ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta “İran’ın nükleer ve füze programını durdurma” gerekçesiyle başlattığı savaş, ateşkesle birlikte çatışmaların durmasına rağmen 65’inci gününe ulaştı. Tahran’ın misillemeleriyle Körfez geneline yayılan krizde hâlâ net bir galip bulunmuyor. Washington ve Tel Aviv’in “İran’da rejim değişikliği” ve “varoluşsal tehdidin ortadan kaldırılması” hedefleri gerçekleşmezken, İran yönetimi hem saldırılara hem de anlaşma baskılarına rağmen ayakta kalmayı sürdürdü. Ancak savaşın yükünü en ağır şekilde siviller taşıdı. Buna karşılık süreçten güç kazanarak çıkan tarafların başında Rusya ve Çin geldi.
SAVAŞIN FATURASI SİVİLLERE KESİLDİ
CNN tarafından yayımlanan analizde, savaşın tarafları “kaybedenler, sonuç alamayanlar ve fırsatçılar” olarak üçe ayrıldı. Buna göre en büyük kaybı halk yaşadı. İran’da 3 bin 600’den fazla kişi hayatını kaybederken, içeride artan baskı, ekonomik çöküş ve internet kesintileri halkın yaşamını daha da zorlaştırdı. İsrail saldırılarının hedefindeki Lübnan’da ise 600 bin kişi yerinden edildi. Körfez ülkeleri de İran’ın karşı hamleleri ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla ekonomik açıdan ağır darbe aldı.
LİDERLER CEPHESİNDE DENGELER KIRILGAN
Siyasi liderler açısından da tablo net değil. ABD Başkanı Donald Trump, savaş öncesinde terk ettiği müzakere zeminine geri dönmek zorunda kaldı. Reuters’ta yer alan değerlendirmelerde, çatışmalardan kesin bir sonuç çıkmamasının Trump’ı savaş öncesine kıyasla daha zor bir pozisyona sürükleyebileceği ifade edildi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise ABD’yi savaşa sürüklediği yönündeki iddialar nedeniyle itibar kaybı yaşadı. İran tarafında ise lider kadrolarında kayıplar yaşanmasına rağmen yönetim yeniden organize olarak varlığını sürdürdü.
KRİZDEN EN KÂRLI ÇIKANLAR: ÇİN VE RUSYA
Savaşın yarattığı küresel sarsıntı bazı aktörler için fırsata dönüştü. Çin, kendisini “dengeleyici güç” olarak konumlandırırken güçlü enerji rezervleri ve alternatif tedarik kaynakları sayesinde süreci görece az hasarla atlattı. Rusya ise uluslararası gündemin Ukrayna’dan Ortadoğu’ya kaymasıyla stratejik bir nefes alanı buldu. The Wall Street Journal’ın analizine göre, ABD’nin askeri kapasitesini zorlayan bu süreç Çin, Rusya ve Kuzey Kore gibi rakipler için adeta “canlı istihbarat sahasına” dönüştü. Bu ülkelerin, ABD’nin bazı yeni silah sistemlerini ilk kez sahada gözlemleme fırsatı yakaladığı vurgulandı.
YENİ GERİLİM İHTİMALİ GÜÇLENİYOR
Uzmanlara göre tarafların geri adım atmaması, çatışmanın yeniden alevlenme riskini artırıyor. Trump’ın İran’ın son teklifini yetersiz bulduğunu açıklamasının ardından ABD medyasında operasyonların yeniden başlayabileceğine dair iddialar gündeme geldi. İran Devrim Muhafızları yetkilisi Muhammed Cafer Asadi, ABD’nin taahhütlerini yerine getirmediğini savunarak iki ülke arasında yeniden çatışma ihtimalinin yüksek olduğunu dile getirdi. İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ise müzakereye açık olduklarını ancak “dayatılan” şartları kabul etmeyeceklerini belirtti.
TAHRAN’DAN 14 MADDELİK YENİ TEKLİF
Tahran yönetiminin Pakistanlı arabulucular üzerinden ABD’ye ilettiği 14 maddelik yeni teklifin detayları da netleşti. Teklifte, 30 gün içinde savaşın sona erdirilmesi çağrısı yapılırken; İran’a tazminat ödenmesi, ABD’nin bölgeden çekilmesi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, Lübnan’daki İsrail saldırılarının durması ve ekonomik yaptırımların kaldırılması gibi talepler yer aldı. İran cephesi “top artık ABD’de” mesajı verirken, Trump “İran bize olması gereken türde bir anlaşmayla gelmiyor. Bu işi doğru şekilde çözeceğiz” ifadelerini kullandı. Trump ayrıca Hürmüz’deki abluka için “Bir bakıma korsan gibiyiz ama oyun oynamıyoruz” diyerek 19 Nisan’da İran’a ait Touska adlı kargo gemisine el konulmasına atıfta bulundu.
HÜRMÜZ GEÇİŞLERİNE ‘ÖDEME’ YAPTIRIMI UYARISI
ABD yönetimi, çifte abluka altındaki Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçiş sağlamak için İran’a ödeme yapan gemi şirketlerini yaptırımlarla tehdit etti. Associated Press’in aktardığına göre ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC), bu ödemelerin yalnızca nakit değil; dijital varlıklar, takas yöntemleri veya ayni katkılar gibi farklı yollarla da yapılabileceğine dikkat çekti.