DOLAR 12,71962.51%
EURO 14,35802.16%
STERLIN 16,97362.38%
ALTIN 731,732,64
BIST 1.776,41-2,35%
BITCOIN 7293038,12%
Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

12 56

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Nasıl Büyük Devlet Olunur VIII

Nasıl Büyük Devlet Olunur VIII
1

BEĞENDİM

ABONE OL

ULAŞTIRMA POLİTİKALARI I

Ülkenin üniter yapısının bölgeler, hatta iller bazında karşılıklı bağımlılık sağlanarak birlik ve beraberliği güçlendirmesi yanında üstün bir medeniyet inşa edilmesinin Ulaştırma, Haberleşme ve Eğitim olmak üzere üç ayağı vardır. Osmanlı İmparatorluğu zamanında benimsenen gidemediğin yerler senin değildir düsturuna rağmen, temel eğitimin yaygınlaştırılması, ulaşım ağları ile ülkenin bir ucunun diğer ucuna bağlanması ve haberleşmenin yaygınlaştırılarak türdeş bir millet inşa edilmesi çabaları ancak son 200 yılda sözkonusu olmuştur. Bu çabaların çok büyük bir kısmı da Cumhuriyet Dönemine ait olmakla birlikte akılcı bir politika geliştirilmiştir diyebilmek çok kolay değildir.

Günümüzde, ulaştıma sisteminde boru hataları ile ham petrol ve doğalgaz taşımacılığı dışındaki yük ve yolcu taşımacılığında, sırası ile %89,2 ve 88,8 % payı karayolları alırken. çeşitli vasıflardaki karayollarımızın toplam uzunluğu 69.000 km’dir. Bu miktar içindeki yükdek vasıflı otoyol uzunluğu ise, büyük kısmı Trans European Motorway kapsamında yapılan Edirne’den Ankara, Niğde yoluyla Adana’ya ve oradan’da Şanlıurfa’ya kadar uzanan güzergahta olmak üzere 3.000 km’den azdır. Karayolu uzunluğunun %5’inden azını oluşturan otoyolların konforlu bir yolculuk, zaman ve enerji tasarrufu için hızla yukarı çıkarılması gerektiği açıktır. Ülkemiz coğrafyasının bize verdiği imkanlarla yük ve yolcu taşımacılığında karayolu, demiryolu, denizyolu ve hava yolu olmak üzere 4 alternatifin birlikte kullanılabilmesi mümkün olmakla birlikte yük ve yolcu taşımacılığında karayolu dışındaki alternatifler yeteri kadar pay alamamıştır. Demiryolları; yük taşımacılığında %6, yolcu taşımacılığında % 1’den az, denizyolları yük taşımacılığında % 4,8, yolcu taşımacılığında % 1,2 pay alabilmektedir. Hava yollarının, yük taşımacılığında yolcu beraberi yükler hariç organize bir nakliye faaliyeti yoktur, yolcu taşımacılığından ise ancak %9,4 pay alabilmektedir. Bir başka çelişkili durum da karayollarının taşımacılıkta aldığı payın yıllar itibarıyla ton-km ve yolcu-km bazındaki artış eğilimini devam ettirmesidir. 2020 yılı sonu itibarıyla karayolları üzerinde 110 milyon yolcu ve 80 milyon ton yük taşınmıştır.

Nasıl Büyük Devlet Olunur VIII

Ülkemizdeki taşıt sayısı son 20 yılda ortalama %5 büyüyerek 2020 yılı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı araç sayısında 23 milyona ulaşmıştır. Trafiğe kayıtlı araçların ortalama yaşlarının düşürülmesine, yol standartlarının yükselmesine ve araç muayene hizmetlerinin teknik cihazlarla yerine getirilmesine karşın yıllık kaza miktarları azalmamakta her yıl ortalama 7.000’in üzerinde ölümlü olmak üzere 1,3 milyon kaza meydana gelmektedir. GSMH’nın %5’ini alıp götüren bu kazaların sonucunda 35 milyar Dolara baliğ olan iş kaybı, zaman kaybı, sigorta kaybı, tedavi gideri ve maddi hasar meydana gelmektedir. Karayolları Trafik Kanunu’na göre Ulaştırma, Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıkları olarak başlıca üç kurum seyrüsefer güvenliğinden sorumlu olmakla birlikte trafik istatistiklerine bakıldığında insan hatası kaynaklı kazaların %98 olduğu belirtilmektedir. Kazalarda tutulan polis raporlarında yer alan bu oranın doğru kabul edilmesi durumunda insanları trafik bilgisi ile donatmak ve ehliyet alabilmek için eğitmekle görevli Millî Eğitim Bakanlığının görevlerini yerine getirmediğini kabul etmemiz gerekir.

