DOLAR 12,71962.51%
EURO 14,35802.16%
STERLIN 16,97362.38%
ALTIN 731,732,64
BIST 1.776,41-2,35%
BITCOIN 7293038,12%
Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

12 56

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Balkanlar’da ve Karadeniz’de Varız, Ya Kırım’da?

Balkanlar’da ve Karadeniz’de Varız, Ya Kırım’da?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

1950’ler sonrası uzun bir süre Amerikan hayranlığı almış başını gitmişti. Onların denizcilerine ait havalı filimler, revüler, yaşam ve beslenme tarzları yalnız bizi değil Avrupa ülkelerini ve hatta dünyayı sarmştı. Ekonomi ve kültür baskısı bütün halk katmanlarında taraftar buldu, Yankee propagandası onları insafsızca etkiledi, sömürdü.

O tantananın arkasındaki Amerikan emperyalizmi gecikmedi, kısa süre sonra berbat pençelerini gösterdi. Ve her geçen yıl genişledi, bazen NATO, bazen SEATO gibi kurumların da başına geçerek sildi süpürdü.

Bugün değil Avrupa’da Balkanlarda bile ileri karakollar kuruyor. Bölge ülkeleri de bu pakta girişi hızlandırma peşinde. Türkiye – 1952, Yunanistan – 1952, Bulgaristan- 2004, Romanya – 2004, Arnavutluk – 2009, Karabağ – 2017, Kuzey Makedonya – 2020…ve şimdilerde de Ukrayna NATO üyesi olma yolunda.

 

MUSTAFA A. KIRIMOĞLU GEREKEN DESTEĞİ BULAMADI

Bu ilerlemenin karşısında ise Rusya set kurmaya NATO’nun bölgede doğuya genişlemesini durdurmaya çalışıyor. V. Putin Rus menfaatlerini kollama ve savunmada başarılı bir lider.

 ******

Geçtiğimiz yarım asır içinde Türk Dünyası verdiği iki imtihanın ilkinde rahmetli R. Denktaş’ın (15.11.1983 / 24.04.2005) 21,5 yıl süren KKTC Cumhurbaşkanlığı’nı iyi desteklemiş, daha sonra ise gene güçlü ama yalnız lider Mustafa A. Kırımoğlu’nun arkasında durmamış / duramamıştı. Üzücü olan Karadeniz’in kuzeyinden güneye doğru bir mücevher gibi uzanan kadim Türk diyarı Kırım Yarımadası’nı cebren terke zorlandı. Yeni Çar V. Putin 2014’ten önce verdiği sözleri tutmayan kaypak, gizli veya açık Türk / Müslüman aleyhtarı bu zat Kırım’da çöktü, suni bir referandumla kadim Türk yurdunu gasp etti.

Şimdi ise Kırım Tatar Türkleri ‘ne parlamentoda %20 temsil ve bir başkan yardımcılığı sözlerini değil yerine getirmek, adını bile anmamakta. Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman Kırım’da Osmanlı valilerinin Kefe’yi (Feodosya) adanın idare merkezi olarak kullandıkları dönemde sancak beyliği yaptılar, izler bıraktılar. Onun için Kefe Türk tarihinde önemli yer tutan bir değere haizdir.

Bugüne dönersek, eski Amerikan hayranları artık piyasada pek görünmüyorlar.  Devir değişti, sesleri kesildi. Sanki moda gibi. Şimdilerde ise açık veya kapalı bir Rus sematizanlığı bir Sovyetofillik gözle görülür, kulakla duyulur şekilde seslendiriyor. Ve bazı kalemlerde de satırlara dökülüyor. Örnek mi istiyorsunuz: Karadeniz’e bir İngiliz, 2 Amerikan, bir İspanyol, bir Hollanda fırkateyni çıktı. Tatbikat var. Bu Sovyetofiller basıyorlar yaygarayı. Beyler Karadeniz’deki Rus limanları Novorosisk’te, Rostov’da, Soçi’de konuştuğum her Rus yetkili: “Karadeniz bir Rus iç denizidir” diyor. Efendiler bu gemiler gidip Kırım’ı Rus işgalinden mi kurtaracaklar? Siz asırların Türk yurdu Kırım’a giremeyen Kırım Tatarları lehine bir – iki cümle kurun, hadi: “Kahrolsun Rus Emperyalizmi” diye Taksim’de, Kadıköy Meydanı’nda, Ankara Kızılay’da…bir yürüyün, samimiyetinizi gösterin.

Fakat o konuda sizde tık yok!

Kötü bir örnek: Trabzon 1916 – 18 yılları arasında 22 ay 19 gün Rus işgalinde kaldı. Sadece bu bile size bir şey ifade etmiyorsa başka sözüm yok.

 

T.C. KIRIM TATARLARINI DAHA GÜÇLÜ SAVUNMALI

Balkanlarda Sırbistan Orta Avrupa’ya doğru uzanan bir Rus ileri karakolu durumunda. Ülkede geçmiş asırlara dayanan canlı, militan Slav – Ortadoks bir damar var. Diğerleri Romanya, Bulgaristan, Arnavutluk ve hatta ilerde Ukrayna NATO üyesi olsalar bile Moskova’nın Belgrad kartı, Balkanlar’da oldukça kuvvetli.

Bugün (11 Temmuz 2021) bu makale yazılırken tarihin büyük katliamlarından biri olan Bosna MüslümanlarınınÖlüm Yolu’nda” katil Ratko Mladic komutasındaki Sırp kuvvetlerince katledilmesinin 26’ncı yılı hazin şekilde anılıyordu. Bulunan 8 372 cesedin Potoçari Anıt Mezarlığı’na gömülmesi ile iş bitmedi, halâ ulaşılmayan 1 000’in üzerinde zulüm ve katliam kurbanı var.

Tarihçi William M. Sloane‘nın dediği gibi: “Balkanlar ve Karadeniz bir tarih laboratuvarıdır.” Bölgede her şartta Rus ağırlığı ve baskısı kendini hissettirir. Taraftarları önemsiz, göstermeye gayret etseler bile.

Karadeniz’de biz dahil 32 ülkenin katıldığı 21 yıldır devam eden Deniz Esintisi – 2021 (Sea Breeze – 2021) Tatbikatı‘na (28 Haziran / 11 Temmuz 2021) bu yıl Moskova diğer yıllardan daha belirgin bir tepki gösterdi. İngiliz fırkateyni ne “Karadeniz’de Kırım açıklarında Rus karasularına girdi” diye beklenenin ötesinde bir çıkış yaptı. Diğer ülkelerde: “Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” kabilinden yapılan bu sert uyarı fazla bir şey ifade etmedi.

