İyi Parti’nin 5. Olağanüstü Kurultay’ında genel başkan adayı olan Mehmet Tolga Akalın, partisinin kuruluş amaçlarından uzaklaştığını ifade ederek istifa ettiğini duyurdu. Akalın, “Milliyetçileri marjinal alanda istihdam edip Erdoğan’a düz ovada engelsiz siyaset yolunu açan siyaset tarzını şiddetle reddediyorum. ‘Terörsüz Türkiye’ tahterevallisinde ancak cesedini çiğneten ‘piyade milliyetçiliği’ bizim kaderimiz değildir” dedi.
İyi Parti’nin 27 Nisan 2024 tarihinde gerçekleşen 5. Olağanüstü Kurultayı’nda genel başkan adayı olan Mehmet Tolga Akalın, partisinden istifa etti.
“Partimizi kuruluş iddia ve hedeflerinin çok uzağına düşürmüştür”
Akalın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
“Türkiye
Cumhuriyeti, milletimizin tarih içindeki büyük yürüyüşünün muhteşem
eseridir. Bu eser, milletin derunundan gelen büyük ruhun var ettiği
devletimizin kimliğinde ebedi varlığını temsil eder. Bizler bu ruhun, bu
kimliğin, bu muhteşem maceranın aşıkları, sevdalıları ve mensuplarıyız.
Bu inançla yetiştik, milletimizin bendeleri olduk. Bu inancın ve vazife
anlayışının bir ürünü olarak demokrasi tarihimizin sahnesinde yer almış
olan İYİ Parti, Erdoğan iktidarının bozduğu devlet düzenini ve
zedelediği millet birliğini, Cumhuriyet’in kurucu değerleri üzerinden
restore ederek ve geliştirerek yeniden tesis edebilmek için kurulmuştur.
İYİ Parti, her türlü engellemeye rağmen, Türk siyasi tarihinin gördüğü
ve iki yıl süren en muazzam politik mücadelelerden biri sonucunda
kurulmuştur. İYİ Parti, süreçte büyük emek sahibi binin üzerinde Türk
milliyetçisinin oluru ve Türkiye’nin yurtsever, demokrat ve muhafazakar
insanlarının katkıları ile kurulmuştur. İYİ Parti, AKP ile CHP arasına
sıkışan Türk siyasetine, Türk milliyetçilerinin bir iktidar yolu, bir
üçüncü yol açma iradesi sonucu kurulmuştur. Kurulduğu tarihten itibaren
Erdoğan’ın baskın ilk erken seçimine ve YSK üzerinden seçime girememe
tehdidine muhatap kalan parti üst yönetimimiz 2018 yılında bu baskıya,
2023 yılında da altılı masanın baskısına direnemediği için partimizin
kuruluş iddia ve hedeflerinin çok uzağına düşürmüştür. Yeniden ayağa
kalkabilmemiz için büyük bir umut olan 27 Nisan 2024 tarihli olağanüstü
kongremizden bugüne kadar geçen yaklaşık iki yıllık süre içerisinde de
parti üst yönetimini, asgari nezaket zaaflarına rağmen, partimizi
yeniden kuruluş eksenine oturtacaklarına ve hedeflerine taşıyacaklarına
dair umudum sebebiyle koşulsuz ve açıkça destekledim.
“Şantajcıyı tekrar baş tacı ederek partimizde yeniden bir cam tavan oluşmasına müsaade etmek de anlaşılabilir değildir”
Bugün
geldiğimiz noktada Sayın Genel Başkan ile kasım ayından itibaren
yaşanan bazı politik gelişmeler karşısında alınması gereken tavırlar
konusunda aylardır derinleşen fikir ayrılıklarımız olduğunu görmekteyim.
Başka partilere yapılan şantajı dert edinip kendisine yapılan şantaja
karşı sessiz kalmak doğru değildir. Üstelik, şantajcıyı tekrar baş tacı
ederek partimizde yeniden bir cam tavan oluşmasına müsaade etmek de
anlaşılabilir değildir. ‘İhanet hariç herkesle görüşürüz’ diyen üst
yönetim anlayışımız, Türklüğün anayasal hakimiyeti kapsamında Öcalan/DEM
ile aynı görüş ve dile sahip olan partiler ile derin istikşafi
görüşmeler yaparak ‘ortaklaşma alanları’ belirlemekten çekinmemektedir.
Diğer yandan, ihanetin karşısında dimdik duran partilere aylardır
mütekabil nezaket ziyareti yapılmamasının, partimizin yeni rotasının
izlerini gösterdiğini de üzülerek görmekteyim. Bilinir ki bazen insanın
yapmadıkları ne yapmak istediğinin en açık göstergesidir. Diğer yandan,
yıllardır AKP ile CHP arasında kurulan tahterevalli düzeninin bir
benzerinin son dönemde MHP ile İYİ Parti arasında inşa edilme çabalarını
da görüyorum.
“Erdoğan’a düz ovada engelsiz siyaset yolunu açan siyaset tarzını reddediyorum”
Bu,
milliyetçileri marjinal alanda istihdam edip Erdoğan’a düz ovada
engelsiz siyaset yolunu açan siyaset tarzını şiddetle reddediyorum.
