Atsız Burucu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Hoşgörünün Uygulanmayan Bilgeliği, Peki, Ne Yapmalı?

Hoşgörünün Uygulanmayan Bilgeliği, Peki, Ne Yapmalı?

0
Paylaş

Makale, hoşgörünün uygulanmayan bilgeliği üzerine odaklanmakta ve okuyucuları bilginin eyleme dönüştürülmesi konusunda teşvik etmektedir. Yazar, Marcus Aurelius’un alıntısından yola çıkarak, insanların başkalarının davranışlarını anlamak yerine genellikle haklı olmayı ve öfkeyi tercih ettiğini belirtmektedir. Metin, bizi kıran kişilerin ruh hallerini incelemenin, acı çekmeyi azaltacağını ve huzura yol açacağını savunmaktadır. Ayrıca, bilgeliğin sözde değil, davranışta başladığı vurgulanmakta ve her incinmenin aslında farkındalık ve öğrenme için bir fırsat olduğu ifade edilmektedir. Temel mesaj, hoşgörünün pasif bir kelime değil, sabırla yoğrulmuş aktif bir eylem olarak yaşamımıza sızması gerektiğidir.

 

Marcus Aurelius, “Kendime Düşünceler” adlı eserinde şöyle der:

Bir insan seni suçladığında ya da kırdığında, o insanın ruhunu incele; nasıl bir insan olduğunu anlamaya çalış. Kafanda bir fikir oluştuğunda, kendine acı çektirmenin gereksiz olduğunu göreceksin.”

 

Ne kadar yalın ne kadar derin bir cümle…

Ve ne kadar az uygulanan bir bilgelik.

 

Biz, bu sözleri okuyor, etkileniyor, hatta paylaşarak onlara saygımızı gösteriyoruz.

Fakat yaşamın içindeyken, tam da sınandığımız anlarda, Marcus’un sesini duymuyoruz.

O an öfke, kırgınlık, gurur daha baskın geliyor.

Kısacası: bilgiyi biliyoruz ama bilgece davranamıyoruz.

***

 

Anlamak bazen susmaktan daha zor bir iştir.

Çünkü insanın “anlamayı” seçmesi, kendine dönmesini gerektirir.

Karşımızdaki insanın neden öyle davrandığını sorgulamak, egomuzu bir kenara koymayı zorunlu kılar.

Oysa biz çoğu zaman haklı olmayı, huzurlu olmaya tercih ederiz.

Modern çağın insanı için “sabırzayıflık, “tepkisizlikkişiliksizlik sayılır oldu.

Bu yüzden içsel sessizlik yerine dışsal gürültüyü seçiyoruz.

***

Birini anlamak, kendini taşımayı öğrenmektir.

Her kırılma anında, karşımızdakinin niyetine değil, durumun kaynağına bakmalıyız.

Bizi kıran insanın kendi iç yaralarını, korkularını, eksikliklerini hatırlamalıyız.

Bu, onu haklı çıkarmak değildir; sadece yükü azaltmanın yoludur.

***

Her incinme, bir farkındalık fırsatıdır.

Her duygusal sarsıntıdan sonra kendimize şu soruyu sormalıyız:

Bu olay bana ne öğretiyor?

Çünkü acı, doğru okunursa öğretmendir.

Kırgınlık, bilinçle ele alındığında bilgelik tohumuna dönüşür.

***

Bir sözü bilmekle, o sözü yaşamak arasında bir hayat farkı vardır.

Okumakla yetinmemeli, alıntıları davranışa dönüştürmeliyiz.

Marcus Aurelius’u anlamak, yalnızca cümlesini ezberlemek değil, o anda öfkemizi susturabilmektir.

Bilgelik, zihinde değil, davranışta başlar.

***

 

Hoşgörü, süslü bir kelime değil; sabırla yoğrulmuş bir eylemdir.

Kitaplardan taşarak hayatımıza sızmadıkça, hiçbir bilgelik gerçek değildir.

Bir gün, bizi kıranlara değil; onların neden öyle davrandığına bakmayı öğrenirsek, belki o zaman “kendimize düşünmeyi” de öğrenmiş oluruz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!