Bunların dışında bir başka ekonomik boyut taşıma maliyetleri üzerinden hesap edilmektedir. Amerikan Department of Transportation verilerine göre taşıma maliyetleri hesaplamasında denizyolu taşımacılığı için 1,2 birim olan ton-mil maliyeti, demiryolları için 6,3 birim ve karayolları için 34 birimdir. Buna göre karayolu taşımacılığının maliyeti denizyollarına göre 30 kattan, demiryollarına göre 6 kattan daha fazladır. O halde ülkemizin doğusu ile batısının birleştirilmesi ve ekonomimizin rekabetçi olabilmesi için yük ve yolcu taşımacılığında başka yollar aramamız gerektiği açıktır.

Bu yolların neler olabileceğini tartışmadan önce dikkat çekilmesi gereken bir başka nokta da Karayollarında bu kadar büyük bir ağırlık taşıyan taşımacılık faaliyetlerinde kullanılan araçların (otobüsler ve kamyonlar) yerli markalar geliştirilerek üretilememiş olmasıdır. Türkiye çekici ve otobüs üreticilerinin en büyük pazarı olmaya devam etmektedir. 2019 yılı verilerine göre AB ülkelerinin (A28) tümünde çoğu Polonya’da olmak üzere 6.6 milyon kamyon ve 770 bin otobüs bulunurken, aynı yıl Türkiye’de trafiğe kayıtlı kamyon sayısı taşımacılıkta kullanılan kamyonetlerle birlikte 4.6 milyon ve otobüs sayısı 707 bindir. Marka yenilemeleri ve daha modern ve konforlu araçların üretilmesi bu pazarı üreticiler açısından cazip kılmaya devam etmektedir.

Bu süreci tersine çevirmek için ne gerekiyor, Şimdi bunu tartışalım isterseniz.

Devamını Oku

Nasıl Büyük Devlet Olunur VII

Nasıl Büyük Devlet Olunur VII
1

BEĞENDİM

ABONE OL

SANAYİ POLİTİKALARI-III

Süreç burada bitmemekte, üretim zinciri birbirini destekleyecek şekilde devam etmektedir. Bu kez, kimyasal girdiler kullanan ağaç bazlı kompozit levhanın serüvenine biraz daha yakından bakalım:

Kompozit ahşap levha sanayii açısından maliyetin %40’ı ile en büyük girdi kalemini oluşturan odunun, yakın zamana kadar, yonga halinde başta Amerika ve Kanada olmak üzere değişik ülkelerden ithal edilmesi için büyük bir kampanya vardı. Yonga Levha Sanayicileri Derneği’nin değerlendirmelerine göre 2015-2019 arasında 11 milyon ton yonga ithalatı yapılarak CİF bedel üzerinden 1,3 milyar Dolar para ödenmiştir. Yine aynı raporda 2020 yılında sanayinin ihtiyaç duyduğu yıllık 15 milyon tonluk ihtiyacın büyük kısmının Orman Genel Müdürlüğü tarafından karşılanması ile çok küçük miktarlar hariç yonga ithalatı yapılmadığı bildirilmektedir.

