Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’dan AKP’ye hadisli Akbelen yanıtı: Bu mu muhafazakarlığınız?
Muğla’nın Milas ilçesinde bulunan Akbelen Ormanları’nda uzun süredir devam eden çevre mücadelesi, son gelişmelerle birlikte yeniden Türkiye gündeminin üst sıralarına taşındı. Bölgedeki ağaç kesimlerinin hız kazanması, kamuoyunda “rant odaklı talan” eleştirilerini beraberinde getirirken, alınan idari kararlar ve gözaltı süreçleri tartışmaları daha da alevlendirdi.

CUMHURBAŞKANLIĞI KARARI TEPKİ ÇEKTİ
Akbelen Ormanları’nın bulunduğu sahaya ilişkin alınan Cumhurbaşkanlığı kararıyla birlikte, bölgedeki madencilik faaliyetlerinin önünün açıldığı öne sürüldü. Kararın ardından hızlanan ağaç kesimleri, çevreciler ve bölge halkı tarafından tepkiyle karşılandı. Eleştirilerde, doğal yaşam alanlarının geri dönüşü olmayan şekilde zarar gördüğü ve kamu yararı yerine ekonomik çıkarların önceliklendirildiği vurgulandı.

PROTESTOLAR VE GÖZALTILAR
Bölgede süren kesim çalışmalarına karşı çıkan çevre aktivistleri ve yurttaşlar, günlerdir nöbet eylemlerini sürdürüyor. Güvenlik güçlerinin müdahalesiyle zaman zaman gerginlik yaşanırken, çok sayıda kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Bu süreçte dikkat çeken isimlerden biri olan Esra Işık’ın tutuklanması, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Işık’ın tutuklanması, ifade özgürlüğü ve çevre hakkı bağlamında tartışmalara neden oldu.

“DOĞA TAHRİBATI DERİNLEŞİYOR” ELEŞTİRİSİ
Çevre örgütleri ve sivil toplum temsilcileri, Akbelen’de yaşananların yalnızca yerel bir çevre meselesi olmadığını, Türkiye genelinde doğa koruma politikalarının geldiği noktayı gözler önüne serdiğini savunuyor. Yapılan açıklamalarda, orman ekosisteminin zarar gördüğü, bölgedeki biyolojik çeşitliliğin tehdit altında olduğu ve su kaynaklarının risk altına girdiği ifade ediliyor.

ÜMİT ÖZDAĞ AKBELEN’DE
Bölgede yaşanan gelişmeler yakından takip edilirken, siyasi isimlerden de konuya ilişkin açıklamaların gelmesi bekleniyor. Bu kapsamda, Akbelen’i ziyaret eden Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ iktidara tepki gösterdi.
Özdağ, “Burası AKP iktidarının yerli ve yabancı maden şirketlerine Türk vatanını 19. Yüzyıldaki Avrupalıların Afrika’da kullandığı yöntemlerle sömürtmesine benzeyen politikalarına karşı direnişin sembolü olmuştur” dedi.

AKP’YE HADİSLİ HATIRLATMA!
“Vatan toprağı değil adeta gayrimenkul gibi görülen ve daha fazla nasıl para kazanırız diye düşünerek çevreyi nesiller boyunca yok edecek işlere imza atılıyor” ifadelerini kullanan Ümit Özdağ, peygamberimiz Hz. Muhammed’in hadisini hatırlatarak, “Bu mu sizin muhafazakarlığınız. Yarın kıyamet kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikin diyor. Siz asırlık ağaçları söküyorsunuz. Ne uğruna? Madenmiş. Özetle bu kabul edilebilir değil. Biz de buradayız. Vatan toprağı savunması sevgili Akbelenlilerin yanındayız” dedi.

