Atsız Burucu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Sağlıklı Beslenemeyen Bir Toplumun Gizli Nedeni: Teşvikler ve Kobra Etkisi

Sağlıklı Beslenemeyen Bir Toplumun Gizli Nedeni: Teşvikler ve Kobra Etkisi

featured
0
Paylaş

Atsız Burucu’nun kaleme aldığı bu köşe yazısı, Türkiye’deki yetersiz beslenme sorununun temelinde yatan hatalı teşvik sistemlerini ve ekonomik dinamikleri ele almaktadır. Yazar, “kobra etkisi” kavramı üzerinden, devletin koyduğu kuralların bazen amaçlanan sonucun aksine sistemi manipüle eden yan etkiler doğurduğunu savunmaktadır. Mevcut tarım ve gıda politikalarının nitelik yerine niceliği ödüllendirmesi, piyasanın besin değeri düşük ancak kalorisi yüksek ürünlerle dolmasına neden olmaktadır. Üreticilerin toplumsal sağlıktan ziyade kârlılığa ve mevzuata uyum sağlamaya odaklanması, sağlıklı gıdayı ulaşılmaz kılarken işlenmiş gıdaları teşvik etmektedir. Metnin temel savı, beslenme alışkanlıklarını iyileştirmek için yasakların veya bilinçlendirme çalışmalarının yetersiz kalacağı; asıl çözümün teşvik mekanizmalarını kaliteyi ödüllendirecek şekilde yeniden kurgulamak olduğudur. Bu doğrultuda, toplumun sağlıksız beslenmesi kişisel tercihlerden ziyade sistemin ekonomik tasarımıyla doğrudan ilişkilendirilmektedir.

 

Türkiye’de insanlar neden doğru beslenemiyor?

Bu soruya verilen klasik yanıtlar bellidir: gelir düşüklüğü, bilinç eksikliği, şehirleşme, hızlı yaşam…

Hepsi doğru; ama eksik.

Göz ardı edilen başka bir sorun var: teşviklerin yanlış tasarımı.

Ekonomi literatüründe “Kobra Etkisi” olarak bilinen ve kökeni Delhi’de yaşanan bir olaya dayanan bu kavram, basit ama rahatsız edici bir gerçeği ortaya koyar:

Bir sistemi değiştirmek için koyduğunuz her kural, aynı zamanda o sistemin nasıl kandırılacağını da öğretir.

Alman iktisatçı Horst Siebert bu noktada kritik bir katkı yapar.

Siebert’e göre sorun sadece “yanlış politika” değildir; sorun daha derindir:

İnsanlar kurallara uymaz, teşviklere uyum sağlar.

Yani bir sistemi anlamak istiyorsanız, insanların ne yapması gerektiğine değil; ne yaparak kazanç elde ettiğine bakmanız gerekir.

Türkiye’de beslenme sorununa tam da bu açıdan bakmak gerekiyor.

Bugün sofralarımıza bakalım; ucuz olan nedir?

Kalori yoğun, besin değeri düşük ürünler.

Neden? Çünkü tarım politikaları kaliteyi değil, miktarı ödüllendiriyor.

Destekler çoğu zaman üretimin niteliğine değil, niceliğine bağlı.

Sonuçta piyasaya bol ama zayıf içerikli ürün akıyor.

Raflar dolu, bedenler eksik.

Sağlıklı ürün neden pahalı? Çünkü sistem onu değil, alternatifini ödüllendiriyor.

Bir üretici için gerçek anlamda besleyici, kaliteli ürün üretmek uzun vadeli, maliyetli ve risklidir.

Buna karşılık, işlenmiş gıda üretmek daha hızlı, daha ucuz ve daha kârlıdır.

Üstelik pazarlama diliyle bu ürünler “fit”, “light”, “şekersiz” gibi etiketlerle yeniden paketlenir.

İşte burada Kobra Etkisi devreye girer.

Devlet şeker tüketimini azaltmak ister.

Piyasa şekeri azaltır… ama yerine başka katkılar koyar.

Tüketici daha sağlıklı beslendiğini sanır.

Gerçekte yalnızca formül değişmiştir.

Siebert’in teorisi tam burada sertleşir:

Bir sistemde teşvik neyi ödüllendiriyorsa, toplum onu üretir.

Ve çoğu zaman bu üretim, hedeflenen davranışın bir simülasyonudur.

Türkiye’de beslenme politikaları, sağlığı değil; sağlıklı görünümü ödüllendiriyor.

Okullarda sağlıklı beslenme anlatılır; ama okul kantininde satılan ürünler, sistemin gerçek önceliğini gösterir.

Etiketler düzenlenir, reklamlar sınırlandırılır.

Ama raflardaki ürün çeşitliliği, piyasanın hangi boşluğu doldurduğunu açıkça ortaya koyar.

Çünkü kimse sistemi doğrudan ihlal etmez.

Sadece etrafından dolaşır.

Tarım destekleri de bu tabloyu besler.

Kaliteli üretim yerine destek uyumlu üretim yapılır.

Çiftçi toprağa değil, mevzuata göre üretir.

Üretim artar gibi görünür ama besin değeri aynı hızda artmaz.

Sonuçta toplum daha çok yer, ama daha az beslenir.

Bu, ekonomik bir mesele olduğu kadar biyolojik bir çöküştür.

Ve en acı gerçek şudur:

Toplum sağlıksız beslendiği için değil, sistem sağlıksız beslenmeyi daha kârlı hale getirdiği için bu noktadadır.

Çözüm mü?

Daha fazla yasak değil.

Daha fazla kampanya değil.

Daha fazla “bilinçlendirme” hiç değil.

Çözüm, teşvikleri yeniden yazmaktır.

Kaliteyi ödüllendiren, kısa vadeli kazancı değil uzun vadeli sağlığı merkeze alan bir sistem kurulmadıkça; her yeni düzenleme, yalnızca daha sofistike bir kobra üretir.

Ve biz, neden doğru beslenemediğimizi tartışmaya devam ederiz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!