Terörsüz Türkiye adı altında başlanan sözde açılım süreciyle birlikte PKK’nın “fesih” kararının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, yapılan son açıklamanın bu kez “Apocu Hareket Yönetimi (AHK)” adıyla yayımlanması dikkat çekti.
Geçmişte KADEK, KONGRA-GEL ve KCK gibi farklı isimler altında faaliyet yürüten örgütün, şimdi de AHK adıyla ortaya çıkması, “yapısal devamlılık” tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Uzmanlara göre bu durum, örgütün kendini tasfiye etmek yerine farklı isimler altında yeniden konumlandırma stratejisi izlediğini gösteriyor.
SİLAH BIRAKMA YİNE ŞARTA BAĞLANDI
Açıklamada, silah bırakmanın ancak “yasal düzenlemeler ve siyasi koşullar oluşursa” mümkün olacağı ifade edildi.
Bu yaklaşım, fesih kararına rağmen örgütün silahlı kapasitesini tamamen sonlandırmaya hazır olmadığı yönünde yorumlandı. Güvenlik çevreleri, “koşulsuz silah bırakma yerine pazarlık dili kullanılıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.
ÖCALAN İÇİN “STATÜ” TALEBİ
AHK imzalı metinde, terörist başı Abdullah Öcalan’ın statüsünün belirlenmesi gerektiği vurgulanarak sürecin ilerlemesi bu şartlara bağlandı.
“Statü olmadan ilerleme olmaz” mesajı, terörün sona erdirilmesinin güvenlik ekseninden çıkarılıp siyasi taleplere bağlandığı eleştirilerine neden oldu.
BAHÇELİ’NİN ÇAĞRISINA ATIF
Açıklamada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçmişte yaptığı çağrıya “olumlu yanıt verildiği” iddia edildi. Ancak bu iddiaya rağmen sahada somut bir silah bırakma sürecinin başlamamış olması dikkat çekti.
“SÜREÇ İLERLEMİYOR” ŞİKAYETİ
AHK açıklamasında iktidar ve medyaya yönelik eleştiriler de yer aldı. Sürecin ilerlemediği savunulurken, kamuoyunda destek oluşmadığı ileri sürüldü.
Ancak uzmanlar, asıl sorunun örgütün net ve geri dönülmez bir silah bırakma iradesi ortaya koymaması olduğunu vurguluyor.
TERÖRÜN BİTTİĞİ İDDİASIYLA ÇELİŞEN TABLO
PKK’nın isim değiştirerek AHK adıyla açıklama yapması ve silah bırakmayı şartlara bağlaması, “terör sona erdi” söylemleriyle çelişen bir tablo ortaya koydu.
Güvenlik kaynakları, örgütün farklı isimlerle varlığını sürdürmeye çalıştığını belirterek, “isim değişikliği değil, fiili tasfiye gerekir” değerlendirmesinde bulunuyor.
Ortaya çıkan tablo, PKK’nın fesih kararına rağmen farklı adlar altında yeniden yapılanma arayışında olduğu ve sürecin halen ciddi belirsizlikler barındırdığı yönünde yorumlanıyor.