Bizim için Amerikan veya Rus emperyalizmi Türk menfaatlerine dokunduğu yerde kesilir, kesilmeli durdurulmalıdır. Onlar dünyaya hükmetme, ben ise onurlu ve hür yaşama mücadelesindeyim.

Kırım Tatarları’nın haklarını ve özerk bir idareye kavuşmasını dünyanın herhangi bir yerinde kim savunursa T.C.’nin her mensubu onunla aynı safta olmalıdır. Doğru olan da budur.

Özetle T.C, Kırım Tatarları’nın ellerinden alınan haklarını, kendine yakışan güçlü bir şekilde savunmalıdır.

Devamını Oku

Mehmetçik Feneri’nden Akdeniz’e Çıkış Rotası

Mehmetçik Feneri’nden Akdeniz’e Çıkış Rotası
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Batı komşumuzda işler hiç de iç açıcı değil. Alman ekonomik sömürgesi işaretleri veren bir ülke konumunda. İpsala hudut kapısına 55 km. mesafedeki Dedeağaç (Alexandroupolis) ise bugünkü haliyle Rusya’ya gözünü dikmiş, kara/ hava ve deniz üsleri ile donatımı devam eden güçlü bir Amerikan üssü olma yolunda.

Dakika bir gol bir misali, dün başkan oldu, bugün ( Şubat 2021 son haftası) Defence Europe 21 ( Avrupayı Koruma 21) tatbikatı ile işe başladı. Dedeağaç’a çıkarma yapan ABD, 135 helikopter, 1 800 zırhlı araç ve 20 binden fazla askerin iştiraki ile yapılan bu emperyalist güç gösterisi ile Balkanları ve Ege’yi ateşe atmasın! 

Katolik Başkan Joe Biden, siyasette ömrü boyunca hep Ortodoks Yunanistan’ı destekledi. 2016’da Yunan kökenli Amerikalılar onu “Oxi Day Fountation” onur ödülü ile pohpohlayıp şereflendirdiler. O da tabii ki gerekeni yapacak.

Askeri üssün güçlendirilmesi, büyük bir çıkarma tatbikatı, sadece Rusya’ya göz dağı vermekle izah edilemez. Kuzeyden inen Rus doğal gazına alternatif, onun önünü kesmeye yönelik Dedeağaç (Alexandroupolis) LPG yüzer depolama tesislerinin kurulma çalışmaları da sürüyor. Belki daha da genişletilecek.

Bu tesisler Dedeağaç limanının 17 km. güney batısında, 170 bin M3 LNG depolama kapasitesinde ve 5.5 milyar M3 / yıl doğal gaz tedarik kapasitesinde olacak.

O dev tesis, işte bu Amerikan üssü ile korunacak.

 

T.C.G. ÇEŞME’NİN FALİYETLERİNİ DURDURUN

Defence Europa 21, Amerikan çıkarma tatbikatı devam ederken (22 Şubat 2021) TCG.Çeşme adlı araştırma gemimiz Limni adasının batısında önceden ilan edilen koordinatlarda (yetkililerin ifadelerine göre) depremle alakalı bilimsel teknik bir çalışma yapıyordu. Bu saha orta Ege de uluslararası sulardan Dedeağaç’a 72 deniz mili mesafede. Komşu rahatsız, 4 adet F -16 ile ikaz ediyor. Ve hatta bir milletvekili Başbakan Kiriakos Miçotakis’e: bu gemi acilen faaliyetlerini durdursun ve bölgeden çekilsin, diyor.

Onların bu sularda Türk bayraklı yüzen hiçbir tekneye tahammülleri yok. Bunun için ne gerekiyorsa yaparız mı demek istiyorlar?

Üç krizli bölgemiz var: Ege, Güney Batı Anadolu ve Doğu Akdeniz / Kıbrıs.

Sabahın seher vakti, hava soğuk, denizde hafif bir çırpıntı var. İskelede Kumkale, sancakta Seddülbahir bordolandı. Hala sancakta kıça doğru kayan kasabanın, uzakta kalan kısık ışıkları parlıyor…Boğaz çıkışına doğru ilerliyorsunuz. Gene sancak başomuzlukta, uzaklarda, ünlü Mehmetçik Feneri tarihe göz kırpar gibi bütün haşmeti ile çakıyor. Bu fener denizden ister muhrip (fırkateyn), denizaltı veya Hisar sınıfı gemi ile ister dökme yük, tanker veya yolcu gemisi ile ülkeye ister giriş, ister çıkış yapın, sanki denizden hudut kapısı gibidir. Öyle bir his uyandırır. Bazen sevinç bazen de buruk bir üzüntü kaplar benliğinizi.

Uzun uzun nasıl anlatılır bilmiyorum ama, realite olarak bugün sadece Orta Ege değil tüm Ege Yunan kontrolündedir. Türkiye sadece kıta uzantısı ve Çanakkale Boğaz çıkışında 2 ada ile bölgede vardır.

Limni Adası’nın batısında çalışma yapan TCG.Çeşme’nin bölgede bizi güçlü kılan Foça Amfibi (Deniz Piyade) Tuğayı’na uzaklığı yaklaşık kuşuçuşu 114 deniz mili.

 

ORTA EGE’DE KRİZ ÇIKARSA

Orta Ege’de seyr-i sefer yapan bir gemi Iskiri (Skyros) Adası’nın doğusu ile Sakız Adası arasında seyrederken rotasını eğer Akdeniz’de Mısır’a  – Süveyş Kanalı’na gidecekse Orta Ege’de Rodos’un batısına, yok rotasını Avrupa’ya ve Cebelitarık Boğazına çevirecekse Iskiri’yı sancakta bıraktıktan sonra Girit’in batısına rotayı çevirir.

Bir krizde, bir askeri gemi bu bölgede nasıl, ne zorluklarla hareket eder nasıl korunur, nereden sonra sıcak çatışma başlar; bugün afaki bir şey söylenemez.

