Dr. Alper Sezener
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. “Vav” ile “Elif” Arasında Bir Ömür: Şahsuvaroğlu’nun “Hikayeler”i

“Vav” ile “Elif” Arasında Bir Ömür: Şahsuvaroğlu’nun “Hikayeler”i

featured
0
Paylaş

Bu makale, yazar Lütfü Şahsuvaroğlu’nun edebi kimliğini ve 2024 yılında yayımlanan “Hikayeler” isimli eserini derinlemesine inceleyen bir değerlendirme yazısıdır. Dr. Alper Sezener tarafından kaleme alınan kaynakta, yazarın fikri davasını estetik bir dille harmanladığı ve eserlerinde tarih, vicdan ile toplumsal hafıza gibi temaları işlediği vurgulanır. Şahsuvaroğlu’nun üslubu “şiirsel bir nesir” olarak tanımlanırken, öykülerinin sadece kurgu değil, aynı zamanda birer şahitlik ve ahlaki duruş olduğu ifade edilir. Metin boyunca yazarın gelenekten beslenen modern anlatımı ve vatan kavramını ortak acılar üzerinden tanımlayan yaklaşımı ön plana çıkarılır. Sonuç olarak bu kaynak, okuru edebiyatın vicdani sorumluluğunu paylaşmaya davet eden bir rehber niteliği taşır.

 

Bilen bilir, bilmeyenler için hatırlatalım: Bizim için dostluklar, ideolojilerin, kişisel çıkarların ve önyargıların ötesinde, her şeye rağmen, insanı insan yapan değerleri merkeze alan, bir “birlikte varolma hali”dir. Bu hal, öyle bir haldir ki ne zamanla ne de eşyayla tanımlanabilir.

Bugünkü yazıda, hem Türk düşünce dünyasına önemli katkılar sağlamış, hem de dostluğu ve ağabeyliği ile gönlümüzde yer etmiş olan Lütfü Şahsuvaroğlu’nun “Hikayeler” kitabından yola çıkarak onun edebi kimliğinden bahsedeceğiz. Hemen iddialı bir cümle ile giriş yapalım: Sağ ya da Sol ayırmadan, Türk edebiyatında hem fikri bir davanın çilesini çekmiş hem de bu çileyi yüksek bir estetikle kâğıda dökmüş kalemlerin sayısı sanıldığı kadar çok değildir. Lütfü Şahsuvaroğlu, işte bu nadir terkibin günümüzdeki en güçlü temsilcilerinden biridir. Onun yazarlık serüveni, 1957’de Erzincan’da başlayan, cemiyetçilikle harmanlanan ve “Kafes” gibi döneminin ruhunu mühürleyen eserlerle taçlanan bir yürüyüştür.

Lütfü Şahsuvaroğlu; uzun yıllardır edebiyat, düşünce ve kamusal hayatın kesişiminde duran bir yazar. Akademik formasyonu, bürokrasi deneyimi ve cezaevi sürecinin bıraktığı izler, metinlerine doğrudan ya da dolaylı biçimde yansıyor. Sinemaya da uyarlanan “Kafes” başta olmak üzere farklı türlerde verdiği eserlerle, bireysel kader ile devlet, vicdan ile iktidar arasındaki gerilimi edebiyatın merkezine taşıdı. Bir dönem Türkiye Yazarlar Birliği Başkanlığı görevini üstlenerek yalnızca yazan değil, edebiyat ortamının sorumluluğunu da alan bir figür oldu. Şiirden öyküye, romandan denemeye uzanan üretimiyle Şahsuvaroğlu, yazıyı estetik bir uğraş kadar ahlaki bir duruş olarak gören, istikrarlı ve ısrarlı bir yazarlık çizgisini temsil ediyor.

Şahsuvaroğlu’nun edebi yönünü tanımlayacak en temel kavram belki de “Kökü Mazide Olan Ati” anlayışıdır. O, biyografilerini yazdığı Mehmet Akif, Necip Fazıl, Nurettin Topçu ve Ziya Gökalp gibi isimlerin düşünce mirasından beslenirken; anlatı tekniği bakımından modern edebiyatın imkânlarını sonuna kadar kullanır. Metinlerinde tarih, bugünü anlamlandıran, damarlarda dolaşan canlı bir hafızadır. Şahsuvaroğlu’nun üslubu ise, “şiirsel bir nesir”dir. O, bir hikâyeciden ziyade bir kelime kuyumcusu gibi davranır. Genel olarak, metinlerinde şu üç temel üslup özelliği öne çıkar: dramatik derinlik, sembolizm ve metafor, halk dili ve yaşayışı.

