Kırım’ın Unutulan Gerçekleri

Kırım’ın Unutulan Gerçekleri

2014 yılında Kırım’ın ilhak edilmesiyle Rusya’nın bölgede kendisine karşıt olanları tasfiye politakalarına girişmesi sonucunda Mayıs 2015’te Kırım Tatar Meclisi Başkanı Refat Chubarov hakkında açılan ceza davası sonuçlandı. Kırım Tatarları Meclisi başkanı Refat Chubarov’u gıyaben 6 yıl hapis ve 200 bin ruble (23 bin 278 lira) para cezasına çarptırıldı. Savunma tarafının kararı temyize götüreceği belirtildi. Yaşanan bu gelişme hafızalarda Kırım’ın ilhak edilmesinin ve sonrasında Kırım Tatarlarının yaşadıkları zorlukların detaylarını tazeleme ihtiyacı hissettirdi.

Kırım nasıl ilhak edildi?

Çarlık Rusya ve Sovyetler Birliği döneminde Moskova yönetiminde olan Kırım Yarımadası, 1954 yılında Sovyet lider Nikita Kruşçev tarafından Ukrayna’ya bağlanmıştır. 1991 yılında yapılan referandum ile ‘özerk cumhuriyet’ statüsünü almıştır ve Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra da Ukrayna’ya bağlı özerk yapı olarak varlığını sürdürmüştür. 1994 Budapeşte Memorandumu ile ABD, Birleşik Krallık ve Rusya Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü taahhüt etmişlerdir. 1997 yılında ise Ukrayna ve Rusya arasında imzalanan anlaşma ile Rus donanmasının Sivastopol’deki varlığı uzatılmıştır bu anlaşmanın ardından demografik olarak Ukraynaca konuşan nüfusun en az bulunduğu yerlerden biri olmuştur. Tatarların Uzak Asya’ya sürülmesi ve Ruslaştırma politikaları Kırım yarımadasında Rusların artmasına ve etnik Rusların sayılarının Tatarlar ile etnik Ukraynalılara karşı daha fazla olmasına sebep olmuştu. Rusların sayısının fazla olması seçimlerde de etkisini göstermiştir. Yevromaydan gösterileri patlak vermeden yapılan son seçimlerde Rus yanlısı politikalarıyla bilinen Yanukoviç, Kırım’da %52,34 oy oranı ile Lugansk ve Donetsk bölgelerinden sonraki en yüksek oy oranına erişmiştir. 21 Şubat 2014 tarihinde Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç, aylar süren gösteriler sonrası Rusya’ya kaçmıştır. Ukrayna hükûmeti değişmiş ve Batı yanlısı bir hükûmet gelmiştir. Rusya, yeni hükûmeti tanımamıştır ve darbe girişimi olarak nitelendirmiştir. Buna karşılık olarak 23 Şubat 2014’te Sivastopol’da Rusya yanlısı protestolar başlamıştır. Rusya yanlıları yerel milis örgütlenmeler oluşturmaya başlamışlardır. Aynı gün Kerç şehrinde Ukrayna bayrağı indirilmiş ve yerine Rus bayrağı takılmıştır. Kırım’ın Rusya’ya bağlanması için 25 Şubat 2014’te Rusya yanlıları parlamentoya baskı uygulamaya başladı. 400 civarında Rus yanlısı, Kırım Parlamentosunu bastı, Kırım’ın bağımsızlığını ilan etmesi için parlamentonun referandum kararı alması talebinde bulundu. Parlamento Başkanı Konstantinov, 26 Şubat’ta Genel Kurulda referandumu görüşeceklerini açıkladı. Bunun üzerine Kırım’ın Rusya’ya katılmasını isteyen Rus Birliği Partisi, Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu önünde miting kararı aldı. Ukrayna’nın bütünlüğünü savunan Kırım Tatar Milli Meclisi de aynı gün, aynı yerde, parlamento önünde miting düzenleyeceğini ilan etti. Kırım Tatarları’nın bu kararı üzerine, Aksenov’un paramiliter birlikleri parlamentoyu kuşatma altına aldı. 26 Şubat 2014 tarihinde Rus yanlısı milisler stratejik pek çok noktayı ele geçirmişlerdi. 6 Mart’ta Kırım Yüksek Konseyi 16 Mart tarihinde Kırım’ın Rusya’ya katılıp katılmayacağını belirleyen referandum yapacaklarını açıkladı. 16 Mart 2014 tarihinde referandum yapıldı. %83 oranında katılım oranının olduğu referandum sonucunda; Kırım’da %96.77, Sivastopol’de ise %95.6 oranında Rusya’ya bağlanmak yönünde oy kullanıldı. Bu olayların uluslararası arenada aldığı geri dönüş ise Obama’nın 11 Ukraynalı ve Rus yetkiliye yaptırım kararını açıklaması ayrıca Rusya’nın G8 üyeliğinin de askıya alınması ve 27 Mart’ta BM Güvenlik Konseyi’nin Kırım referandumunun yasal olmadığını belirten bir karar çıkarması olmuştur. Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu’nun eylemlerini ilhak olarak adlandırdı ve yüzlerce şirket, politikacı ve iş adamına yaptırım uyguladı. Rusya, Kırım meselesinin sonsuza kadar kapandığını, bölgenin kendisine ait olduğunu iddia etmeye devam etti. Tüm bunlara rağmen 17 Mart 2014 tarihinde Rusya devlet başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın Kırım’ı ilhakını onaylayan imzayı atmış ve Kırım resmen Rusya’ya katılmıştır.