Düşüncem: değil Yunanistan’ın karasularını 12 d. miline çıkarması, aleyhimize denizde Türk bayraklı herhangi bir gemiye veya balıkçı teknesine yapılacak ters bir davranış ( saldırı demiyorum) mutlak onu bir daha öyle bir durum yaratmasına pişman olacak şekilde cezalandırılmalı. Pire (Atina) liman çıkışında korkudan 2 defa haç çıkartmalıyız…

“Türkiye Ege’de ödeyeceği bütün bedelleri ödedi. “Kıta sahillerine, Anadolu’nun batı eteklerine kadar gelen Helen rüzgarlarını durdurma zamanının geldiğini de, bu Yunanistan’a idrak ettirmeliyiz…

  Şimdilik TCG. Çeşme’nin harekâtında alulala bir sıkıntı yok. Ancak geçmişte bu bölgede aşağıdaki benzeri problemleri de üzülerek yaşadık:

3 ay önce, 23 Kasım 2020’de Libya – Misurata’ya insani yardım götüren Türk bandıralı Rosalina – A gemisine, Girit Adası’nın güney batısında, devam eden İrini Operasyonu sırasında Yunanlı komutanın emri ile Alman fırkateynı müdahele etti. Bu geminin aranması, yolundan alıkonması, uluslararası deniz hukuku teamüllerine aykırıydı.

Balkan Harbi devam ediyor. Yunan Donanması Çanakkale Boğazı’nı kapattı. Bizi mahzur bıraktı. Ta ki H. Rauf Orbay’ın Hamidiye zırhlısı ile 13 Ocak 1913’te kuşatmayı yararak Ege’ye çıkışı durum değiştirdi. Zorlu, çatışmalı geçen 5 günün sonunda ünlü – şanlı Hamidiye yakıt-kömür ihtiyacını karşılamak üzere 18 Ocak 1913’te Beyrut limanına girdi. Göz yaşları ile alkışlandı. Bu atak, Türk Dünyası ve denizciliğinin o sıkıntılı günlerinde ilaç gibi gelen bir başarıydı.

 

BİZ EGE’DE PETROL ARIYORUZ

TCG.Çandarlı (A- 593), Ege’de uluslararası sularda sismik araştırma yapıyor. Rahmetli Bülent Ecevit’in 3’üncü Başbakanlığını yaptığı dönem. Halk, tek radyo ve televizyonun olduğu bu dönemde, TRT radyolarından Başbakan’ın “…Biz Ege’de petrol arıyoruz…” sözlerini duyduğunda gururlandığı, umutlandığı günler. Akşam ajans haberlerinden sonra Seyir Hidrografi Oşinografi Başkanlığı’ndan bildirilmiştir: “Denizcilere ve Havacılara…sayılı bildiri” anonsunu duymadan yatmıyor halk.

Evet, o günlerde, o TCG.Çandarlı’da ben de vardım. Çevremizde bir Türk muhribi, daha açıklarda, bazen radar skopun da zor görülen bizi devamlı takip eden bir de Yunan muhribi olurdu.  Ege’de esen o sert rüzgarları, o günlerde solumak başka bir duyguydu. Şimdi TCG.Çeşme’nin konumu ve görev şartları farklı.

*****

 Mehmetçik Feneri’ni sancakta bırakarak Ege’ye çıkan, kıçında veya gönderinde Türk bayrağı dalgalandıran gemi orta Ege’den salimen Akdeniz’e çıkacaksa devam eden Yunan tehdidi bedeli ne olursa olsun durdurulmalı, susturulmalıdır. Zira bedelsiz kazanç, bedelsiz nimet olmaz. Tarih hep tekerrür eder denir, eğer edecekse de T.C.’nin aleyhine etmemeli, ettirmemeli.

 

 Not – I –  Sayın İlhan Aliyev ve Azerbaycan yetkilileri, Türk Dünyası’na hizmet etmek istiyorsanız, Bakü – Haydar Aliyev (eski adı Bine) Uluslar arası Havalimanı ile Kıbrıs – Ercan Havaalanı hattını uçuşlara karşılıklı açın. Açın ki KKTC’ye yıllardır uygulanan haksız uçuş boykotu (yasağı) kırılsın. Ve bizde (Türk Dünyası) sizi canı gönülden alkışlayalım.

   II – TSK’dan bir şekilde ayrılmış, emekli olmuş, 2300 civarında binbaşı var. Yıllar yılı hakları olan makam ve görev tazminatlarını alamıyorlar. TBMM ve STK’larında hangi kapıyı çaldılarsa, kendilerini anlattılarsa dinlendiler, ilgilenen parti ve kişiler de oldu. Ama sonuç getirici, neticeye gitmesi gereken haklı talepleri, gerçekleşmedi. Onlar bu ülkeye hizmet etmiş emekli askerler olarak kanuni haklarını talep ediyorlar. İktidar ve muhalefet ayırımı yapmadan, bu hakların telafisinde siz parlamenterlerden de yardım ve ilgi bekliyorlar. Bu adaletsizliğin giderilmesine lütfen yardımcı olun.

Devamını Oku

Limni, Skıra ve Sakız Adalar Üçgeni, Orta Ege’nin Kalbini Oluşturur

Limni, Skıra ve Sakız Adalar Üçgeni, Orta Ege’nin Kalbini Oluşturur
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Haritayı önünüze açın, orta Ege’nin ortasındaki Skira Adası’nın konumuna alıcı gözüyle bir bakın. Bu ada İzmir – Çeşme’ye 80 deniz mili (148 km.), Atina Elefterios Venizolos Havaalanı’na 66 d. Mili (121 km.), Foça Anfibi Deniz Piyade Tugayı’na 98 d. Mili, Çanakkale Boğaz girişine ise 102 deniz mili kuş uçuşu mesafede.

Tarihin akışını değiştirmek mümkün değil. Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa 20 sene, 70 sene sonra, denizde büyük bir hır – gür, acımasız bir çatışma çıkacak. Yeri belli, Ege, ve hatta orta Ege demek mümkün. Bu kriz 23 Kasım 2020’de Girit’in güney batısında Türk bandıralı bir gemiye mesnetsiz yapılan İrini Harekatı’na hiç benzemeyecek.

Yunanistan silahlanıyor, tersleniyor, Türk anakarasına bir kurşun atımı mesafeye gelip boy gösteriyor.

