DOLAR 16,3740 1.79%
EURO 17,4872 0.91%
ALTIN 972,120,62
BITCOIN 4842962,52%
Ankara
21°

AZ BULUTLU

Kürtlere biçilen gömlek

Kürtlere biçilen gömlek

ABONE OL
29 Ocak 2022 14:25
Kürtlere biçilen gömlek
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mehmet Bayrak’ın “Osmanlı’da Kürt Kadını” kitabı kötü bir propaganda kitabı. O kadar ki kitapta “Kürt kadınlarının dansı” diye sunulan resimde bir erkek dans ediyor. (Sf. 78) Çoğu homoseksüel İngiliz ajanlarının bir fantezisi de bu muydu, diye düşünüyor insan. Batılıların kafasındaki Kürt kadını, kendi oryantalist fantezilerine uygun bir kadındır. 1943 tarihli bir albümün bir Ermeni tarafından aktarılarak 1987’de Paris’te basılan bir kitaptan alınan bir başka resim: Bir çadırda yalnız başına bir Kürt kadını ile M. Belin birlikte çizilmiş. (Sf. 103). Kitapta anılan çoğu kadın Kürt veya Müslüman değil, Batılıların hayal ettiği “Gayrimüslim Kürt Kadını“dır. (Sf. 102) “Asuri Kadın” (Sf. 101) “Süryani Kız”dır. (Sf. 77) “Ermeni Papazı ve Kürt kadınları” (Sf. 76) Bu fantezinin arkasında Batılının kolayca yararlanabileceği bir Kürt kadını yatmaktadır: Göğsü açık, çadırda Hıristiyan bir misafir kabul eden, dans eden… ve Batılıların emelleri için savaşan Kürt kadını! Yazara şöyle bir görev verilmiş sanki: “Eldeki malzemeleri kullan, gerilla için ‘Kahraman Kürt kadını’ tipi oluştur!” Hal böyle olunca sapla saman birbirine karıştırılmış. Önce Kırım Harbi’ne katılmak için aşiretiyle İstanbul’a gelen kahraman Osmanlı katunu Kara Fatma, ayrı bir bölüm olarak, biraz da gereksiz tekrarlarla işlenmiş. Kadınlarının savaşçılığı dolayısıyla Amazon resimlerine (sf. 108) Perslerle savaşan Kürt kadını resimlerine yer verilmiş.(sf. 72) Yazar sonunda baklayı ağzından çıkarmış ve niçin “Arkasına Kürtleri takıp savaşa giden, Batılı bir Kürt Kadını tipi” için çalıştığını ifşa etmiş: Batılıların istediği bu bu kadın tipine örnek diye kadıngerilla, politikacı ve ana olarak Leyla Zana’yı göstermiş. (Sf. 87) Leyla Zana, Osmanlı döneminde yaşamamıştı, dolayısıyla kitapta yeri olmaması gerekirdi ama olsun, maksat gerilla yetiştirmek! Burada şunu sormak gerekir: Bir devlet kendisini yıkmak isteyen terör örgütünü kutsayan bir kitabı nasıl olur da destekler? Hiç mi kültür siyaseti yoktur? Bu ne biçim hamakattır? Bunun suçluları kimlerdir?

Kitapta en çok dikkatimi çeken şey Caf Aşireti lideri Adela Hanım ile İngiliz ajanı Soane ve eşinin fotoğrafları oldu. Ajan Soane, bir fotoğrafın açıklamasında “bir yazar” bir başkasında “diplomat” olarak takdim ediliyor. Kaynaklardan da belli; Soane usta bir istihbaratçı. Onu “birçok kez kabul eden” Adela, ki kitabın bazı yerlerinde Adile denilmiş; Soane ve karısıyla birçok kez buluşuyor. Kitapta bu Adela Hanım aşiret yöneten, örnek, aydın ve modern bir Kürt kadını olarak sunuluyor. Hâlbuki durum açık: Adela bir İngiliz casusuydu, Caf aşireti yöneticisinin yanına onun karısı olarak sokuldu. Günü gelince ortadan kaldırılan ağanın yerine geçen Adela, aşireti bir Kürt kimliğiyle idare etti. Fotoğraflardan belli ki Adela Hanım gayet rahat, kılık kıyafetiyle oturuşuyla tam bir İngiliz’dir. Adela’nın meslektaşı olan bazı İngiliz kadın ajanları Vehhab’ın yanına, Mekke Şerifi’nin oğlunun yanına onların karısı olarak sokulmuşlardır. (Bkz: H.R.H. Prenses Misbah Haydar. Arabesk. Çev. Celal Kapkın, Yaprak Yayınları, İstanbul, 1991, 390 sf.) İngiliz, bir yandan Şerif Hüseyin’i Osmanlı’ya isyan ettirmiş, bir yandan da isyanı bastırmak için İstanbul’dan gönderilen Mekke Emiri’nin oğluna ajanını karı yapmıştır. İngiliz şeytanlıklarından biri de Adile Hanım olarak Caf aşiretine sokulan Adela Hanım’dır. Eh İngiliz casuslarına saygı armağanı olarak hazırlanan bir kitapta da tabii ki onun resimlerine yer verilecekti. İhanetle mi, gafletle mi bu eseri yazdığını bilemediğim yazar, okuyucularının, “Bu Soane kim, o bölgede, bu hanımla defalarca görüşecek ne işi vardı?” diye sormayı akıl edebileceğini düşünememiş.

