonun altına düştü. Aradaki farkın çoğu, kokarcanın boğazından geçti.
Ülke olarak yüzde 20 ürün kaybı. Milyonlarca dolar çöpe gitti, üreticinin alın teri böceğe yem oldu.
Peki devlet ne yaptı?
Tarım Bakanlığı’nın resmî sitesinde 23 Şubat 2026 tarihli bir haber var. Başlık: “Kahverengi kokarcaya karşı entegre seferberlik”.
Yetkili anlatıyor: Samuray arısı üretiyoruz, eylem planı yaptık, seferberlik ilan ettik, bütçe sağladık.
Çok güzel. Samuray arısı ne güzel isim, Japon dizisi gibi.
Peki, sorayım; üretici 100 bin ton ürünü kaybetmiş, senin ilan ettiğin seferberlik neredeydi 2025’te?
Madem bütçe sağlandı, madem teknik talimat hazırdı, bu böcek nasıl oldu da 300 çeşit ürüne dadanıp fındığı götürdü?

Üreticiye gelince…
Sosyal medyada bir çiftçi yazmış, okurken insanın içi cız ediyor:
“Bugün fındık fiyatları maliyetin altında. Üretici bahçesine bakamıyor, ilaçlama yapamıyor. 2026’da kokarca patlaması olursa vebali fiyat politikalarındadır.”
Bir başkası daha net: “Bu sene fındık 130 lira olursa 600 kilo fındığı toplamam…”
Ve cümlenin gerisi sin kaf.
Anladınız mı?
Kokarca fındığı yiyor, ama asıl dert o değil. Asıl dert, üreticinin “toplamam” noktasına gelmesi.
Adamın canı yanmış, cebi yanmış, emeği yanmış. Tarlada böcekle uğraşacak hali kalmamış, çünkü devlet fındığa verdiği fiyatla adamın belini kırmış.
TARSİM mi?
Düzce’de toplantı yapmışlar, 3 Mart 2026 son başvuru tarihi.
“Gelin sigorta yaptırın; zirai dona, fırtınaya karşı güvence olun” diyorlar.
İyi hoş da… Kokarca zirai don mu? Fırtına mı?
Üretici “zararlıya karşı sigorta kapsamı var mı?” diye sorduğunda, memurun suratına baktığını görür gibi oluyorum. Cevap yok.
Özetle:
- Böcek geliyor, ürünü vuruyor. (100 bin ton kayıp)
- Devlet diyor ki: “Eylem planımız var, samuray arısı saldık.” (İş işten geçtikten sonra)
- Üretici diyor ki: “Fiyat yok, ilaç alacak param yok, toplamıyorum.” (Can acısı)
Yıllardır aynı film.
Üretici “yandım” diyor, Ankara “seferberlik” diyor.
Bir tarafın cebi yanıyor, diğer tarafın dili.
Peki, eylem planındaki Samuray arısı ne yapıyor?
Kokarcanın yumurtasını buluyor, içine kendi yumurtasını bırakıyor. O yumurtadan kokarca değil, samuray arısı çıkıyor.
Biyolojik mücadele denilen şey bu; çevre dostu, sürdürülebilir.
Ama!
Samuray arısını laboratuvarda bin bir emekle üretip doğaya salıyoruz, ardından “kokarcayla mücadele ediyoruz” diye kimyasal uygulamaya geçiyoruz.
O kimyasal yalnızca zararlıyı değil, saldığımız samurayları da vuruyor. Çelişki…
Tedbir istiyorsanız söyleyeyim:
- Fındığa verdiğiniz fiyatı güncelle. Adam bahçesine bakabilsin, ilaç alabilsin.
- İlaçlama takvimini üreticiye anlat. Mart’ta kışlak ilaçlaması, nisan-mayısta feromonla cezbetme, yazın kimyasal.
- Ama bunu ev ev gezip anlatacaksın, toplantı salonlarında değil.
- Samuray arısı salımıyla kimyasal mücadeleyi aynı anda yapma. Önce biyolojik mücadeleyi oturt, sonra kimyasalı ona göre ayarla.
- Yoksa “entegre mücadele” diye diye hem arıyı öldürürsün hem böceği beslersin.
- TARSİM’i devreye sok. Zararlıya karşı da sigorta yap. “Doğal afet” tanımını genişlet.
Yoksa 2026’da yine aynı manşet:
“Kokarca rekolteyi vurdu, üretici isyanda” diye yazarız.
Ama kimsenin umurunda olmaz.
Çünkü bu düzende fındık üreticisi korunması gereken asli unsur değil, gözden çıkarılabilir bir ayrıntı muamelesi görüyor vesselam…