İddiam şu yazacağım formülü hayata geçirsinler ekonomi üç ayda düzlüğe çıkar. Yaz aylarına bollukla, neşeyle gireriz. Temmuz ayında asgari ücretliye ara zam veririz. Emekliyi açlıkla boğuşmaktan kurtarırız. Çiftçinin yüzünü güldürürüz.
Biliyorum, bu satırları okuyanlar sen ekonomist değilsin ne anlarsın diyecektir…
Demeyin. Çünkü derin ekonomik krizin sebebi tamamen siyasi!..
Az da olsa ekonomi eğitimi de aldım ama Türkiye’de uzun yıllar gazetecilik yapan kişi enflasyon meselesinden anlar, faizden anlar, terörün her çeşidinden anlar, depremden anlar, trafik kazalarının sebeplerinden anlar, siyasi cinayetlerden anlar, faili meçhul nedir bilir…
Kendimden örnek vereyim. Gazetecilik mesleğine 1979’ da yüzde 56,8 enflasyonla tanışarak başladım. Bir yıl sonra üç haneyi gördük; yüzde 115…
1980’den sonra taa 2004 yılına kadar enflasyon hep yüzde 40/50/70 bandında gezdi durdu. Çalışma hayatımın ilk 24 yılı yüksek enflasyon altında geçti.
1994’te Tansu Çiller’in ‘ekonomiyi en iyi ben bilirim’ saplantısı nedeniyle ülke ekonomik krize girdi. Çünkü bilmiyordu. Onun sayesinde yüzde 125,5 enflasyonu da görmüş olduk...
(Parantez açmam zorunluluk oldu. 125 enflasyonda bile hayat bu kadar pahalı değildi. Yüzde 125 enflasyonda bile bu kadar yoksulluk yoktu. İnsanlar en azından sebze meyve alabiliyordu. Çocuğunun cebine harçlık koyabiliyordu. O günleri yaşayanların hayatımızda böyle pahalılık görmedik demeleri bundan. Parantezi kapattım)
2001 krizinde enflasyon yüzde 68,5’ti. Kemal Derviş ve IMF bir dizi reform önerdi, O günkü DSP/MHP/ANAP koalisyonu harfiyen uyguladı enflasyon bir yılda yüzde 29’a indi. 2004’te tek haneye…
AKP böyle bir Türkiye devraldı. Tek haneyi enflasyon yüzde 7’ler yüzde 8’ler seviyesinde tam 10 yıl sürdü. 2018 yılında tek adam rejiminin ilk uygulamalarıyla yüzde 10’larda olan enflasyon yüzde 20’ye fırladı…
Bir daha iflah olmadı…
Sekiz yıldır ekonomik krizdeyiz… Son 5 yıldır çok yüksek enflasyonla yaşıyoruz…
2014/2015 yıllarını hatırlayanlar nerde o günler diye özlemle hatırlıyor. 2004’ler ise Türkiye’nin altın yıllarıydı. Siyaset ekonomiye karışamıyordu, her alanda bağımsız kurullar vardı, Avrupa Birliği ’ne girmek gibi bir hedef vardı.
Enflasyon belasıyla tanışıklığım çok eskilere dayanıyor. Kötü günlerini de gördüm iyi günlerini de…
O günler mazide kaldı, gelelim günümüze…
Ekonomistler kurtuluş reçetesi yazıyor. Bir gazete altı maddelik önerisini kapaktan tam sayfa döşenmiş… Faiz yüzde 10’a indirilmeli ama aynı zamanda kur tutulmalıymış. Erdoğan aynı gazetenin önerisiyle bu formülü 2021 yılında denedi ekonomi tepetaklak gitti.
Bedelini hala ödüyoruz…
Bir başka önerisi de zincir marketlerin alanlarının yüzde 15’ni devlete ayırmalarıydı. Devlet üreticiden aldığı malı markete kendi getirerek tüketiciye ucuza satmalıymış… Adı Cumhur Marketi olmalıymış. Neden Millet Marketi değil?
Ne diyeyim öneri afaki…
Bir tek akaryakıttan ÖTV alınmasın KDV oranı indirilsin önerisini tuttum. Gerisi boş!…
Dedim ya mesele ekonomik değil, bu yüzden ekonomik önlemlerle çözülmez… Benim enflasyonu düşürme önerilerim siyasi olacak…
BİR: Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Merkez Bankası yeniden bağımsızlığına kavuşturulacak. Biliyorsunuz 2001 krizinde IMF’in ilk talebi buydu. Üçlü koalisyon anında yerine getirdi.
İKİ: Sermaye piyasası gibi, rekabet kurulu gibi, BDDK gibi, Enerji Piyasası Düzenleme kurumu gibi, Kamu İhale kurumu gibi kurullar gerçekten bağımsız olacak. Siyasi aktörlerden tamamen temizlenecek. Siyasetin gölgesinden çıkarılacak. Bu kurullar da 2001’de IMF’in isteğiyle kurulmuştu.
ÜÇ: Cumhurbaşkanı Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı bırakacak.
DÖRT: Kamu Bankaları (Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank) Varlık Fonu’ndan çıkarılacak. Yönetim Kurulları finanstan anlayan liyakatli kişilerden oluşturulacak…
BEŞ: Varlık Fonu Sayıştay’ın denetimine tamamen açılacak. Veya Varlık Fonu’nun varlığına son verilecek.
ALTI: Meclis’te kurulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun; ‘hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak, tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir.’ önerisine harfiyen uyulacak…
Yani AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları hemen uygulanacak. Tutuklama ilk hamle değil son çare olacak. Tutuksuz yargılanma esas olacak. Kaçma şüphesi kılıfıyla tutuklanan belediye başkanları tahliye edilecek, tutuksuz yargılanacaklar.
YEDİ: Terörsüz Türkiye süreci hızlandırılacak. Yasal düzenlemeler ile silah yakma ve eve dönüşler eş zamanlı yürütülecek… Meclis Başkanı’nın bisiklet modeli önerisi hayata geçirilecek…
Yedinci madde hariç diğerlerinin bugünden yarına olması için hiçbir engel yok. Cumhurbaşkanı karar versin anında hayata geçer.
Daha hızlı ve kesin çözüm isteniyorsa Cumhurbaşkanı AKP Genel Başkanlığı’ndan ayrılacak…
Bu ne getirir?
Parti devleti görüntüsü ortadan kalkar…
Devlet Başkanı’nın içinde olduğu günlük siyasi tartışmalar biter. Tansiyon düşer…
Valiler Cumhurbaşkanı’nın temsil ettikleri için AKP ‘ye hizmet ediyorlar yaftasından kurtulurlar.
Cumhurbaşkanı partiler üstü konuma geçeceği için büyük meseleler de daha etkin, tarafsız, yönlendirici zaman zaman hakem rolü üslenir…
Bu dediklerin yapılmazsa ne olur diyeceksiniz?
En az üç/beş yıl daha ekonomik krizle boğuşur hayat pahalılığı altında ezilmeye devam ederiz…