Şebnem Karslı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Orta Doğu’nun Orta Yerinde Tek Başımıza, Sırtımız Silah, Gözümüz Karayken Savunma Sanayi Meselesi

Orta Doğu’nun Orta Yerinde Tek Başımıza, Sırtımız Silah, Gözümüz Karayken Savunma Sanayi Meselesi

featured
0
Paylaş

Bu köşe yazısı, Türkiye’nin savunma sanayisindeki bağımsızlık mücadelesini ve bu alandaki yerli üretimin stratejik önemini ateşli bir dille ele almaktadır. Yazara göre, Ortadoğu gibi zorlu bir coğrafyada ayakta kalabilmek ancak askeri teknoloji ve öz kaynaklarla mümkündür. Özellikle Baykar ve Selçuk Bayraktar üzerinden yürütülen eleştirilere sert bir yanıt verilerek, bu başarıların sadece birer mühendislik kazanımı değil, aynı zamanda birer milli beka meselesi olduğu vurgulanmaktadır. Kaynak, yerli SİHA teknolojisinin terörle mücadeleden uluslararası savaşlara kadar dengeleri nasıl değiştirdiğini savunurken, bu projelere ayrılan bütçeyi sorgulayanları ülkenin güçlenmesini istemeyen odaklarla bağdaştırmaktadır. Sonuç olarak, yerli savunma sanayisine destek vermenin her Türk vatandaşı için vatanseverlik borcu olduğu ve tam bağımsızlığın bu yoldan geçtiği ifade edilmektedir.

 

Ne zaman Orta Doğu’ya baksam ne zaman İran’ın nükleer oyunlarını, Amerikan emperyalizminin bölgedeki sinsi adımlarını görsem aynı gerçek çarpar yüzüme: Bu coğrafyada zafiyet gösterenin hakkından gelirler. Tarih bize bunu öğretmedi mi? Kıbrıs’ta, Suriye’de, Irak’ta, dağdaki teröristin başına para koyan emperyalist güçlerin karşısında dimdik duran tek ülke olduk. Peki bunu nasıl yaptık? İhracat rakamlarıyla mı? Turizm geliriyle mi? Hayır. Bunu, kendi göbeğimizi kendi elimizle kestiğimiz için yaptık. Savunma sanayii, bir milletin bağımsızlık sigortasıdır.

Zaman zaman ellerine fırsat geçtikçe, birileri maşa medya kuruluşlarında Baykar’a, Selçuk Bayraktar’a sataşıyor. Ne diyorlar? “Kamu ihaleleri şeffaf değilmiş”, “Şirkete ayrılan bütçe fazlaymış”, “Milli kaynaklar israf ediliyormuş.” Ben bunu duydukça şu üçkağıtçılara gülüyorum. Siz kim oluyorsunuz da bu milletin evladına; dünyada adını duyurmuş, SİHA’larıyla terör belasını tepesine bindirmiş, Karabağ’da destan yazdırmış, Ukrayna-Rusya savaşında dengeleri değiştirmiş bir milli kahramana laf edersiniz? Selçuk Bayraktar’ı koşulsuz desteklemek bu milletin namus borcudur.

Kimdir bu eleştirenler? Ya bilmezden gelip “dost acı söyler” diyen naifler ya da dışarıdan bir merkeze bağlı, Türkiye’nin bölgesinde caydırıcı güç olmasını içine sindiremeyen iş birlikçiler. Onlar bilirler ki, SİHA’lar vurdukça onların emperyal planları suya düşer. Savunma sanayiine ayrılan her kuruş, aslında devletin kasasından çıkan bir harcama değil; vatan toprağına, ezanın selasına, bayrağın dalgalanmasına yapılan en büyük yatırımdır.

Benim anlamadığım şu: İsrail’in F-35’lerine, ABD’nin uçak gemilerine milyarlarca dolar döken dünya sessiz. İran’ın füze programlarına bütçe ayırması normal. Ama Türkiye, kendi insansız hava aracını üretince, dünyanın sayılı teknoloji liderlerinden birini yetiştirince “bütçe eleştirisi” yapmak hangi ahlaka sığar? Bu millet şehitler verdi, 15 Temmuz’da tankların altına yattı. Bugün o tankların yerine yerli üretim SİHA’lar konuşuyor. Peki bu nasıl oldu? Aziz milletimin ferasetiyle, bu vatanı gerçekten sevenlerin alın teriyle oldu.

Selçuk Bayraktar gibi gençler sadece birer mühendis değil; bu ülkenin geleceğe uzanan köprüsüdür. Onlara sahip çıkmak, ülkenin bekasına sahip çıkmaktır. Yazılıp çizilenlere bakmayın. Bunların bazısı maalesef içeriden beslenen hain planların, bazısı ise zavallılığın tezahürüdür. Türkiye’nin gözünü boyayamazlar. Savunma sanayiine ayrılan bütçe arttıkça, bu ülkenin önü kesilemez. Baykar eleştirildikçe, bilin ki doğru yoldasınız.

Biz bu millet olarak tırnaklarımızla kazıya kazıya bir direniş destanı yazdık. Şimdi de teknoloji cephesinde aynı destanı yazıyoruz. Kim ne derse desin, Selçuk Bayraktar’ın arkasında durmak, sadece bir şirketi değil, bağımsız Türkiye’yi ayakta tutan iradeyi desteklemektir. Gerisi teferruat, gerisi lafügüzaf. Bu millet, kendi kanatlarını kendisi yapmayı bilenlerin her daim arkasında olmuştur, olmaya da devam edecektir.

Selçuk Bayraktar’a, savunma sanayiimize ve bu uğurda gecesini gündüzüne katan herkese hürmetle. Eleştirenlere bir sözüm var: Ya bizdensiniz ya da bu milletin ekmeğine ortak olup sonra ihanet edenlerdensiniz. Üçüncü bir şansınız yok.

Ne mutlu Türk’üm diyene ne mutlu yerli ve milli olana!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!