Dr. Alper Sezener
Dr. Alper Sezener

Kadınlar Günü: Kutlamalar Arasında Görünmez Olanlar

featured

Gerçek değişim, kadın emeğini sistematik olarak görünür kılmak, iş yerlerinde eşitliği sağlamak, toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamak ve kadınların özgürlüğünü bireysel bir lütuf değil, toplumsal bir dönüşüm meselesi olarak ele almakla mümkün olabilir. Çünkü kadın hakları, yalnızca bir gün hatırlanacak bir mevzu değil, bir toplumun adalet terazisini nasıl kurduğunun aynasıdır.

Her yıl 8 Mart geldiğinde, dünyanın dört bir yanında kadınların hakları, emeği ve mücadelesi hatırlanıyor. Çiçekler dağıtılıyor, sosyal medyada süslü mesajlar paylaşılıyor, büyük şirketler reklam kampanyalarıyla kadınları onurlandırdıklarını iddia ediyor. Ancak tüm bu anmaların ve sembolik jestlerin ardında, kadın emeğinin nasıl görünmez kılındığı, eşitsizliklerin nasıl sistematik olarak sürdüğü ve aslında bugünün tarihsel anlamının nasıl içi boşaltılmış bir kutlamaya dönüştüğü gerçeği var.

Kadınların toplumsal cinsiyet rollerine hapsedilmesi, yalnızca bireysel bir ayrımcılık meselesi değil, derin bir sistem sorunudur. Kapitalist düzen, kadının emeğini iki şekilde sömürür: İlki, ücretsiz emeği görünmez kılarak. Ev içi emek, bakım emeği, çocuk ve yaşlı bakımı gibi alanlarda kadınların katkısı ekonomik sistem içinde hesaba katılmaz. Kadınlar, “doğal olarak” bu işlerin sorumlusu olarak görülür ve karşılığında hiçbir ücret ya da sosyal güvence almazlar. Oysa bu görünmeyen emek, toplumsal yaşamın sürdürülebilmesi için hayati önemdedir.

İkinci olarak, kadınların iş gücüne katılımı eşitsizliklerle doludur. Daha düşük ücretler, cam tavanlar, kayıt dışı ve güvencesiz işler, iş yerinde taciz ve mobbing gibi sorunlar, çalışma hayatında kadınları dezavantajlı konuma iter. Üstelik bu mesele, tüm kadınlar için aynı derecede geçerli değildir; kadınlık deneyimi sınıfsal farklılıklarla, etnik kökenle ve coğrafi konumla iç içedir. Beyaz yakalı bir kadının karşılaştığı zorluklarla bir tekstil atölyesinde, bir tarlada ya da ev işçisi olarak çalışan bir kadının yaşadığı sömürü arasında büyük farklar vardır. Ancak sistem, bu sınıfsal farklılıkları silikleştirerek “kadın sorununu” tek bir çatı altında toplamaya ve asıl yapısal eşitsizlikleri perdelemeye çalışır.

Kadınlar Günü, aslında 1857’de New York’ta grev yapan dokuma işçisi kadınların vahşice katledilmesine dayanan bir mücadele günüdür. Bugün ise büyük markalar, kapitalist sistemin kendisi ve hatta kimi devletler, bugünü ticari ve sembolik bir şölene çevirerek tarihsel mücadele ruhunu unutturmaya çalışıyor. Ancak kadın mücadelesi bir güne sıkıştırılamaz. Ne çiçeklerle ne reklamlardaki sahte duyarlılıklarla ne de tek seferlik anmalarla eşitsizlikler giderilebilir.

Gerçek değişim, kadın emeğini sistematik olarak görünür kılmak, iş yerlerinde eşitliği sağlamak, toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamak ve kadınların özgürlüğünü bireysel bir lütuf değil, toplumsal bir dönüşüm meselesi olarak ele almakla mümkün olabilir. Çünkü kadın hakları, yalnızca bir gün hatırlanacak bir mevzu değil, bir toplumun adalet terazisini nasıl kurduğunun aynasıdır.

***

Film Önerisi: Suffragette (2015)

Kadın hakları mücadelesinin tarihsel kökenlerini anlamak ve ilham verici bir direniş hikayesi izlemek isteyenler için Suffragette kaçırılmaması gereken bir yapım. Sarah Gavron’un yönetmenliğinde çekilen film, 20. yüzyılın başlarında İngiltere’de kadınların oy hakkı için verdiği mücadeleyi merkezine alıyor.

Carey Mulligan’ın canlandırdığı Maud Watts karakteri, sıradan bir çamaşırcı olarak başladığı hayatında, zamanla kadınların toplumsal haklarını savunan bir direnişin parçası haline geliyor. Film, kadınların yalnızca siyasi haklarını değil, aynı zamanda çalışma hayatındaki sömürüyü, toplumsal baskıyı ve eşitsizliği de sorguluyor. Helena Bonham Carter ve Meryl Streep gibi güçlü isimlerin de yer aldığı yapım, kadınların pasif direnişten aktif eylemlere uzanan sert mücadelesini tüm gerçekçiliğiyle yansıtıyor.

Suffragette, kadın haklarının kazanılmasının ne denli büyük bir bedel gerektirdiğini gösteren ve bugünkü haklarımızın nasıl elde edildiğini hatırlatan çarpıcı bir film. Kadın hareketinin yalnızca bir gün değil, sürekli bir mücadele olduğunu anlatan bu etkileyici hikâye, özellikle 8 Mart’ta anlam kazanacak bir izleme deneyimi sunuyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Zafer Partisi
Zafer Partisi
Giriş Yap

Haberiniz.com.tr ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!