2020 Aralık ayı son günleri, tahrik üstüne tahrik var. Genel Kurmay Başkanı Konstantin Floros, Rodos ve Kızılhisar’dan (Meis) sonra Bodrum – Kardak’ın karşısındaki Kilimli’de (Kalalimnos), Milli Savunma Bakan Yardımcısı Alkiviadis Sefanis ise Didim’in karşısındaki Bulamaç (Farmakonisi) Adası’nda 2021 yılını karşıladılar. Anadolu sahillerindeki adaları küçük büyük demeden dolaşıp tahrikkâr konuşmalar yaptılar. Olası bir çatışmada ne yapacağını dahi bilemeyecek durumdaki askeri personeline moral şırınga ettiler.

ORTA EGE’DE GÜNEYE SEYREDİYORUZ

Yıllardır devam eden bu gergin ortam daha ne kadar böyle sürer, orası meçhul. Nerede bir Türk fırkateynine, denizaltısına, bir uçağına, bir balıkçı teknesine müdahale olur, meçhul. Batırılır mı, düşürülür mü? 

O gün durum dünya kamuoyuna nasıl yansır, lehimize mi aleyhimize mi olur ve bunları dünya kamuoyuna ne kadar başarı ile anlatırız, göreceğiz.

Limni, Skıra ve Sakız Adalar Üçgeni, Orta Ege’nin Kalbini Oluşturur

***

Hakkında konuştuğumuz sularda durum nasıl? Gemi yüklü, sarsmıyor. Rüzgâr sancak kıç omuzluktan – karayelden tatlı tatlı esiyor. Bir saat önce Limni Adası’nı sancaktan ve şimdi de Bozbaba (Ayios Efstratios) Adası’nı sancak kıç omuzlukta bırakarak orta Ege’ye, Eğriboz Adası’nın güney doğusuna, Andros (Adası) Kanalı’na doğru rotayı tashih edip ilerliyoruz. Daha sonra da Girit’in batısı ve Cebelitarık Boğazı’na rotayı çevireceğiz. Devamında ver elini Kuzey Atlantik. Yol uzun mu uzun.

YUNAN EKONOMİSİ ÜRETMİYOR

Avrupa’nın şımarık çocuğu batı komşumuz borç sarmalı içinde. Üretim yok. İki gelir kalemi var: turizm ve denizcilik. Onlar da pandemi – Covid 19’dan dolayı yarı felç durumda. Çölde susuzluktan çökmeye hazır çaresiz kalmış bir deve gibi. Sıkıntı hat safhada.

Şu anda Yunanistan, bilinen ama dillendirilmeyen bir Alman ekonomik sömürgesi.

Durum böyle değilmiş gibi 2021 yılı savunma bütçesi 2020’ye göre 5 kat arttırıldı, 5.39 milyar avroya çıktı. Fransa’dan yeni uçaklar alıyor, fırkateyn siparişleri veriyor.

Yakın bir dönemde hükümetin krizlerle sarsılacağını, ülkenin üzerine kara bulutlar çökerken Atina’daki ünlü Sintağma ve Propilea meydanlarındaki yürüyüşlerin, grevlerin, ateşli gösterilerin yayılarak bütün ülkeyi (Selanik ve Patras’ı da) saracağını, Yunanistan’ın eski karanlık günlerine döneceğini düşünüyorum.

Alman, Amerikan ve Fransız ekonomik ve siyasi desteği bir yere kadar. Ama bunun krizlere rağmen bu şekilde süreklilik sağlaması ve halkın alıştığı yaşamın dışında, normal sürdürmesi mümkün değil.

Biz biliyor ve görüyoruz ki hem halkta hem asker ve idarecilerde, söylense de söylenmese de bir Türk aleyhtarlığı bir Türk korkusu var. Onu bir türlü yenip kafalarından atamıyorlar. Atina sokaklarında yürürken bunu hissediyorsunuz.

SKIRA ADASI’NA TÜRK BAYRAĞINI DİKTİĞİMİZDE ORTA EGE BİZİM OLACAKTIR

Böyle bir durumda eğer bir savaş çıkarsa Yunanistan ne kadar silahlanırsa silahlansın Ege’deki adaların tümünü bize karşı savunamaz. Ve hatta iddialı konuşalım koruyamaz, çöker.

Türkiye hazırlıklı olmalı, çıkacak ilk hırda ve sonrasında orta Ege’de yapacağı ataklarla ve elde edeceği üstünlükle duruma hâkim olmalı. Bunun şartları bizim lehimize. Foça Anfibi Çıkarma Tugayı bu zorlu göreve hazır. Sakız, Midilli, Limni ve Skira adalarına mutlaka Türk bayrağı çekilmeli.

Zor olan bütün orta Ege’ye hâkim, Atina Elefterios Venizelos Havaalanı’nı da kontrol eden Skira Adası ne pahasına olursa olsun alınmalı ve orada tutunmalı, asla geri çekilmemelidir. Bu adaya Türk bayrağı çekmek orta Ege’ye hâkim olmak demektir.

Limni, Skira ve Sakız’dan oluşan adalar üçgenin zaptı ile şuandaki Yunan dayılanması, terslenmesi ve direnç noktaları kırılacak, Ege, evet Ege, Türk hakimiyetine geçecektir.

Bunun için çıkacak büyük bir silahlı dünya krizinde Türkiye’nin ilk ve büyük hedefi batısındaki bu adalar olmalıdır.

24-25-26 Temmuz 1974, yani yarım asır önce Kıbrıs’ta yaşananlar tekerrür edecek gibi görünüyor.

NAVTEX’LER VE KAHRAMAN HAMİDİYE KRUVAZÖRÜ

2020’nin son üç ayında 48 Navtex (denizcilere ilan) yayınlandı. Bunlar karşı tarafın denizde ve hava sahasında hareket kabiliyetlerini daraltmaya yönelik duyurulardı.  Rodos’taki Türk Başkonsolosluğu’na baskı uygulandı, hatta bir personel tutuklandı. Suçu: Ege’deki Yunan Deniz Kuvvetleri’nin gizli bilgilerini toplayıp Ankara’ya bildirmekmiş. O korku var ya o korku!

Bilirim; yıllar önce Beyoğlu’ndaki Yunan Konsolosluğu’nda, dünyanın her yerinde üzerine giriş çıkış kaşesi vurulmuş pasaportuma, Yunanistan’a giriş vizesi için zorluk çıkarılmış ve de bekletilmişti.

Zayıf, ince yüzlü, top sakallı yetkili: “Atina’ya indikten en geç 48 saat sonra Yunanistan’ı terk edin” demişti. Daha sonra da havaalanında sıkıntı çıkarılmıştı. Ben de Atina’ya indikten 4.5 sonra Patras’ta denizden Yunanistan’ı terk etmiştim.