‘Terörsüz Türkiye’ tahterevallisinde ancak cesedini çiğneten ‘piyade
milliyetçiliği’ bizim kaderimiz değildir. Nihayetinde Türk
milliyetçiliğinin mal, konvansiyonel dönem siyasetçilerimizin tüccar
olduğu bu majestelerinin milliyetçilik anlayışının yıkılması ve sivil,
demokratik milliyetçiliğin önünün açılması mutlak bir gerekliliktir. Tüm
bu ve benzeri durumlar karşısında uzun süreli bir iç politik mücadele
başlatmak bir seçenek olmakla birlikte, sonuçta bunun kazananlarının,
partinin kuruluş hikayesi ve mücadelesinde olmayan, kariyeri planlanmış
birkaç siyasetçi olabileceği de aşikardır. Kaldı ki maziye olan hürmet,
dostlukları muhafaza mesuliyeti ve müşterek binlerce partili
arkadaşlarımızın incinme ihtimali de beni böyle bir mücadeleye girmekten
men etmektedir. Diğer yandan, uğrunda milletimize ve arkadaşlarımıza
karşı kefil olduğumuz büyük bir hikâyenin ve iddianın öksüz kalmasına
sessiz kalabilmek de mümkün değildir. Bu koşullar altında hem siyasi
iddiamızı hem de dostluklarımızı muhafaza etmek için uzun yıllardır
mücadele arkadaşlarımız ile birlikte bir evlat gibi büyüttüğümüz İYİ
Parti ile hukuki bağımı kesmekten başka bir yol kalmadığını üzülerek
ifade etmek istiyorum.
“Mücadele arkadaşımın henüz helalliğini istemiyorum”
Cumhuriyetimizin
kurucu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Egemenlik kayıtsız ve
şartsız milletindir. Bu ilke, Cumhuriyet’in ruhudur ve bu ruhu yaşatmak
her Türk evladının en mukaddes vazifesidir.’ ifadeleri, bizlerin siyasi
mücadelesinin referansı ve özetidir. Tanıyanlar bilir ki bütün bir
siyasi yaşamım; Türk milletinin özgürlüğünün ve egemenliğinin
coğrafyamızda ilelebet hâkim olabilmesi için, Cumhuriyet’i kuran Türk
milliyetçiliği fikrinin ve ona bağlı kadroların Cumhuriyet’in ikinci
yüzyılında ülkeyi yeniden yönetmesinin bir ihtiyaç olduğu inancına
adanmıştır. İnanıyorum ki bundan sonra da böyle olacaktır. Bugün hiçbir
mücadele arkadaşımın henüz helalliğini istemiyorum. Çünkü biliyorum ki
bir gün dereler ırmaklara, ırmaklar nehirlere ve nehirler de okyanuslara
kavuşacak ve bizim hikâyemiz asla yarım kalmayacaktır. Önümüzdeki
seçimde sadece yeni bir Cumhurbaşkanı ve hükümet seçmeyeceğiz; aynı
zamanda yeni bir gelecek de seçeceğiz. Bu Cumhurbaşkanı ve hükümet
geçmiştir; biz birlikte yeni bir gelecek inşa edeceğiz.”
KİMLER AYRILDI, NEREYE GİTTİ
Genel seçimlerin ardından
geçen sürede İYİ Parti grubunda tam bir “siyasi trafik” yaşandı. 44
vekille başlayan süreçte 15 isim partiden koptu.
İşte o isimlerin yeni adresleri:
AKP’ye
geçenler: İdris Nebi Hatipoğlu (Eskişehir), Seyithan İzsiz (İstanbul),
Ahmet Ersagun Yücel, (İstanbul) Ünal Karaman (Konya), Salim Ensarioğlu
(Diyarbakır), Kürşad Zorlu (Ankara) ve Dursun Ataş (Kayseri)
CHP’ye
geçenler: Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu (İstanbul), Nimet Özdemir
(İstanbul), Ümit Özlale (İzmir), Bilal Bilici (Adana) ve Adnan Beker
(Ankara).
Bağımsız Kalanlar: Koray Aydın (Ankara).
A TAKIMI DA İSTİFA ETTİ
Partinin
karar mekanizması olan Başkanlık Divanı da bu süreçte ağır darbe aldı.
Sadece milletvekilleri değil, partinin kamuoyundaki yüzü olan pek çok
Genel Başkan Yardımcısı görevlerinden ve partilerinden ayrıldı:
Bilge Yılmaz: Ekonomi Politikaları Başkanlığı’ndan yerel seçim başarısızlığı sonrası sert bir açıklamayla ayrıldı.
Ece Güner: Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı iken ittifak stratejisine tepki göstererek istifasını sundu.
Kürşad Zorlu: Parti Sözcülüğü ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinin ardından siyasi hayatına AKP’de devam etme kararı aldı.
Ahmet Ersagun Yücel: Siyasi İşler Başkanlığı görevinden ayrılarak AKP saflarına katıldı.
Alpaslan Yüce:
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Alpaslan Yüce de 25 Kasım 2025’de
“İYİ Parti’nin kuruluşundaki merkez parti olma iddiası, zaman içinde
yerini daha dar, reaksiyoner ve konjonktürel bir siyasal pozisyonlanmaya
bırakmıştır” ifadeleri istifa etti.