Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Terörsüz Türkiye” adı altında sürdürülen ve 21 ayı geride bırakan sürece dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Başlangıçta herhangi bir pürüz veya pazarlık olmadan terör örgütünün kendisini lağvedeceğinin öne sürüldüğünü hatırlatan Özdağ, gelinen noktada durumun tam anlamıyla bir pazarlık masasına dönüştüğünü vurguladı.
Örgüt elebaşı Abdullah Öcalan’a serbestlik ve siyasete katılım hakkı verilmesinin masadaki temel şart olarak sunulduğunu ifade eden Özdağ, kamuoyuna yönelik sembolik silah yakma gösterileriyle örgütün tamamen silah bıraktığı algısının yaratılmaya çalışıldığını aktardı.
MECLİS’E GETİRİLECEK YASA ÖRTMECELİ BİR AF DÜZENLEMESİDİR
TBMM’ye sunulması öngörülen yasa taslağının özünde PKK’ya yönelik örtülü bir af niteliğinde olduğunu belirten Ümit Özdağ, düzenlemenin hem kırsaldaki unsurlardan suça karışmamış olanların topluma entegrasyonunu hem de cezaevlerindeki hükümlülerin infaz rejimlerinin değiştirilmesini kapsadığını ifade etti. Adalet Bakanı’nın “genel af yok, PKK’ya özel yasal düzenleme var” mealindeki beyanlarını hatırlatan Özdağ; TCK 314 ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki örgüt kurma, yönetme ve üyelik suçlarına ciddî bir cezasızlık zırhı getirilmek istendiğini savundu. Kırsaldaki eylemcilerin suça karışıp karışmadığının fiilen tespit edilemeyeceğini, silahlar adli incelemeye tabi tutulmadan sadece “beyan” esas alınarak 5 yıllık denetimli serbestlik benzeri formüllerin devreye sokulacağını dile getirdi.
KANDİL SİLAH BIRAKMADI, SURİYE’DE 4 BİRLEŞİK TUGAY KURDU
Örgütün silahları teslim etmek bir yana dursun, silahlı mücadeleyi sonlandırma niyeti taşımadığını açıkça ilan ettiğini belirten Özdağ, terör elebaşlarından Murat Karayılan’ın “Silah bırakmıyoruz, yalnızca mevcut stratejimize ara verdik” şeklindeki beyanatına dikkat çekti.
Türkiye sınırlarındaki örgüt mensuplarının büyük oranda Suriye sahasına kaydığını ve burada 4 ayrı silahlı tugay şeklinde organize olduğunu belirten Özdağ, silah bırakmayan bir yapıya af tanınmasının DEM Parti’yi güçlendireceğini, Türk devletinin teröre diz çöktüğü algısını yayacağını ve başta şehit yakınları ile gaziler olmak üzere tüm toplumda büyük bir öfke patlamasına yol açacağını söyledi.
DÜZENLEMENİN HALKTAN GİZLENİP ÖCALAN’A SUNULMASI SKANDALDIR
Hazırlanan çerçeve kanun taslağının milletten, siyasi partilerden, barolardan ve sivil toplum kuruluşlarından gizlendiğini belirten Özdağ, metnin henüz Meclis’e gelmeden bölücü terör örgütü elebaşı Öcalan’ın onayına sunulmasını sert bir dille eleştirdi. Bu durumun TBMM iradesini hiçe saymak ve Öcalan’ı parlamentonun üstünde bir makama oturtmak anlamına geldiğini vurgulayan Özdağ, bunun MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin dile getirdiği “siyasi koordinatörlük” ve “siyasi statü” taleplerinin fiilen hayata geçirilmesi olduğunu savundu.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hem 1984-1999 periyodunda hem de Hendek operasyonlarında terör örgütünü sahada ezerek kesin zafer kazandığını hatırlatan Özdağ, askeri olarak yenilmiş ve silah bırakmayan bir örgüte siyasi-hukuki imtiyazlar tanımanın açıkça “teröre teslimiyet” demek olduğunun altını çizdi.
HEDEF ULUS VE ÜNİTER DEVLET YAPISININ TASFİYESİDİR
Söz konusu yasal düzenlemenin nihai bir adım değil, geçiş dönemi için tasarlanan bir kaldıraç olduğunu iddia eden Zafer Partisi Genel Başkanı, sürecin asıl amacının yeni anayasa vasıtasıyla etnik ve mezhepsel yapılara siyasi statü verilmesi olduğunu söyledi.
“Terör örgütünü feshetme vaadiyle çıkılan yolda Türk devleti feshedilme riskiyle karşı karşıyadır” diyen Özdağ; üniter, milli ve laik devlet yapısının tasfiye edilerek Cumhuriyet’in Lübnan, Irak yahut Libya örneğindeki gibi gevşek bir federasyona dönüştürülmek istendiğini savundu. Cumhuriyet’in 103. yılında vahim bir beka sorunuyla yüz yüze olunduğunu belirten Özdağ, muhalefetin sadece seçim tarihini beklemesinin büyük bir gaflet olacağını, Zafer Partisi olarak Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti korumak adına her türlü mücadeleyi sevk ve idare etmeye hazır olduklarını ifade etti.