Balkan Harbi’nde (1912 -13) Çanakkale Boğazı’nı denizden kapatıp Ege’de Türkiye’nin boğazını sıktığı o günler. H. Rauf Orbay komutasındaki kahraman Hamidiye Kruvazörü ile Yunan kuşatmasını yararak çıktığı 13 Ocak 1913’ün karanlık ve sıkıntılı günleri bir daha gelmeyecek.  Bu sularda sık ve uzun seyir yapanlar bilirler, hep bir güvenlik sorunu, söylenmese de acaba mı düşüncesi, gemi yöneticilerinin kafalarında vardır.

Girit veya Rodos’u geride bırakıp Ege’de rotayı kuzeye, Çanakkale Mehmetçik Feneri’ne çevirdiğinizde veya Çanakkale Boğazı’ndan çıkıp Türk sularını terk ederken orta Ege’nin o sularının size ait olduğunu görmek, hissetmek bir Türk denizcisi için ne büyük gurur ne büyük güç olur.

Devamını Oku

Müze Gemiler, M/Y Savarona ve Kutuzov Kruvazörü

Müze Gemiler, M/Y Savarona ve Kutuzov Kruvazörü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Suyun üstünde veya altında, ömrünü denizlerde geçirmiş, vakti zamanı gelmiş tekne yorulmuş, makineler ve diğer aksam aşınmış kullanılmaz halde, ister hurdaya çıkacak de, istersen HEK’e ayır.

O tekne, o sularda kaç yıl ömür sürdü, hizmet etti; 30-40 bilemedin 50 yıl. Neler gördü, neler yaşadı, batmadı batırılamadı belki de batırdı, bu günlere geldi. Ama tükendi!

Su üstünde veya altında hareket eden, çalışan bütün teknelerin yarınları hep meçhuldur. Mayına mı çarpacak, bir top mermisi ile mi, torpido ile mi, fırtınada mı batma noktasına gelecek. Meçhul!

Bu tekneler/gemilerden tarihte iz bırakanlar, halka mal olmuş, ismi o dönemlerde dillerde dolaşmış olanlardan bazıları şansları da yaver gitmiş ise ebedileşmişler ve “müze gemiler” olarak bizlere kadar gelmişler.

Mesela: Yavuz Zırhlısı 16 Mayıs 1911’de Hamburg’da Blohm und Voss tersanesinde suya indirildi, 16 Ağustos 1914’te Osmanlı Sancağı çekilerek 20 Aralık 1950’de aktif görevine son verilene kadar şerefle Türk Donanması’na hizmet etti.

Şanlı Yavuz (B-70)  7 Haziran 1973’te Gölcük Poyraz Rıhtımı’nda yapılan törenle söküm için Seymen’e çekildi. Yok fiyatına MKE’ye satıldı. Geçen asır ve halen halk onu:

Yavuz geliyor yavuz, denizi yara yara

Kız ben seni alacam, başına vura vura…

………..

Yavuz geliyor baştan, yelkenleri kumaştan… .Türküsü ile anmış, resmini evinin kerpiç duvarlarına asarken yanına palet-er oğlunun, kıymetlisinin resmini koymayı da hiç ihmal etmemiş, onlara baktıkça da duygulanmış.

1964’te, Almanlar kendilerinin de sevdiği, o tarihlerde Gölcük Poyraz Rıhtımında akıbetini beklediği günlerde Yavuzu istediler. Yerine “Gorch Fock” tipi güzel, zarif, okul gemisi olmaya müsait yelkenli bir gemi teklif ettiler. Cevabımız; “Biz tarihimizi satmayız” oldu. İyi de sonra yok fiyatına sattık. Yazık!

Müze Gemiler, M/Y Savarona ve Kutuzov Kruvazörü

ÜNLERİ DÜNYAYA YAYILAN HARİKA GEMİLER

Stokholm’de 70, Moskova’da 60, Kyoto’da 203, Londra’da 100 müze var. 16 milyonluk tarihin en eski kadim kentlerinden biri olan İstanbul’da ise 33 müze mevcut. Varın siz sanat ve tarihi değerler adına bir değerlendirme yapın.

Denizci olmaya, toplumu ve toplumun eğitiminin bu yönde ilerlemesini sağlamaya başlarken, gelecekte gençlere cazip gelecek, çekim sahası oluşturabilecek nelere sahibiz veya gösterebiliyoruz. Eğitim kurumlarını ayrı tutarsak, 5 deniz müzesi, 13 müze gemi ve 5 akvaryuma sahibiz.

Dünyanın ünlü müze gemilerine şöyle bir göz atalım:

– Vasa: Stokholm liman çıkışında  10 Ağustos 1628’de batmış. Yıllar sonra çıkarılarak, dünyanın en muhteşem gemi müzelerinden biri haline getirilmiş.

– Cutty Sark : Haziran 1869’da ilk seferine başladı, Çin ile Londra arasında baharat taşıyan yelkenli güzel bir tekne. Buharlı gemiler çıkınca önce Portekiz’e, oradan Güney Amerika’ya ve nihayet 1954’te gene ana yurdu İngiltere’ye döndü. Greenwich’de müze gemi olarak yerini aldı. 1990’da yandı. 2012’de onarıldıktan sonra eski haline getirilerek ana kraliçe tarafından tantanalı bir törenle halkın ziyaretine açıldı.

-Avrora: Güverteleri, bir zamanlar Petrograd’da saraya çevirdiği tarihi topları…her noktası ile hatıra yüklü ünlü korumalı kruvazör. 1900’de denize indirildi. 1905’te Pasifik’de Rus –Japon Harbi’ne katıldı. 1917’de Kerenski Hükümeti’nin devrilmesinde ve Kızıl Ordu’nun başarısında ön saflarda yer aldı. 1957’den beri Petrograd’da Neva Nehri üzerinde meraklılarına hizmet ediyor.

-Kutuzov Kruvazörü: 1955’lerden sonra Rus Karadeniz, Akdeniz ve Orta Atlantik Filoları’nda orak-çekiç armalı, etkili, güçlü bir kruvazör olarak hizmet etti. 1967-72’lerde Arap İsrail Harbi’nde Doğu Akdeniz ve İskenderiye limanlarında idi. Biz ve dünya onu, Türk boğazlarından geçerkenki muhteşem görünüşü ile tanır.

