Türkiye’nin güçlü tarımsal üretim kapasitesinin yalnızca ekonomik değer üretmekle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda sosyal dayanışma ve yoksullukla mücadelede de önemli bir rol oynayabileceği ortaya kondu. İlim Kültür Eğitim Vakfı (İLKE) ve İslam İktisadi Araştırma Merkezi (İKAM) tarafından hazırlanan “Türkiye’de Öşür Potansiyeli ve Yoksulluk: Bölgesel Bir İnceleme” başlıklı araştırma raporu, tarım ürünlerinden elde edilen öşürün mevcut ve potansiyel etkisini kapsamlı şekilde analiz etti.
Raporda, İslam’da tarımsal üretimin zekâtı olarak kabul edilen öşrün fıkhi temelleri ve tarihsel gelişimi ele alınırken, bu uygulamanın geçmişte sosyal adaletin sağlanmasında önemli bir araç olduğu vurgulandı. Günümüzde ise öşrün bireysel bir ibadet olarak sürdürüldüğü, ancak sahip olduğu ekonomik ve sosyal potansiyelin yeterince değerlendirilemediği tespiti yapıldı.

Araştırma kapsamında Türkiye’de tarımsal üretimin bölgesel dağılımı incelenerek, il ve bölge bazında öşür potansiyeli hesaplandı. Geliştirilen yöntemsel çerçeve ile farklı ürün grupları ve üretim hacimleri üzerinden yapılan analizlerde, öşürün önemli bir kaynak büyüklüğüne ulaşabileceği belirlendi.
Raporda ayrıca, ortaya çıkan öşür potansiyelinin farklı yoksulluk sınırları çerçevesinde ne ölçüde bir kaynak açığını karşılayabileceği de değerlendirildi. Bulgular, etkin ve organize bir mekanizma ile öşürün, yoksullukla mücadelede tamamlayıcı bir rol üstlenebileceğine işaret etti.
Çalışmada öşrün yalnızca dini bir yükümlülük değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir araç olduğuna dikkat çekilerek, kamu politikaları ve sosyal yardım sistemleriyle entegre edilmesi halinde sosyal refahın artırılmasına katkı sağlayabileceği ifade edildi.
Araştırma, Türkiye’de öşür kurumunun daha sistematik ve kurumsal bir yaklaşımla ele alınması durumunda, hem gelir dağılımının iyileştirilmesine hem de ihtiyaç sahiplerinin desteklenmesine önemli katkılar sunabileceğini ortaya koyuyor.