DOLAR 17,2272 1.48%
EURO 17,5706 0.55%
ALTIN 978,291,63
BITCOIN 3480135,40%
Ankara
26°

AÇIK

Yunanistan’la sorunları askeri karşılıkla çözebiliriz

Yunanistan’la sorunları askeri karşılıkla çözebiliriz

ABONE OL
31 Ağustos 2020 14:39
Yunanistan’la sorunları askeri karşılıkla çözebiliriz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

28 Ağustos günü 18.30 Akşam haberlerinde KRT TV ekranlarında Doğu Akdeniz‘deki gelişmeleri değerlendirdim. İşte söylediklerim özet olarak;

Yunan D. Akdeniz’i önce sorun alanı sonra da “frozen conflict” haline dönüştürüp moratoryum sürecine sokmak istiyor. Aynı Ege gibi.
Bu mevcut statükonun korunması demek. Yani Ege’de Yunan ihlal ve işgallerinin sürmesi, D.Akdeniz’de ise Türkiye’nin faaliyetlerini durdurması demek.

Son günlerde Almanya, ABD ve AB’den gelen telkinler de bu yöndeYani Yunanın politikasınin önünü açan öneriler telkinler.

Yunan-Rum ikilisinin son 3 yıldır D. Akdeniz’den Avrupa ve Körfez’e kadar uzanan hattaki ülkelerle ikili üçlü ittifak halkaları Türkiye’yi kuşatan bir zincire dönüştü. Son dönemde bu ittifak askeri ittifak görüntüsü vermektedir. Gerçek bir çatışma ortamında bu ülkelerin Yunan-Rum ikilisine fiilen askeri destek verecekler mi soru işareti ama mevcut durumda Türkiye’ye karşı bir ittifak var. Bu durum Türkiye’yi yalnızlaştırmış durumda.
Arabulucu rolündeki Almanya ve ABD‘nin her iki tarafın da D. Akdeniz’de faaliyetlerini durdurmasını istemeleri bile açıkça Yunan tarafını desteklediklerini göstermektedir.
Yunanistan provokasyonlarıyla D. Akdeniz’i kriz bölgesi yapıp Türkiye ile sorunlar zincirine eklemek istiyor.

Yunanın suni kriz girişimi ve ortaya çıkan NAVTEX savaşıyla D. Akdeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölge mücadelesi giderek askerîleşmektedir. MEB’in askerileştirilerek krizin derinleşmesi kimin işine gelir iyi düşünmeliyiz.

Çünkü krizin kronikleşmesi Yunanın işine gelecektir. Aynen Ege’de olduğu gibi. Bu yolla Yunan mevcut durumu müzakere ve diyalog adı altında işgal ve ihlallerinin kanıksanmasını ve sonrasında zımnen kabulünü hayal ediyor.

1820’den buyana olan gelişmeler maalesef Yunanın bu politikasında başarılı olduğunu ve sürekli Türkiye aleyhinde genişlediğini gösteriyor.
Dolayısıyla Yunan ile müzakereyle geri adım atmasını beklemek, işgal ve ihlallerini sona erdireceğini düşünmek yaşanmışların tabiatına uygun değil.

Peki, ne yapılabilir?
Beklenmedik veya Yunan’ın hiç istemediği bir şey yapmalıyız. Bizim önceliğimiz Ege olmalı…Yunanistan bizi Doğu Akdeniz’de oyalıyor. Bizim odaklanmamız gereken noktayı değiştirtiyor, üstünü örtüyor. Biz, ta 70’li yıllardan buyana Ege ve D. Akdeniz kıta Sahanlığı sınırlarımızı deklere ettik. En son 2014, 2019, 2020’de Doğu Akdeniz’deki Kıta Sahanlığı koordinatlarını BM’ye bildirdik yani uluslararası alanda duyurduk.

MEB ilanına da gerek yok şu aşamada, yani öncelikli değil. Çünkü D. Akdeniz’deki sismik araştırma ve sondajlarımızı zaten kıta sahanlığı hakkımız üzerinden gerçekleştiriyoruz. Zaten konuyu MEB üzerinden ele almak Yunanın işine geliyor Çünkü 82 sözlenmesindeki hükümleri kendi lehinde yorumlayıp adaların da MEB’i var dayatması yapıyor. Yunanın beklemediği bir şey yapıp Ege’nin konuşulmasını sağlamalıyız. Yunan, Ege’nin konuşulmasını istemiyor. O zaman Yunanistan’ın anlaşmalara aykırı silahlandırıp anlaşmayı ihlal ettiği adaları silahsızlandırması ve işgal ettiği adaları terk etmesi için süre verip süre içinde gereğini yapmazsak askeri müdahalede bulunulacağını tüm dünyaya ilan etmeliyiz.

İhlal ve işgalin müzakere edilecek bir tarafı yok. Karşı taraf askeri hamlelerle fiili durum yarattı. Bunu ancak askeri karşılıkla çözebiliriz. 1820’den bu yana hangi müzakerelerle sorun çözüldü. Hiçbiri! Hepsi Yunanistan lehinde kaldı. Ama Yunan’ı 4 kere durdurduk veya geri adım attırdık. Askeri karşılık. İstiklal Savaşı’nda işgal ettiler denize döktük. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’yla Kıbrıs’ın elden çıkmasını önledik. KKTC’yi kurduk. 1995’te “Karasularını 6 mil üzerine çıkarırsan savaş nedeni olur” dedik onu yapamadı. 1996’da Kardak’ta askeri karşılık verdik Kardak’ı terk etti…. Bunun haricinde Yunan’ın Balkan savaşları esnasındakiler dahil Ege’deki işgallerine karşılık verilmeyince sadece diplomatik uyarılar yapınca işgal ettiği her yer Yunan’ın elinde kaldı.
Yani mütekabiliyet esas. Hem diplomasi de hem de askeri alanda. Ama artık bunu daha sert ve tavizsiz ve bir zaman dilimine yerleştirilmiş şekilde yapmak gerekiyor.
Yukarıda söylediklerimde bu ikisinin karışımı…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.