2004’te Karadeniz’deki bağlama limanı Novorossisk’te ziyaret edememiş / gezememiştim. İzin verilmemişti. Şimdi halka açık. Bizde M/Y Savarona’nın böyle olmasını, şanına layık Dolmabahçe önlerinde kuğu gibi süzüleceği, hatıraların milletle paylaşılacağı günlerin gelmesini bekliyoruz.

Müze Gemiler, M/Y Savarona ve Kutuzov Kruvazörü

HALKIN ZİYARETİNE AÇIK MÜZE GEMİLER

Ünlü, Kahraman Hamidiye Kruvazörü, hani Balkan Harbi’nde (1912-13) Çanakkale Boğazı’ndaki Yunan kuşatmasını yarıp Ege, Akdeniz, Adriyatik ve de zaman zaman Karadeniz’de kahramanlıklar gösteren Hüseyin Rauf Orbay komutasındaki ünlü gemi, Ekim 1964’de bir demir hurdacısına 2 milyon T.L ye satıldı. Hadi gel de üzülme!

Müze gemi olmaya anı şanı, geçmişi müsait, onca gemi atılmış, satılmış, heba edilmiş. Kimi, kimleri lanetlemeliyiz?

Halen müze gemi olarak halkın hizmetinde, ziyarete açık olan ve kıçında Türk bayrağı dalgalanan gemiler:

T.C.G.Gayret (D-352) – İzmit Belediyesi

T.C.G.Uluçalireis Denizaltısı (S-338) Haliç Hasköy –Koç Müzesi

-Fenerbahçe Vapuru …………Haliç Hasköy –  Koç Müzesi

  -T.C.G.Hızırreis Denizaltısı  (S-342)   İzmit Belediyesi.

  -T.C.G.Ege (F-256) Fırkateyni   İzmir Belediyesi.

  -T.C.G.Pirireis Denizaltısı (S-343) İzmir Belediyesi

  -Liman- 2 romörkörü   Haliç Hasköy – Koç Müzesi

   -T.C.G.Yarhisar (P – 113) …Gölcük/Kavaklı Belediyesi

   -Nusret Mayın Gemisi ….Çanakkale Belediyesi

   -Kadırga Hücümbotu …İzmir Belediyesi

   -Kaptan Nusret …Tarsus Belediyesi.

   -Alemdar Kurtarma Gemisi…Kdz. Ereğli Belediyesi.

   -Kartal Stimbotu (Enterprise) …Beşiktaş Deniz Müzesi ile Barabaros anıtı civarında uygun görülecek yere konulacak. Büyük Atatürk’ün 13 Kasım 1918’de Haydarpaşa’dan Karaköy’e geçerken, o anlarda boğaza demirlemeye çalışan işgal armadasını işaret ederek, küçük dar güvertesinden “Geldikleri Gibi Giderler dediği ünlü istimbot (Çatana)

M/Y SAVARONA DOLMABAHÇE ÖNLERİNE DEMİRLEMELİ

Müze Gemiler, M/Y Savarona ve Kutuzov Kruvazörü 

Uzaktan bakınca bembeyaz, kuğu gibi bordaları, kendine has rengi olan “Savarona Sarısı” da denilen renkle bezenmiş bacaları, pruva ve grandi direği ile güzelin, temizin ve asaletin denizdeki ünlü bir temsilcisidir M/Y Savarona.

Bende geçirdiği 5 iyi veya kötü devre ile hafızamda yer etmiş.

 I – 24 Mart 1938’de Southamton limanında Türkiye’nin Londra büyükelçisi A.Fethi Okyar tarafından kıç gönderine Türk bayrağının çekilişi.

   II – 01 Haziran 1938. Ünlü, o gün için dünyanın en büyük yatı Dolmabahçe önlerine demirledi. İki saat sonra 15,30’da Büyük Atatürk Acar motoru ile yanında Hasan Rıza Soyak, Salih Bozok ve Ali Kılıç’la yata geldi.

   III – 25’i 26 Temmuz’a bağlayan gece rahatsızlığı hat safhaya varan Ata, oturduğu koltukla beraber süratle Dolmabahçe’ye alındı.

IV – 12 Temmuz 1966’da, Ata’nın vefatından 28 yıl sonra 124 Deniz Harp Okulu Öğrencisi (Cadet) olarak açık deniz eğitimi için H.Ada önlerinde, iskele iskelesinden M/Y Savarona’ya çıktık. 38 gün süren açık deniz stajı, parlayan yıldızlar gibi hafızalarımıza nakşedildi.

V – Mayıs 2013, yüksek tirajlı bir gazetenin manşeti: “Ata’nın yatı randevuevine döndü diyordu.

Gölcük’te Donanma K. ve hemen sonra da Ankara’da Kuvvet K. – Barbaros’un koltuğunda oturan Bay – 28, R. Bülent Bostanoğlu var. Tarihler 2013’ü gösteriyor. Aynı zamanda Silivri zindanları da dolu. T.C. Bahriyesi zorda. Siz Bay – 28, bu kötü şartlarda üst düzey yetkilerinizle hangi tepkileri verdiniz…

Savarona demek bir yerde Atatürk demektir. Bilinen o ki Silivri mahkemeleri, zindanları ile Türk Bahriyesi için tırpan görev yaptı…

Müze Gemiler, M/Y Savarona ve Kutuzov Kruvazörü

***

 Bu yat, Ata’nın vefatından sonra farklı şekillerde kullanıldı. Yabancı devlet adamlarına ev sahipliği yaptı. Birkaç yıl hariç, 1951 –1986 arası Deniz Harp Okulu’na eğitim gemisi olarak hizmet verdi.

1979’da H.Ada önlerinde, Yd. Sb. Astğ. Dr. bir Ermeni tarafından sabotaj yapıldı. Kısmen yandı, yaşlı tekne kullanılamaz hale geldi.

Hurdaya çıkarıldı, tam söküme gidecekti, sahip çıkan yoktu. Son anda bir şirkete 49 yıllığına kiralanarak, sökülüp yok olmaktan kurtuldu. Kurtuldu, ama nasıl?

