Ankara Sosyal Bilimler Vakfı Başkanı Prof. Dr. Beşir Atalay’ın yönettiği “Tarihe Tanıklık” başlıklı çevrimiçi oturumda, İslami çevrelerin insan hakları mücadelesinde önemli bir yere sahip olan MAZLUMDER’in geçmişi masaya yatırıldı. Programa, derneğin Kurucu Genel Başkanı ve eski AK Parti Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan ile dönemin öne çıkan isimlerinden Yılmaz Ensaroğlu katıldı.
Toplantıda yapılan açıklamalarda, 1990’lı yıllarda bölgede yaşanan şiddet ortamı, Hizbullah içerisindeki gruplar arası çatışmalar ve insan hakları savunucularının karşı karşıya kaldığı riskler ayrıntılarıyla anlatıldı.
“ÖLÜM RİSKİNİ GÖZE ALARAK SAHAYA GİTTİK”
İhsan Arslan, o dönemde MAZLUMDER heyeti olarak ciddi riskler alarak olay bölgelerine gittiklerini belirtti. Silvan, Lice ve Güçlükonak gibi güvenlik açısından son derece tehlikeli noktalara gittiklerini anlatan Arslan, jandarma müdahalesi ihtimaline rağmen geri adım atmadıklarını ifade etti.
Arslan, ekip olarak yalnızca hak ihlallerini tespit etmeye değil, aynı zamanda sahadaki çatışmaları anlamaya ve çözüm üretmeye çalıştıklarını vurguladı.
HİZBULLAH İÇİNDEKİ ÇATIŞMAYI DURDURMAYA ÇALIŞTIKLARINI ANLATTI
Toplantının en dikkat çeken bölümlerinden biri, Hizbullah içerisindeki “Menzil” ve “İlim” olarak anılan iki yapı arasındaki çatışmalara ilişkin anlatımlar oldu.
İhsan Arslan, karşılıklı öldürmelerin yaşandığı süreçte taraflarla görüşmek üzere doğrudan sahaya indiklerini söyledi. Arslan, “İki grubun arasına girdik, sabaha kadar konuştuk, dinledik, uyardık. Yanlış yapanlara yanlış yaptıklarını söyledik” mesajını verdi.
Bu sırada Yılmaz Ensaroğlu da “Menzil” ifadesiyle dini cemaat yapısının değil, Diyarbakır’daki Menzil Kitabevi çevresinin kastedildiğini özellikle vurguladı.
“ÇOK KONUŞUYORSUN, BU İŞE KARIŞMA”
İhsan Arslan, çatışmalara dair gördüklerini kamuoyuna aktarmaya çalışmasının ardından tehdit edilmeye başlandığını da açıkladı.
Arslan, fazla konuştuğu gerekçesiyle sert biçimde uyarıldığını belirterek, bazı grupların isimlerini hâlâ açıkça vermekten çekindiğini ifade etti. Açıklamalar sırasında Beşir Atalay’ın, bu süreçte Hizbullah içindeki cinayetlere atıfta bulunduğu görüldü.
“DOMUZ BAĞIYLA ÖLDÜRÜRÜZ” TEHDİDİ İDDİASI
Toplantının en çarpıcı bölümü ise İhsan Arslan’ın kendisine iletildiğini söylediği ölüm tehdidi oldu.
Arslan, bir aile dostu aracılığıyla yazılı biçimde tehdit aldığını, konuşmaya devam etmesi halinde kendisine yönelik eylem yapılacağının iletildiğini söyledi. Bu sırada Beşir Atalay, tehdidin içeriğini “Seni de domuz bağıyla öldürürüz dediler” sözleriyle dile getirdi. Arslan da bu ifadeyi doğruladı.
ABDÜLKADİR AKSU DETAYI
Arslan, tehdit sonrasında dönemin önemli isimlerinden Abdülkadir Aksu ile görüştüğünü de anlattı. Gelen tehdidin kaynağının net olmadığını ifade eden Arslan, hem devlet içindeki gayriresmi yapıların hem de silahlı örgüt unsurlarının olası kaynak olarak değerlendirildiğini söyledi.
Arslan’a göre Aksu, tehdidin kamuoyuna açıklanmasının caydırıcı olabileceğini ifade etti.
Ancak konuşmada aktarılan zaman çizelgesinde dikkat çeken bir ayrıntı da yer aldı. Abdülkadir Aksu’nun İçişleri Bakanlığı görevi 1991’de sona ermişti; Hizbullah içindeki yoğun çatışmaların yaşandığı dönemde ise milletvekili olarak görev yapıyordu.
90’LARIN KANLI OLAYLARI DA HATIRLATILDI
Toplantıda, Hizbullah’ın geçmişteki bazı cinayetleri de yeniden gündeme geldi.
Dicle Üniversitesi eski Tıp Fakültesi Genel Sekreteri İbrahim Sarı’nın kaçırılıp domuz bağıyla öldürülmesi ve olayla bağlantılı hükümlülerin yıllar sonra tahliye edilmesi de konuşulan başlıklar arasında yer aldı. Ayrıca Menzil kanadının öne çıkan isimlerinden Fidan Güngör’ün kaçırıldıktan sonra kaybolduğu ve cenazesine hâlâ ulaşılamadığı da aktarıldı.
“HEPSİ İDEALİST GENÇLERDİ”
İhsan Arslan, yaşananları “çok acı ve talihsiz hatıralar” olarak nitelendirirken, hayatını kaybeden gençlerin büyük bölümünün idealist insanlar olduğunu söyledi.
Bu kişilerin dini daha iyi öğrenme amacıyla bir araya geldiğini ancak süreç içerisinde kötü niyetli yönlendirmelerle şiddetin içine çekildiklerini savundu.
“MAĞDUR KİMSE ONUN YANINDA OLDUK”
Yılmaz Ensaroğlu ise MAZLUMDER’in hiçbir grupla özdeşleşmeden insan hakları mücadelesi yürütmeye çalıştığını söyledi.
Ensaroğlu, aynı gün hem Hizbullah tarafından öldürülen bir ismin yakınları için hem de Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun cenazesinin ailesine teslim edilmesi için girişimlerde bulunduklarını anlatarak, temel ilkelerinin mağdur kim olursa olsun yanında durmak olduğunu ifade etti.