Hali hazırda hem kapasite olarak, hem de üretim olarak Avrupa’nın açık ara en büyük MDF üreticisi olmasının yanında, Yonga Levha ve Laminat Parke üretiminde ikinci olan ülkemizde dünya üretiminin % 7’si gerçekleştirilmektedir. Üretim için yeni yatırımlar ve yeni oyuncuların sektöre girmesi ile trendin yukarı yönlü devam edeceği kabul edilmektedir. Bu kadar iyi figürlere rağmen, Ağaç Bazlı Kompozit Levha Sektörü ile ilgili yapılan değerlendirmelerde; iki ana girdiden kimyasalların ithalata bağımlı olması ve odunun ülke içinden tedarikinin hem pahalı, hem de düzenli olmaması zayıflık olarak kabul edilmektedir…

Türkiye Ormancılar Derneği’nin hazırladığı Türkiye Ormancılığı 2019 adlı çalışmaya göre; Türkiye’deki dikili servet 1,7 milyar m3 ve yıllık üretim 30 milyon m3’tür. Bu üretimin ahşap kompozit panel sanayicilerine ayrılan miktarı 17-18 milyon m3 bir başka ifade ile 10-11 milyon tondur. Geriye kalan miktardan kereste üretimi ve maden direkleri gibi ihtiyaçlar için ayrılan 4-5 milyon m3 çıkarıldıktan sonra kalan kısım yakacak olarak ayrılmaktadır. Yakacak olarak ayrılan miktarın kompozit levha üretimine ayrılması ile ithalat yapılmasına ihtiyaç kalmayacak ve hammadde maliyeti ciddi oranda düşecektir. (bugün için 60-70 usd/ton olan odun maliyeti 30 usd/ton’a gerileyecektir.)

Nasıl Büyük Devlet Olunur VII

Kompozit Levha Kullanımı ve Mobilya İhracatı

Üretilen ağaç bazlı kompozit levhanın %75’i mobilya üretiminde %12’si inşaat sanayiinde ve %13’ü dekorasyon sektöründe kullanılırken, İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nden yapılan açıklamada ülke ihracatının % 1,75’ini oluşturan ve 180 ülkeye gerçekleştirilen mobilya ihracatında ilk beş ülkeyi Almanya, ABD, Fransa, İsrail ve Irak’ın oluşturduğu ve yeni lojistik merkezleri kurularak ihracatın büyütülmesinin hedeflendiği bildirilmektedir.

İtalya’da yerleşik Center for Industrial Studies (CSIL)tarafından hazırlanan World Furniture Outlook 2020-21 adlı çalışmada Türkiye 2019 yılında 2,9 milyar Dolarlık mobilya ihracatı ile dünyada 8. sırada yer almıştır.  CSIL’de 2,9 milyar Dolar görünen miktar TİM raporlarında 3,5 milyar Dolar olarak yer almış, TİM tarafından farkın ihracat kalmelerdeki sınıflandırmadan kaynaklandığı ifade edilmiştir. Aynı yıl 54 milyar Dolarlık ihracatı ile Çin ilk sırayı alırken onu 11,5 milyar dolarla Polonya, 11,4 milyar Dolarla Almanya, 10,9 milyar Dolarla Vietnam, 10,8 milyar Dolarla İtalya, 4,7 milyar Dolarla ABD, 3,7 milyar Dolarla Kanada takip etmiştir.

 

Sonuç

Sonuç olarak, Karadeniz’den çıkarılacak doğalgazın sadece yakıt olarak kullanılmasını planlamak, ülkedeki kimya sanayinin büyütülmesi için var olan potansiyelin, doğalgazdan üretilen kimyasalları girdi olarak kullanan sanayilerin yaratabileceği katma değerin, farkında olmamak anlamına geleceği açıktır. Kimya sanayinin geliştirilmesi ile mobilya örneğinde gösterildiği üzere önemli bir ithal ikamesi yaratılabileceği ve sanayimiz için büyük bir kaldıraç etkisi olacağı açıktır. Yalnızca Orman ürünleri sektöründe 2 milyar Dolar ithalat sonlandırılacak ve doğru ormancılık politikları ile birleştirildiğinde mobilya ihracatının 15 milyar Dolara yükseltilmesi ve ilave birkaç onbin kişilik istihdama kısa süre içinde ulaşılması mümkün olacaktır.