“Savarona’yı dünya zenginlerine kiralayan armatör ile Maliye Bakanlığı arasındaki protokolde, geminin ‘Atatürk’ün şahsında somutlaşan isminin, manevi kimliğine uygun olmayan davranışlar içinde kullanımını yasaklar’ koşulu vardı. Bu koşul ihlal edilirse protokol feshedilebiliyordu. ….söz konusu koşulun işletilmesi için iki kez girişimde bulunduysa da… Girişimler başarısız oldu” diyor E. Amiral Cem Gürdeniz ‘Mavi Uygarlık’ (Sayfa – 401) adlı eserinde.

Savarona’ya girdiğinizde hissedebiliyorsanız yoğun yaşarsınız. Ata’nın güvertelerine sinmiş hatıraları ile ömrünün 56 gününü geçirdiği Çocuğum diyecek kadar çok sevdiği, normal ayrılmadığı bu yat, bir yerde hatıraları ile donanmış Atatürk demektir. Onun sevgi seli ile yüklüdür.

Bu ünlü yata Büyük Atatürk’ün ve T.C’nin şanına yakışır şekilde müze gemi olarak gereken düzenlemeler yapıldıktan sonra, Dolmabahçe önlerindeki 01 Haziran 1938’de bulunduğu mevkie demirleyerek 83 milyonun ziyaretine açılmalıdır. Doğru olan da budur.17 Kasım 2020

Devamını Oku

Ege’de 12 Deniz Mili İlanı Türkiye İçin Harp Sebebidir

Ege’de 12 Deniz Mili İlanı Türkiye İçin Harp Sebebidir
0

BEĞENDİM

ABONE OL

44 yıl önceydi, sene 1976, Akdeniz ve Ege’de icra edilmiş bir deniz tatbikatının ardından Gölcük Donanma K. lığında değerlendirme toplantısı yapılıyordu. Konu ağırlıklı olarak bizim için sanki dikenli tellerle ve patlayıcılarla dolu Ege’ydi. Yunanistan’la Kıbrıs meselesi ve Ege’de kıta sahanlığı krizi devam ediyor. Gerginlik her iki milleti de çok yönlü kötü mü kötü etkiliyordu.

Son konuşmayı yapmak üzere kürsüye gelen zamanın donanma komutanı Oramiral Bülent Ulusu aynen şu cümlelerle noktayı koymuştu: “…Yunanistan’ın karasularını 12 deniz miline çıkarması Türkiye için harp sebebidir, 12 mil ilanı bizim için kırmızı çizgidir…” demişti.

O gün, brifing salonunun arka sıralarında oturan ben ve benim gibi bazı subaylar konuşmayı büyük, iri puntolu ve çok da iddialı bulmuştuk. Halbuki Bülent Amiral haklıydı.

Dört yıl sonra Bülent Amiral 12 Eylül 1980 darbesinin ilk başbakanı olarak verdiği ilk demeçte “…Ege’de 12 mil ilanı bizim için harp sebebidir…” diyordu. Sözünün arkasındaydı.

O sularda bize 6 mil dar geliyor, Çanakkale Boğazı’ndan çıkıp Akdeniz’e doğru rota çizen, pruvasını güneye çeviren bir gemi Yunan karasularına girmemek için dikkat kesilirken, eğer 12 deniz mili devreye girerse Türk Donanması, Yunanistan’dan izin almadan şanına yakışır şekilde Ege’den geçemez, gerçeği ile yüz yüze kalırız.

O adaların, 12 millik çevrimi bizi Çanakkale Boğazı çıkışında boğar. Evet, Bülent Amiralin, “…Yunanistan’ın Ege’de 12 deniz mili ilanı, T.C.’ye Ege’nin kapanması demek olur, bu da harp sebebidir…” sözleri sonraki yıllarda da ve her krizde öne çıktı.

 

1976, 1987,1996 VE 2020 KRİZLERİ

1976 kıta sahanlığı krizi, 1987 kıta sahanlığı ve petrol arama krizi, ve 1996’da Kardak krizlerini yaşadık. Bugünkü, 4’üncü krizin şekli, çıkış sebebi, hidrokarbon sahalarının, Doğu Akdeniz, Libya ve Mısır’a kadar uzanması şartlarımızı içeride de dışarıda da zorluyor, bilhassa Avrupa Birliği nezdinde.

Bu yazıyı yazarken, bütün Türkiye 30 Ağustos 2020 Zafer Bayramı’nın 98’inci yılını coşku ile kutluyordu. İyi de, ya Alman ekonomik sömürgesi, batının şımarık çocuğu Yunanistan’da durum nasıl?

Hala İzmir’de denize dökülen 100 binden fazla Yunan askerinin yası tutuluyor. Kıbrıs’ta Türk bölgesinin tutunmasını, ayağa kalkmasını, kendileri adına ciddi, çok ciddi bir kayıp olarak görüyorlar. Sıkıntıları da depresyonları da buradan başlıyor.

Gidişat hiç de iyi değil. Bugün olmasa yarın, belki beş, belki yirmi beş ve belki de altmış yıl sonra istesek de istemesek de bir çatışmanın, bir savaşın ayak seslerini duyar gibi oluyorum. ABD, Rusya, AB ve/veya Birleşmiş Milletler müdahale eder, savaşı durdururmuş, muş, muş…

Biz övünmeyi severiz, ancak burada ona gerek yok.  Şımarık batı komşumuz, dış desteksiz üzerimize gelemez; hadi ola ki dış desteği de sağlayarak geldi, her şartta Rodos’ta Girit’in o çok güvendikleri hava ve deniz üslerinin bulunduğu mevkilerde ve Orta Ege’de tüm bölgeyi hallaç pamuğu gibi atarız.

 

ANADOLU SAHİLLERİNE HAPSOLMAYACAĞIZ

Hiç istenmese de, bir çatışmada dik durur, tehditlere, yüksek perdeden gelen baskılara aldırmadan ilerlersek Foça’daki çıkarma birliğimiz en az üç dört adaya Türk bayrağı diker.

Evet, diker.

Sonra da 3 mil mi, 6 mil mi yoksa bizi 12 deniz mili karasuları tehdidiyle Anadolu’nun batı sahillerine hapsetmeye kalkan, elinden gelse ayaklarımızı Ege’ye uzattırmayacak olanlar, değil Meis, diğer adaları da Türk hakimiyetinde görürlerse, o zaman Büyük Helen rüyasından uyanacaklar.

***

Rahmetli Başbakan Bülent Ecevit’in radyolardan şu konuşması duyulduğunda, toplumda doping etkisi yapmıştı: “…Evet, Ege’de petrol ve doğalgaz arıyoruz…” dediğinde, sismik araştırma başlamıştı. O sularda bu görevi yapan gemilerden biri de T.C.G. Çandarlı’ydı (A-593).

