İran ve Batı arasındaki gerilimin merkezi olan Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamaların Türkiye’nin tarımsal üretimini vuracağı ve gübre tedarikinde büyük bir kriz yaşandığına dair habere yalanlama geldi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), “’Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler nedeniyle Türkiye’de gübre krizi yaşandığı ve gıda arzının tehlikeye girdiği’ iddiası dezenformasyon içermektedir.” açıklamasını yaptı.
Dün Anadolu Ajansı tarafından gübre arzına ilişkin” Hürmüz Boğazı’ndaki kriz küresel gübre arzını tehdit ediyor” başlıklı bir haber yer almıştı.DMM’den şöyle bir açıklama yapıldı:
“Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması küresel enerji ve gübre piyasalarında şok dalgası oluştururken, tırmanan maliyetler çiftçilerin üretim takvimini ve küresel gıda arz güvenliğini doğrudan tehdit ediyor.
Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından yapılan açıklamalarda, Türkiye’de gübre tedarikine ilişkin herhangi bir sorun bulunmadığı, üretim süreçlerinin kesintisiz devam ettiği ve mevcut stokların yeterli olduğu açıkça ifade edilmiştir. Türkiye ayrıca farklı tedarik kanallarına da sahip olup; ilgili alanlardaki arz güvenliği kesintisiz şekilde sürdürülmektedir.
Kamuoyunun küresel gelişmeleri çarpıtarak panik ve kaos algısı oluşturmayı amaçlayan paylaşımlara karşı hassas olması, yalnızca resmî kaynaklarca yapılan açıklamaları dikkate alması önem arz etmektedir.”
DMM’nin açıklamasında Karar Gazetesi’nin haberi yer aldı.
Bazı basın yayın organlarında yer alan “Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler nedeniyle Türkiye’de gübre krizi yaşandığı ve gıda arzının tehlikeye girdiği” iddiası dezenformasyon içermektedir.
Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından yapılan açıklamalarda, Türkiye’de gübre tedarikine… pic.twitter.com/siZDHHpUKz
— Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (@dmmiletisim) March 24, 2026
Merkez’in gerçeği yansıtmıyor dediği haberin çıkış noktası Hürmüz Boğazı’nın kapanması ya da krizin çözülmemesi ile dünyayı etkileyecek gübre arzı. Karar Gazetesi haberinde, dünyayı sarsacak olan bu krizden Brezilya’dan sonra en çok etkilenecek ülkenin Türkiye olacağını yazdı.
Bu görüşü ise tarım ve hayvancılık uzmanı Gazi Kutlu’nun yorumuna dayndırdı.
Anadolu Ajansı ise şu haberi yaptı:
“Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin durma noktasına gelmesi, küresel nitratlı gübre arzının yüzde 38’ini, fosfatlı gübre arzının da yüzde 20’sini kesintiye uğrattı.
Basra Körfezi’nden sevkiyatların durması, dünya genelindeki çiftlikler için doğrudan gıda güvenliği riski oluştururken, küresel tarım tedarik zincirini de sarsıyor.
AA muhabirinin gerçek zamanlı veri analitik şirketi Kpler ile küresel emtia analiz kuruluşu CRU verilerinden derlediği bilgilere göre, küresel gübre ve enerji tedarik zincirinin merkez üssü konumundaki Orta Doğu’da kriz her geçen gün derinleşiyor.
Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel gübre tedarik zincirinde toplamda yüzde 33’lük daralmaya yol açtığı tahmin ediliyor. Bölgeden yapılan yıllık 22 milyon tonluk üre ihracatı durma noktasına gelirken, küresel üre arzının yaklaşık yüzde 46’sının doğrudan Körfez bölgesinden sağlanması mevcut tabloyu daha da derinleştirdi.
Dünyadaki üre ihracatının yaklaşık üçte biri Hürmüz Boğazı üzerinden yapılırken, fosfatlı gübre üretiminde kritik ham madde olan küresel kükürt ihracatının yüzde 45’i de bu stratejik su yolu üzerinden sevk ediliyor.
Lojistik aksamalar nedeniyle son 2 haftada ihraç edilmesi planlanan 2,1 milyon tondan fazla üre stokunun yaklaşık yarısı gemilere yüklenemedi. Uzmanlar, sevkiyatlardaki bu blokajın küresel hasat döneminde rekolte kayıplarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Aksamalar rekoltelerde geri dönülemez düşüşlere yol açabilir
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, modern tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, her yıl dünya genelinde kullanılan 190 milyon tonu aşkın bitki besleme ürününün kesintisiz tedarik edilmesine dayanıyor. Bu arzın merkezinde yer alan 110 milyon tonluk azotlu gübre grubu, üretim sürecinin doğal gaza olan aşırı bağımlılığı nedeniyle jeopolitik krizlere karşı en hassas halkayı oluşturuyor. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, küresel gübre pazarının bu en büyük grubunu doğrudan maliyet kıskacına alıyor.