***

Şahsuvaroğlu’nun “Hikayeler”ini okurken insanın aklına ilk gelen soru şu oluyor: Bu metinler anlattığı şey dışında neyin yükünü taşıyor? Çünkü bu öyküler, olaydan çok ağırlıkla, sürprizden çok hafızayla, kurmacadan çok tanıklıkla ilerliyor. “Bebek”te kayıp ve kader, neredeyse çıplak hâliyle karşımıza çıkıyor. Okurdan duygulanması değil, durması isteniyor. Anlatı zaman zaman fazlasıyla yoğunlaşıyor; hatta yer yer okuru sıkıştırıyor. Yazar, acıyı estetize etmekten kaçınıyor, adeta onu olduğu yerde bırakıyor.

“Kontes” ve “Paris’te Bir Sultan” gibi hikayelerde tarih sahneye çıkıyor; ama dekor olarak değil. Osmanlı’nın çözülüşü, yenilgi hissi, kaybolan merkez fikri, bireysel anlatıların içine sızıyor. Burada tarih, nostaljik bir sığınak olmaktan ziyade, bugünü sorgulayan bir yük olarak taşınıyor. Kadın figürleri bu yükün ulaşılamayan, kaybedilen, geç kalınan simgesine dönüşüyor.

“Mihriban ile Şairin Karşılaşması”, kitabın en kırılgan hikayelerinden biri. Ölüm, aşk ve şiir arasında kurulan bu karşılaşma, okuru sarsıyor. Hikaye, alegoriye yaklaştığı ölçüde cesur; ama aynı zamanda açıklayıcı olmayı da göze alıyor. Bazı boşluklar bilerek bırakılabilirdi; yine de metnin samimiyeti bu tercihi büyük ölçüde dengeliyor.

“K Günlüğü” ve “Nar Çiçeği” ise daha toplumsal bir damar açıyor. Salgın, masal, aile anlatıları ve ahlaki çözülme iç içe geçiyor. Bu öyküler, bireysel hikâyeden kolektif vicdana doğru genişliyor. Şahsuvaroğlu burada anlatıcı kimliğini daha görünür kılıyor; yer yer öğretici, yer yer uyarıcı bir sesle konuşuyor. Bu ses herkese hitap etmeyebilir; ama ne söylediğini bilen bir ses olduğu da açık.

Kitabın bütününe bakıldığında, Şahsuvaroğlu’nun çağdaş öyküden bilinçli bir şekilde ayrıldığı görülüyor. Minimalizm, belirsizlik ve ironi yerine; anlatı, anlam ve sorumluluk tercih edilmiş. Bu, günümüz okurunun alışkanlıklarıyla her zaman örtüşmeyebilir. Ancak tam da bu yüzden bu öyküler kolayca tüketilmiyor, hızla geçip gitmiyor.

***

Lütfü Şahsuvaroğlu, genel olarak bize şunu fısıldıyor: Vatan sadece toprak değildir; vatan, paylaşılan acılar, ortak edilen dualar ve asla unutulmayan hikâyelerdir. O, bir aksiyon adamının heyecanını, bir dervişin sabrıyla birleştirerek Türk edebiyatında sessiz, sükun ama sağlam bir damarı temsil ediyor. “Hikayeler” kitabını okurken insan şunu hissediyor: Yazar okurdan beğeni değil, eşlik istiyor. Aynı yerde durmayı değil; aynı ciddiyeti paylaşmayı. Edebiyatın hâlâ bir vicdan alanı olabileceğine inananlar için bu hikayeler, sessiz ama ısrarlı bir çağrı niteliğinde. Ve belki de bugün, en çok buna ihtiyacımız var.

Tavsiye niteliğindedir.

*Kitap: Lütfü Şahsuvaroğlu, “Hikayeler”, Biyografi.Net, 2024

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!