Avrupa Komisyonu verilerine göre Türkiye, 2024 yılında 1 milyon 173 bin 917 başvuruyla Çin’in ardından en fazla Schengen vizesi başvurusu yapan ikinci ülke oldu. Aynı yıl dünya genelinde toplam başvuru sayısı 11,7 milyonu aşarken, Türkiye’den yapılan başvuruların ret oranı yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Bu oran 2023’te yüzde 16,1 seviyesindeydi.
RET ORANLARI VE TARTIŞMALI İDDİALAR
Son dönemde sosyal medyada ve bazı haberlerde, son 10 yılda yaklaşık 1,5 milyon başvurunun reddedildiği ve vatandaşların toplamda 511 milyon Euro’ya yakın kayıp yaşadığı iddiaları gündeme geldi. Ancak bu rakamların tek bir resmi veri setine dayanmadığı, farklı yılların verilerinin ve ortalama maliyet hesaplarının bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu belirtiliyor.
Öte yandan geçmiş yıllara dair bazı iddialar da tartışmalı. Örneğin “2010’da ret oranı yüzde 3’tü” söylemi, mevcut verilere göre doğrulanmıyor. Resmi çalışmalara göre ret oranı 2010’da yüzde 6,4, 2011’de yüzde 5,2, 2012’de ise yüzde 4,7 seviyesindeydi.
VİZE MALİYETLERİ ARTIYOR
Schengen vizesi başvuru ücretleri de son dönemde yükseldi. 11 Haziran 2024 itibarıyla:
- Yetişkinler için ücret 80 Euro’dan 90 Euro’ya
- 6–12 yaş arası çocuklar için 40 Euro’dan 45 Euro’ya çıkarıldı
Buna ek olarak aracı kurum hizmet bedelleri, seyahat sigortası, belge hazırlama, noter ve ulaşım gibi masraflar da toplam maliyeti artırıyor. Bu nedenle vize reddi, yalnızca seyahatin iptali değil, aynı zamanda ciddi bir ekonomik kayıp anlamına geliyor.
AVRUPA’DAKİ TÜRKLER DE ETKİLENİYOR
Schengen sürecindeki sıkıntılar, sadece Türkiye’de yaşayanları değil, Avrupa’daki Türkleri de doğrudan etkiliyor. Örneğin Malta’da yaşayan Türk vatandaşlarının aile ziyaretleri, düğün, cenaze, eğitim ve iş seyahatleri bu süreç nedeniyle aksayabiliyor.
Malta’da oturum izni bulunan Türkler, Schengen bölgesinde 180 gün içinde 90 günü aşmamak kaydıyla serbest dolaşım hakkına sahip olsa da, Türkiye’deki yakınlarının ziyaretleri hâlâ vizeye tabi.
UZMANLAR: EKONOMİK VE GÜVENLİK KAYGILARI ETKİLİ
Ümit Özdağ da konuya ilişkin değerlendirmesinde vize politikalarının iki temel faktöre dayandığını ifade etti.
Özdağ, ekonomik ve güvenlik gerekçelerinin belirleyici olduğunu savunarak şunları söyledi:
Vize alan kişi ekonomik olarak zayıf bir ülkeden gelen ekonomik olarak zayıf bir kişi midir? Gelirse dönmeyip benim ülkemde kalıp istihdam piyasasına rahatsızlık verir mi? İkinci neden ise güvenliktir. Vize alan kişi ülkemin güvenliği için tehdit oluşturur mu?
AB’nin Türk vatandaşlarına vize vermekte büyük sıkıntılar yaratmasının nedeni ağırlıklı olarak ekonomik nedenlerdir. Ancak bir süredir ABD’nin de telkinini ile güvenlik nedeniyle de vize verilmemesi söz konusu olmaktadır.
SORUN SADECE DİPLOMATİK DEĞİL
Schengen vizesi krizi, yalnızca Türkiye-AB ilişkilerinin bir başlığı olmanın ötesine geçmiş durumda. Aile bağlarından iş planlarına, eğitim fırsatlarından seyahat özgürlüğüne kadar geniş bir alanı etkileyen sorun, milyonlarca kişinin günlük yaşamında doğrudan karşılık buluyor.