Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ülkücülüğün Kuşatıcılığı

Ülkücülüğün Kuşatıcılığı

0
Paylaş

Ülkücülük Versus Milliyetçilik mi/Ülkücülük ‘Circuit’ Milliyetçilik mi?
 
Ülkücülük medeniyet dirilişçiliği manasına gelir.
 
Bindirilmiş parti zıpçıktılığı değil…
 
Bir elime ayı bir elime güneşi verseniz davamdan dönmem diyen peygamberi bir söylem ve eylem birliğinin adıdır ülkücülük.
 
Bu anlamda elbette bütün milliyetçiliklerden üstündür.
 
Üstündür ama aynı zamanda onu ihata eder.
 
Yani ülkücülük circuit milliyetçiliktir.
 
Türk milliyetçiliği üzerinde bir ülkücülük olması icap eder. Bunun da Kürtlere ya da başka azınlıklara düşmanlık gibi bir zaafı olamaz. Bu kendini inkâr olur.
 
Merhamet ilkesi, ülkücü burçların en muhkem olanlarındandır.
 
İki ayağınız olacak tıpkı insan gibi…
 
İki sütun: Birisi tefrik etme hazinesi, diğeri terkip etme kabiliyeti…
 
Osmanlı bu iki sütun üstüne yükselir.
 
Bu iki ayağın taşıdığı sağlıklı bir vücut.. Sonra gönül ve onun dili…
 
Akıl ve beyin…
 
Gönlü de, sağ yumruğunu da sağ elini kalbine götürüp verdiği selamı da işlevsel kılacak altı umdesi vardır.
 
Bunlar imanın şartları gibidir. Hayat içinde akar ama…
 
Birincisi şirk koşmamaktır. Allah’tan başkasından korkmamayı sağlar bu.
 
Ve o gönüle öyle karakterini bozacak olan şeylere meyletme hasleti düşmez.
 
Sonra emaneti ehline verme düsturu gelir. Emanet ehline verilmezse kıyameti bekleyin manasını idrak etmektedir. Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?
 
Sonra emanete hıyanet etmeme. Emanet edilen vatan toprağına, devlete, emanet edilen tarihine, doğal çevreye… Asla hıyanet edemez. Dostluklara, iyiliklere, davalara…
 
Ardından hükmettiğin zaman adaletle hükmet düsturu gelir. Taşıdığınız husumet bir topluluğa adaletle hükmetmeme yanlışına taşımamalı inancını paylaşır.
 
Böyle donanmış kişi güzide ile pespayeyi ayırt edebilir. İnsanı gözünden tanır. Bir nazar etti mi adamın kaç numara olduğunu anlar. Terkip edebilir. En farklı olanları aynı potada eritir. Mayası ona bu imkanı verir.
 
İşte böyle bir insan Osmanlı olur. Hani bazıları kolay yoldan Osmanlı olabileceklerini sanıyorlar ya…
 
Bu bir medeniyet projesi aslında.. Taklitle olmaz. Hevesle de olmaz.
 
O medeniyet içinde merhamet ve sadakat iki kardeştir. İnsana, halka merhamet eder, sadakat gösterir devlete… değerlere…
 
Bize emanet edilen her şeye, emanete hıyanet etmeme düsturu ile yaklaştığı gibi onun kültürünü, dilini korumasına da bizzat yardımcı olur. Merhametle yaklaşır emanet halka… azınlıklara ve herkese…
 
Merhamet ile sadakat niye iki kardeştir?
 
Merhamet gösterilen de sadakat ile karşılık verir. Kime mi? Merhamet edene değil. Hep birlikte bu yapıya… bu sütunlara… bu davaya… bu adanmışlığa…
 
Merhamet hissi yoksa ülkücülük de yoktur.
 
Merhamet duygusu, milliyetimizin burçlarından en muhkem olanıdır.
 
Millî hasletlerimiz arasında üçüncüdür.
 
Birincisi samimiyet, ikincisi mesuliyettir.
 
Bu üçüncü burcumuz ilk ikisini tahkim eder.
 