Mehmet Bayrak’ın yararlandığı ve Kürtleri farklı bir millet olarak takdim eden eserlerin çoğu, ilmi gerçekleri ortaya çıkarmak için değil, acaba bu halkı yakından tanırsak, bu coğrafyadaki emellerimiz için onu nasıl kullanabiliriz? diye düşünülerek yazılmış eserlerdir. Bu konularda çalışma yapacak olan genç araştırmacılar, bu topraklarda doğmuş, meseleleri bilen yazarların güvenilir eserlerine müracaat etmelidir. Ajanların eserlerindeki oryantalist hayalleri değil, gerçekleri yazmalıdır.

Neresine bakarsanız bakın Kitap, kötü bir propaganda kitabı. Kürt kadınını da, Kürtleri de hiçbir şekilde anlatmadığını düşünüyorum. Dış kapağına ve düzenlenişine bakarak fotoğraf albümü olduğunu düşünmeyin. İçindeki metinleri desteklemek için resimli basılmış. Bu yazıda ben sadece kitabın resimlerine baktığımda gördüklerimi paylaştım. Metinler ayrıca ciddi bir şekilde eleştirilmeli. Özellikle din bilginlerimiz metinleri değerlendirirlerse sevineceğim. Zira metinlerde yukarıda belirttiğim gibi Müslüman bir Kürt kadını değil, Hıristiyan’a; Ermeni’ye, Süryani’ye’ Yezidi’ye, Mazdeki’ye benzer bir Kürt inşa edilmeye çalışılmaktadır. Metinlerde adı geçen kaynaklar, dünden bugüne yabancıların içimizde nasıl cirit attıklarını gösteren eserlerdir.

Çok düşündürücü bir husus: Osmanlı ve Türkiye, neden başka devlet ve milletlerle, onların ezilmiş kesimleriyle, içlerinde yaşayan küçük halklarla ilgilenmemiştir? Neden aydınlarını seyyah olarak gönderip rapor istememiştir? Neden yüzlerce, hatta binlerce ajan kendi topraklarında cirit atarken, onlara göz yummuştur. Neden kendi topraklarını yabancı arkeologların(!), botanikçilerin(!)… “araştırma” yapmasına izin vermiştir? Kürtleri neden kendisi incelememiştir de yabancıların incelemesine, onlara soy sop, din, kılık kıyafet ve kültür biçmesine fırsat vermiştir?

Her türlü saçmalığına rağmen, kitabın bir büyük, bir de küçük bir hizmeti var! Kürtler üzerinde çalışan bütün ajanları açığa çıkarması büyük hizmet. PKK mensupları tarafından giyilen ve Kürtlerin milli kıyafeti olarak sunulan tek renkli ucube kıyafetin, Kürt milli giysisi olmadığını bu kitaptaki resimler gösteriyor. Bunlar da bir şeydir. Ayrıca kitapta 52 adet meşhur Kürt kadını listesi verilmiş. 20 bin beyitlik divan ve tarih sahibi bu kadınları neden sadece yabancı ajanlar biliyor da biz(Türkler ve Kürtler) bilmiyoruz merak ettim doğrusu. (Sf.88-91)

Başkalarının üste para vererek bastırması gereken bir kitabı basmakla; kendi bindiğimiz dalı kesiyoruz, Kürtleri Türklerden, Müslümanlardan ayırmaya, onlara Hıristiyan, Mazdekî, olmadı Ateist kimliği giydirmeye çalışan bu kitabın Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklendiğini, satın alınarak kütüphanelere dağıtıldığını biliyorum. Birinci sınıf kâğıda basılmış, ciltli ve renkli resimli kitabı satın alıp “Gelin beni yıkın, bölün, parçalayın!” denilmiş. Hangi vatan haini bu ahmaklığa izin verdiyse ortaya çıkarılmalıdır. 2007’de basıldığına göre, bu tarihten önce veya sonra, aynı şekilde hangi yabancı gizli servislerinin, hangi kitaplarının Kültür ve Turizm Bakanlığınca satın alınarak desteklendiğini de bilmek hakkımızdır, diye düşünüyorum.

“İyi de sana ne bunlardan. Kürtler, ister kendi çabalarıyla buldukları kimliğe, isterlerse yabancılarca kendilerine biçilen bir kimliğe sarılsınlar. Bu kimlikten, kimliği oluşturanların ajan, diplomat, yazar olup olmamasından, Hıristiyan olup olmamasından sana ne?” denilebilir. Bilim öyle demiyor: “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” diyor. Çoğunluğu Müslüman bir halkı Hıristiyan olarak gösteremezsiniz. Elbette Müslüman olmayan Kürtlerle alıp veremediğimiz bir konu yoktur. Her halkın kültürüne saygımız var ama tarihi gerçeklerle oynamak yanlıştır. Hiçbir devlet, bağrında cirit atan ajanlara saygı kitabı hazırlatmaz, buna destekçi olmaz ama bizimki olmuştur. Bu, intihar etmektir. Ne acıdır ki verdiğimiz vergilerle, gözümüzün içine baka baka uyutuluyoruz.

Özetle, “Osmanlı’da Kürt Kadını” kitabı katlanmış bir rezalettir. Bu rezaletin sorumlusu Mehmet Bayrak’ın çıkıp “Kitabı ben yazmadım, hazır geldi, birkaç ilave yaptım, paraya ihtiyacım vardı. Şu zaafımdan dolayı kabul ettim.” veya “Kitabın parasını verdikleri gibi üstüne de T:C.’den para aldım; şu kişiler buna vesile oldu!” derse belki kendisini affettirebilir. Yoksa bu kitap, konu ettiği “Kürt Literatürü“, edebiyatı ve sanatı açısından yüz karasıdır. Aklı başındaki Müslüman Kürtler kitabı dikkatle incelemeli ve bu kitapla Kürtler üzerinde oynanan oyunları açığa çıkarmalıdır.

Kaynak: Kürtlere biçilen gömlek – Arslan Küçükyıldız

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.