Tarikat-Cemaat Kuşatması

Tarikat-Cemaat Kuşatması

ABONE OL
22 Ocak 2022 12:17
Tarikat-Cemaat Kuşatması
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Elazığ’da, Tıp Fakültesi 2. Sınıf öğrencisi Enes Kara adındaki bir gencimiz Nurcuların organize ettiği bir evde, Nurculuğun baskısına dayanamayarak hayatına son verdi.

Enes Kara tarikat-cemaat saplantısının ne ilk kurbanıdır ne de son kurbanı olacak. Türkiye’nin insanları, yöneticileri, sivil ve resmî kurumları bu kafayla gittikleri sürece, Türkiye’deki tarikat ve cemaatler  daha birçok insanın hayatını sonlandıracak. Esasen tarikat ve cemaatler sırf canımızı almakla kalmıyorlar; akıl, iman, ahlak, ekonomi gibi diğer değerlerimizi de alıp götürüyorlar.

Bizi bu çıkmazdan kurtaracak olan nedir? Güdümsüz düşünce, objektif bilgi, devletin eğitim-öğretim sistemi, dinî kurumlarımız (İmam-Hatipler ve İlahiyatlar, Diyanet’in merkezden tüm yerleşim birimlerine kadarki örgüt ve elemanları), iktidar ve muhalefetiyle tüm siyasî kuruluşlar, tüm basın-yayın organlarıdır. Bu kesimler bu kurtarma görevini yapıyorlar mı? Hayır, tam aksine, aydınlatma ve kurtarma görevi olan bu kesimler bizi çıkmaza yahut bataklığı itiyorlar. Şöyle ki:

İmam-Hatip ve İlahiyatlar-çoğunlukla-akıl ve bilim dışı özellikleriyle tarikat ve cemaatlere dur diyemiyorlar. Diyanet’in örgüt ve elemanları, değişik nedenlerle, İslamiyet’in saf (arı duru) yapısını anlatmıyorlar. Türkiye’nin Atatürk’ten sonraki siyasileri (ağırlıklı olarak sağ-milliyetçi-dindar denilen) inancı siyasî emellerine alet ederek tarikat-cemaat tiyatrosunun oyunculuğunu yapıyorlar. Basın-yayın organlarının çoğu tarikat-cemaat kesimlerinin borazanı olduğu için sürekli tarikat-cemaat ıslığı çalıyorlar. Öyle ise biz bu kuşatmadan nasıl kurtulacağız? Kendi irademizle, korkusuz davranarak kurtulacağız.

Birkaç gündür, insanları uyutmak, tarikat-cemaat çirkefliğini “iyi” göstermek için öylesi seviyesiz ve utanç verici konuşmalar yapılıyor ki, kızmamak elde değil. Enes’in babasının sözleri insana bir mecnunu, namludan çıkmış bir kör kurşunu hatırlatıyor. Bir AKP’liye göre suçlu dış güçler. Hasan Öztürk denen adam, aklı sıra finalde gol attı: “Tekke ve Zaviyeler açılsın.” İktidarın üst düzeydeki sessizliği tarikat ve cemaatlere: “Ben sizi bırakmıyorum, siz de beni bırakmayın” demektir.

Mustafa Kemal Atatürk 1925’te tekke ve zaviyeleri kapattırmış, çağdaş ve laik bir eğitim sistemiyle Türkleri dünyanın hatırı sayılır bir ulusu yapmıştı. T.C. örneğini takip edemeyen Ortadoğu, Asya ve Afrika ülkeleri eğitim-öğretimde, bilim ve teknolojide çağa ayak uydurmadıkları için geri kalmışlar, sömürgeci ülkeler bu gerilikten yararlanarak, fırsatını buldukça onlardı din-mezhep, tarikat-cemaat ayağıyla perişan etmişti. Afganistan, Mısır, Irak, Suriye gibi ülkelerdeki gerilik, acı ve bölünmelerin temelinde bu var. Türkiye’nin şu kravatlı, takım elbiseli ve dindar görünümlü aydınlarına bakın, bizi hala “İslam, din ve vicdan hürriyeti” sloganlarıyla köleliğe, kula kul olmaya çağırıyorlar.

Öyle ise, benim oğlum intihar etmesin, benim kızım cariye olmasın, benim neslim sürüleşmesin diyen her ana ve baba, esasta dinin kurallarına ters düşen şu tarikat-cemaat baronlarına karşı duracaklar. Bu, genelde bir insanlık, özelde bir İslamlık (Müslümanlık) borcudur.

Konuyu kapatmadan önce bugüne kadar bize: “Ne varmış bu tarikat ve cemaatlerde? Allah diyorlar. Tarikat-cemaat karşıtlığı din düşmanlığıdır” açıklamalarıyla kara propaganda yapan insanlara kanmamak için Kuran’dan kısa alıntılar yapayım.

“(Rabbimiz!) Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet.” (Fatiha: 5-6)

“..O Allah’ın her şeye gücü yeter.” (Âl-i İmran: 189)

“…Parçalanıp ayrılmayın..” (Âl-i İmran: 103)

Bu ayetler bizim şeyh, üstat, hazret kılıklı kişilere kapılmadan Müslüman olmamızı istiyor. Öyle ise biz Müslüman olmak için niye birilerinin kapısındayız, niye birlik ve dirliğimizi bozuyoruz? Bu ve buna benzer yüzlerce ayet bize gösteriyor ki, çevremizdeki tarikat-cemaat kuşatması bir düşman kuşatmasından daha tehlikelidir. Bu kuşatmanın esiri/tutsağı olmak günah ve ayıp, bu kuşatmayı kırmak sevap ve onurdur.

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.