Dr. Aslan Yaman’ın bu araştırması, NATO müttefikleri arasında yaşanan savunma harcamaları gerilimini ve Amerika Birleşik Devletleri’nin mali yükü paylaşma konusundaki baskılarını ele almaktadır. 2025 yılı verileri ışığında, Trump yönetiminin üye ülkelerden askeri bütçelerini milli gelirlerinin %5’ine çıkarmasını talep etmesi, küresel güvenlik dengelerinde büyük bir değişim sinyali olarak sunulmaktadır. Özellikle Birleşik Krallık’ın yayımladığı strateji belgesi üzerinden, artan savunma giderlerinin sadece askeri değil; ekonomik büyüme, teknoloji ve toplumsal refahla nasıl ilişkilendirildiği analiz edilmektedir. Kaynak ayrıca, bu devasa bütçe artış zorunluluğunun Türkiye ekonomisi üzerindeki potansiyel etkilerini ve yerli üretimle bu sürecin nasıl fırsata çevrilebileceğini tartışmaktadır. Sonuç olarak yazı, güvenlik harcamalarının modern devlet yapısı içindeki yeni ve stratejik işlevlerine dair kapsamlı bir bakış sunmaktadır.
Trump, Başkan seçildikten sonra NATO ülkelerinin yaptığı savunma harcamalarının %65’ini ABD’nin karşıladığını ve Teşkilatın var olmasına sebep olan ülkelerin savunulması için gerekli parayı dahi ABD’nin harcadığını öne sürüp Avrupa’nın savunma yükünü daha fazla taşımak istemediklerini söylemeye başlamıştı.
Hatta, bu toplantıdan önce NATO’nun çekirdeğini oluşturan İngiltere, Fransa, Almanya ve İskandinav ülkeleri, ABD’nin NATO’dan çekilmesi halinde yapacakları harcamalar için planlar yapmaya başlamışken; eski Başbakanlarının NATO Genel Sekreterliğine seçilmesi nedeniyle toplantının Hollanda’da yapılması kararlaştırılmıştı.
Keyifsiz görünen Başkan Trump’ın, Zirveye katılması için Hollanda Kraliyet ailesinin yoğun çabaları sonuç vermiş; Zirve, Trump’ın katılımı ile 24-25 Haziran 2025’te Lahey’de toplanmış ve 32 üye ülke, AB tüzel kişiliği, Avustralya, Güney Kore, Japonya ve Yeni Zelanda davetli devletler olarak Zirve’de hazır bulunmuştur.
Trump’ın iddialarında haklı olup olmadığını rakamlara bakarak değerlendirecek olursak; 2025 yılı itibarıyla 125 trilyon dolar olan dünya milli gelirinin savunma harcamalarına ayrılan toplam 3 trilyon doların (%2,4) 1 trilyon dolara yakın kısmını ABD’nin savunma bütçesi oluşturmaktadır.
Dünya savunma harcamalarının %35’ini oluşturan ABD savunma bütçesi, NATO ülkeleri toplam savunma bütçesinin de %66’sını oluşturmaktadır.
Bu rakamlar ve oranlar karşısında Trump’ın haklı olduğunu söylemek mümkün olmakla birlikte, harcanan bütçenin “senyörite masrafı” olduğunu öne sürmek de mümkündür.
Savunma konusunda araştırma yapıp düzenli olarak veriler yayınlayan SIPRI’nin (Stockholm International Peace Research Institute) 2024 yılı verilerinden de, dünyanın en çok savunma harcaması yapan ülkesinin, hem de açık ara farkla ABD olduğu ortaya çıkmaktadır.
SIPRI’nin verilerine göre NATO ülkelerinin toplam savunma harcaması 1,5 trilyon dolardan biraz fazladır.