Devamını Oku

Nasıl Büyük Devlet Olunur VI

Nasıl Büyük Devlet Olunur VI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SANAYİ POLİTİKALARI-II

Gazın evsel kullanımı dışındaki imkanlar hakkında sorular sorulup cevaplar aranmamasını tabii karşılamak gerekir, çünkü doğalgaz, ödediği faturalar nedeniyle, çok büyük bir nüfus kitlesini, doğrudan ilgilendirmektedir. Bakışımızı başka bir yöne doğru çevirdiğimizde gazın sadece yakıt olarak kullanılmasının ötesinde başta petrokimya sanayi olmak üzere çok ciddi sınai değeri olduğunu da görüyoruz. Ülkemiz gaz ve petrol zengini ülkelerden; kimyevi gübreden, kozmetik ve ilaç sanayi girdilerine, tıp, kimya ve boya sanayiinden, kolonya üretiminde kullanılan alkollere, hatta sigara üretiminde tatlandırıcılara kadar çeşitli kimyasallar ithal etmektedir. Bu türevlerin önde gelenlerinin başında dış ticaret dengesinde eksi bakiye vererek önemli bir yer tutan ahşap kompoizit levha üretiminde tutkal bileşenleri olarak kullanılan Metanol, Üre ve Melamin gelmektedir. İçten yanmalı motorlarda yakıt olarak da kullanılabilmesi nedeniyle izne tabi bir ürün olan methanol ithalatı için 115 firmaya ithalat izni verilmiştir.

Nasıl Büyük Devlet Olunur VI

Türkiye Doğal Gaz ve Petrol Boru Hatları Haritası

Doğalgazdan Üretilebilecek Bazı Türev Ürünler

Doğal gaz, geçmişte petrol üretimi esnasında ortaya çıkan yararsız bir atık olarak görülüp kuyuların başında yakılarak uzaklaştırılırken, kullanım kolaylığı, ısıtmada kömüre alternatif olması ve petrokimya endüstrisinde hammade olarak kullanılabilmesi ve boru hatlarının yaygınlaşmasıyla değerli ve stratejik bir ürün haline gelmiştir. Doğalgazın büyük kısmını metan gazı oluşturur ve bu nedenle doğalgaz CH4 ile gösterilir, bileşiminde Etan (C2H6), Propan (C3H8), Bütan(C4H10) da bulunur. Çok yüksek uçuculuğa sahip olduğu gibi çok düşük ısılarda gazlaşabilir ve yüksek basınç altında sıvılaştırılabilir. Ham petrolden üretilen pek çok türev ürün doğalgazdan da üretilebilir.

Doğalgazdan üretilebilecek ürünlerden biri, kompozit panel üretiminde kullanılan tutkalın en önemli girdisi olan metil alkol (CH4O) yani metanoldür. Metil Alkolü kaçak içki üretiminde kullanılması ve bu içkileri tüketenlerin zehirlenmesi ve hatta ölmesi nedeniyle sıklıkla duyarız. Çok az miktardaki metanol dahi canlı organizma için zehirdir, kalıcı yaralar, bozukluklar meydana getirir. 10 gram metanol içilirse optik sinirlere hasar verdiğinden körlüğe neden olur.

Ayrıca, her türlü kimyasal gübrenin ana hammadesi olan amonyak (NH3) ve amonyaktan da sanayide ve tarımda kullanılan üre (CH4N2O) ve sınai melamin (C3H6N6) üretmek mümkündür. Bir türevi boya sanayiinde, bir türevi patlayıcı (plastik patlayıcılar) yapımında kullanılan pentaeritritol (C5H8N4O12) üretmek de mümkündür.  

 

Ağaç Bazlı Kompozit Levha Üretiminde Kullanılan Kimyasallar

Doğalgazdan üretilebilecek sınai ürünlerden olan metanol, üre ve melamin kullanılarak üretilen tutkal (üreformaldehit) ağaç bazlı kompozit levha üretiminin ana girdilerindendir. Kompozit levha üretim maliyetinin % 40’ı odun ve % 30’u da tutkal, yani,165-170 Dolar civarında olan kompozit lif levha (MDF)maliyetinin 120 dolarlık kısmı bu iki kalemden oluşmaktadır. Ülkemizde toplam 8,0 milyon m3 MDF üretim kapasitesi olduğunu dikkate alırsak, odun ve tutkal için harcanan para 1 milyar Dolar, birbaşka kompozit levha türü olan yonga levha üretim kapasitesinin 7 milyon m3 kapasitesi üzerinden harcanan para 500 milyon Dolar’dır. Beher m3 kompozit lif levha için 85 kilo ve beher kompozit yonga için 55 kilo tutkal kullanılması çerçevesinde sektörün 1,5 milyon ton kimyasal maddeye ihtiyaç duyulduğunu söyleyebiliriz. Kompozit levhanın kaplanması için emprenye edilmiş dekor kâğıtta ve kontrplak üretiminde kullanılan üre ve melamin/fenol formaldehit türevlerini de dikkate aldığımızda bu miktar 2.5 milyon tona çıkmaktadır.