Özdağ sözlerine şöyle devam etti:
Bu olaylar çıkmadan, büyümeden gelmiştim yıllar önce. Sonra tekrar geldim, tekrar geldim. Bu dördüncü gelişim buraya. Benim dışında arkadaşlarımız geldiler, gelmeye devam edecekler. Özetle bu mücadele sadece Akbelen mücadelesi değil, bu mücadele Türk vatanını savunma mücadelesidir. Vatan madenden ibaret değildir.
Esra Işık’ın tutuklanması hakkındaki soruya da Silivri’de yaşadığı bir olayla yanıt veren Özdağ şunları söyledi:
Bağımsız yargı bütün konuları soruşturacak. Sayıştay bütün harcamaları inceleyecek, mahkemeler, MASAK bütün dosyaları inceleyecek. Zannediyorlarsa ki hukuksuzluklar bazılarının yanına kalır, hayır, Türkiye muz Cumhuriyeti değil ve bizim 4 bin senelik bir devlet geleneğimiz var ve Türk devleti asla unutmaz arkadaşlar. Zamanı geldiğinde defterler açılır ve hukuk önünde sorular sorulur, cevaplar da alınır. Arkadaşlar, ben Silivri’de 9 nolu cezaevinde kalıyordum. 9 nolu cezaevi aslında teröristler için inşa edilmiş, organize suç örgütleri için inşa edilmiş. Ya 3 kişi bir arada kalıyorsunuz ya tek başına kalıyorsunuz. Yani öyle çoklu koğuşlar yok. Hatta orada çoğu kez 3 kişilik koğuşlarda bile tek başına kalıyorsunuz. Her koğuşun bir de avlusu var.
“HUKUKSUZLUK KİMSENİN YANINA KALMIYOR”
Bir kişilik olanın avlusu daha küçük, 3 kişilik daha büyük. Sabah 8.30’da geliyorlar, infaz memurları 8’i çeyrek geçe gece tam. Kapıyı açıyorlar ve siz akşam 8.30’a kadar dışarıyı kullanabiliyorsunuz, o küçük avluyu. Bir gün yine avukat geldi, avukatla görüşmeye giderken baktım, koridorun karşısındaki avlunun kapısı kilitli. Halbuki açık olması gerekir. Ben de sordum, dedim ki ya bu kim mahkum ki içeride kapısı bu saatte günün ortasında kilitli, neden çıkartmıyorsunuz adamı? Dediler ki oradaki kişi müebbet hapis mahkumu. Müebbet hapse mahkum olanlar ancak günde 3 saat avluyu kullanabilirler. Ben de sordum. Peki kim var içeride müebbet hapse mahkum olan? FETÖ’cü bir emniyet müdürüymüş.
Arkadaşlar, 2006-2016 arasında 10 sene millete zulüm yaptılar, kumpaslar kurdular, kendi meslektaşlarına kumpaslar kurdular, Türk ordusuna kumpaslar kurdular. Sonra darbe girişiminde bulundular. Şimdi 3 saat dışarı çıkabiliyorlar. Yani hiç kimsenin yanına kalmıyor hukuksuzluk. Bundan sonra da hukuksuzluk kimsenin yanına kalmayacak. Hiçbir hukuksuz düzen ebediyen sürmüyor. Bir gün adaletin önüne herkes çıkıyor. Bakın bugünlerde de eski Tunceli Valisi adaletin karşısına çıktı. Kaçış kurtuluş yok. Onun için Akbelen’de de İliç’te de Kayseri Develi’de de vatan savunması verilen her yerde adalet sonunda tecelli edecek. Mesele bu süre mümkün olduğunca vatan için ve bu vatan savunması yapan insanlar için hasarsız, zararsız geçsin. Tamamen geçmesi mümkün değil çünkü bu bir mücadele.
“BU BİREYSEL MÜCADELE DEĞİL”
Ama mümkün olduğunca kamuoyu desteği arkadaşlarımızın arkasında varlığını hissettirsin ki onlar sadece kendi için mücadele etmiyorlar. Bu bireysel bir mücadele olsa, kendilerine yapılan teklifler var. Ben bu teklifi biliyorum. O teklifleri kabul ederler ve hayatlarını yaşamaya devam ederler. Burada yaptıkları mücadele bütün millet adına bir mücadele ve biz de bu mücadeleye destek vererek yalnız olmadıklarını tekrar tekrar göstermeliyiz, onlara güç vermeliyiz diye düşünüyorum.