Merhamet ve sadakat iki kardeştir. Sadakat burcu handiyse merhamet burcuna bitişiktir.
 
Bize emanet edilen bütün her şeye merhametle yaklaşırız.
 
Bu bir şehir, bir çevre, bir hazine, bir kimlik, bir devlet, bir topluluk da olabilir.
 
Sadece bizi biz yapan değerlerde bu hassasiyeti göstermeyiz; bizimle alakası olmayan ama bize emanet ne varsa ona merhamet göstermek boynumuzun borcudur.
 
Devlet adalet üzre yaşar.
 
Adaletten sapan devletin yaşamasına lüzum yoktur.
 
Mizan şaştı mı her şey şaşar.
 
Merhamet ve adalet duygusunu yitirmiş kim olursa olsun sonu yakındır.
 
Merhamet bize bin yıllık terkibimizin emanetidir.
 
Bu toprakları vatan yapan ruh kökümüzün, mayamızın alamet-i farikası bu hasletimizdir.
 
Her kavimde bu kadar yüksek makam kazanmamıştır. Davranış kodlarımızın, ıramızın mahiyetini anlamak isteyenler bu hasletimizi tetkik etmelidirler.
 
Bize emanet edilen halkların dili kaybolmuş, kültürel değerleri iğdiş edilip çöpe atılmışsa da, velev ki bizzat kendileri tarafından ihmal edilmiş olsa da onları koruyup kollamak, yaşatmak gerekirse diriltmek bizim işimizdir.
 
Bizim tarihimizde onun için asimilasyon denen bela yoktur. Kırıntısına bile rastlanmaz.
 
Şimdi merhamet ettiklerimiz ihanet çemberine duçar olmuşlar.
 
Emperyalizmin oyuncağı haline gelmişler. Güya onları temsil iddiasında olanlar bu merhametli millete sırt çevirmişler ve kuyusunu kazmaya çalışıyor.
 
Elbette ki hainlerinin cezası verilecek, elbette masumların kanına girenler layık oldukları şeye kavuşacaklardır.
 
Ama merhamet hissi, hasleti meziyeti rafa kaldırılamaz.
 
Bizi biz yapan değerlerin yaşatılması her şeyden güvenliğimizden bile önemlidir.
 
Aksi takdirde yozlaşır ve merhametsiz olunca kendimizi inkâr eder hale geliriz.
 
Kendimiz olamayınca da iddia ve kimliklerimizin hiç ama hiç manası kalmaz.
 
Devletimiz dikkatlice terör belasıyla boğuşuyor.
 
O kadar şehit vermemize rağmen milletimiz asıl kimliğinden bir şey kaybetmiyor.
 
Merhamet hissini yitirmiyor.
 
Hala merhamet hissiyle teslim olanlara katil bile olsalar bağrını açıyor. İçi yansa da merhametli millet olmanın dışına asla çıkmıyor.
 
Bunu hangi batılı ülke anlayabilir ki?..
 
 Üç milyon mülteciye aziz misafir muamelesi yapmaya devam ederken içinden çıkan teröristi ayrı mülahaza edebiliyor hala…
 
Bunu hangi batılı ülke yapabilir?
 
Üç milyonu misafir ederken biz, onlar birkaç bin mülteciyi öldürmeye kalkıyorlar. Olmadık işkencelere maruz bırakıyorlar.
 
Üstüne üstlük bir suçlu arayabiliyorlar ve bizi işaret ediyorlar.
 
Seksen öncesi bir dergi manşetimiz vardı:
 
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır!
 
Yunus ve Yavuz tavrımızı la-yık-ı veçhile idrak edemeyen sempatizanlarımız olabilir. Kırıp  dökenler filan…
 
Toplumdaki bu algıyı pekiştiren davranışlarda bulunanlar vardır ne yazık ki… Bu algının izalesi elzemdir. Kürt düşmanlığına dayanan bir milliyetçilik nasıl mümkün olabilir ki? Teröre karşı olmakla bize emanet edilen insanlara merhamet arasında derin nüanslar vardır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!