NATO’nun 32 ülkesinin ABD dışındaki 31 üyesi toplam 577 milyar dolar savunma harcaması yapmakta; toplamı 3 trilyon dolar olan dünya savunma harcamalarının %51’i 32 NATO üyesi ülkenin savunma bütçelerinden oluşmaktadır.
| Savunma | Kendi | Dünya Topl. Sav. | ||
| Harcaması | GSMH | Harcama | ||
| Sıra | Ülke | Milyar $ | %’si | %’si |
| 1 | ABD | 997,0 | 3,4 | 35,5 |
| 2 | Çin | 314,0 | 1,7 | 11,2 |
| 3 | Rusya | 149,0 | 7,1 | 5,5 |
| 4 | Almanya | 88,5 | 1,9 | 3,2 |
| 5 | Hindistan | 86,1 | 2,3 | 3,1 |
| 6 | İngiltere | 81,8 | 2,3 | 3,0 |
| 7 | Arabistan | 80,3 | 7,4 | 3,0 |
| 8 | Ukrayna | 64,7 | 34,0 | 2,4 |
| 9 | Fransa | 64,7 | 2,1 | 2,4 |
| 10 | Japonya | 55,3 | 1,4 | 2,0 |
| 11 | Güney Kore | 47,6 | 2,6 | 1,8 |
| 12 | İsrail | 46,5 | 8,8 | 1,7 |
| 13 | Polonya | 38,0 | 4,2 | 1,4 |
| 14 | İtalya | 38,0 | 1,6 | 1,4 |
| 15 | Avustralya | 33,8 | 1,9 | 1,2 |
| 16 | Kanada | 29,3 | 1,3 | 1,1 |
| 17 | Türkiye | 25,0 | 1,9 | 1,0 |
| 18 | İspanya | 24,6 | 1,4 | 0,9 |
| 19 | Hollanda | 23,2 | 1,9 | 0,7 |
| 20 | Cezayir | 21,8 | 8,0 | 0,7 |
| 26 | İsveç | 12,0 | 2,0 | 0,4 |
| 28 | Norveç | 10,4 | 2,1 | 0,4 |
| 30 | Danimarka | 10,0 | 2,4 | 0,3 |
| 31 | Romanya | 8,7 | 2,3 | 0,3 |
| 32 | Belçika | 8,6 | 1,3 | 0,3 |
| 33 | Yunanistan | 8,0 | 3,1 | 0,3 |
| 36 | Finlandiya | 7,0 | 2,3 | 0,3 |
| 37 | İsviçre | 6,7 | 0,7 | 0,2 |
| 38 | Çek Cumh | 6,5 | 1,9 | 0,2 |
Lahey Zirvesi’ne lütfedip katılan Trump, açık bir şekilde: “Ya savunma harcamalarınızı GSMH’nizin %5’ine çıkarırsınız ya da ben NATO’dan çıkıyorum, benim tek başıma düşmanlarımla baş edecek gücüm var. Siz başınızın çaresine bakın” dedi.
Zirvede bu tehdide direnemeyen üyeler, 2035 yılına kadar kademeli olarak savunma bütçelerini milli gelirlerinin %5’ine çıkarmayı kabul ettiler.

Bu artış, NATO üyesi ülkelerin 2025 cari rakamları ile 63 trilyon dolar olan GSMH içinden 1,5 trilyon dolar ayırmak demek iken, bir mislinden fazla artırarak 3,2 trilyon dolar bütçe yapmaları anlamına gelecektir.
Asıl sorun, bu artış ABD’nin savunma bütçesini şu anda gerçekleştirdiği GSMH’sinin %3,4’ünden %30 civarında artışla 1,5 trilyon dolara, yani %5’e çıkarılırken; diğer NATO üyesi ülkelerin savunma bütçelerini 577 milyar dolardan 1,7 trilyon dolara yükseltmelerini gerektirecektir ki;
Bu da neredeyse savunma bütçelerini %300’den fazla artırmaları demektir. Trump’ın kurduğu asıl tuzak da burada gizlenmiş görünüyor.
Bu artışla birlikte, üzerinde durulması gereken bir başka husus daha vardır.