Kırım’ın Rusya’ya bağlanması ile neler oldu?

Kırım’ın Rusya yönetimine geçmesinden sonra “26 Şubat olayları” gerekçesiyle başta yöneticiler olmak üzere Ukrayna yanlısı Kırım Tatar Türkleri baskı altına alındı, hakları ihlal edilmeye ve Kırımlılar tutuklanmaya başladı. Kırım Tatar Türk halkının lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve bazı KTMM yöneticilerine Kırım’a giriş yasağı konuldu. Rusya mahkemesince Kırım Tatarlarının iradesini temsil eden KTMM, aşırıcı örgüt kapsamına alındı ve faaliyetleri yasaklandı. Bu karara ABD’den gelen tepki ise Rusya’nın Kırım Tatarları Meclisi’nin Rusya’daki faaliyetlerini aşırılık yanlısı bir örgüt olarak yasaklama kararını tanımayı reddettiğini söylemesi olmuştu. Rusya ise Kırım Tatar Meclisi lideri Chubarov hakkında ceza davası açtı. Savcı, davanın “Rusya Federasyonu’nun toprak bütünlüğünü ihlal etmeyi amaçlayan eylemlere yönelik kamuoyu çağrıları” maddesi uyarınca açıldığını açıkladı. Chubarov, Ukrayna sınırından Kırım’a girmeye çalışırken, 5 yıl süreyle Rusya’ya girişini yasaklayan bir kararname aldı. Şimdi ise sonuçlanan dava ile Chubarov 6 yıl hapis ve 200 bin ruble para cezasına çarptırıldı.

Genel olarak baktığımızda Kırım’ın nüfusunun %13-%15’lik bir kesimini Kırımlılar oluşturmakta. Dünya tarafından meşru görülmeyen bu ilhak olayında Putin’in en başından beri çok kararlı oluşunun altında ne yatıyor bilinmez. Gücünü kanıtlamak istemiş olabilir ya da Krusçev’in Kırım’ı vermesini bir hata olarak görmüş de olabilir. Ancak bilinen bir şey var ki Kırım Tatar halkının sürekli işgal edilmekle geçen bir kaderi olduğu. Zamanında Osmanlı’nın elinden Rusya tarafından alınan Kırım, seneler sonra tekrar Rusya tarafından Ukrayna’nın elinden alındı. Kendi vatanlarında azınlığa düşüp asimile olmak “zorunda bırakılan” Kırım Tatarları’nın çektikleri eziyetler tıpkı Doğu Türkistan’da eziyet gören soydaşlarımızın manşet olmadığı gibi manşet olamadı. Halkın sesi olmaya çalışan kişiler tıpkı bu yazıda bahsi geçen Chubarov gibi tutuklanmaya devam etti ve görünen dünya sisteminde tutuklanmaya devam edecek gibi duruyor. Düşmana dost diye sarılıp kardeşi el diye ittiğimiz sürece başka devletler altında eziyet gören ve mağdur olan soydaşlarımızı sadece haber olarak okuyabileceğiz gibi görünüyor. “Politika” adı altına saklanarak yapılan eziyetlerin her yerde son bulmasını dilemekten başka elimizden bir şeyin geldiği günlere geçebiliriz diye umuyorum.

 

Kaynak: 21YYTE/Yazan : İlayda Alaca

Zafer Partisi
Zafer Partisi
Giriş Yap

Haberiniz.com.tr ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!