Azotun ardından küresel gıda güvenliğinin diğer iki temel sütununu ise 45 milyon tonluk fosfor ve 40 milyon tonluk potasyum arzı oluşturuyor. Uzmanlar, bu 3 temel tarımsal girdinin tedarik zincirinde yaşanacak en küçük aksamanın, küresel rekolte tahminlerinde geri dönülemez düşüşlere yol açabileceğini değerlendiriyor.
Hürmüz Boğazı rotası, sadece enerji sevkiyatı değil, üre ve amonyak gibi stratejik ham maddelerin dünya pazarlarına ulaştırılmasında da dünyanın en önemli hattı konumunda bulunuyor.
İran’ın yanı sıra Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, küresel azotlu gübre piyasasının en büyük tedarikçileri arasında yer alıyor. Kuzey yarımkürede ekim sezonunun başlaması, sevkiyat hatlarındaki her türlü aksamanın tarımsal verimliliği ve gıda arzını doğrudan etkileyeceği anlamına geliyor.
ÜRETİM DURDU
Küresel gübre krizinin temelinde yatan ikinci büyük etken ise enerji fiyatlarındaki keskin yükseliş oldu. Azotlu gübre maliyetinin yaklaşık yüzde 80’ini oluşturan doğal gaz fiyatları keskin artış gösterdi. Bu durum, dev tesisleri üretimi durdurmaya zorladı.
Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler üre ve amonyak gibi temel gübre emtialarında dramatik fiyat artışlarını tetikledi. 27 Şubat’ta ton başına 482,50 dolar seviyesinde olan üre fiyatları, mart ortası itibarıyla yaklaşık yüzde 50 artarak 720 dolara ulaştı.
Aynı dönemde Orta Doğu çıkışlı amonyak fiyatları da yüzde 24 artarak 600 dolar sınırına dayandı.
Bölgedeki enerji altyapısına yönelik saldırılar ve peş peşe gelen “mücbir sebep” beyanları, küresel arz güvenliğini her geçen gün daha da daraltıyor.
Dünyanın en büyük gübre tüketicilerinden Hindistan, iç pazar dengelerini korumak adına doğal gaz tahsisinde stratejik bir değişikliğe giderek gübre sektörünü ikinci öncelik seviyesine düşürdü.
Sanayiye sunulan gaz arzının yüzde 70-75 bandıyla sınırlandırılması, Hindistan’ın aylık 2,6 milyon tonluk üre üretiminde yaklaşık 800 bin tonluk net kayba yol açtı. İhtiyacının yüzde 80’ini Körfez bölgesinden karşılayan ülkenin amonyak ithalatındaki aksamalar, yerel üretimi durma noktasına getirdi.
Küresel fosfatlı gübre üretiminin merkezi konumundaki Çin ise kükürt ithalatının yarısını Orta Doğu’dan yapması ve kükürt fiyatlarındaki aşırı oynaklık nedeniyle ihracat kısıtlamalarına gitti.
Çin’in piyasadan çekilmesi ve Suudi Arabistan’dan gelen sevkiyatların kesilmesiyle Brezilya gibi tarım ülkeleri, fosfat ihtiyacının yüzde 30’unu karşılayamaz hale gelerek ciddi bir “stok krizi” ile karşı karşıya kaldı.
Üre ihtiyacının yüzde 60’ından fazlasını Orta Doğu’dan tedarik eden Avustralya’da mevcut stokların nisan ortası itibarıyla tükenmesi beklenirken, alternatif kaynak arayışları yüksek lojistik maliyet engeline takılıyor.
Avrupa pazarı ise yükselen gübre maliyetleri karşısında “Karbon Sınır Düzenleme Mekanizması”nın (CBAM) askıya alınması gibi olağanüstü bürokratik adımların atılmasını bekliyor.
Katar’da kamuya ait QAFCO, enerji sahalarındaki aksamalar nedeniyle yıllık 5,6 milyon ton kapasiteli üre tesisini kapatırken, Pakistan ve Bangladeş’te Agritech Limited gibi dev üreticiler üretimi tamamen durdurdu.”
SAVAŞ PATLAYINCA GÜBRE İÇİN ALARMA GEÇİLDİ
Öte yandan İran savaşı ile birlikte baş gösteren gübre krizi sonrası iktidar 3 kritik adım attı:
İlk adım; 7 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile üre ithalatında yüzde 6,5 olan gümrük vergisi sıfırlandı.
İkinci adım: Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü, ilgili birimlere yazıyla 7 Mart 2026’dan geçerli olmak üzere üre gübresinin ihracatının yasaklandığını bildirdi. İthalat serbest bırakılırken ihracat yasaklandı.
Son olarak da, el yapımı patlayıcıda kullanıldığı için kullanımı 2016 yılında yasaklanan amonyum nitrat (%33AN) gübresinin tarımda kullanılmasına geçici olarak (30 Mayıs 2026 tarihine kadar) izin verildi.
Bakanı İbrahim Yumaklı’nın, ısrarla “gübre stoklarımız yeterli, sorun yok” açıklamasına karşı uzmanlar artan fiyatlar nedeniyle çiftçinin bu yüksek fiyattan gübreyi alamadığına dikkat çekiyor.