O günkü efsane geminin bugün hatırlayabildiğim kadrosunda, Hidrografi Daire Bşk. Y. Müh. Alb. Şevket Güçlüer, Gemi Komutanı Hulki Ertanı, ben, sınıf arkadaşım Dz. Yzb. Ahmet Denizci ve Dz. Ütg. Serhat Ünaldı…vardı.

Bizden sonra gelen Çandarlı kadrolarında Cem A. Çakmak da görev yapmış. Hani, Balyoz Davası’nda beraat edip, Temmuz 2015’te akciğer kanserinden vefat eden Tuğamiral Cem A. Çakmak: “Beni yıkan üç şeyden biri, kızımın gelinliğiyle Hasdal’a gelmesi” diyen amiral.

Siz adalete inanıyor musunuz?

Hayır, ben adalete inanmam.

***

Tek devlet radyosu ve televizyonunun yayın yaptığı o dönemlerde haberlerin (gece ajans saatleri) sonunda şöyle bir ilan okunurdu: “Seyir ve Hidrografi Daire Başkanlığı’ndan bildirilmiştir; denizcilere ve havacılara …. sayılı bildiri.” Ege’nin (Karadeniz’in, Akdeniz’in) … arz… tulünden… metre yüksekliğinden uçmak, balık tutmak can ve mal emniyeti yönünden tehlikeli ve yasaktır…anonsu yapılırdı.

Şimdi bu duyuru görevi Navtex denilen bildirilerle yapılıyor. Belirlenen sahalar için karşılıklı tehditler savruluyor.

 

ITALYA İLE YAPILAN ADRİYATİK ŞOV

Komşumuz, İtalya ile Adriyatik (İyonya) denizinde karasularını 12 deniz miline çıkararak şov yaptı. Çünkü bu ha 6, ha 12 mil İtalya için bir şey ifade etmiyor. Korint Kanalı çıkışı Patras’ın batısındaki Kefolonya Adası ile Korfu arasındaki adaların İtalya’ya uzaklığı 40 ile 135 d.mili arasında değişir. Hayır, sanki bize; “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit” mi demek istiyor…

Şaşkınlıkları hat safhada, Fransa’dan 20 milyar euroluk uçak, denizaltı ve askeri malzeme alımı ve yenileme için Yunan Genelkurmayı hazırlık yapıyor. Yakında Atina ile Paris arasında imzalar atılacak.

Bu iş nasıl olacak, Almanya’ya olan borçlarını ödeyemezken?

 

ALMAN EKONOMİK SÖMÜRGESİ

Şansölye A. Merkel’in sıkıntısı, küçük Yunanistan bir de Türkiye ile sıcak çatışmaya girerse zaten olmayan üretim ve birikimi hepten iflas edecek. Almanya alacaklarını alamıyor. Onlar Helen halkını değil, alacağı milyar euroları alamazsa ne olacak? Onun derdindeler. Ve de, açık veya gizli bir haçlı zihniyeti halen Avrupa Birliği’nde hakim düşünce.

Konu Türkiye oldu mu ne kadar da çabuk kendi meselelerini bir tarafa itip, bir araya geliyor, ortak hareket edebiliyorlar.

Selanik, Atina ve Patras’da meyhanelerde tabak kırarak, sirtaki oynayarak hayatını yaşadığını düşünen Yunanistan’ın AB ülkelerine 2060 yılına kadar ödeyeceği 320 milyar Euro’dan fazla borcu var. İşin aslı bu borç ödenemiyor ve 400 milyar euroya doğru da yükseliyor. “Yunanistan Batı’nın ekonomik batakhanesidir. Denizcilik ve turizm geliri dışında tutarlı hiçbir şey üretemiyor.”

Ülkenin ABD’de eğitim görmüş Harvard mezunu (Harvard Busines School) 52 yaşındaki Başbakanı Kiriakos Miçotakis iyi düşünmeli, dolduruşa gelip ülkesini yakmamalı. Emmanuel Makron ve Angela Merkel bir mağlubiyet sonunda sizi kurtaramaz. Ve mutlaka siz kaybedersiniz. “Güvendiğiniz AB (Avrupa Birliği) içi boşalmış, kof bir karpuz gibi, eski tadı da takati de yok.”

 

SAVAŞSIZ BİR ANLAŞMA YUNANİSTAN’IN MENFAATİNE OLUR

Bir çatışmada ilk hedef, orta ve kuzey Ege’de stratejik değeri olan, gerektiğinde Helen Donanması’nın kalbinin attığı Atina-Salamis Deniz Üssü ve Elefterios Venizelos uluslararası havaalanını bile etki altına alabilecek “Aşağıdaki adalara Türk bayrağını dikmek” olmalıdır.

Bu adalar: Limni, Bozbaba (Ayios Evstrations), Midilli (Lesvos), Sakız (Hiyos) ve mutlaka İpsara (Psara) olmalıdır.

Böyle bir başarı orta ve kuzey Ege’nin Türk kontrolüne girmesi demektir”

Güneydeki 12 Adalar, yani Rodos ve çevresindeki adalarda durum farklı, dünya ayağa kalkar. Sonuç mu, böyle bir durumda hiç kimse şimdiden sonucu kestiremez. Ama Batının Yunanistan’ın yanında yer alıp tepemize çullanmaya kalkacağı da muhakkak.

Özetle, “Orta ve kuzey Ege’yi kontrol edebilirsek Yunanistan çöker. Ama buna Yunan kültürü ile yetişmiş, ona hayran Batı ne kadar müsaade eder, orası meçhul.”

Türkiye bilinçli bir şekilde Doğu Akdeniz’de, Libya-Anadolu hattında, Karadeniz’de ve silah sanayiinde, sağlam ve kararlı adımlarla ilerliyor. Gelin anlaşalım, “Savaşsız bir anlaşma Yunanistan’ın menfaatine olur.”  Sürekli kriz ve harp çıkarma ihtimali taşıyan içi kof ataklar sizi daha da zarara sokmasın.

Sayın Kiriakos Miçotakis, eğer Ege’de kara sularını 12 deniz mili olarak ilan ederseniz, sonuç size de tüm Yunanistan’a da çok pahalıya patlar, üzer.   

Devamını Oku