Av. Mehmet Bacaksız
Av. Mehmet Bacaksız

Gizli Tanık Uygulaması Adil Yargılanma Hakkına Aykırıdır

featured

Gizli tanık uygulaması, bu haliyle kötüye kullanılmaya müsait durumdadır. Birilerine kin ve husumet besleyen kötü niyeti kişiler, intikam almak hırsıyla düşman oldukları kişilerin yargılandıkları ceza davalarında gizli tanık olmak için adli makamlara başvurabilirler. Savcı ve hakimler bu kişilerin kötü niyetini fark edemeyip gizli tanık olarak dinletebilirler. Bu nedenle, gizli tanık adaletin tecelli etmesine değil, tecelli etmemesine, haksız ve hukuka aykırı sonuçların meydana gelmesine sebep olabilir.

Gizli tanık uygulaması, 2007 yılında kabul edilip 2008 yılında yürürlüğe giren Tanık Koruma Kanunu ile ülkemiz ceza yargılamasına girmiştir. Gizli tanık uygulaması, daha çok alt sınırı en az iki yıl hapis cezasını gerektiren organize suçlarla, terör örgütü faaliyeti çerçevesinde işlenen suçların yargılamalarında kullanılmaktadır.

Tanık Koruma Kanunu’na göre, tanıkların korunması için pek çok tedbir alınabilmektedir. Uygulamada daha çok tanık olarak dinlenecek kimselerin 1- Kimlik ve adres bilgileri kayda alınarak gizli tutulmakta ve tanığa yapılacak  tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilmekte, 2- Ses ve görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenmektedir. Bu nedenle, bu şekilde dinlenen tanıklara gizli tanık denilmektedir.

Gizli tanıkların kimliklerinin ve adreslerinin gizli tutulması, ses ve görüntülerinin değiştirilerek özel ortamda dinlenmeleri bu tanıkların güvenlikleri açısından koruma sağlıyor olsa da  Anayasa’nın 36. Maddesinde ifadesini bulan Adil Yargılanma Hakkı’na aykırıdır. Adil Yargılanma Hakkı, Anayasa’nın 36. Maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” şeklinde ifade edilmiştir.

Adil yargılanma hakkı, genel olarak, bireyleri eşit ve hukuka uygun bir şekilde yargılanma güvencesi altına alan temel bir insan hakkı diye ifade edilebilir. Adil Yargılanma Hakkının bazı alt başlıkları vardır. Bunlar: 1- Mahkemeye erişim hakkı, 2- Duruşmalara katılma hakkı, 3- Silahların eşitliği hakkı, 4- Çekişmeli dava hakkı, 5- Gerekçeli karar hakkı vb.

Yukarıda saydığım alt başlıkların tamamı önemli olmakla birlikte silahların eşitliği hakkı yazımızın konusu ile doğrudan ilgilidir. Silahların eşitliği hakkı, davanın taraflarının usul hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir.

Ceza yargılamasında iki taraf vardır: 1- İddia makamı, 2- Savunma makamı. İddia makamında kamu hukukunu temsilen savcı, savunma makamında sanık ve müdafi bulunmaktadır. Silahların eşitliği hakkına göre, savcı ile sanık ve müdafinin usul hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olmaları gerekmektedir. Ancak, uygulamada böyle olmamaktadır. Gizli tanık uygulaması nedeniyle, sanık ve müdafi  , iddia makamı, yani savcı karşısında daha zayıf duruma düşmektedir. Savcı, sanık ve müdafinin bildirdiği tanıkları doğrudan dinleyebilmekte, tanıkların doğru söyleyip söylemediklerini, kötü niyetli olarak tanıklık yapıp yapmadıklarını denetleme hakkına sahip olmaktadır. Savunma tarafı, yani sanık ve müdafi, kimliğini bilmedikleri, yüzünü görmedikleri, sesini tanıyamadıkları için gizli tanıkların doğru söyleyip söylemediklerini, kötü niyetli olarak tanıklık yapıp yapmadıklarını denetleme hakkına sahip olamamaktadırlar. Sanık ve müdafi, bu nedenlerle gizli tanıkların beyanlarını çürütmek için karşı delil bildirme imkanından da mahrum olmaktadırlar.

Gizli tanık uygulaması, bu haliyle kötüye kullanılmaya müsait durumdadır. Birilerine kin ve husumet besleyen kötü niyeti kişiler, intikam almak hırsıyla düşman oldukları kişilerin yargılandıkları ceza davalarında gizli tanık olmak için adli makamlara başvurabilirler. Savcı ve hakimler bu kişilerin kötü niyetini fark edemeyip gizli tanık olarak dinletebilirler. Bu nedenle, gizli tanık adaletin tecelli etmesine değil, tecelli etmemesine, haksız ve hukuka aykırı sonuçların meydana gelmesine sebep olabilir. Nitekim, önceki genel kurmay başkanlarından Orgeneral İlker Başbuğ, PKK’lı Şemdin SAKIK’ın gizli tanık olarak dinlendiği davada terör örgütü kurmak suçundan ceza almış, yıllarca hapis yatmıştır.

Açıkladığımız nedenlerle, gizli tanık uygulaması kaldırılmalıdır. Tanıklar, gerçek kimlikleri ile sesleri ve görüntüleri gizlenmeden duruşmada dinlenmeli, daha sonra ihtiyaç varsa, Tanık Koruma Kanunu’nda düzenlenen,

  • Adlî sicil, askerlik, vergi, nüfus, sosyal güvenlik ve benzeri bilgi ve kayıtlarının değiştirilmesi ve düzenlenmesi.
  • Nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, pasaport, evlilik cüzdanı, diploma ve her türlü ruhsat gibi resmî belgelerin değiştirilmesi ve düzenlenmesi.
  • Taşınır ve taşınmaz mal varlığıyla ilgili haklarını kullanmasına yönelik işlemlerin yapılması.
  • Geçici olarak geçimini sağlama amacıyla maddî yardımda bulunulması.
  • Çalışan kişinin iş yerinin ya da iş alanının değiştirilmesi veya öğrenim görenin devam etmekte olduğu her türlü eğitim ve öğretim kurumunun değiştirilmesi.
  • Yurt içinde başka bir yerleşim biriminde yaşamasının sağlanması.
  • Uluslararası anlaşmalara ve karşılıklılık ilkesine uygun şekilde, geçici olarak başka bir ülkede yerleştirilmesinin sağlanması.
  • Fizyolojik görünümün estetik cerrahi yoluyla veya estetik cerrahi gerektirmeksizin değiştirilmesi ve buna uygun kimlik bilgilerinin yeniden düzenlenmesi, vb. tedbirler uygulanmalıdır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Zafer Partisi
Zafer Partisi
Giriş Yap

Haberiniz.com.tr ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!