Zafer Partisi tarafından yapılan resmi açıklamada, 15 Temmuz gecesi tankların ve namluların önüne gövdesini siper eden sivil vatandaşların, vatansever ordu mensuplarının ve kahraman emniyet güçlerinin yazdığı destanın benzersiz bir halk iradesi olduğu belirtildi. Bu eşsiz direnişin, herhangi bir siyasi kadronun kendi hanesine yazacağı bir başarı öyküsü olarak sunulamayacağı ifade edilen bildiride; milletin canı pahasına verdiği mücadelenin, geçmişte yapılan telafisi imkansız hataları örtbas edecek bir “aklama belgesi” olarak kullanılmasına asla müsaade edilmeyeceği vurgulandı.
“KANDIRILDIK” İFADESİ BASİRETSİZLİK VE SORUMSUZLUK İTİRAFIDIR
Hain darbe girişimine giden sürecin bir gecede ortaya çıkmadığına dikkat çekilen açıklamada, örgütün yıllarca devlet eliyle beslendiği iddia edildi. Kamu yönetiminde liyakatin yerine biat kültürünün getirilmesi, milli reflekslerle yapılan tüm vatansever uyarıların iktidar tarafından küçümsenmesi ve devlet kapılarının ardına kadar bu yapıya açılmasının felakete zemin hazırladığı kaydedildi. Bildiride, “Bir dönem ortak hedeflere yürüyen ve devlet imkanlarını bu yapıya altın tepside sunanların bugün sığındığı ‘kandırıldık’ mazereti, devlet yönetimindeki ağır bir basiretsizliğin ve kabul edilemez bir sorumsuzluğun açık itirafıdır” denildi.
KUMPAS DÖNEMİNİN SAVCILIĞINA SOYUNANLAR VATANSEVERLİK DERSİ VEREMEZ
Ergenekon ve benzeri kumpas süreçlerinin 15 Temmuz’a giden yolun en önemli kilometre taşları olduğu hatırlatılan açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Cumhuriyet’e bağlı ve yetişmiş vatansever kadrolarının sahte delillerle tasfiye edildiği, ailelerin ve itibarların yok edildiği dönemler anımsatıldı. Henüz yargı kararı bile çıkmadan bu kumpasların siyasi hamiliğini ve savcılığını üstlenenlerin, bugün ekranlardan vatanseverlik dersi vermeye çalışmasının siyasi bir çelişki ve toplumsal hafızaya yönelik büyük bir saygısızlık olduğu ifade edildi.
SİYASİ BAĞLANTILAR AÇIĞA ÇIKMADAN HESAPLAŞMA BİTMEZ
Açıklamada, darbe girişiminin üzerinden yıllar geçmesine rağmen örgütün siyasi ayağının hala karanlıkta bırakılması eleştirildi. Bürokrasiden iş dünyasına, ordudan yargıya kadar her alanda temizlik yapılırken, siyaset mekanizmasının bu yapıdan tamamen bağımsızmış gibi gösterilmesinin inandırıcı olmadığı belirtildi. Zafer Partisi; kimlerin bu örgüte alan açtığını, kimlerin kadroların yükselmesine aracılık ettiğini şeffaf ve bağımsız bir şekilde ortaya koymayan hiçbir sürecin gerçek bir hesaplaşma olamayacağını savunarak, siyasi bağlantıların gizlenmesinin ihanetin bir kısmını korumak anlamına geldiğini vurguladı.
DEVLET HİÇBİR YAPININ GANİMETİ DEĞİLDİR
Zafer Partisi, 15 Temmuz’da can veren aziz şehitleri rahmetle, gazileri minnetle anarken, milletin destansı mücadelesinin geçmişteki hataları unutturmak amacıyla bir kalkan olarak kullanılmasına geçit vermeyeceklerini duyurdu. Tetiği çekenlerin hukuk önünde hesap verdiği gibi, o hainlerin büyümesine zemin hazırlayan zihniyetin de tarih ve millet vicdanı önünde hesap vereceği belirtilen deklarasyon, şu çarpıcı cümleyle noktalandı:
“15 Temmuz’un yegane kahramanı Türk Milleti’dir. Bu gerçek, hiç kimsenin geçmişteki ağır sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Türk devleti; hiçbir tarikatın, hiçbir kapalı yapının ya da siyasi kadronun ganimeti değildir. Devlet, yalnızca ve ebediyen Türk Milleti’nindir.”