Milli Gelir ile toplam bütçe gelirleri arasında oransal bir ilişki vardır.
Teorik tartışmaları bir kenara koyarak açıklamak gerekirse, üretilen mal ve hizmetlerden elde edilen katma değerin belli bir oranı vergi olarak devlet tarafından tahsil edilir.
Vergi politikaları, gelir dağılımını doğrudan etkilediğinden, toplumdaki gelir eşitsizlikleri arasındaki farkın tahammül edilemez noktalara varmaması için ölçülü ve dengeli olması zorunludur.
Bu nedenle de tahsil edilen vergilerle oluşan bütçeler, Gayrı Safi Milli Hasılanın %20’sinden daha fazla olamaz.
Daha fazla olması halinde mal ve hizmet ile beraber üretilecek bireysel refaha devlet tarafından el konulmuş olacağından, insanların çalışma, üretme ve yaratma güdülerini yok edecektir.
%20’den daha düşük olması halinde ise iki risk birden doğar.
Daha az vergi geliri ile kamu hizmetleri için harcanacak kaynak kalmayacağı için devlet görevlerini yerine getiremez.
Diğer yandan az vergi tahsilatı, parasal bir genişlemeye yol açarak harcanabilir gelirleri artırır ve bu para da talebe yönelerek ülkenin enflasyonla yüz yüze kalmasına yol açar.
Ampirik çalışmalarda da görülen GSMH’nın %20’sinin devlet bütçesini oluşturduğunu kabul edersek, NATO zirvesinde alınan bu kararla ülkelerin toplam bütçelerinin %25’inin savunmaya tahsis edilmesinin zorunlu olması anlamına gelecek; diğer kamu hizmetleri için kalan miktar da bütçe gelirlerinin %75’i ile sınırlı olacaktır.
Bu durumda güvenlik hizmetlerinin tehlikelerden korunma ve tehditleri caydırma özelliklerinin yanına ekonomik büyüme, teknolojik sıçrama, insan kaynağının iyileştirilmesi, daha yüksek hayat standardı ve verimlilik artışı yaratacak şekilde harcanması zorunluluğunu da eklemek gerekecektir.
Bu zorunluluğu ortaya koyan ilk Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi İngiltere tarafından yayınlanmıştır.
İngiltere’nin yayınladığı 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisinde klasik güvenlik belgelerinde belirlenen bilindik dostlar-düşmanlar ikilemesi olarak düzenlenen tasarıma ilave edilen savunma harcamalarının yeni işlevlerine yapılan atıflara sıklıkla rastlanmaktadır.
Kısaca NSS 2025 olarak isimlendirilen Strateji Belgesinde; iç güvenlik, ulusal bütünleşme, ekonomik büyüme, gelir dağılımının düzenlenmesi, yeni iş yaratılması ve düzensiz göçlerin önlenmesi gibi işlevler beklendiği de açık olarak belirtilmiştir.
NSS’de teknolojik olarak rekabetten geri kalma korkusu ile ileri teknoloji ile güvenlik harcamaları arasında çok sıkı bir bağ da kurulmuştur.
Ulusal Güvenlik konusunu ülkemiz açısından değerlendirmemiz durumunda; 2025 cari fiyatlarla 1,4 trilyona yükselmiş GSMH içinden savunma harcamalarını 25 milyar dolardan 70 milyar dolara çıkarma zorunluluğu ile karşı karşıya olduğumuzu görürüz.
Neredeyse 3 misli artırılacak bir savunma harcamasının, her yıl artan miktarda aldığı borç ve artan miktarda faiz ödeyerek bütçesini denkleştiren Türkiye ekonomisi üzerinde yaratacağı derin tahribatı ülke lehine çevirmek neredeyse zorunlu bir şarttır.
Başta tüm savunma harcamalarını yerli kaynaklara yapmanın yanında; teknolojik sıçrama, savunma sanayinin büyütülmesi ve yeni iş yaratılması ile ülke sanayisinin yeniden planlanması mümkündür.