Devamını Oku

Nasıl Büyük Devlet Olunur – V

Nasıl Büyük Devlet Olunur – V
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SANAYİ POLİTİKALARI-I

Ekonomiler büyüdükçe, gerekli uzmanlaşmaya uygun olarak Milli Gelirin oluşmasındaki mal üretiminin (tarım ve sınai üretiminin) payı azalarak hizmetler kesiminin payı artar. Hizmetler kesiminde üretilen hizmetlerin en büyük payını da toptan ve perakende ticaret, ulaştırma ve haberleşme, bankacılık, finans ve sigortacılık ile turizm ve otelcilik ağırlık taşır. Milli Gelirin oluşumunda 2000’lerin başında %22 olan sınai üretimin payı giderek %16’lara kadar gerilemiş, sonra küçük bir toparlanma ile %20’ye yükselmişse de hizmetler kesiminin milli gelirin oluşumda kapladığı alan tarım ve inşaat kesimlerinin göreli olarak küçülmesi ile %58’e kadar yükselmiştir. Bu seyri, bir dizi ekonomik tercihlerin istatistiklere yansıması olarak da değerlendirebiliriz; daha çok ithalat, daha az üretim tercihi.

Böyle politika tercihlerinin ülkemiz gibi parayı zor elde eden ülkeler için, borçlanmayı arttıracağı ve sürdürülemez olduğu açıktır. Nitekim son birkaç yıldır ülke borçlanamadığı için mal ithalatı azalmış ve enflasyon oranları ivmeli bir şekilde yükselmiştir, yükselmeye devam edeceği bu politika tercihlerinin değiştirilerek sınai üretimin geliştirilmesinin tercih edilmesi halinde üretim artışının belli bir süreci alacağı, ayrıca sınai üretimin coğrafi dağılımda büyük bir dengesizlik olduğu ve bu temerküzün ciddi riskler doğurduğu da bilinen bir gerçektir.

Toplam sınai üretimin %60’ı çeşitli nedenlerle Marmara Bölgesinde yoğunlaşmıştır. Bu yoğunlaşmanın en başta gelen nedenleri; kara, deniz, hava, hatta demiryolu ulaşımının tarihi nedenlere de bağlı olarak bu bölgede iyi organize olması ve üretim için gerekli işgücü ile tüketim için gerekli nüfus yoğunluğunun yüksek olmasıdır. Ülkedeki toplam nüfusun %30’u ülke topraklarının %9’undan azını oluşturan bu bölgede yaşamaktadır. Bu durum ulusal güvenlik açısından büyük bir risk teşkil ederken, aynı zamanda da beklenen büyük Marmara Depremi nedeniyle büyük bir ekonomik risk oluşturmaktadır.

Ülkedeki en büyük sınai üretim olan otomotiv ve makina sanayi İstanbul, İzmit, Sakarya ve Bursa’da yoğunlaşmış, ikinci sıradaki sınai üretim olan tekstil ve hazır giyim İstanbul ve Tekirdağ’da, üçüncü büyük üretim dalı olan kimya ve petro-kimya İzmit’te organize olmuştur. Sayısız sanayi bölgeleri ve organize sanayi bölgeleri Tekirdağ’dan Sakarya’ya kadar kesintisiz bir sanayi kuşağı oluşturmuştur. Bu sınai üretimin ihtiyaç duyduğu finans, bankacılık, sigortacılık, ulaştırma ve haberleşme ile diğer hizmet kesimleri de bölgede yoğunlaşmıştır. Bölge taş ve toprak sanayileri ile tarım ve tarıma dayalı sanayiler de oldukça gelişmiştir. Seramik ve çimento, yağ (zeytinyağı ve ayçiçeği yağı) ve salça üretiminden pek çok gıda maddesi üretimi açısından da önemlidir.

