23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu yeni bir dönem başladı. Bu gelişme, yalnızca siyasi bir değişimi değil, aynı zamanda halk iradesine dayanan modern bir devlet anlayışının da temelini oluşturdu.
MİLLİ MÜCADELENİN MERKEZİ: MECLİS
Kurtuluş Savaşı, son derece zor şartlar altında kurulan Meclis’in liderliğinde yürütüldü. Milli iradeyi temsil eden bu yapı, hem bağımsızlık mücadelesini organize etti hem de yeni devletin temellerini attı. Bu yönüyle 23 Nisan, yalnızca Türkiye için değil, emperyalizme karşı direnen tüm milletler açısından da sembolik bir önem taşıyor.
ANKARA’DA TARİHİ BAŞLANGIÇ
Mustafa Kemal Paşa, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelerek Heyeti Temsiliye Başkanı sıfatıyla çalışmalarına başladı. İlk karargâhını Keçiören’deki Ziraat Mektebi’nde kuran Mustafa Kemal, yoğun ve zorlu bir hazırlık sürecinin ardından Meclis’in açılmasını sağladı.

19 Mart 1920’de yayımlanan genelge ile olağanüstü yetkilere sahip bir Meclis’in kurulacağı ilan edildi ve seçilen mebuslar Ankara’ya davet edildi. İşgal güçlerince dağıtılan Osmanlı Meclisi üyeleri de bu çağrıya dahil edildi.
23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan Meclis, büyük bir coşku içinde açıldı. Hacı Bayram Camii’nde kılınan cuma namazının ardından halkın yoğun katılımıyla gerçekleşen açılış, yeni bir devletin doğuşuna işaret etti. Bu Meclis, üç yıl gibi kısa bir sürede hem bağımsızlık savaşını kazandı hem de devletin kuruluş sürecini tamamladı.
ZAFERDEN CUMHURİYETE
26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos’ta kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile sonuçlandı. Bu zaferin ardından 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi. Böylece millet iradesine dayalı yönetim anlayışı resmiyet kazandı.
YETİMLER İÇİN DAYANIŞMADAN BAYRAMA
Osmanlı’nın son dönemindeki savaşlar, geride binlerce yetim çocuk bıraktı. Bu çocuklara sahip çıkmak amacıyla 1917’de Himaye-i Etfal Cemiyeti kuruldu. Cumhuriyetin ilk yıllarında yeniden yapılandırılan cemiyet, Kurtuluş Savaşı sırasında şehit çocuklarına destek sağladı.

23 Nisan, 1923’ten itibaren “Milli Hakimiyet Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı. 1924’te cemiyet tarafından başlatılan bağış kampanyasıyla bu özel gün, yetim çocuklara destek çağrısına dönüştü. Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayımlanan duyuruda, gün “yavruların bayramı” olarak nitelendirildi.
ÇOCUK BAYRAMINA DÖNÜŞÜM
1926 yılında 23 Nisan, “Çocuk Günü” olarak anılmaya başlandı. 1927’de ise Mustafa Kemal Atatürk’ün himayesinde ilk resmi kutlama gerçekleştirildi. Atatürk’ün çocuklara verdiği değer doğrultusunda bayram, giderek çocuklara adanan özel bir gün haline geldi.
1933’te çocukların devlet makamlarını sembolik olarak devralması geleneği başladı. 1935’te çıkarılan yasada bayramın adı Milli Hakimiyet Bayramı olarak geçse de, uzun yıllar çocuk bayramı ile birlikte kutlandı.
DÜNYAYA AÇILAN BAYRAM
1979’un UNESCO tarafından “Dünya Çocuk Yılı” ilan edilmesiyle birlikte 23 Nisan uluslararası bir kimlik kazandı. TRT’nin öncülüğünde düzenlenen Çocuk Şenliği ile farklı ülkelerden çocuklar Türkiye’de buluşmaya başladı.
1980 yılında ise bayramın adı “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak değiştirildi.
Bugün Türkiye, çocuklara adanmış milli bayramı olan nadir ülkelerden biri. Dünyanın farklı bölgelerinde, özellikle savaş ve krizlerin etkilediği coğrafyalarda çocukların yaşadığı zorluklar düşünüldüğünde, 23 Nisan yalnızca ulusal değil, evrensel bir anlam da taşıyor.