H. Nurcan Yazıcı
H. Nurcan Yazıcı

‘Yeni Türkiye’ Asansörde Kaldı!

Malumunuz, geçtiğimiz günlerde Türkiye yine acı, sonuçları itibariyle de düşündürücü bir iş kazası ile karşı karşıya kalmıştır.

Bizler, iktidar partisinin zaman zaman icraatlarını eleştirdik, eleştirmeye de devam edeceğiz. Buna karşılık, bilhassa devleti zayıflatmaya veya milleti küçük düşürmeye yönelik her türlü çabanın, girişimin de karşısındayız. Zira biliyoruz ki insanlar ve hükümetler gider, millet ve devlet kalır. Bu arada eğer bazı yanlışları içimize çekiyor da sesimizi yükseltmiyorsak, bu da, Türkiye’nin fedakârlık üzerine kurulmuş bir devlet olmasındandır. Nurettin Topçu, ‘biz, kaderimizin hizmetkârıyız’ der.

Bu bağlamda bazı konuları dile getirirken, Türkiye’ye hizmet eden, insanımıza istihdam alanları açan sanayicimize, iş adamlarımıza büyük bir ehemmiyet gösteriyoruz. Çünkü rızık kutsaldır, çalışmak ise elzemdir. ‘Bu kadar iş kazaları ve beraberinde gelen ölümler, yaralanmalar, sakat kalmalar nereye kadar sürecek?’ diyen isyan seslerine kulak tıkamak, insanın varlığını inkâr etmektir. Aylardır “Yeni Türkiye” söylemleri içinde bulunanlar, Türkiye’nin geliştiğini, modern dünyada artık Türkiye’nin de yerini aldığını topluma anlatanlar, merak ediyoruz insanını yaşatma adına, bu büyük ihmallerin önüne nasıl, ne zaman ve ne şekilde geçebilecekler?

Sorularımız bitmiyor, bitmeyecek de!.. Nasıl bitsin. Çok değil, daha birkaç ay evvel Soma’da yüzyılın faciasına hep beraber tanıklık ettik. Soma’nın acısı henüz dinmemişken, üstelik iş kazalarındaki ihmaller üzerinde önleyici çözümler ürettik deniliyorken, İstanbul’un orta yerindeki bu iş kazası nasıl izah edilebilir.
Hızlı trenler, duble yollar, gökdelenler, yeni sıra dışı yaşam alanları, sınır tanımayan lüks yatırımlar, parayla ölçülen yaşam kalitesi, pazarlıkların tek konusu olan kâr payları, paylaşma adına kurulan ortaklıklar, şirketler, iştirakler, dershaneler, makamlar, vesaire.. Peki, insanımız ve de Anadolu’muz, bütün bunların neresinde? Sorunumuz bu.

Neresinde olduğumuzu, son iki olay vesilesiyle gördük, görüyoruz.

Söz konusu inşaattaki güvensiz ortamı söylersek, işimizden oluruz korkusuyla canından olan işçilerimiz bir tarafta, iktidara yakın olmanın kaymağını yemekle meşgul patronlar bir tarafta. Yine her zaman ki gibi bu, ahbap çavuş yandaş mandaş, kanka manka alışverişinden tek zararlı işçilerimiz çıkıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, İstihdamın iki milyona yaklaştığı inşaat sektöründe, 5 yılda 35 bin 846 iş kazası meydana geldi. İnşaatlardaki iş kazalarında bin 754 işçi öldü, bin 940 işçi sakat kaldı.

Yine inşaat sektöründe, 2008’de 1 milyon 238 bin işçi çalışırken, Mayıs 2014 itibariyle bu sayı 1 milyon 954 bine çıktı. Yani altı yılda 716 bin kişi daha istihdam edildi.

Bu veri sonuçlarına göre ülkemizde en fazla büyüyen sektör inşaatken, çalışan işçilerin çok da fazla rakamlara ulaşmadığını görüyorsunuz.

Bu verilerden de anlıyoruz ki inşaat sektöründe durum oldukça vahimdir. Ya bildirim dışı kaçak işçi çalıştırıldığını ya da mevcut çalışanlara beden gücünün çok üzerinde fazla mesai yaptırıldığını anlıyoruz.

Sorumlu olanlar her şekilde bunun vebalini ödeyemeyecektir. Ödeyemeyecektir çünkü, büyük bir ihmal sonucu düşen asansörde 10 işçi kardeşimizi toprağa koyduk, fakat bildiğimiz bir gerçek var ki; o da, yandaşlık hukuku ile alınan ihaleler neticesinde yapılan nice inşaatlarda başka işçilerimizin, emekçilerimizin de kırık dökük, vidası cıvatası gevşemiş bozuk asansörlerde çalışıyor, çalıştırıyor olmalarıdır.

Kısacası çok geçmiyor ki on işçinin asansörle yere çakıldığı yerden, başka on işçinin yeni bir ekmek kapısı sevinciyle otuz ikinci kata çıkıyor olmalarıdır.

Zafer Partisi
Zafer Partisi
Giriş Yap

Haberiniz.com.tr ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!