Sınai yoğunlaşma bakımından Marmara Bölgesini Eğe Bölgesi izlemektedir. Ege Bölgesi, dokuma ve gıda sanayileri, petrokimya, makina sanayi, yağ ve şeker sanayileri açısından önemlidir.

Görülmektedir ki; ülkenin hem ekonomik risklerinin hem de ulusal güvenlik risklerinin temerküz etmesini önlemek üzere sınai üretimi ülke sathına rasyonel bir şekilde dağıtmak, böylece bölgedeki nüfus baskısının önüne geçmek mümkün olabilecektir.

Nasıl Büyük Devlet Olunur - V

 Bir Örnek Olay

Sınai üretimin ülke sathına yayılmasını temin etmek için alınması gereken en önemli iki önlem üretilecek ürünlerin en uygun maliyetle üretilmesini ve pazara en ucuz maliyetle ulaştırılmasının şartlarını oluşturmak gereklidir. Aksi takdirde sanayilerin maliyet ve satış için avantajlı olamayacağı yerlerde yatırım yapmasını temin etmek, yatırım yapılsa bile sürdürülebilir kılmanın imkânı yoktur. Bu nedenle yasal düzenlemeler veya parasal teşviklerden önce bu şartları göz önünde bulundurmak gereklidir.

Nasıl mı ? Arz edeyim efendim.

Karadeniz’de Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesi içinde kalan Tuna1 kuyusunda bulunan 405 milyar m3 gaza ilaveten, 4 Haziran 2021 tarihinde kara sınırlarına daha yakın bir yer olan Zonguldak açıklarındaki Amasra1 kuyusunda 135 milyar m3 gaz daha bulunduğu açıklandı. Bu açıklamadan sonra, çıkarma hesaplarına ve rezerv tespitinin nasıl yapıldığı tartışmalarına girmeksizin, umutlu bir bekleyiş ve değişik dozlarda sevinç gösterileri başlatıldı. Umutlu bekleyişte insanların cevabını bulmaya çalıştıkları en önemli soru, kuşkusuz gazın ne zaman kullanılabilir hale gele geleceği ve evlerimizde yaktığımız gaz için ödediğimiz faturalarımıza yansıyacak indirim üzerinde yoğunlaşmıştı. Oysa, bu gazın yakıt olarak kullanılması yanında daha çok katma değer yaratacak bir ürüne dönüştürülmesi ve ülkenin Marmara Bölgesinde temerküz eden sınai üretimini ülke sathına yaymanın bir yolu olacağı da açıktır.

Nasılını önümüzdeki hafta yazacağım. Çünkü ulaşamadığım birkaç rakam var. Onları da elde ettikten sonra derli toplu bir şekilde açıklayacağım.

Devamını Oku

Nasıl Büyük Devlet Olunur IV

Nasıl Büyük Devlet Olunur IV
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu Şart Nasıl Yerine Getirilecektir?

BRIC ülkelerinin ortak özelliklerine baktığımızda, bu ülkelerin büyük coğrafi alanları kapladıklarını, büyük nüfusa sahip olduklarını, topraklarında makul ölçüde zenginlik barındırdıklarını, ciddi oranda eğitimli nüfusa sahip olduklarını ve başta gıda olmak üzere birçok açıdan kendi kendilerine yeter olduklarını görmekteyiz. Bu imkânların varlığına bağlı olarak yeni bir kutup oluşturma potansiyellerinin var olduğu kabul edilmektedir.

Ülkemizin zenginler kulübüne girmesini temin edebilmek için; BRIC ülkelerinin sahip oldukları imkânlardan en azından bazılarına sahip olmak gerekir. Bunların başında ülke coğrafyası gelmektedir. Coğrafi sınırlarımız belli olduğuna göre ülke coğrafyası nasıl büyütülecektir? Günümüzde ülke coğrafyasının büyütülmesi, ekonomik coğrafyanın büyütülmesi anlamına gelmektedir. Esasen bu doğrultudaki bir çalışma 1980 yılında başlatılmış ve bu zamana kadar ülke içinde 19 ayrı serbest bölge kurularak ihracat ve ithalatın bir kısmı buradan gerçekleştirilmeye başlamıştır. 2020 sonunda Serbest Bölgelerden gerçekleştirilen dış ticaretin hacmi 22 milyar Dolarla toplam dış ticaretin % 11’ine erişmiştir. Elde edilen bu rakamların büyük ölçüde dahilde işleme rejimi kapsamında yapılan işler olduğundan burada elde edilen hasılattan kalan net katma değeri (kira, işçilik, kar, enerji, düşükte olsa uygulanan vergiler, yerli üretim girdileri, yerli hizmet girdileri vs) dikkate almak gerekir. Ülkemizin gerek tarihi, gerekse coğrafi konumunu dikkate aldığımızda net katma değer bakiyelerinin çok yukarılarda olması beklenir.

Birinci ve ikinci dereceden ihracat hedefi olabilecek başta komşularımız olmak üzere, yakın çevremiz ve tabii ticari ortaklarımız olarak nitelendirebileceğimiz 50 ülkeyi incelediğimizde (en büyük ihracat yaptığımız Almanya, İtalya, İngiltere de dahil olmak üzere Avrupa Topluluğu ülkelerini dikkate almaksızın) bu 50 ülkenin dış ticaretlerinde ithalatın 3.5 trilyon Dolar ve ihracatlarının 2.9 trilyon Dolar olarak yer aldığını ve ülkemizin bu 50 ülkeye satabildiği mallarının toplamının 100 milyar Dolardan ve ithalatları içinde % 1’den daha az yer aldığı görülecektir.

Çevremizdeki ülkelerin sahip oldukları iktisadi potansiyelden daha fazla pay alabilmek üzere yapılması gereken pek çok endüstriyel stratejinin yanında, ticaretin ve alışverişin kolay hale getirilmesi, bunun için de malların, sermeyenin ve emeğin kolay girip çıkabileceği altyapısı tamamlanmış belli ülkeleri hedef almak üzere cazibe merkezleri oluşturulması gerekmektedir. Bu merkezlerin oluşturulması ülkemizdeki pek çok ezberin değiştirilmesini gerekli kılacak ve Avrupa Birliğine tam üye olmayı önemsememek gerekecektir. Oluşturulacak bu cazibe merkezleri özel ticaret şehirleri halinde yeniden organize edilmelidir. Buralarda alınan ve satılan ürünler şehre giriş harçları hariç vergi, resim ve harçtan muaf tutulmalı, başta taşımacılık olmak üzere bu şehirlerin varlığı ve devamlılığı için gerekli her türlü altyapı sağlanmalıdır. Bu sayede iktisadi coğrafya büyütülerek birkaç trilyon dolarlık GSMH ve artı bakiyeli dış ticaret dengesine kolay ve çabucak ulaşılacaktır.

Ticaret Merkezleri nereleri olabilir? Demiryolu bağlantıları sağlanmış ve liman imkânları ya da limanlara erişimleri kolay olabilecek şehirleri şu şekilde sıralayabiliriz. Kafkaslar Serbest Şehri: Trabzon, Karadeniz Serbest Şehirleri; Samsun, Ordu, Zonguldak, Endüstriyel Serbest Şehirler: İzmit, Adapazarı Bursa, Kuzey Afrika Serbest Şehri:  İzmir, Akdeniz Ortadoğusu Serbest Şehirleri:  Mersin, İskenderun, Adana ve Taşucu, İç Ortadoğu Serbest Şehirleri: Gaziantep, Şırnak, Batman, Hakkâri, İran Serbest Şehri: Van,  Ermenistan-Azerbaycan Serbest Şehri: Kars, Iğdır. Bu serbest şehirlerde alınıp satılacak ürünlerin üretilmesi için gerekli tedarik ve destek iç bölgelerden sağlanacaktır.

Buraların tümünün finans, moda, kültür, eğlence, teknoloji, sağlık ve eğitim merkezi olarak kuşkusuz İstanbul olacaktır. Bu şekilde fiziki coğrafya büyütülemezken iktisadi coğrafya büyük devleti oluşturmak için gerekli büyüklüğe erişecektir.

Devamını Oku